// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Kim ki Duk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kim ki Duk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2015

Kim ki Duk'un En Zayıf Filmi: One On One / Birebir (2014)



















Bazı yönetmenler çektiği filmlerle ilgi odağı olurlar. İlgi odağı olmalarının sebebi; şiddet, ensest konular, işkence vb konular üstünde kafa yormalarıdır. Bu yönetmenler her filmde seyirciden tam not alacaklarını sanarlar, ama bunun öyle olmadığına sonrasında seyirci karar verir. Bu bahsettiğimiz yönetmen Kim ki Duk. Rahatsız edici konularla ilgi çeken, ama gerçekleri anlatmaktan geri durmayan kafayı kırmış bir yönetmen.  

One On One (Bire Bir) Kim ki Duk sinemasının gerçekliğine dayanan, konu olarak 13 yaşında bir kızın vahşice öldürülmesinin ardından bir yeraltı örgütünün bu kızı öldürenlerden hesap sormasını anlatıyor. Filmin açılış sahnesi 13 yaşında bir kızın vahşice öldürülmesiyle başlıyor.   Bu vahşice öldürülmenin ardından yeraltı örgütüyle tanışıyoruz. Yeraltı örgütünün elinde bir liste var, bu listeye göre o listedekilerin çoğu cezalandırılmalı “ hükümet vermiyorsa bunların cezalarını biz vermeliyiz “ düşüncesi var filmin odağında.  Kızı öldürenleri yeraltı örgütünün kendilerini cezalandırmasıyla görüyoruz, bunun haricinde sadece kızın öldürülmesi sadece filmin açılış sahnesinden ibaret.

 13 yaşındaki kızı vahşice öldürenlerin söylediği tek şey; “  Hepsi bana emir verenin suçuydu” cümlesi oluyor.  Filmde bu cümleyi  “Sana ne söylense yapar mısın? Peki ama yanlış bir şeyse?” cümlesi takip ediyor.  Bu cümleler düşüncesinde vicdan yoksunu, acınası bir toplumda şiddet yine şiddet ile çözülüyor. Çünkü bir acıyı yok etmek kendisine acı vermekle mükellef olduğunu anlatıyor Kim ki Duk.  Film çelişkilere de konuk oluyor. İşkence yapanlar bir süre sonra pişmanlık duyuyor, işkence yaptıkları yerden ayrılma noktasına geliyorlar. 

Vicdan kavramı üzerine büyük laflar ediyor film, ama sonra kendiyle çelişme noktasına kadar geliyor. İşçi sınıfı-burjuva çatışması konusunda da Kim ki Duk söyleyeceğini söylüyor. “ Bu dünyada işçiler olmasa dünya yerinde sayar “ düşüncesiyle inceden de mesaj veriyor. Sisteme, sistemin kölesi olanlara, diktatörlere dair mesaj var.  13 yaşında kızı öldürenlerin ağzından şu cümle yayılıyor “ Ben ne yaptıysam bu toplumun iyiliği için yaptım”  İyilik için öldürmek, kendisi yaşasın diye öldürmek.. Hastalık dolu bir topluma Kim ki Duk’un gözlerinden bakıyoruz, ama senaryoda bozukluklar öne çıkıyor. Oyuncular göz doldururken filmin seyirciyi etkileyebilmesi zayıf kalıyor.

13 yaşındaki kızı vahşice öldüren, Şiddet uygulayanlara cevabını  şiddetle veriyor Kim ki Duk.  Kendi toplumundaki gerçekleri anlatmaktan çekinmiyor Birebir’de. Gerçekler üzerinden yola çıkıyor ama 2 saatlik zaman dilimi Birebir için uzun bir süre olduğu kadar bu film Kim Ki Duk'un konusu iyi olmasına rağmen en vasat filmlerinden biri. Yazıyı bitirirken Kim ki Duk seyirciye şöyle sesleniyor    "Bu film ülkem hakkında. Eğer kendinizi öldürülüyor gibi hissetmiyorsanız, bu filmi seyretmeyin”  


İzlerken Altını Çizdiklerim

“ Acı hissetmek insan olmanın parçasıdır “


“ ben ne yaptıysam bu toplumun iyiliği için yaptım” 

Filmin Adı: One On One
Yönetmen: Kim ki Duk
Oyuncular:  Dong Seok Ma, Young Min Kim, Dong In Jo, Teo Yoo
Yazan: Kim Ki Duk 
Yapım yılı: 2014
Süresi: 122 Dakika
Ülke: Güney Kore 

Cem Kurtuluş, 2015

19 Ağustos 2014

Kural Tanımaz Bir Yapım: Moebius (2013)












Güney Kore Sineması ile Hollywood arasındaki farkı göster deseler; kıytırık sinema bilgime dayanarak Güney Kore sinemasını bir adım öne çıkarırdım. Güney Korelilerin Yüksek bütçeli filmler yapmamaları haricinde sinemaya “ rahatsız edici” bir özellik kazandırdığını söylemek yanlış olmaz. Bu rahatsız edici filmlerin yönetmenlerinden biri  Kim Ki Duk.   Kim Ki Duk’un hayatı diğer yönetmenlere göre farklı, bu farklılık aynı zamanda filmlerine yansıdı. 

Kabataslak kendisinden bahsetmek gerekirse; Kim Ki –Duk bir taşra köyünde doğdu,  Yaramaz bir çocuk olan Kim-ki Duk eğitim hayatı için tarım eğitimi veren bir okula gönderildi, maddi yetersizliklerden dolayı okuyamayan Kim Ki Duk okuldan ayrılıp  fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı.20 yaşında deniz kuvvetlerine katıldı, 5 yıl çavuş olarak görev yaptı. Bu da kendi hayatına birikimler sağladı.  Kim ki –Duk’un diğer yönetmenlerinden ayrılan bir özelliği vardı, bu da sinema eğitimi almayışı ve kimsenin yanında çalışmayışıydı.  İlk sinema deneyimi  Timsah’ı 1996 yılında çektikten sonra ağır eleştiriler aldı, ama bu eleştiriler kendisini yıldıramadı bu yolda iyi işler çıkardı. Ufak da olsa Kim ki Duk’un hayatı bundan ibaret.

Filmlerinde rahatsız edici, herkesin hazmedemeyeceği (şiddet, yaralama, kavga, acı, ensest ilişki,) gibi konular üzerinde durdu kendisi. Filmografisinde bütün filmlerini izleme şansım olmadı ama “ Moebius” filmi Kim ki-Duk sinemasına alışkın olmayanlar için hazmedilmesi zor bir film.  Rahatsız edici bir çok unsuru Kim ki-Duk filmin içine yerleştirmiş, hiçbir şeyden geri kalmamış.

 Moebius'un  diğer  özelliği  filmde hiçbir diyalog bulunmaması. Kim ki -Duk'un filmde    Diyaloglara yer vermemesi, replik bulunmaması hiç rahatsız etmiyor izleyeni. Kim ki Duk’un filmlerine alışık olanlar için geçerli bu, alışık olmayanlar için rahatsızlık söz konusu olabilir.  Filmde; diyaloglar yerine   Ağlama, gülme, bağırmalar  diyaloglardan daha çok şey anlatarak boşluğu dolduruyor.  

Filmin başlarından itibaren karısını aldatan bir kocanın karısı tarafından cinsel organını kesmeye çalışan bir kadını görüyoruz, kadının başarısız olması sonucu cezalandırılan çocuk oluyor.  Bu sahneden itibaren “ kan ve şiddete hoş geldiniz “ diyor “ Moebius .    Kadının çocuğunun cinsel organını kesmesi sonucu çocuk, sokakta ve okulda arkadaşları tarafından alay konusu oluyor. Cinsel organının kaybettiği kaygıyla çocuk bir canavar birine dönüşüyor, babasının önerileriyle mazoşist yeni alternatifler keşfederek acıdan zevk almayı öğreniyor. 

Şiddet üzerinden zevk vermeyi seviyor Kim ki- Duk.  Baba ve oğulun   taşı ayaklarına sürttüğü orgazma ulaştığı sahnelerde bunu görüyoruz.  Seyirciye şiddet üzerinden zevk yaşatıyor Kim ki Duk. Baba kendi penisini oğluna  naklediyor.   Çocuk penis nakliyle ilk denemesini babasının birlikte olduğu kadınla yapmak istiyor ama bunu başaramıyor.  

Anne karakterini oğlunun cinsel organını keserken gördük filmin başında, filmin sonlarında da oğlunu arzulayan bir anne olarak görüyoruz. Bu sahneler kadının erkeğin  cinsel organa karşı düşmanlığıyla bağdaştırılması yanlış sayılmaz, özellikle kocası tarafından aldatılmasının faturasını oğlundan çıkarması kadınların bakış açısıyla  “ bütün erkekler aynıdır “ sözüne denk geliyor.  Aynı zamanda çocuğun geçtiği  Odipus Kompleksi üzerinden anlaşılabilir, Odipus kompleksinde  her çocuk erken yaştan itibaren ebeveyne ilgi duyabilir.  Çocuğun sertleşme yaşadığı tek yer annesinin yanı.   Annesinin çocuğunu  boşaltması sahnesi , Annesinin çocuğunu  arzulaması kimi izleyiciler tarafından “ ahlaksız “ olarak nitelendirebilir, ama Kim  ki Duk’un uyguladığı bir yöntem bu seyirciyi rahatsız edebilir.

 Anne ve Oğul yaptıklarından dolayı pişman bir profil çizse de, filmin başlarından itibaren çocuğun penisini keserek cezalandıran anne ile Baba’nın  rolleri değiştiriyor.   Baba, annenin çocuğunu arzulaması nedeniyle çocuğunun penisini kesmek istiyor.  Filmin merkezinde Penis ve erkeklik var. Aile içi şiddet filmin başından  sonuna kadar sürüyor. Penisini kaybeden çocuk canavara dönüşüyor, penisini kaybettiği için baba  çocuk için çözüm yolu arıyor, annesi çocuğunu sertleştiriyor ve çocuğunu arzuluyor.  Çocuğunu arzulayan Anne’nin cezasını baba kesiyor, son olarak geriye sadece çocuk kalıyor. Çocukta  bütün bunlara sebep olan cinsel organına cezayı kesiyor.

Her şeyin sonunda  erkekte kadında organına takıntılı olduğunu anlatıyor yönetmen. Tüm bunları anlatırken konuşmuyor, diyalog kullanmıyor. Diyalogtan daha etkili yol izliyor,  oyuncular da iyi iş çıkarıyor.  Benim için rahatsız edici, sapkın derecesinde iğrenç bir film değildi “ Moebius “ Kim ki Duk’u tanıyanlar için kurallar yine alt üst edilmiş şekilde  karşımıza çıkıyor. Ne kamera çekimleri, ne kurgunun önemine takılmayanlar bu filmi sevecektir, çünkü kamera çekimlerinden önemli şeyler de vardır bu hayatta.  İşte o önemli şeylerden biri “ Moebius “  

 Cem Kurtuluş, Ağustos 2014