// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

02 Temmuz 2015

Bir Sevda Masalı: Zeit Der Wünshe (2005)
















1960’lı yıllar..  Dünyada olduğu kadar Türkiye’de de zor dönemlerdi. Ama sendikalaşma faaliyetleri Türkiye’de hızlanmıştı.  Almanya Ve Türkiye arasında  iş gücü anlaşması imzalanmıştı.Federal Almanya, ülkede gittikçe büyüyen işçi açığını gidermek adına 1955 yılı sonrasında İtalya, Yunanistan ve Portekiz gibi Akdeniz ülkelerinden işçi almaya başladı.  Daha sonraları  Türkiye’den Türk işçiler 1961’de Almanya’ya  gitti.  İlk Türk iş göçü 60’ların başında başlamış oldu. Bu, Türklere imkan yarattığı kadar Almanya’nın sanayisine de katkı sağlamıştı. 

60’lı yıllarla ilgili Almanya’ya göç eden Türklerle ilgili bilgi vermemin nedeni; inceleyeceğim bir filmle ilgili. Böyle bilgilerin verilmesi filmi daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Bahsini edeceğimiz film olan Zeit der Wünsche”  1960’lı yıllarda  iş gücüne ihtiyaç duyan Almanya’nın dışardan aldığı Türk işçileri ve o işçilerin Anadolu’nun bağrından koparak zengin olma hayallerini anlatan çarpıcı bir film.  Bu film iki bölüm olarak çekilmiş. Filmin başlarından itibaren seyirciye gösterilen Yaşar’ın Melike’den aldığı intikam sahnesi, bu sahneden sonra film kafasını Anadolu’nun o güzel bağrına çeviriyor. Bu Anadolu köşesinde Almanya’ya gidip zengin olup köyüne dönen Kerkenez Ali’ye tanıklık ediyoruz.

Kerkenez Ali, köylüleri çevresine topluyor, tarlalarını satmasını gerektiğini söylüyor, ve bunları yapmaları halinde zengin olacaklarını vaat ediyor.  Kerkenez Ali’ye seyirciye dönüp şu mesajı vermeyi ihmal etmiyor;
“  Yurdun Doğduğun yer değil, doyduğun yer! “

Bu köyde pek çok şey var. Yoksulluk da, Almanya’ya gitmek için topraklarını satanda , bir sevdanın arasına girmeye çalışanlar da. Köyün iki sevdalısı olan Melike Ve Mustafa’nın sevdasına seyirci daha sonraları dahil oluyor. Bunlarsa bize anlatıcı rolünde olan Melike’nin( Lale Yavaş) sesinden anlatılıyor. Mustafa’nın aşkıyla yanıp tutuşan Melike, Mustafa’yı bekliyor, ve beklediği 2 sene sonunda Melike’nin bu beklediği süre hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Bu ikili dilek ağacına dilekler diliyor.

 Köyde Almanya’ya göç edenler gibi Mustafa Ve Kadir de Almanya’ya gitmek için elinden geleni yapıyor. Bu yolun sonunda bu iki kader arkadaşı önce İstanbul’a sonra Almanya yollarına düşüyor.  Bu Almanya yolculuğunda bu iki kader arkadaşını pek çok sorun bekliyor. Çünkü birisinin her şeyi kabul edilirken, diğerinin yolları ayrılıyor. Kadir de yolu kaçak yollarla girmekte buluyor.  Tren yolculuğunda Almanya’ya çalışmak giden bir işçinin ağzından dökülen bir söz ise her şeyi özetliyor; “ Almanya’ya Almanların yapmadığı işleri yapmaya gidiyoruz “

Bu hikayede Mustafa var gücüyle çalışıyor, tek istediği köyüne dönerek Melike ile evlenmek. Melike ise Mustafa’dan mektup bekliyor, mektuplar gelmiyor. İki sevdalı insanın arasına köyde Melike’ye göz koyan Yaşar giriyor.  Yine de Mustafa her şeyden habersiz maden altında çalışmaya devam ediyor, Melike ise kendi dünyasında Mustafa’yı düşünüyor. Bir süre sonra biriktirdiği parayla köye denen Mustafa, Melike’nin evlendiğini öğrenince her şey başına yakılıyor, tekrar çalıştığı Almanya’ya geri dönüyor. Mustafa Ve Melike’nin sevdasını Melike’nin “ Kocaman altına her yatışımda ölmüş olmayı diliyordum”  sözleri anlatıyor.  Mutsuz bir evlilikle beraber sonradan çocukları oluyor.

İki bölümden oluşan filmin ikinci bölümünde; artık erkek işçilere ihtiyacı olmayan Almanya, bu defa kadın işçilere yöneliyor, bu bölümde Melike’nin çektiği sıkıntılara tanıklık ediyoruz. Köyde işleri yolunda gitmeyen kocasına ve çocuklarına Melike para yolluyor, ama bir yandan da Mustafa’yı unutamıyor. Yönetmen aynı zamanda bu bölümde Almanların Türklere göre daha rahat olduğunu izletiyor bize. Bu bölümde bize anlatılan bir sevdanın kolay kolay bitemeyeceği gerçeği,ilk bölümde anlatılansa Mustafa’nın yurt dışında para biriktirip Melike ile evlenmek isteyip de hayal kırıklığına uğraması.

Bu bölümde Mustafa’nın Kerkenez Ali’den yürüttüğü fotoğraf makinasıyla ne büyük işler başardığına ve  Ursula denen kadınla beraber yaşadığına, Kadir’in bir süre sonra çocuklarını ve eşini yanına aldığına ve dindar bir Müslüman olduğuna, Melike’nin Almanya’da yaşadığı acılara tanıklık ediyoruz. Bu hikayede her şey var, ama bitmeyen tek bir şey var; gizli sevdalar. Melike; hem kocasına eş, hem de Mustafa’ya sevgili oluyor, Mustafa hem Ursula ile hayatına devam ediyor, hem bir yandan Melike’den vazgeçemiyor. 

Her yol çıkmaz bir sokak gibi geliyor izlediğimizde.  Melike’nin kocası Yaşar ile ruhsuz seviştiğini, Mustafa ile o’na aitmiş gibi seviştiğini çıplak gözlerle izliyoruz. Çünkü bir sevdanın bitmeyeceğini gösteriyor bu ikili. Daha sonraları Melike’nin kocası Yaşar ve çocukları Melike’nin yanına geliyor, bir süre sonra Yaşar ile Melike arasındaki sorunlar artıyor. Çünkü Melike’nin aldığı para yetmiyor, Yaşar çalışmıyor ve Melike’ye öfkeleniyor.  Film bu zaman diliminde bizi filmin başlarına götürüyor. Filmin başlarında Yaşar’ın Melike’yi ıskaladığı sahne, filmin bitmesine az süre kala Melike’nin ölümünü gösteriyor. Melike bu sahnede bize “ Bütün bunlar hayatımın en mutlu olması gereken günde oldu.” Sözleriyle veda ediyor.

Filmin belki de en güzel yerleri olarak bu flashback hafızamızda yerini alıyor. Daha sonrasında Melike karakteri bize “ Ben Öldüm” sözleriyle hikayesini anlatmaya devam ediyor. Hatırla Sevgili dizisinden tanıdığımız “ Lale Yavaş”  oyunculuk adına iyi iş çıkarıyor, bunun yanında Erhan Emre, Tim Seyfi ve bunun haricinde filmde tanımadığımız  bazı yabancı oyuncular da oynadıkları rolün hakkını veriyor.  Filmde eksik olarak belki de tek şey oyuncuların Almanca konuşmaması göze çarpıyor. Bu da eksi puan olarak filme yansıyor.

Özet olarak; Türkiye’den Almanya’ya giden işçilerin çektiği sıkıntılarını dile getiren  Zeit der Wünsche”  (Dilek Zamanı)  az bilinen filmler köşesinde  etkili bir bir sevda masalı olarak  yerini alıyor.

Cem Kurtuluş,2015 

0 yorum: