// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Monica Bellucci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Monica Bellucci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2014

Güzel Ve Yalnız Olmanın Bedeli: Malena














“ Neler olacağını bilmediğim bir geleceğe doğru pedallarımı çeviriyordum ama onunla ilgili hayallerim, duygularım hepsini şimdi çok daha iyi hatırlıyorum. Düşünüyordum da unutmalı mıydım acaba? o zaman her  şeyin aklımdan çıkıp gideceğinden emindim ama şimdi yaşlı bir adam  olarak hayatımın büyük bölümünü  tükettim. Bana çok şey hatırlatan bir çok kadınla tanıştım ama bugün sadece O var. Asla unutamadığım kadın Malena! “


Monica Belluci’ye  aşinalığı olanlar için Monica’nın filmlerinde Monica’nın kusursuz fizik hattı ve yüz güzelliği kaçınılmaz unsurdur.  Yönetmenler genellikle Monica’nın bütün fiziksel unsurlarından yararlanarak bunu  filmin geneline yansıtır. Monica’nın oyunculuğundan çok kusursuz fiziği, seks içerikli sahneleri göz önünde olur. Böyle olunca bütün film Monica’nın oyunculuğu  üstüne değil, kusursuz fiziği üzerine kurulur. 

 “ Malena”   erkek çocuğunun gözünden saflık, samimiyet, sadakat ve  aşka dair bir çok perde aralayan faşizmin baskın olduğu dönemlere gönderme yapan yönetmenliğini Giuseppe Tornatore’nin yaptığı İtalyan filmi.   Film Mussolini’nin halka seslenmesiyle başlıyor.   Sonrasında  film,  Kahramanımız Renato üzerinden ilerliyor.    Bu unsurların yanında “ vurun kahpeye”  filmlerden alışık olduğumuz bir konu işleniyor. Hikayemiz 1940’lı yıllarda  İtalya’nın  savaşa girmesiyle başlıyor.   Malena’nın kocası Nino Scordia zorunluluktan dolayı orduya katılmasının ardından kocasının yokluğuna alışmaya başlayan Malena bölgedeki tüm erkeklerin ilgisini çekiyor.

 Giydiği kıyafetlerle, kusursuz fiziğiyle ve yaptıklarıyla ilgi çeken Malena kısa zamanda “ kadının kadına” nasıl düşman olabileceğini   sahnelerde izleyiciye   gösteriyor. Sessiz, sakin yapıda olmasına rağmen, hiçbir sahnesinde konuşmasına denk gelmediğimiz(Mahkeme sahnesi hariç), sadece erotik ve cüretkar  sahnelerle, kıyafet unsurlarıyla öne çıkan Monica Belluci’nin oyunculuğu kusursuz fiziğiyle öne çıkıyor.

Filmin başlarında  bisikletli çocukları peşine takan Malena’nın peşinde sadece Renato kalır. Ona duyduğu aşk, sadakat, saflığı Malena’ya karşı gösteremeyip başka erkeklerle yatıp-kalktığını görse de aşkından vazgeçemeyecek kadar yürekli bir erkek çocuğudur Renato. Malena’nın dinlediği plağı alıp her gece yatmadan o plağı dinleyip Malena’yı düşleyip, Malena’nın yatağına geldiğini hayal ediyor.

Aynı zamanda  ailesinden baskı görmesiyle birlikte toplumun dışında kalmayı kendi tercih etmiştir Renato. Babasından Malena’nın iç çamaşırını kafasına bağladığı için dayak yediği sahne Malena’ya olan sevgisini fazlasıyla anlatıyor. Yönetmen, küçük kahraman Renato üzerinden seyirciye sevginin matematiğini çiziyor. 

 Malena karakteriyle sık sık gördüğümüz Monica Belluci kusursuz fiziğiyle öne çıksa da filmde asıl kahraman Malena’nın aşkıyla tutuşan, sadık olan küçük kahramanımız Renato. Renato’nun Malena’ya kötü söz söyleyenleri cezalandırması, başka erkeklerle cinsel ilişkide bulunan Malena’ya göz yumması, sonunda askerden dönen Malena’nın kocasına yardım etmesi küçük kahramanımız Renato’nun Malena’ya duyduğu aşktan ibaret.

Malena’nın kendinden sıkılıp,  şehirde erkeklerin  Malena’nın gözünün içine bakarak taciz etmesi  ve savaşın ortasındayken bombaların yağması sonucu babasını kaybetmesi  melankoliye sokup  kendisinin saçlarını kesmesine neden olmuştur. En iç gıcıklayıcı sahneler ;Malena’nın her caddeden geçişinde erkeklerin göz tacizine uğraması. Malena’nın şehirde bu kadar ilgi görmesinin iki nedeni var; güzel ve yalnız olmak. Kocasını bekleyerek zamanını geçirse de erkeklerle cinsel ilişkide kalmaktan geri kalmaz Malena.

Malena’nın evli  erkeklere yakın olması zamanla   şehirdeki kocalarını kıskanan  kadınlar tarafından hunharca  tekme-tokat  dövülerek, suratının paçavraya dönmesine,  şehirden  kovulmasına sebep oluyor. Bunun tek sebebi çekici bir kadın olması.   Malena’nın suratı paçavraya dönerken Malena’nın güzelliğinden eser kalmamıştır.  

 Malena’nın şehri terk etmesinin ardından kocası savaş biter kadınına geri döner, Malena’yı aramaya başlar. Küçük kahramanımız Renato kendisine olan sadakatine sözünü yerine getirerek kocasının Malena’yı bulmasına yardım ederek film izleyiciye aktarılır.

 “ Malena” Savaş sahneleri üzerine kurulan bir film olsa  belki daha başarılı olabilirdi ama daha çok ergen bir çocuk üzerinden anlatılıp, Malena’nın güzelliği ve erkeklerin ilgisini çekmesi üzerinden durulan bir film olmuştur.  Filmin Asıl mevzusuysa  ikinci dünya savaşına el atması. Özetlemek gerekirse;  “ Malena “ bir başyapıt sayılmaz, ama erkek çocuğu üzerinden konu olarak  saflığı, sadakati işlemesinin yanında savaş mevzularına değinmesiyle, aynı zamanda filmde başarılı sahneleriyle kendinden söz ettiren bir film olmuştur.

 “ Naziler işbirlikçisi İtalya'nın üzerinden silindir gibi geçer. Faturayı nazilerin altına yatan Malena öder. italya kendisiyle hesaplaşmış olur.”


 Yazan: Cem Kurtuluş


20 Nisan 2013

Kalbiyle Sevişenler: Combien tu m'aimes



 Bazı sevişmelerde ağır bedeller ödersiniz. Pahalıya patlar size. Ucuz sevişmelerin altında derin tutkular yatmaz, ama pahalı sevişmelerin pahalıya patlaması kimseyi şaşırtmaz. Bazı sevişmelerse tarihe gömülür. Vakitsiz nakitsiz geçen günlerin ardında günlerin önemi kalmadığında sevişmeler o boşluğu doldurur. Doluluk oranı ise yadsınamayacak bir gerçektir.

Kalbiyle sevişenler, ruhuyla sevişenler, teniyle sevişenler.. Erkek veya kadın.. Kalbiyle sevişen  insan sayısı azdır. Her erkek ya da her kadın kalbiyle sevişmeyi beceremez. Ucuz insan olmanın yolu bedeniyle sevişmekten geçer. Ait olmadığın bir beden, oynamayan gözler ve ıslak olmayan bir beden. Kalbiyle sevişenlerin ruhları sevgi ile doludur.

 “ Combien tu m'aimes” Monicca Belluci’nin fahişe rolünü başarıyla üstlendiği Fransız yapımı etkileyici bir film. " Bir ikramiye çıksaydı hangi kadını satın alırdınız"  sorusu filmde bize yöneltiliyor. Film, başlarda iki karakter üzerinde dönüyor. François kendisine ikramiye çıkan şanslı bir adam. Daniela’da bir gece kulübünde çalışan fahişe. Monica Bellucci filmin başından itibaren güzelliğiyle seyirciyi büyülüyor.

 Erkek karakterimiz aynı zamanda kalp sorunları olan biri. Daniela’nın güzelliği karşısında büyülenip, onun çıplak bedeni karşısında ilk başlarda heyecan yaşıyor. Gün geçtikçe buna alışıyor. François , kadın karakterimiz Daniela’yı karısı olarak görüyor, maaşa bağlıyor bir nevi. Daniela’nın güzelliği herkesi şaşırtıyor.

 Başta doktor dostunu şaşırtıyor. Doktor dostunun ölmesi de Daniela sayesinde oluyor. Çekiciliğini doktora karşı gösteriyor, bu sadece doktorla sınırlı değil. François ile Daniela’nın ilişkileri 8 gün sürüyor. Çıplak sahnelerin ve sevişmelerin sık sık göze çarptığı filmde cinselliğin daha çok ön planda olması kimseyi şaşırtmaz.

8 gün geçirdikleri bu ilişkide erkek karakterimiz hayatında mutluluğu tatmayan ama mutluluğu Daniela ile yakalamış biri. Yağmur yağdığında arabadaki sevişme sahneleri ise her çiftin yaşaması gereken sahnelerden. 8 günlük süren ilişkinin ardından François bir süre bunalıma giriyor. Aralarındaki ilişkiye bir süre ara veriyorlar, ara vermesi kadın karakterimizin başka bir erkeğe sahip olması.

 François gününü gün ediyor yan komşusunu düzüyor. Ayrıca belirtmem gerekirse François ile Daniel sevişirken yan komşunun kapıyı çalarak seslerden rahatsız olduğunu söylemesi üzerine geçen sahne seyirciyi gülmeye teşvik ediyor. İlişkilere dair mesaj veriyor gibi gözükse de film erotik sahneler sıklıkla görünüyor. Filmin çoğu yerinde çalan müzikler kulakları tırmalıyor.

 François’in Daniela’ya dönmesiyle işler farklılaşıyor. Daniela ile erkek arkadaşı Charley sevişirken Daniela’nın charley’e karşı ruhsuz sevişmesi sahnesinde Daniela’nın bir sözü günümüz ilişkilerine mesaj veriyor. “Kalbiyle sevişiyor François” demesi. Kadını meta olarak gören Charley kadınını para uğruna başkalarına sunan biri, sonra bunun acısını çekiyor.

 Ve film ikramiye kazanan bir adamın ve fahişeyle ilerlerken filmin bitimine doğru erkek karakterimizin ikramiye kazanmadığını öğreniyoruz. Yönetmenin bunu akıllıca seyirciye göstermesi filmi daha izlenebilir kılmış. Film ayrıca günümüz sevişmelerine inceden ayar veriyor.

 “ Kalbiyle sevişenler,ruhuyla sevişenler,teniyle sevişenler” diye günümüz ilişkilerine doğru dokundurma yapıyor. Her şey bu çizgide ilerlerken film françois’in iş arkadaşlarına eve baskın yapmasıyla son buluyor. Erotik sahneleri gözümüze sokan filmde Monica Belluci Fahişe rolüyle iyi bir iş çıkarıyor, hem de kusursuz güzelliğiyle seyirciyi büyülüyor.

 Yazan: Cem Kurtuluş