// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Film Ekimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film Ekimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2015

Davul Çalmak İstiyorsan Ellerini Kanatmalısın : Whiplash (2014)


















Davul çalmayı  seviyorsunuz ve ilerde bir grupta çalarken sonrasında kendinizden söz edilmesini istiyorsunuz. Elleriniz kanıyor, trafik kazası geçiriyor, ailenizden destek almıyor ve sınırları zorlamak istiyorsunuz. “ Whiplash “  adlı uzun metrajlı filmini çekmeden önce  kısa film çekip  çekip  Sundance Film Festivali’nde  ödül kazanan “ Whiplash “  2014 yılının   Film Ekiminin gözdelerinden ve  29 yaşında Damien Chazelle adında genç bir yönetmenin elinden çıkan bir film.   

 Filmin yönetmeni Damien Chazelle bu filmi çekebilmek için pek çok sıkıntı çekiyor, ilk önce para bulamadığı için  bu filmin kısa filmini çekiyor. Kısa filmde  Miles Teller yer almıyor. Filmin çekimleri 19 gün sürdü, 19 gün süre bir film için az bir süre. Filmde yaşanılanlar gerçekten de yapılıyor. Milles Teller’in  davul çalarken ellerinin kanaması çekimler sırasında  olmuştur. Tekrardan filme dönecek olursak; “ Whiplash“  New York'ta dünyanın en iyi müzik okullarından birinde davul (bateri) eğitimi alan Andrew'un (Miles Teller) hikayesini ele alıyor. 

 “ Whiplash “ Andrew’un davul çalmak için girdiği odada  Okulda orkestra çalıştıran tecrübeli öğretmen Fletcher’in Andrew’i keşfetmesiyle başlıyor. Çalışkan isimleri bünyesine katan, ilk zamanlarda iyi izlenim veren Fletcher daha sonralarında bir şeytana dönüşüyor. Filmin ilk yarım saatinde inandığı şeyler uğruna neleri yapabileceğini gösteren genç bir çocuğun dramını çıplak gözlerle izletiyor seyirciye.  

 Tecrübeli öğretmen Fletcher’in ağzı bozuk, küfürbaz, öğrencilerini bu meslekten bunaltan bir kişiliğe sahip olduğuna tanıklık ediyoruz, ama bu küfürbaz hareketleri Andrew üzerinde o kadar etkili olmuyor. Andrew ne kadar baskı hissetse de üstünde inandığı uğruna nelerden vazgeçebileceğini gösteriyor seyirciye, ailesinin desteğini görememesine rağmen azimle çalışıyor.

 Filmde caz müzik üzerinden konuya dalmak istense de asıl mesele öğretmen-öğrenci ilişkisi ve öğretmenin öğrenci üzerinde uyguladığı sert metodlar. Andrew’ın pes etmesi için tecrübeli öğretmen bir çok yol deniyor, Andrew’i kendisinden nefret etmesini sağlıyor. Öğretmen gerçek yeteneği ortaya çıkarmak için öğrencilerini en iyisini yapmalarını istiyor, uyguladığı yöntemde de buna inanıyor.

 Eğer sınırları zorlarsanız her şeyin üstesinden gelebilirsiniz mesajı veriyor “ Whiplash “ bu mesajı verirken çoğu sahnede Andrew’in azimle çalışarak,parmaklarını kanatarak nasıl sınırı zorladığını seyirciye gösteriyor. Karakterimiz Andrew en usta davulcu olabilmek için bütün sınırları zorluyor. Elini kanatıyor, daha hızlı çalmak için uğraşıyor, “ Ben usta olmak istiyorum “ deyip kız arkadaşından ayrılıyor, trafik kazası yapmasına rağmen gideceği yarışmaya yetişmeye çalışıyor,  ailesi destek olmamasına rağmen inandığı yoldan gidiyor.

 Filmin ikinci yarısında Andrew, davul ile bir yarış içine giriyor, davulu kendi yönlendiriyor, sonunda Andrew “ Azimle çalışırsanız en yetenekli siz olabilirsiniz “ dedirtiyor seyirciye.  Kendi kurallarını kendi koyuyor, öğretmen Fletcher’in metodları Andrew’e geçiyor.  Andrew Karakterini oynayan  Miles Teller oynadığı süre içinde etkili bir izlenim bırakıyor seyircide. Ayrıca Miles Teller’in bu rolde bu denli etkili oynayabilmesi haftada 3 gün 4 saat aldığı derslerle mümkün olduğunun altını çizmek gerekir, davul sahnelerinde ellerinin kanaması da, tecrübeli öğretmen Fletcher tarafından dayak yemesi de gerçekten yapılmış.

 Sonuç olarak; Bir insanın başarı uğruna ne kadar ileri gidebileceğini ve sınırları zorlayarak yeteneğini ortaya çıkarabileceğini  gösteren   “ Whiplash “ muhteşem kurgusuyla, gerilime tırmandırmasıyla, J.K Simmons Ve Miles Teller’ın etkileyici oyunculuklarıyla azmin zaferini bize yaşatıyor.

 


Altını Çizdiklerim:

“ Arkadaşın var mı Andy
Yok
Niye
Hiçbir yararını görmedim.”

Not: Bir takım bilgiler için yararlandığım Filmegitmedenönce.com'a ayrıca teşekkürler

Yönetmen: Damien Chazelle
Senaryo: Damien Chazelle
Oyuncular: J.K Simmons, Milles Teller, Melissa Benoist
Müzik: Justin Hurwitz
Görüntü Yönetmeni: Sharone Meir
Kurgu: Tom Cross
Süre: 106 Dakika
Ülke: ABD 



Cem Kurtuluş, 2015

09 Kasım 2014

Çocukluk /Boyhood (2014)



 Richard Linklater bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce Before Sunrise ile başlayıp Before Midnight serisine kadar uzanan film serisini  çekmişti. 1995 yılında " Before Sunrise " kendisi için önemli başarılar elde attığı filmde,bunun devamını da diğer filmlerinde göstererek ödüller aldı.   Before serisinin temellerini atan Linklater çektiği Before Sunrise’tan 9 yıl sonra Before Midnigh ile seriyi sonlandırmasa da Seri’nin üçüncü filmiydi bu. Before serisini önemli yapan şey Linklater’in aynı oyuncularla çalışmasıydı. Richard Linklater’ın Before serisini bir yana bırakırsak film ekiminin önemli filmlerinden biri “ Boyhood “  12 yıl gibi uzun bir sürede çekilme süreci var.

Bir çocuğun büyürken geçirdiği fiziksel değişimi anlatan “ Boyhood”  bunu anlatırken çocukluğundan başlayıp yetişkinlik dönemine kadar gitmesiyle öne çıkıyor. Ana karakterimiz Mason’un filmde yıllar geçtikçe nasıl değiştiğine tanıklık ediyoruz. Annesinin, Mason’un babasıyla ayrı kalması, sonrasında annesinin başka biriyle evlenmesi ve en sonunda yalnız başına hayatını devam ettirmesi ve aldığı sorumluluklar filmde göze çarpıyor. Filmde “ Aile” kavramının ne kadar önemli olduğunu bir Anne tarafından gösteriliyor bizlere.

 Mason’u filmin ilerleyen zamanlarında kendi parasını kendi kazanan “ bulaşıkçı” rolünde görüyoruz, fotoğraf çekerek hayatını kazanmak isteyen Manson’un hayatının bu kısmı garipsenebilir. Kız arkadaşıyla göremediğimiz Manson’u ilerleyen sahnelerde kız arkadaşıyla yaşadıklarıyla görüyoruz, bu da Manson’u ciddi olmasa da bir anlamda yıpratıyor.

 Shenna ile Manson arasındaki diyalogda  hayatını “ Facebook” gibi sitelerde çürüten gençliğe Linklater ayar vermeyi unutmuyor. Filmden Mason karakteri hakkında kısa bir ayrıntı vermek gerekirse; Mason karakterini canlandıran Ellar Coltrane bu projeye 6 yaşındayken adım atmış. Karakterlerin hayatlarını gerçek olamayacak kadar sıradan bir şekilde aktarması film adına eksiklik olarak karşımıza çıkıyor.

 Linklater ,Amerikan toplumunun portresini rahatlıkla Boyhood’da çiziyor. Gençlerin zaman geçtikçe ne yapacağına karar verememesi ve kafa karışıklığıyla beraber bir çok konuya değiniyor. Amerika’da büyümenin portresini çizen Linklater’ın bu filminin Amerika’da yüksek puan alması şaşırtıcı değil.Amerika halkının gönlünü de böyle kazanıyor Linklater. Linklater, Bush dönemi için filmde kısa bir eleştiri getiriyor,ama bunu Obama dönemi için göremiyoruz. Bu da Amerikan toplumunu yüceltme olarak değerlendirebilir.

 12 yıl çekimleri süren, Film ekiminde bize başyapıt olarak gösterilen “ Boyhood”  yaklaşık 3 saate yakın süresiyle sıkıcı bir yapım olduğunu söylemekle beraber genel itibariyle bir “ başyapıt “ izlenimi vermiyor ama Amerikan toplumunu yüceltmesinin yanında yüksek eleştiriler alması da şaşırtmıyor.  


Cem Kurtuluş,2014

23 Ekim 2014

Film Ekimi 2014'ten: Palo Alto (2013)




















Edebiyattan sinemaya uyarlanan filmler her ne kadar çekici gibi görünse de bazı filmler bunun hakkını veremiyor. Kitapla aynı olmasını bekleyemezsiniz ama en azından  iyi iş çıkarmasını, kendinizden bir parça bulmak istersiniz. Film ekimi(11-17 ekim)  haftası olması sebebiyle  ne kadar iyi filmler olsa da beklentinizi karşılamayacak filmler de öne çıktı. Bu filmlerden biri  Gia Coppola, senaryosunu yazıp yönettiği bu ilk filmini, James Franco’nun yazdığı  Palo Alto Öyküleri “ kitabından beyazperdeye uyarlanan “ Palo Alto”

Gia Coppala,  bu filminde genç kuşağa sesleniyor, gençlik sorunlarına yöneliyor. Utangaç, aileden kopuk,melankolik karakterler yaratıyor Coppala,  cinselliğe kadar uzanan bir yelpazede sunuyor bu filmi. Amerikan vari diyaloglarla sunarken bu filmi, filmi izlerken kopukluklar yaşıyorsunuz. Kurgu eksikliğini film bağlantısında net olarak gözlemliyorsunuz.

Hikaye kabataslak olarak  Teddy, April,Fred  karakterleri üzerinden ilerlese de, bu karakterlere ilerleyen zamanda Emily ve takım koçu  MR.B katılıyor.   Bu karakterler film içinde önemli yere sahipler,ama ana karakter " April" karşımızda duruyor. Yönetmen april'in gözünden anlatıyor çoğu şeyi. 

Karakterleri tanıtmak  gerekirse; Teddy melankolik takılan uyuşturucuyla alkolle kafayı bozan   bir karakter olarak karşımıza çıkarken, Emily cinselliğe düşkün,sevgi eksikliği yaşayan kız olarak karşımıza çıkıyor. Filmde dikkatleri üzerine çıkan diğer karakter “ April” .  April aynı zamanda takım koçunun oğluna bebek bakıcılığı yapıyor. Aralarında bir süre sonra hoşlantı belirtisi gelişiyor,ama zamanla April bunun doğru bir şey olmadığını, MR.B’nin kendisini kullandığını düşünüyor.

 April’den hoşlanan diğer bir karakter uyuşturucuyla zamanını geçiren ve sonrasında uyuşturucuyu bırakmak isteyen Teddy.  Teddy karakteriyle oynayan Jack Kilmer filmde oyunculuğuyla  iyi iş çıkarıyor. Melankolik rolünü  oynamasının bunda   etkisi fazla. Diğer oyuncular sınıfta kalmasa da Jack Kilmer isminin öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Karakterler arası kopukluk filmi izlerken net görülüyor.

 Filmde açığa çıkan diğer bir özellik ana tema sorunu ve senaryonun aksaklığı.  Kötü anlatım ve  sıkılarak 1.5 saatlik zamanı geçirmiş oluyorsunuz.  Araya iyi müzikler serpiştirse de üzerinizde etki bırakmadığını söylemek gerekir.  Filmin son sahnesi kötü bir anlatımla seyirciye sunuluyor,bunun haricinde Palo Alto şehrinin  filmde fazla gösterilmemesi  film adına eksiklik olarak önümüzde duruyor. 

Sonuç olarak  Amerikan sineması her ne kadar  gençlik filmlerinde iyi işler çıkarsa da , Gia Coppala’nın  vasat ve bilindik gençlik filmi  olarak karşımızda duran " Palo Alto" bu açıdan    sınıfta kalıyor. 

CEM KURTULUŞ