// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Böyle Şeyler İşte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Böyle Şeyler İşte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Mayıs 2013

Likör..



02.03.2012/Beyoğlu..

Yorgun bir gece  tek başıma  bir barın köşesine oturdum
Etrafı süzdüm
İçkiler pahalıydı
İnsanlar pahalıydı
Şiir pahalıydı..
Herifin teki gitarıyla ,mızıkasıyla rock’n roll çallıyordu
Sanırsın Bruce sprinsteen..
Hakkını vermek lazım, iyi çalıyordu herif
Cebimden likörü çıkarıp masaya koyup içkisi bitenlere dağıttım
Elemanın tekini kazıklamışlardı
Barmenler hep uyuz tiplerdi
Aklı sıra barmen ikide bir akıl veriyordu
Eleman 2 bira içmiş hesabına 7 bira parasnı geçirmişlerdi
Şiir okunsa dahi ortam neşesizdi
Kazıklamıştı, dayamıştı hesabı barmen
İçkimi diplemiyordum
Az kalmıştı dibinde, ama geceye daha vardı
Barmen ikide bir gelip ne içeceğimizi soruyordu
Biz de nasıl yolu bulacağımızı..
Likörün dibinde kalması ne kadar da berbat bir durumdu
Likörü bitirmemek için bir süre içmedim
Sonra yavaş yavaş dibinde kalırcasına içmeye devam ettim
Cebimizde taksi parası yoktu
Yürüyecektim cehennemin dibine doğru..

Cem Kurtuluş

26 Şubat 2013

Yılbaşı Geceleri..


Yılbaşı geceleri her zaman olduğu gibi berbattı benim için.
 Çoğu kişi seviyordu bunu kutlamayı
 Birkaç noel ağacı, içkiler, sevişen aşıklar, yatak örtüleri, dumanlı odalar
 Karanlıklar, ışıklar, basit numaralar, ucuz şarap şişeleri
 pahalı viskiler, İsa , Musa bilmem ne..
 Saat beklenir ve saat geldiğinde herkes birden mutluluk numarası yapar
 havai fişekler havaya atılırdı..
 Bunda da pek numara yoktu aslına bakarsanız
 Herkes farklı numaraların peşindeydi
 Spikerler televizyona çıkar
 televizyon karşısında olan seyirciler spikerin karşısında amelelik yapardı
sokağın ortasında düzüşenleri bulmak mümkündür böyle akşamlarda
birbirlerini düzmek için sıraya girenler
sarhoş olup birbirlerini parmaklayanlar
sayıma dakikalar kala havai fişeği havaya atmak için ve her türlü bataklığa saplanmak için köşelerde
bekleyenler
ertesi gün hiçbir şey hatırlanmazdı..

 Cem Kurtuluş

21 Ocak 2013

" Kadıköyde O Şarap "

Kadıköy’de o şarabı sadece ben içiyordum
 Diğerleri tiksiniyor olmalıydı
 Ucuzdu, kafa yapıyordu, çareydi
 Beyin hücrelerime doğru iniyordu
 O şarapla kendimi özdeşleştirmiştim
 Elimin altında durmadan yapamıyordum
 Çok gülünç durumdaydım bu şarapla
 Sabahın köründe bu şarabı aramak manyaklıktı, ahmaklıktı
 Tarihteki yerimi almam  bu şaraba bağlı değildi, ama içmeden de yapamazdım
 Şartlandırmıştım belki de kendimi
 Daha dükkanlar açılmamışken bir şarabı bulmanın yolunu arıyordum
 Moda sahilinde bu şarabı içtiğim günlerim artık geride kalmaya başlayacaktı
 İş alanlar, görevliler modayı yok ediyorlardı
 Moda'nın her yeri beton oluyordu
 Ve Kadıköy’ün herhangi bir yerinde insanlar kaldırımdan yürürken sabahın köründe   şarabımı içmeye devam ediyordum

 Bir yandan da güneş vurmayan bir apartman köşesinde bir ihtiyarla olmayan şeyler üzerine dünyayı kurtarmanın derdindeydim

Cem Kurtuluş, 20.01.2013/ 11.00/ Kadife Sokak

26 Mayıs 2012

Can Sıkıcı Bir Gecenin Ardından !!

Bir akşam üstüydü
Can sıkıntısından dolayı Oda’nın etrafında dönüyor, bir şeyler düşünüyordum
Yapılacak bir şey olmadığından televizyonda gösteriş meraklısı sunucuların sesini duymak zorunda kalıyordum
Kendimi bir süre sonra dışarıda bulmuştum bir dost ile
Konuşulacak şeyler vardı ama bazen insan tıkanıyordu ne yaparsa yapsın
Otobüse atlayıp yoluma düştüm
Her zamankinden çok insan vardı sokakta
Bunun ne kadar sıkıcı olduğunu biliyordum
Otobüste kalabalıktı
Trafik ve berbat bir yaşam
Otobüsten indim tek başına yürümeye başladım
İnsan kalabalıkları üstüme geliyordu
Onların arasından nasıl sıyrılırım diye düşünüyordum
Sıyrılmak ,iyi seçenek gözüküyordu
Bir süre sonra kendimi bir barda  buldum
Bar da bir dost ile ilk içkiler söylenmiş, ve müzik çalıyordu
Sessizliğe ihtiyacımız vardı
Ağzımızda bir çuval dolusu küfür vardı
Bunları içkiye doğru kusuyorduk
İçtikçe içtik sonrasında başka bir yere gittik
Gece ilerlemiş, karanlık çöküyordu
Yine bir şeylerden bahseder olmuştuk
 Bir mekana girmiştik bir çocuk 3 kadın kahkahalarla başımızı ağrıtıyordu
Mekana girmek ve çıkmak aynı olmuştu sanki bizim için
Bira şişesiyle dışarı çıkmış, bira şişesini çantaya atıp mekandan sessizce topuklamıştık
Başka seçenek bırakmamışlardı
Sadece baş ağrısı ve üstümüze gelen insanlar aklımızda kalmış
Biz de çareyi topuklamakta bulmuştuk
Ama bu defa içmek daha keyifli gelmişti.


 Yazan:Cem Kurtuluş

18 Ağustos 2011

Her günün aynı olduğunu düşün dur!


 Ye
İç
Sıç
Geç kalk
Geç yat
Yatakta debelen
Beyninde solucanlar dolaşsın
Karanlıkta birileriyle yüzleş
Müzik dinle
Odanın etrafında dolan
Dört duvar arasında sıkış
Farklı şeyler yapmaya çalış
Arada hava al
Sonra geri dön yatağına
Yaptıkların bunlar olsun sadece
Kitap oku
yazı yaz
düzüşen tipleri düşün
düzüş
Her gün yaptıklarını
Tekrarla
Başka bir şey yapma
Ve her gün’ün aynı olduğunu düşün

Yazan:Cem Kurtuluş


30 Temmuz 2011

Taraf Gazetesinin Manşetleri Üzerine

Daha önce Gazeteciliğin temel ilkelerini belirtmiştim. Tarafsız olmayı gerektirir demiştim. Taraf gazetesini terbiye sınırlarını aşmadan inceleyelim. Yazarlarının taraflı olduğu bir gazeteden bahsediyorum. Birilerinin arkasına saklanan onlardan emir alan bir gazeteden bahsediyorum sayın seyirciler. Taraf gazetesinde yazıyorsan eğer içeri alınma gibi korkun olamaz çünkü alınamazsın.

Yazdıkların genellikle saldırı niteliğindedir. 2009 yılı olması gerek. Fenerbahçe Tribününde Mustafa Kemal’in askerleriyiz adında bir pankart açılmıştı. Ertesi gün taraf gazetesi bunu ‘’Ergenekon Fenerbahçe’de ‘’ manşetiyle duyurmuştu.  Daha sonra şike soruşturmaları adı geçen Fenerbahçe’yi ‘’Savcı 90’dan çaktı’’ diye başlık atmıştı.

 Unutmadan söylemeliyim ki taraf gazetesi’nin sitesine girince  ‘’Düşünmek taraf olmaktır ‘’ ifadesi var. Ama Düşüncelere kelepçe vurulur diye bir giriş yapılsa daha manidar olurdu.  4 Komutan’ın istifasını  daha karpuz kesecektik manşetiyle duyurdular.

 Bu başlıktan herhalde kimlere hizmet ettiğini anlamışsınızdır. Her şey ne kadar da açık değil mi. Ve bir taraf yazarı  ‘’Herkes yeni Türkiye’ye alışacak ‘’demişti. Yeni Türkiye derken ne demek istedi biliyor musunuz? Yargı biziz,asker biziz,ordu biziz, medya biziz.

 Hiç kimse bizim sözümüzden dışarı çıkamaz diyor. Yerinizde oturacaksınız bizi dinleyeceksiniz mesajı veriyor. Sıkıysa dinlemeyin o zaman kodesi boylarsınız mesajı gayet açık.  Yazarları genellikle demokrasi kelimesini ağzından düşürmez bir de ‘’Darbe,cuntacılık’’ kelimelerini de.

 Ne de güzel kelime oyunları değil mi. Taraf olmak ne demek bir de bunu öğrenebilseydiniz.   Gazeteciliğin temel ilkelerini uyguluyor musunuz hiç. Ama olur mu böyle başkasından söylenenleri uygulamak. Taraf derken biz kendi tarafımızdayız bize ekmeği kim verirse onun tarafındayız diye iletişim kısmına ekleseydiniz keşke..

 Herkes ekmek kim veriyorsa onun tarafındadır ama sizin ekmekler fazlaca geliyor anlaşılan. Başkaları da bunun bir yolunu bulması gerek. Ekmekler fazlaca geliyor derken bir tarafınıza fazla geliyor anlamındaydı. Bir tarafınız derken onu da anladığınızı düşünüyorum.


Not: Anlattıklarım da konu ''Ergenekon Fenerbahçe'de ''manşeti değil. Mustafa Kemal'in askerleriyiz pankartı da değil. Burada önemli olan gazeteciliğin temel ilkeleri. Gazeteci zihniyeti. Doğru dürüst araştırılmadan taraflı olarak manşet atılmasıdır.

Yazan:Cem Kurtuluş

15 Haziran 2011

Hepsi Bu!


Anılarınız
Fotoğraflarınız
Yaptıklarınız
Görünen taraflarınız
Görünmeyen taraflarınız

Acılarınız
Hüzünleriniz
Sandığınız şeyler
Sıkıntılarınız
Kitaplarınız
Kurduğunuz hayaller
Ve o hayallerin içinde kendinizi hissettiğiniz

Bazen ruhsuz olduğunuzu düşündüğünüz
Aşık olmaya yaklaşmış iken ters köşe olmanız
Hayatın boktan olduğunu düşünmeniz
Aynı zamanda içinde güzel şeyler olduğunu bilmeniz
Bir şeyler uğruna mücadele etmeniz
Hepsi bu

 15/06/2011


Yazan:Cem Kurtuluş

10 Haziran 2011

Seçimler@2011

12 Haziran günü seçim var
Bunun öncesinde her partiyi temsil eden başkanlar
Meydanlara çıkıyor
Oradan bir şeyler vaad ediyorlar

Özgürlük söylemleri
Demokratik söylemleri
Politikacıların ucuz yalanları
Bir oy toplama çabasına girenler
Sözde verilen oylar

Ya da bir partiye bağlı olmayıp
 oy vermek istemeyip mecburen oy verenler
böyle bir gün geliyor işte
politikacıların yalanlarına hayır

beni temsil eden parti yok
bu seçimden de pek de bir şey beklemiyorum
insanlar kandırılarak yöneticilerin cebi dolacak
sadece bu kadar!

10/06/2011
Yazan:Cem Kurtuluş

09 Mayıs 2011

Sercan Candemir Kimdir?



Onu Cenk Taner’e epey benzetirler
Daha doğrusu ben benzetirim
Sercan Candemir iyi söz yazar
savunma derinliğinden gelme 


güneyin çocuğu
iyi bir dost 
sıcakkanlı
yalnızlığın mızrağından gelme

kendi imkanlarıyla bir şeyler üretmeye çalışır
evet çalışır çünkü elinden geleni de budur
nasıl yapıyorsun bunu diyenlere pek ses çıkarmaz
Sercan Candemir,üretendir tüketen değil


Onun ki aslında bir mağlubun hikayesidir
Ya da öyle mi demeliyiz
Mahalle takımında oynayan 10 numara olmak ister miydi bilmem
Belki yer almıştır kim bilir
Evet Sercan Candemir böyle bir şeydir işte

C.T’nin 10 numara hali olmakta isterdi herhalde
o bir kaybeden tribi
ama her şeyden önce kaybeden tribi bir ekip
Benden bu kadar

Cem Kurtuluş,2011


06 Mayıs 2011

Darağacında Üç Fidan İçin (6 mayıs 1972)

6 mayıs 1972..

Kimileri için umutların yeşerdiği bir gün, kimi için umudun söndüğü bir tarih
En önemli dava adamlarından biriydi Deniz Gezmiş ve arkadaşları
Yapacakları şeyler vardı birbirinden kopmayan bir arkadaşlık bağları vardı
Bağımsızlık uğruna kaç tane mücadele eden adam vardı ?
Devrim, mücadele edenindi 
Onlar her zaman mücadele eden taraf oldular
Ona, buna, şuna..
Haksızlığa karşıydılar
İşkence görüyorlardı
Sadece onlar değildi
Dar ağacında üç fidan acılarla, haksızlıklarla idam edildi
Ülkesini seven her genç gibi mücadele ettiler
Öldükleri gün  karaydı
Bunları asın talimatı veriyorlardı
Onun öncesinde o üç genç ailesine mektup yazmıştı ne için mücadele ettiklerine dair
Çünkü artık onları göremeyecekti
Bizler kitaplardan okuduk
Göremedik o tarihleri
Ama anlatılanlar hep doğruydu
Büyüklerimizin bizlere anlattıkları ve o dönemi yaşayan insanların kitaplara döktüğü cümleler
Dönem karanlık bir tarihti
Deniz gezmiş ve arkadaşları ve Türkiye uğruna mücadele eden her genç için öyleydi
Bu davaya gönül verenlere selam olsun!

Yazan:Cem Kurtuluş

06/05 2011





08 Nisan 2011

..

Ona kendin gibi ol demiştim
Ama o ben zaten kendim gibiyim demişti
Ama kendine gülüyordu 
Bir gün ona  kıçıyla güleceklerini de unutmuştu
O hayal etmeyi severdi
Hayal etmek güzeldi

O sadece filmlerdeki hayal ürünü kahramanlara özenirdi
Basit ama süslü cümleler kullanırdı
Yalanı  sevmezdi
Yalan söylerdi
Ama karşısındaki  kişinin  aptal olduğunu düşünürdü

Aşık olmazdı
Ama aşk’a özlem duyardı
Hem isterdi
Hem istemezdi
Ne istediğini bilememekti galiba onun istediği.
Ama hiçbir şey filmlerdeki kahramanlar gibi değildi…
Kendini kandırdı ve çekti gitti…

08/04/2011


Yazan:Cem Kurtuluş

03 Nisan 2011

Balıkçıların Babası


Yıllar sonra doğduğu yerdeydi. İlk işi Balıkçıların babasını bulmaktı.  Ona’’ Balıkçıların babası ‘’derlerdi. Herkes tarafından tanınan biriydi. Trabzonluydu,balığı ve denizi çok severdi. Şehirin en eskilerindendi.  Çok düşünceli biriydi. Balık tutarken bile uzaklara dalardı. Sohbeti çok keyifliydi. Oturduğunuzda ‘’kalkmamalıyım’’ diyebiliyordunuz. 

Dertlerinizi onunla paylaşabiliyorsunuz. Her şeyden önce cana yakın biriydi. Kendini denize adamıştı,denizden başka dostu da yoktu. Seneler önce eşini kaybetmişti belki bu da onu denize bağlamıştı. Başka bağlayacak bir şeyi de yoktu. 

 İhtiyar denizci hep sabahlara kadar içerdi, belki yorgunluğu gitsin diye. Hiçbir zaman yalnız kalmazdı ona eşlik eden birileri olurdu. Balıkçıların yaşamı her zaman tehlikelerle doludur aynı insanoğlu gibi. O da öyleydi. Alırdı oltasını eline bakardı denize.  Denizin dalgalarıyla konuşurdu. İnsanlar onu anlamazdı,ama o insanları  anlamaya çalışırdı.

  Bir gün onunla sabahlamıştık. Hep kaybettiklerimizden bahsediyorduk. Sofra kurulmuştu sofrada balık ve rakı vardı. Ama biz içtikçe konuştuklarımız daha da derinleşiyordu.  Bazen içimizi hüzün kaplıyordu ama biz buna aldırmıyorduk. Ne de olsa hüzün içimizi her zaman kaplar diye içimizden geçirdik.  Orhan veli ve Can yücel’i severdi. Onun şiirlerini okumaktan keyif olurdu. Bir akşam onun yanında otururken sana bir şiir okuyacağım dedi. Bana Orhan veli’nin Sicilyalı balıkçı adlı şiirini okudu. 

Yüz sene sonra bugünkü dünyadan
Bir tek insan kalmadığı gün,
Sicilya sahillerinde yasayan bir balıkçı
Bir yaz sabahı ağlarını atarken denize
Her zamankinden daha geniş gökyüzüne bakıp
Benden bir mısra mırıldanacak
Şarki halinde bu dünyadan Mehmet Ali isminde bir sairin
Gelip geçtiğini bilmeksizin...

Bu güzel düşüncenin
Olmayacağından eminim
Fakat nedense bu is
Benim pek tuhafıma gidiyor.

Şiir böyleydi işte. Şiiri okuduktan sonra gece geç olmuştu. Artık gitmek gerekiyordu. Balıkçı baba’ya teşekkür ederek deniz’den uzaklaştım..

03/04/2011

Yazan:Cem Kurtuluş