Etiketler

Loading...

Tarih

Kategoriler

01 Mart 2012

THE NOTEBOOK - (2004): Sarsıcı bir aşk filmi


Hikayesi olan alt metinle sunulan filmleri her zaman sevmişimdir. Aynı geçen günlerimden sonra  ‘ne yapayım ne yapayım’  derken “ The Notebook’’ (Not Defteri)  filmini izlemeye karar verdim. Filmin ne kadar acımasız olduğunu tahmin edebiliyordum. Acıya dayanmak için acının içinde olmak gerekiyordu.  Filmi izlemeye bu düşüncelerle koyuldum. 

Sinema tarihi boyunca birçok aşk filmi çekildi, etkileyicilik konusunda en başlara değilde kayda değer işlerden biri olduğunu düşündüğüm bir film “ The Notebook”  Nicholas Sparks’ın romanından uyarlandığının altını çizmek gerekir. Filmimiz bir huzur evinde yaşlı bir adamın (Sam Shepard) bir kadına ( Gena Rowlands) Noah (Ryan Gosling) ve Allie’nin (Rachel McAdams) aşkını anlatan bir kitabı okumasıyla başlıyor.


Hikayeden devam edecek olursak;  40'lı yıllardan günümüze uzanan zengin kızı Allie ile işçi oğlu Noah'nın "yaz aşkı" olarak başlayan ve sonrasında dallanıp budaklanan aşk hikayelerini anlatıyor.  Bu aşk hikayesi Sararmış bir not defterinden anlatılarak, izleyiciye alt metin olarak sunuluyor. Eski Yeşilçam filmlerinden kalan senaryoyu görüyoruz Not Defterinde.  İzlerken Allie'de eski o büyük aşkınızı, Noah'da da kendinizi görmeniz kaçınılmaz oluyor. Filmin başlarına dönersek Allie , Noah’a ne kadar da uzak ne kadar da alaycı davranıyor. İkisi de bilebilir miydi bu kadar yakınlaşacaklarını? Noah, o çılgınlığı yapmasaydı çıkma teklifini kabul eder miydi Allie?

Allie ile Noah arasında sosyal şartlar göze çarpıyor.  Noah 50 cent kadar para kazanan bir taşra çocuğu olarak karşımıza çıkıyor, kızsa eğitimli zengin bir aileye sahip.  Ayrılmadan önce birlikte eğleniyorlar, gülüyorlar, her türlü şeyi yapıyorlar. Aralarındaki tek engel; Allie’nin ailesi. Ailesi onay vermiyor bu ilişkiye. Allie’nin okumak için yurt dışına gidecek olmasıyla birlikte ikili için zor günler başlıyor. Ayrılmadan önce Noah, Allie’yi götürdüğü eski yere “ Burayı evim yapacağım “ diyordu.  Yolları bir süre ayrılıyor.  Allie New York’a taşınıyor.

 Noah Allie’ye 365 gün mektup yazıyor, Allie bu mektuplardan habersiz 7 yıl kadar bekliyor. Noah savaştan döndüğünde söz verdiği evi yapıyor.  İkisi de bu aşkın tekrardan yaşanacağını bilerek hareket ediyor, bir gazete ilanı üzerine Allie ve Noah’ın hayatları yeniden kesişiyor. Yarım kalan işlerini tamamlıyor ikili, aşklarını sevişerek görkemli bir hale getiriyor. Yarım kalan ilişkilerini devam ettiriyorlar, ama Allie bu ilişkide kararsızlık yaşıyor, sonrasında annesinin sakladığı mektuplar gün yüzüne çıkıyor. Noah’ın Allie’yi muhteşem bir yere götürmesi sonucu üstlerine yağmur yağıyor ve kayıktan indiklerinde gerçekleri birbirini söylüyorlar.

"İlişkimiz kolay olmayacak. Gerçekten zorlu olacak ve buna her gün katlanmak zorunda kalacağız. Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Seni, bütünüyle, sonsuza dek istiyorum!" Gerçekten zorlu olacak ve buna her gün katlanmak zorunda kalacağız. Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Seni, bütünüyle, sonsuza dek istiyorum!"Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Seni, bütünüyle, sonsuza dek istiyorum! "




Hikaye'yi Allie'ye okuyan Noah'nın yaşı yaklaşık 70 civarındadır (tahmini rakam ), Allie'nin de aynı şekilde o kadardır. Noah ve Allie birlikte dans ederler, eski anılar aklına gelir. Geçmişi hatırlamayan Allie geçmişi böylece hatırlamış olur, Dans ederken sonrasında birden bilinç altı karışır. O günü böyle atlattıktan sonra diğer günü Noah fenalaşır. Kalp krizinden çıkan Noah’ın tek isteği Allie’nin yanında uyumaktır, bunu da filmin sonlarında görerek mutlu tabloyla karşımıza çıkarıyor yönetmen. Sonsuza doğru mutlu bir şekilde uyanmamak üzere uykuya dalarlar.

Nicholas Sparks’ın romanından uyarlanan , Sararmış bir not defterinden anlatılan ve yıllar önceden kopup gelen bir aşk hikayesi “ The Notebook”  alt metinleriyle döşenmiş etkileyici ve sarsıcı  bir aşk filmi. Klişe aşk filmlerinden olmaması bu filmi diğer aşk filmlerinden ayıran bir özellik. Gerçek hikayeye dayanması filmin etkileyiciliğini arttırıyor.  Ryan Gosling ve Rachel Mcadams ikilisi filmde iyi uyum yakalamışlar.  Filmde fazla gözükmese de hikayenin içinde Gena Rowlands ve James Garner filme hayat veren isimlerden.  Klişe aşk filmlerinden sıkılanlara önerimdir “ The Notebook” 

İzlerken Altını Çizdiklerim:

 “ Nasıl gidiyor Henry?
Ölmeye çalışıyorum bir türlü bırakmıyorlar.”

" Seni zaten bir kez kaybettim. İkincisine de dayanabilirim sanırım."

“ Aşkın en güzeli ruhu uyandırandır..”

"İlişkimiz kolay olmayacak. Gerçekten zorlu olacak ve buna her gün katlanmak zorunda kalacağız. Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Seni, bütünüyle, sonsuza dek istiyorum!" Gerçekten zorlu olacak ve buna her gün katlanmak zorunda kalacağız. Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Seni, bütünüyle, sonsuza dek istiyorum!"Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Seni, bütünüyle, sonsuza dek istiyorum! "

YAZAN: CEM KURTULUŞ

1 yorum:

izlediğim en güzel filmlerden biri notebook