// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Testament etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Testament etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2024

16 Yıl Sonra Tarihe Tanıklık Etmek: TESTAMENT KONSERI KRİTİĞİ... (19.11.2024)


 








Umutsuzluğun doruklarında yürüyen herkes için tek kurtuluş yolu ya alkolle kendini unutmak ya da en agresif müzikle kaosun içine dalmaktır. Herkes için geçerli olmasa da bazıları için geçerlilik durumu bundan ibarettir. Yıl 2008’i gösterdiğinde ergenlikten yeni çıkmış halimiz thrash metal’i damarlarımızı enjekte ettiğimizle TESTAMENT izlemiştik, o konser mevzulu bir konser olması yanı sıra güvenliklerle mevzu çıkmış sonrasında barikatlar yıkılmıştı. Bundan 16 sene sonra yeniden TESTAMENT’ı görmek paha biçilemez olacaktı bizler için.

Konserin günü açıklandığında akıllarda tek soru konserin olacağı yere ulaşım sorunuydu,ki pek çok kişi bu durumdan ötürü konsere gitmekten vazgeçmek zorunda kaldı ve üstüne de hafta içi sebebinin ertesi günün de iş olması nedeniyle bu mevzu uzadı. Konser alanına ulaştığımızda kimi taksiyle bu sorunu çözdü,kimisi otobüsle. Bu konuyu çok uzatmamak adına;mekana geldiğimizde de konser saatine yakın bir zaman vardı. Klasik olarak metal müzik konserlerinde konserin zamanında  başlamama gibi durumları düşünüp konserdeki alanda ilk şarkıyı kaçırarak girmiş bulunduk.  “DNR” ile giriş yapmıştı TESTAMENT. 

 Bir önceki konserlere göre “Eerie Inhabitants” ile giriş yapan grup bu defa rotayı değiştirmişti.  Konserin ilk yarısında en rahatsız edici durum sosyal medyalarına story atmak için birbiriyle yarışan kitlenin salonda olması ayrı bir tiksindirici boyut oluşturuyordu. Bunu bir tarafa bırakırsak…  İlk yarıda grup farklı bir setlist ile çıktı.  The Gathering’den “3 Days In Darkness” ile başlayıp daha sonrasında  sırasıyla  “WWIII”  “Children of the Next Level” ile devam etti.

“Practice  What You Preach” te thrash metal seviyesinin doruklara çıkardığı ve delirmenin de akıp gitmeleri artmıştı. Grubun en eskilerden ziyade bütün albümlere yakın çalması da ayrı klaslıktı.  

Şöyle bir gerçek vardı; Chuck Billy 60 yaşını geçmesine rağmen halen “BAY AREA’nın en güçlü seslerinden biri benim” diye haykırıyordu adeta.  Bunun yanında hem davulcu Chris Dovas’ın performansı, hem de Alex Skolnick ve Eric Peterson’un hünerleriyle gayet klaslığa giden bir gece yaşatıyordu.

 Eskileri de grup sonlara saklamıştı. Bir yandan da “Souls of Black” çalınmasını beklemediğim halde sürpriz şekilde gelmesi de ayrı klas hareketti.  Son çıktıkları konserlerde “Souls of Black” e hiç yer vermemişlerdi. Kendi açımdan sevmediğim bir şarkı olan “True American Hate” çalınması da beklemediğim şarkılardandı, buna da bu konserde grup yer verdi.  

Bütün şarkıları değerlendirmektense aslında grup bütün ağır topları,dinamitleri sona saklamıştı. “Trial By Fire” diye sayıklarken bir anda kendimizi kaosun ve delirmenin eşiğinde bulduk. “Alone In The Dark” da da seyircinin müthiş katılımı vardı. Finali de delirtici, kudurtucu “ Into The Pıt” ile yaptılar.

 Her konserde olmazsa olmaz Testament tarihinin ağır toplarından “Over The Wall” çalınmaması da konser adına eksiklik olarak sayabiliriz. Bununla birlikte ses sistemi çok iyi derecede olmasa da dinlenmeyecek durumda da değildi bizim açımızdan. Konseri sahne önünden takip edenler için “rezalet” şeklinde yorumlar duyduk, ama orta bölümde izleyenler için bu kadar rahatsız edici bir şey yoktu.

 Konser açısından en büyük sorun ise konser alanına nasıl ulaşacağımız sorusuydu. Mevzu Testament ise gerisi bir şekilde çözülür manasıyla gidildi. Bir o kadar insan böylesine bir yerde konser vermesini anlayamadı ve böylesine bir yerin varlığından da ilk defa haberdar oldu. Buradan organizatörler duyarlar mı bilmem ama daha konumu rahat yerler varken böylesine yer insanlar için bir çileye sebep oluyor. Hem şehir dışından gelenler için, hem de aynı şehirde konsere gidenler için.

 Sonuç olarak; Alex Skolnick,Eric Peterson,Chuck Billy’li Testament kadrosunu 16 sene sonra gördüğümüz ve  tarihe tanıklık ettiğimiz bir gece yaşadık. “Belki de tekrarı olmayacak” dediğimiz gecenin kahramanı da benim açımdan 60’ları deviren, sahnede adeta canavara dönüşen CHUCK BILLY idi!

 

Cem Kurtuluş, 19.11.2024


14 Temmuz 2020

Testament - Titans of Creation (2020)






















Bir albümün ortalama süresi  maksimum 40 dakika olmalıdır bana kalırsa , progresif rock  gruplarındaki uzun şarkılar yapmaktansa ortalama 40 dakika civarı albüm yapılır. Uzatmanın anlamsızlığı bir yana eğer thrash metal gibi saldırgan bir iş icra ediyorsanız bu süre 40-45 dakika civarı sınırlandırılırsa klas iş ortaya koyarsınız, ama bunu daha da uzatıp lafı eveleyip gevelerseniz bu tatmin edici bir iş olmaz. Bu yorum her ne kadar acımasız olacaksa da bunun en iyi tanımı " zorlama " olsa gerek.  Bundan yola çıkarsam Testament “ Titans of Creation “ bir saate yakın süresiyle öne çıkan bir albüm olma özelliğini taşıyor. Testament, Amerika bölgesi denilince Bay Area’nın gurur kaynağı olmuş yapıda olduğunu kimse inkar etmeyecektir. 2017 başından itibaren albüm çalışmaya başlayan grup, 2020’e doğru albümü bitirebildi.  Thrash metal’in şampiyonlar ligi kadrosu ayarında bir kadro var bu albümün kadrosunda. (Chuck Billy, Eric Peterson, Alex Skolnick, Gene Hoglan, Steve Di Giorgio)  Albümün prodüktör koltuğunda da  Chuck Billy var.

Albüm, “ Children of the Next Level “  ile açılıyor. Akılda kalıcı melodiler, Gene Hoglan’ın davul  ataklarıyla, çift gitardaki etkiyi hissederek mevzuya dahil oluyoruz. Chuck Billy’nin eski dönemleri andıran vokali de burada açığa çıkıyor.  San Diego’da intihar eden Heaven’s Gate (Cennetin Kapısı ) tarikatı hakkında lirikler şarkının konusunu belirliyor. Sözlerinden de anlaşılacağı gibi üçüncü savaşıyla ilgili  lirikleriyle bizi selamlayan “ WWIII”  temposuyla, agresifliğiyle, Chuck Billy’nin eski günleri hatırlatan vokaliyle klaslık seviyesini gösteriyor, en üst seviye olmasa bile ilerleyen yaşına rağmen iyi iş çıkarıyor. Yer yer çıkış riffleriyle de kendinden geçirmesini biliyor, uzun soloları da ekleyerek yoluna devam ediyor. 

Hızlı temposuyla albümün ilk yarısından sonra hafif inişe inen “ Dream Deceiver “  hard rock soslu,  melodikliği çokça yedirilmiş Testament kulvarında bir şarkı olamıyor. Bunu  takip eden  “ Night of the Witch “ albümün en uzun iki şarkısından  biri olmakla birlikte,  Testament standartından uzak bir görüntü çiziyor.14 kişiyi öldüren, 11 kişiye tecavüz eden seri katil , “ Gece avcısı “ diye nam salan Richard Ramirez’i konu alan “City of Angels “ girişiyle itibaren eski Black Sabbath usulü riffleriyle sonrasında gelen   yer yer kasvetli,yer yer saldırgan temposuyla albümün en güçlü şarkılarından biri olarak öne çıkıyor.  Lezzetli soloları ve riffleriyle de dinletmesini biliyor. “Ishtars Gate “  bass tonlarının ağır bastığı Chuck Billy’nin ortalara doğru vokalde harikalar yarattığı “ The Ritual “ dönemi soundunu anımsatıyor.  Yer yer gelen heavy sololarla birlikte söz tabiri ile şarkıdaki misyon tamamlanıyor. Albümün en akılda kalıcı şarkılarından olmasa da vasatın altında diyebileceğimiz bir durumda değil. 

Baştan aşağı Skolnick imzalı “ Symptoms”  Testament standartlarından uzak bir görüntü çiziyor. “ False Prophet “  yalancı ve sahte peygamberlere dair sözü olan, çokça vasat bir görüntü çizmese de hızlı temposuyla,davulun önde olduğu  ortalama ayarda. “ Code of Hammurabi “ isminden de anlaşılacağı Babil Uygarlığında adaleti sağlamakla yükümlü yasalar halinde “ kısasa kısas “ ilkesini benimseyen Hammurabi kanunlarından yola çıkıyor.

Toparladığımızda;  bir thrash metal albümünün kıstası maksimum 40 dakika olmalıdır;  bana öyle geliyor 40 dakikayı geçen thrash metal albümleri zorlama albüm kategorisine giriyor ve sanki sıkıcı bir maçtan sonra uzatmaları oynamak zorunda kalan oyunculara benziyor. 1 saate yakın zamanıyla ortaya çıkan, albümün genelince Eriç Peterson’un sazı ele aldığı, bir yandan da Steve Souza’nın da misafir olarak destek verdiği albüm olan  “ Titans of Creation “ Gene Hoglan, Eric Peterson, Chuck Billy, Steve  Di Giorgio, Alex Skolnick gibi klas bir kadroya sahip olan grubun özelinde bakacak olursak; Testament , standartının altında bir albüm oluyor. Bununla birlikte kıyaslama içerisine girecek olursak; bir önceki albüm olan  “ Brotherhood of the Snake”  gayet doyurucu bir albüm olurken, “ Titans of Creation “ ile  Testament beklentiyi karşılayamıyor.   Her ne kadar pek çok müzik eleştirmeninden iyi bir not olsa da genel hava itibariyle Testament klasından uzak bir görüntü çiziyor.

Kadro

Gene Hoglan – Drum
Chuck Billy – Vocal
Alex Skolnick- Lead Guitar
Eric Peterson – Lead Guitar-Vocal,producing
Steve Di Georgio – Bass Guitar

Cem Kurtuluş, 2020

12 Ağustos 2009

Testament-The New Order (1988)



























Amerika’da  thrash metal dendi  mi akıllara ilk her ne kadar Metallica ve Slayer  ikilisi daha sıklıkla gelse de sonra da  sayısız grup sıralanabilir.  Bay Area bölgesinin en sıra dışı gruplarından biri  olduğunu söylemek Testament için yanlış olmaz.  The New Order” albümü de Testament’ın diskografisindeki en sıra dışı ve en mihenk taşlarından biri olacak içeriğe sahip.  Grup,  bu albümde bizlere adeta bir thrash metal resitali sunuyor. Hızlı sololar, sert vokaller, bangır bangır gelen sert davul vuruşları ve tüm thrash metal klişeleri bu albümde. Amerika’da çoğu ünlü grup küçük barlarda müziğe başlayıp sonra müziklerini büyütmüşlerdi, özellikle 80’lerin başı için bu direkt olaya bodoslama dalmak gibi bir şeydi. Geçmişleri 1983’e dayanan Testament, ilk albümü “ The Legacy “ i kuruluşundan  dört sene sonra  çıkarmış, bundan bir sene sonra da “ The New Order “ albümünü çıkardı.

Grup önemli konulara değiniyordu. Şarkılarındaki lirikler siyasi içerikli ve dünyadaki haksızlıklara ve adaletsizliklere isyan bayrağını çekmişti Testament... Albümde gözlerden kaçmaması gereken bir şey var ki o da Alex Skolnick gibi gitar ustasının marifetleri. Chuck Billy kükreyen vokaliyle  ortalığı parçalıyor, kısacası gençliğin sinyallerini yansıtıyor.  Chuck Billy'nin bir de iki kez kansere yakalandığını da hatırlatmak gerek.  Bununla birlikte  albümün çıkış sürecinde yapılan sözleşme sürecinde ihlal süreci yaşandı, buna ek olarak Alex Skolnick’in söylediğine göre Aerosmith melodisi eklendi.

Albüm, "Eerie Inhabitants" ile açılıyor.  Hız ve agresifliğin önde gitarların hızlılığıyla ve  özellikle Chuck vokalleri bir aslanın kükremesi gibi kulağımıza geliyor. Alex Skolnick’in lezzetli sololarıyla da zirveye ulaşıyor, ama tempo aynı doğrultuda devam ediyor. Öfke, nefret,agresiflik ekseninde yeni dünya düzeninin dünyadaki birçok insanı ölüme sürükleyeceğinden bahsediliyor liriklerde.

“ The New Order”   bildiğimiz o klasik Alex Skolnick sololarıyla açılıyor.  Liriklerde dünyadaki sorunlar, insan ırkının dünyanın sonu getireceği  dile getiriliyor. Chuck Billy’nin kendine özgü vokalleriyle kaosun ortasına davet ediyor.  Mid tempoda gidiyor.  Balladımsı havayla açılan, Skolnick ve Peterson ortaklığında ilerleyen “ Trial By Fire “  halkın suçluları kendine göre cezalandırma metodunu  ön gören liriklere sahip.

Hız ,agresiflik,sertlik dedin mi  "Into The Pit"  şampiyonluğa oynayan bir şarkı  olmakla kaos temposunun yüksek daima agresifliğin tırmandığı şarkı olarak baş sırada yer alıyor, hızlı sololarıyla da kendinden geçirmesini biliyor.  Bu defa şarkının yapımında Billy, Peterson ve Skolnick’in ismini görüyoruz.  Diğer şarkılarda da davulcu Louie Clemente’nin katkılarını görüyorduk ama söylememiştik bu şarkıda söylemenin vakti geldi. Hiç durmak bilmeyen davul ataklarıyla davulculara adeta davul dersi veriyor.

“ Hypnosis” , Alex Skolnick ve Eric Peterson imzalı ve adı gibi insanı hipnotize eden enstrümantal parçalardan biri olarak yerini alıyor.   Stephen King’in “ Children of the Corn “ romanından ve 1984 yapımı oılarak  sinemaya uyarlanan filmden esinlenen  “ Disciples Of The Watch”  sakin girişinden sonra hızlanan vokallerde klaslığın zirvelerinden birini gösteren Chuck Billy performansına sahip. Albümün genelinde her ne kadar Skolnick ve Peterson isimleri ağırlıktaysa onlara  bass’ta Greg Christian ve davulda  Louie Clemente isimleri de onlarla iyi kimya yakalıyor, onu da burada görmek mümkün.

 Albümün dinamik parçalarından  “ The Preacher “  mükemmel melodilerle döşenen, başlangıçta Chuck’ın çığlıklarıyla mesajı veren daha sonralarında  lirikleriyle eski çağlarla ilgili söylemlerde bulunan  “ insanlar doğacak, bir savaşın yasını tutacak “ sözlerine sahip.  Bir Aerosmith  şarkısı olan “ Nobodys  Fault “  Alex Skolnick’in de söylediğine göre albümdeki 40 dakikalık süre bazından ihlal ettikleri nedeniyle albüme ekleniyor. Bir thrash grubuna göre bir hardrock şarkısı klas şekilde yorumladığının altını çizmek gerekir.

“ A Day of Reckoning", bir başka Testament klasiği daha... Clemente ve Chuck  performansıyla adeta bizleri coşturuyor. Skolnick’in sololarıyla girişini yaptığı, Chuck’ın da mid tempo gittiği atmosferde  çoğunlukla tempo düşmüyor. Sıklıkla Testament dinlemeyen biri bile Skolnick gibi bir gitar virtüözüne saygı duyar demek Skolnick için yanlış olmaz. Albümün kapanış şarkısı  “ Musical Death (A Dirge) “  Letti Csengeri’ye adanıyor.  Duygu yükü ağır, ballad vari, bir çöküşü andırıyor. “ Liriksiz şarkı nasıl yapılır “ sorusuna bir cevap oluyor.


Toparlarsak; 80’lerin sonuna doğru çıkmış olan “ The New Order “ yeni dünya düzenine doğru bir tokat, diğer anlamda bir sesleniş; doluluğuyla ders veren, Testament tarihinde en özel albümlerden biri.  Klasik bir tabir olacak;ama bugüne kadar dinlememiş olanlar için ise kayıptır! 

Kadro

Alex Skolnick – Lead Guitar
Chuck Billy -   Vocal
Eric Peterson – Rhytm Guitar
Louie Clemente – Drums
Greg Christian – Bass Guitar

Production

Tom Coyne – mastering
Robert Hunter – assistant engineer
Alex Perialas – producer, engineer, mixing
Jon Zazula – executive producer
Marsha Zazula – executive producer
Andy Meyn – photography
William Benson – artwork

Cem Kurtuluş, 2009