Etiketler

Loading...

Tarih

Kategoriler

04 Ocak 2012

Ama Arkadaşlar iyidir: Tabutta Rövaşata (1996)



















Hayata yenik düşmüşlük her daim sinemanın vazgeçilmez unsurudur,bunu anlatmak her sinemacının derdi olmasa da bazılarının derdidir. Bu düşünceyle yola çıkarsak; Hayata tekme atamayanların, bir köşede kalanların, hayatın tekmesini yiyenlerin filmidir "Tabutta Rövaşata’’.    Tabutta Rövaşata bize  “Mahsun” karakteri üzerinden anlatılıyor. “Ah Mahsun Ah” diyerek filmin başlarından itibaren  kendimizi Mahsun karakterinden   alamıyoruz.  Mahsun, Hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen hayata küsmüyor, hayatına devam ediyor, dostlarıyla içiyor, içkisini paylaşıyor, onları seviyor , onlara kazık atmıyor.Tek ihtiyacı geceleri  başını sokacak bir yer. Bulamadığında araba  çalıyor , ısınmak için çaldığı arabaların içinde yatıyor. Hayatın acımasızlığını, vicdansızlığını Mahsun karakterinin yaşayışlarında görüyoruz.

Arkadaşı  " Sarı"  gibi ölmek istemiyor Mahsun. Eski vukuatlarını yapmaya devam ediyor.  İtfaiye, ambülans, İett  otobüsü  çalıyor. Mahsun vicdanlı  bir adam, bu vicdanlı davranışı sonunda hayatın tekmesini yiyor. Bir köpeğe çarptı mı bile ona yardım edecek kadar vicdanlı  bir karakter izliyoruz film boyunca. Derviş Zaim,  Mahsun karakterini öyle yaratmış ki her şeyi Mahsun'da görmemiz kaçınılmaz oluyor. 

Mahsun’un  sokaklarda, inşaat köşelerinde yatmaktan sonra  bir süre kendisine  kalacak bir yer  ayarlanıyor.  Mahsun’u artık ne karakollar kabul ediyor, ne de başka yerler. Falaka yemekten amirler kendisinden bıkmış, bıkmamış insan kalmamıştır.  Mahsun, Kalacak bir yer bulamamaktan araba çalmaya devam ediyor.  Sonrasında Reis kahveciyi ikna ederek  Mahsun'a kalacak yer ayarlıyor.  

Kahvede iki işe birden bakıyor Mahsun. Tuvalet temizliyor, tuvalet bekçiliği yapıyor. Arkadaşlarıyla bir akşam üstü ölen arkadaşı sarı için şarap alıp arkadaşının mezarına gidiyorlar.   Hepsi birlikte içiyor, birlikte ısınıyor, birlikte dertlerini paylaşıyorlar, arkadaşlarının mezarına şarap döküyorlar.  “ Ama arkadaşlar iyidir” sözünün geçerliliği mezar başında şarap içmeleriyle kanıtlanıyor. Bu şarap aslında bu arkadaşlığın ortak noktası, bir hayatın paylaşımı... 

Mahsun bütün hayatın acımasızlığına, yoksulluğuna, yediği sert darbelere ve  bu koşuşturmalara rağmen aşk’a olan inancını kaybetmiyor. Ama aşık olduğu kadın eroin almak için vücudunu erkeklere para karşılığı satıyor, ama Mahsun’un bundan haberi olmuyor.   Mahsun,  ismini bile bilmediği bir kadına "evinin anahtarını veriyor, bizim oraya gelip kalabilirsin  " diyecek kadar Mahsun karakteri her türlü vicdanlı bir adam olarak yoluna devam ediyor.   Bütün olanlara rağmen kadın’ın   "hayat kadını’’ olduğunu sonradan anlıyor. Kadın bu kazandığı parayla eroin satın alıyor.“Mahsun beni Taksim' e götür n' olur? “diye yalvarıyor Kadın. Bu aynı zamanda Tabutta Rövaşata filminin en önemli sahnelerinden ve repliğinden biri oluyor , araya sıkıştırılan müziklerle birlikte Mahsun karakterini izledikçe sorulacak sorular artıyor.

Mahsun ne kadar kadına saydırıp “ orospu’’ dese de kadını istediği yere götürüyor bunun sonrasında kadın halsiz, bitkin bir şekilde bırakılıyor mahsun tarafından.  Mahsun aslında masum olmanın bedelini ödüyor kadına karşı. Vicdanlı,dürüst, inanmanın bedelini Mahsun'da görüyoruz. Mahsun yoktan var edip tekneyi kaçırıyor, tekne batıyor, Reis tarafından dayak yiyor. Gezinti sonrasında tekne “ Mahsun, kadın’a sarılmışken sarsıntı geçiriyor’’. Kadın tehlikeyi atlatıyor neyse ki ve tekne’nin sahibi reis bunu öğrendiğinde Mahsun devam ediyor. Mahsun, sopalarla dayak yiyor ve film bitmeden önce tavuskuşu çalıyor Mahsun eskiden çaldığı gibi. Ne kalacak bir yeri vardır, ne yemek yiyecek parası.  Tavuskuşu’nu tam keserken yakalanıyor. Bu sahne yoksulluğun sembolü olarak bizlere aktarılıyor, aynı zamanda insanın zor zamanlarında her yola başvuracağını bize gösteriyor. 

Filmde oyunculuk mevzusuna dönecek olursak; Ahmet Uğurlu’ya ayrı parantez açmak gerekiyor. Ahmet Uğurlu, şu ana kadar çok filmde oynadı ama  belki de Tabutta Rövaşata'da olduğu gibi hiçbirisi bu kadar iz bırakmadı.  Reis karakteriyle karşımıza çıkan Tuncel Kurtiz de oyunculuk adına  iyi iş çıkarıyor,  filmde babacan rolünü iyi taşıyor. Tuncel Kurtiz İyi iş çıkarsa da filmin kahramanı Mahsun karakterini oynayan Ahmet Uğurlu oluyor.  Ayşen Aydemir, eroin bağımlısı kadını oynarken en az Mahsun rolüne yakın bir potansiyelde oynuyor bu rolü. Fiziksel görüntüsüyle, gerek filmde çok görünmemesiyle film adına  olması gereken etkiyi veriyor. 

Hayata dair ne ararsanız  Tabutta Rövaşata'nın içinde  o var var.  Alkol, eroin, mastürbasyon, sokaklarda donup ölen kimsesizler, polislerin acımasızlığı, insanların hiçe sayılarak suçlanması ve bir çok şey.  “ Tabutta Rövaşata” aynı zamanda zengin-yoksul çatışmasına, göç hikayelerine, acımasızlığa, yoksulluğa  değinmesiyle Türk sinemasında ayrı bir yer ediniyor.

Sonuç olarak; Derviş Zaim'in seçtiği oyuncu kadrosu, mekanı ve içine serpiştirdiği müziklerle birlikte, İstanbul mekanlarını başarıyla kullanan,  Türk sinemasına damga vuran ve  hayatın tekmesini yiyenlerin filmidir " Tabutta Rövaşata"   Hayatın tekmesini yemeden önce rövaşatayı atan siz olun, rövaşatayı yiyen siz olursanız kendi karakterinizin Mahsun karakterine benzemesi kaçınılmaz olur!

İzlerken Altını Çizdiklerim:

" Köpekler dünyayı bizden farklı görürler. Hem altıncı hisleri var, hem siyah beyaz görüyorlar."


"Ben düşündüm de, Sarı’nın mezarına gitsek, birlikte. Yani hep beraber.Şarap da aldım. iyi olur diye düşündüm."


"Yalnız seni alabildim.. Seni diğerlerinden ayırdığım için özür dilerim, ama izin vermiyorlar artık hiçbir şeye izin vermiyorlar."
 
" Şimdi siyah beyaz görmekle,sarhoşları anlamanın ne ilgisi var? " 

Cem Kurtuluş, 2012

0 yorum: