Etiketler

Loading...

Tarih

Kategoriler

10 Ocak 2016

Bir ülkede düşünsel ortam ne kadar yoksul olursa, onu yansıtan yayıncılık faaliyeti de o kadar kısırlaşır: Yordam Kitap Röportajı


















Nitelikli yayınevi olmak zor bir iştir. Çevirilerin titizlikle incelenmesi, bu çevirilerin okuyucuya temiz bir şekilde iletilmesi okuyucu için önem taşıdığı kadar yayınevi için de önem taşır. “ Yordam Kitap “ bu parolayla yola çıkan nitelikli işlere imza atan bir yayınevi olarak öne çıkıyor. Sosyalist mücadeleye yön veren, çıkardığı Marksist kitaplarla okuyucusunu büyüleyen ve aynı zamanda okuyucuyla kendi arasında samimi bir bağ kuran Yayıneviyle kısa bir söyleşi gerçekleştirdik, sözü Yordam Kitap’a bırakarak köşemize çekiliyoruz.
_____________________________________________________________

CEM: Merhaba, Yordam Kitap son zamanlar çıkardığı iyi işlerle kendinden söz ettiren bir yayınevi oldu. Özellikle titizlikle çıkardığı Marksist eserlerle öne çıktı. Bu konulara girmeden önce sizi tanıyabilir miyiz? Yordam Kitap hakkında biraz bahseder misiniz bize?

Yordam Kitap:  Yordam Kitap, sosyalist mücadeleye düşünsel-kültürel alandan bir katkı sunmak üzere 2006’da kuruldu. Marksizm, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını izleyen on yıl boyunca (bu dönem neoliberalizmin de şahlandığı yıllardı) hayli hırpalanmış, itibarı azalan bir düşünce hareketi durumuna düşmüştü. Marksizmi savunmak, bu savunmayı temellendirmek, kapitalizmin insanlığın gelişimi önündeki temel engel olduğunu, bugün yaşanan savaşların, açlığın ve yoksulluğun, çevre felaketlerinin kaynağında tüm heybetiyle kapitalizmin bulunduğunu göstermek dönemsel bir görevdi. Bu mücadeleye biz de bir ucundan katılmak için Yordam Kitap girişimini başlattık.

CEM: Gerek Marksist eserlerle, gerek edebiyat anlamında Yordam Kitap’ın çıkardığı kitapların  titizlikle incelenen kitaplar olduğunu fark ettik . Bu anlamda Yordam Kitap’ın tam olarak misyonu nedir?

Yordam Kitap: Biz sosyalizm mücadelesine düşünsel-kültürel bir katkı sunabilmek için çıktık yola. Girişimimiz son derece net, son derece keskin ve uzlaşmazdı. Bizim için bu, tartışılmaz, olmazsa olmaz bir ilkeydi. Ne var ki,  yayıncılığın temel standartlarını ihmal etmek de aklımızdan geçmiyordu. Sol yayıncılığa ilişkin bir algı, pompalanan bir kanaat vardı: Sol yayınevleri, kapağı-sayfa düzenini, kaliteyi önemsemez; çevirileri bozuk, Türkçeleri özensizdir. Yani sol yayıncılığa adeta “merdiven altı işletme” muamelesi yapılıyordu.  Bu kanaatin oluşmasına sol yayıncılığın zaaflarının da katkısı vardı. Sol yayınevleri de sanki itildikleri bu ikinci sınıf konumu kabullenmişlerdi. Biz, sosyalizm düşüncesinin kendisine yakışır bir parlaklıkla sunulabileceğini düşündük: iyi çeviri, düzgün Türkçe, modern kapak ve iç tasarım, olabildiğince yaygın dağıtım ve tanıtım...

Marksist-sol düşünceyi hayatın her alanında yeniden üretmek ve geniş kitlelere yaymak, böylece politik mücadele için toprağı hazırlamak ve politik mücadeleye nitelik kazandırmak, çok kapsamlı bir görev. Bunu tek başına bir yayınevinin, tek başına bir siyasal hareketin üstlenmesi mümkün değil. Umuyor ve diliyoruz ki, bu mücadele cephesi genişler, aktörleri çoğalır, serpilip gelişir. Yordam Kitap, bu geniş mücadele cephesinin mütevazı bir bileşeni olmak için çalışıyor.

CEM: Yayınevi olarak önemli kitaplar çıkardınız. “ Darağacından Notlar “  , “ Yarım Kalmış Bir Şarkı” ,“ Germinal “ bu kitaplardan birkaçı benim için önemli olanlardandı. Özellikle Yayınevlerinin kapatıldığı bir çağda Germinal’i n gelirini Soma Madencilerine adadınız ve bununla birlikte birçok kişiye burs sağlandı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

 Yordam Kitap: Evet, saydığınız kitaplar yayınladığımız için bizi özel olarak mutlu eden kitaplar. Yarım Kalmış Bir Şarkı’yı yayınladıktan sonra, yazarını Türkiye’de ağırladık. Orada gördük ki, yeni nesil Bobby Sands’i pek tanımıyor. Kitabımızın buna bir vesile olması bizim için önemli. Darağacından Notlar, bir nesile “damgasını vurmuş” bir kitap. Özellikle bugünlerde umut etmemiz için bize bir dayanak oluşturuyor. Sevgili Celal Üster’İn en az kitap kadar güzel çeviri hikâyesi ile eser bizim için ayrı bir anlam kazandı.

Ve Germinal… Tarihin en büyük madenci kıyımının yaşandığı o korkunç olay, bu kitabı Hamdi Varoğlu çevirisiyle yayın programımıza aldığımız yıl gerçekleşti. Ölen bunca madencinin ardından neler yapabileceğimizi düşündük. Bu kitabın madenci çocuklarına eğitim bursu olarak gitmesinin en doğru adım olduğuna karar verdik. Kampanyamıza pek çok okurumuz dayanışma ile sahip çıktı, yaygınlaştırdı. Dört kız çocuğumuz Germinal’den elde edilen gelir ile okuyor. Kampanya ile ilgili bilgiler sosyal medya hesabımızda bulunuyor ve her zaman, her türlü bilgi paylaşımında bulunmaya hazırız. Sizin vesilenizle de bunu tekrar hatırlatmış olalım.

CEM: Çeviri meselesine değinmek istiyorum. İncelediğim kitaplarda yapılan çevirilerin ne kadar başarılı olduğuna kanaat getirdim.  Onca çeviri hatası okuduğumuz kitaplarda sizin çeviriye bu denli önem vermeniz, titizlikle bir kitabı aceleye getirmeden okuyucuya sunmanız okuyucu gözünde iyi bir hareket. Bu konuda görüşleriniz nelerdir?

Yordam Kitap: Sosyalizm düşüncesi nasıl ikinci sınıf bir düşünce değilse, sosyalist yayıncılık da ikinci sınıf bir iş olamaz. Özenli kitap seçimi, kaliteli işçilik ve etkili bir sunumla, sosyalist yayıncılık hak ettiği konuma taşınabilirdi. Çeviri konusundaki titizliğimiz de bundan kaynaklanmakta. Eğer çeviri bir kitap yayınlıyorsak, bu kitap yayınlanmadan önce pek çok süzgeçten geçmeli; okuyucuya en yalın, anlaşılır ve doğru çeviriyle ulaştırılmalı.

CEM: Çeviri kitap konusundan konu açılmışken; Türkiye’de bunca yayınevinin çıkardığı hatalı çevirilere göre Yordam Kitap’ta böyle bir şeye  pek rastlayamıyoruz. Sizce  Türkiye’deki eski/yeni çevirmenler bu konuda yeterli donanıma sahipler mi?

Yordam Kitap:  Pek çok hatalı kitap var; bu hatalar çevirmenlerin yetersizliğinden daha ziyade  “piyasa” odaklı yayıncılık yapma anlayışından veya  yayınevi özensizliğinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Sahip olduğumuz yayıncılık geleneğini, eski-yeni çevirmenlerimizin donanımını yetersiz görmüyoruz açıkçası…

Bunun dışında yayınevi ve çevirmen işini dikkatle yapıyor da olsa mutlaka gözden kaçmalar, eksikler, fark edilmeyen hatalar oluyor. Bizim de var elbette… Ancak okuyucunun güvenini kazandığınızda, size müsamaha gösteriliyor. Bizim okuyucularımız, bize her zaman bu anlamda destek olan okurlar. Gün geliyor, ciddi hatalarımızı bulup bizi uyaran okurlarımız oluyor. Bu durum gelişmemizi  ve daha dikkatli olmamızı sağlayan bir müdahale de aynı zamanda…

CEM: Diğer yayınevlerine göre Yordam Kitap okuyucularla arasında samimiyet bağı olan bir yayınevi. Bu samimiyet çoğu yayınevinde göremediğimiz bir şey. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Yordam Kitap: Özellikle sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla bunu fazlasıyla hissediyoruz. Elbette çok seviniyoruz.
Yordam Kitap kurulduğunda, henüz doğru düzgün kitap bile basamıyorken pek çok aboneye sahip oldu. Cağaloğlu’ndaki büromuzda bize yardıma gelen üniversiteli pek çok arkadaşımız oldu. Bunun yanı sıra, yayıncılıkta bizi cesaretlendiren, düşünmeden kitaplarının yayın haklarını veren ya da çevirmenlik yapabileceğini söyleyen pek çok hocamız da oldu. Bugün, bir samimiyet varsa, bu geçmişte kurulan bağın uzantısı. Sadece “müşteri”-yayınevi ilişkisi değil; sol kültür içinde, karşılıklı olarak dayanışma ve dostluk bağı da kuruyoruz. Tüm okurlarımıza minnet duyarak bakıyoruz.

CEM: Çoğu yayınevinin kapandığı bir ortamda yayınevleri nasıl ayakta kalıyor sorusu herkesi düşündüren bir konu. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Ayakta kalabilmek, sürdürülebilirlik, Yordam Kitap için de önemli bir sorun. Bir kuşatma altında yayıncılık yapmaya çalıştığımızı söylemek abartma olmaz. Devlet baskısı, akademideki özgürlüksüzlük, kültürel ortamın gericileştirilmesi çabaları; sosyalist, ilerici, nitelikli kitapların yayılma alanını sınırlıyor. Buna, dağıtım ve satış “piyasa”sında karşılaştığımız sorunları da eklediğimizde ilerici yayıncılık, engelli bir yürüyüş haline geliyor. Ama yukarıda andığımız yazar ve okur desteği, bu engelleri aşmamızı mümkün kılıyor. Koşullar çetin ama onları aşma olanakları da var. “Her şey ve herkes bize karşı” diye yakınarak olası başarısızlıkları mazur gösteremeyiz. Türkiye’de büyük bir ilerici-demokratik birikim var, geniş bir duyarlı okur kitlesi var. Yaratıcı, güven verici, istikrarlı bir yayıncılık faaliyetinin devamlılığını sağlamak mümkün.

CEM:  Konuşmak ve sormak istemesek de memleketin son durumu vahim bir durumda. Sol düşünceyi benimseyen bir yayınevi olarak memleketin bu durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yordam Kitap: Elbette, memleketin durumunu gözetmeden 2016 Türkiye’sinde yayıncılık yapmak mümkün değil. Bir ülkede düşünsel ortam ne kadar yoksul olursa, onu yansıtan yayıncılık faaliyeti de o kadar kısırlaşır.  Düşünce ve kültür ortamının ağır baskılar altında yoksullaşmaya zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül döneminde kitap televizyonda suç aleti olarak teşhir edilmişti. Bugün de AKP iktidarı bunu sürdürmekte.

Çok sayıda gazeteci ve yazar hapiste. Yayıncılar yargılanıyor ve cezalandırılıyor. Ama bu cezalandırmalar, ortama hâkim olan korkunun yanında önemsiz kalıyor. Burada asıl mesele, “tehlikeli alanlara girersek başımıza ne gelir?” kaygısının ortama hâkim olması. Böylesine kuşatıldığımız bir dünyada, ne kadar çok araçla mücadele edebilirsek o kadar başarılı olabiliriz. Bu araçlar bizim için kitaplarımız ve okurlarımız, yayıncı dostlarımızla beraber geliştirebileceğimiz ortak tavır. Gücümüzün yettiği kadarıyla ideolojik mücadelede bir yer tutmaya çalışıyoruz.

CEM: Son olarak; Röportaj için teşekkür etmekle birlikte; Yordam Kitap’ın Yordam Kitap sevenlerine sürprizleri olacak mı? Ya da okuyucularına Yordam Kitap son olarak neler söylemek ister?

Yordam Kitap: Önce size hem röportaj yapmak istediğiniz için hem de cevapların gelmesini büyük bir anlayış ve sabırla beklediğiniz için teşekkür ederiz. Bu yıl Yordam Kitap’ın 10. yılı; Ekim ayında 10 yılı geride bırakmış olacağız. Özel bir etkinlikle geride bıraktığımız 10. yılımızı kutlayacağız. Bunun dışında da okurlarımıza çeşitli 10. yıl sürprizlerimiz olacak. Ancak şu an ipucu dahi veremeyiz. Son olarak, okurlarımıza, 2016 yayın programımızın duyurusunu yapalım. Zor bir yıl bizi bekliyor, henüz çok başındayız ama ne kadar zor geçebileceğini şimdiden görebiliyoruz. Umut etmekten vazgeçmeyelim. Dayanışma duygularımızla…

Cem Kurtuluş, Ocak 2016 / Yordam Kitap Röportajı



0 yorum: