// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Andıran Otu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Andıran Otu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Şubat 2012

Kim Bender demişti ki; Burası Kadıköy !

Gitmek istediğimiz yer deniz kıyısı
Kum ,çakıl taşları, yosunlar
 sahilde birkaç tanımadık yüz
 birkaç bira şişesi
şaraba selam duruşlar
iki kitap sayfası açmak
Zengin saymıştık kendimizi ok terse döndü cebimiz delikti

Düş  sayfalarında bir şeyler arayıp durduk
Aranılan Andıran otundaymış
Sayfa 26’da c.t rotayı belirledi
Dönmek, dönemedik
Ama gerçekten dönmek gerekiyor-muş bazen
Dönenler de vardı limana
Limanda tutsak olarak yaşayanlar da

Zaman geçti, esti rüzgar
Yine aynı ben olarak kaldın
Şarap şişen ile denize selam verdin
Her şey güzelmiş dedin, güzellik aldatıcıydı
Biz miydik ona kanan

Taksim, Kadıköy sokakları
Bir deplasman yolculuğu
Tarih belki bizi de yazar
Tarihin bizden haberi varsa
Rotayı belirleyen c.t ise tarihin ondan haberi vardır

Ama biraz geç oldu
Günlükler okuduk onaylanmak için
Geceler bize düşman oldu
Sen Hüdaverdi bisikletinle karanlıkta dolaşıp durdun
Başka bir hayat
Mümkün mü
Rotayı değiştirmen gerekiyordu İsmail
Bütün o sankiler
Hatıralar
Kıyıda sığınacak bir şey buldun
Sığındın
Şarabın yanında

Yalnızlar liginde üst liglere oynamak
Şampiyon olamadık
Ama çizgiyi biz belirledik
Topun başına çizgi metin geçti
İki şişe ucuz şarap bir tarih yazabilir
Belki de tarihi ilk baştan beri biz yazdık
Eğer öyle bir tarihe gerek varsa

Kadıköy sokaklarında boş kitap sayfalarına bakıp, pahalı plaklara gözün takıldı
Para dedin pul dedin
Cepler delik
Kaçış yolu bul

"Ve sokak
Yıllar geçse de aynı" 
Ama etraf karanlık
Şarabın tadı damağında kaldı
Kadıköydeyiz..

Kim Bender demişti ki; Egzozların ardından yükselen ayrılık şarkısını duydun mu?
Burası Kadıköy !


Onlar bize düşman biz onlara
Parasal sorun önümüzü tıkadı
Söyleyecek sözün kalmadı
Ve bitiş
Trenin sesini kestiler


Savunma derinliği
Buna müsait miyiz
Şimdilik zor
Ama Kadıköy’e geldik..
İniş var Kaptan


Yazan:Cem Kurtuluş






10 Ekim 2011

Andıran Ot'una kısa not...

Yağmurlu bir gün. Şimşek çakıyordu adeta. İnsanlar yoldan geçiyor,o insanlara bakıyor. Onun da macerası böyle başlıyor işte . C.t’nin kitabı önemli. Bir yerlerde bulması gerektiğini biliyor, onun için mühim oluyor çünkü içindekiler mühim.  Yalnızlığın kelimelerini bir öykü gibi istiyor. Salıncakta sallanan birilerini anımsatıyor o sözcükler, ve sadece bilinmeyen birileri...  " Andıran Otu"  böyle bir günde ele geçmişti işte. Heyecanın olduğu,yağmurun durmadığı,koşarak " kalmazsa ne yaparım denildiği’’ bir kitaptı Andıran Otu. Herkesin andığı,ama herkesin kandığını sanmadığı ama kandığı.  C.t’nin on numaralı hali olunamazdı ama bir takımda on numara oynayabilirdiniz. Ve  kitapçıya gidilmiştir ve adam’a hemen " andıran otunu almaya geldim’’ denilir. Adam kitabı verir. Yağmur yağıyordur güzel güzel,geriye kalan anılar olacaktır.  Ve o yağmurda kitap ıslanır ,kitabın sayfalarına bakmak için otobüs beklenir. Otobüs’e binilir,ve yer kapılır. Kitap ıslanmıştır yağmurdan,bu pek önemsenmez ama yine de bakılır. Yağmurdan sayfalar buruşmuştur,bu pek önemli sayılmaz. İlk sayfası açılır Biografi diye yazılan kısımda " Cenk Taner Kadıköy’de yaşıyor’’ yazılıdır. Kadıköy evet sadece bir yer,ama bir yer mi bir yerden de öte mi? Sayfalar çevrilir teker teker,ve uzaklara dalmış bir adam portresi çizilir önünüzde. Ressam olmayan ama sadece ressamlığı hayal eden bir adam. Olabilir mi ,olabilir. İnsanlar sessizdir otobüste,sadece yağmurun sesiyle kitap okunur. Yağmur’un sesi, C.t’nin satırlarıyla eş değerdir. Yağmur mudur böylesine güzel gelen,C.T’nin satırları mıydı? Satırlar,sözcükler,kelimeler hepsi bütünleşir bir arada. Bazen anlamazsın ama bilirsin ve hissedersin. Bazen de hiç bilmezsin,zaten gerek de yoktur böyle bir şeye. Sayfa 9’a geldin mi üst tarafta yazılı olan bir şey dikkatini çeker. ‘’Silah Sesinde Yunuslar’’. Ve Kadıköy terasında içen adamlar,ve sonra kadınlar hayal edersin. Yapacaklarını ya da yapamayacaklarını tartarsın kendi kafanda. Geleceğe mirastır C.t nin kitabı. Tektir ama belki hiçbir zaman diğer kitap gelmeyecektir. Yılların eskittiği bir kitaptır. Geç kalınmış veya keşfedilesi bir şeydir bu da .  O ki zarfın içindeki adamdır,bir şeylere seslenir duyarsa birileri onu. Ve bilinmezliklerden bahsediyordur kim bilir. Algınız açık olsun öyleyse. Yalnızlık notlarına ihtiyacı olanlara sesleniyor C.T . Kim bilir belki de kendi içinizdekilere sesleniyor.

Cem Kurtuluş, Kadıköy 2011

10 Eylül 2010

Bir forvet ,bir forvettir;gerisi hayalcilik.

Herkesin gol atmak istediği mahalle takımında bile anlatamamıştım çocuklara ‘’bek’’oynamanın önemini. Bu beş gol yerken de böyleydi, yenilirkende. Yıllar sonrada bir şey değişmemişti, herkes gol atmak istiyordu. Gol:iki taşın arasından geçen top. Kimse kaleci olmak istemiyordu kibana sorarsan sahadaki en romantik adamdır. Forması bile değişik, bir yalnız. Ama bir numaradır. Çocukken bunu anlayanlar ileride hiç anlamadılar. Yalnızlık duygusu kedilere ve kalecilere mahsustur. Ve kaleci’nin dostu bektir. Bir bektim ben. Ve forvet oynamak isteyen kıçıkırıklara güldüm hep, pabucumun forvetleri (krampon,esem,sport vb.). Bir forvet ,bir forvettir;gerisi hayalcilik. Oyun kurucu bahsiyse derinleşmeye çok müsait.

(Cenk Taner, Andıran Otu, syf. 23)

29 Ocak 2010

Andıran Otu




















Yirminci yüzyılın zehriydi bu: Andıran Otu
Aslında insanlık tarihi kadar eski
Biz Kadıköy’de,rıhtımı gören bir teas katında içtik

1.)Anıyorsun
2.)İleri dozlarda herkesi ve her şeyi bir yerden anımsadığını hissediyorsun.
3.)Yüksek dozlarda anmayı anmaya başlıyorsun
4.)Doz aşımında ‘’ana ana’’ölüyorsun.

Yeniden doğmak üzere

Kaybettiğin sandığın
Aslında
Kazandıklarının
Şerefine

Mezar taşı örneği:’’Anı anan  Adsızları An–Andır aslında Anan

Not:Bu Otun panzehiri kandıran otudur.

1.)Parayla satılır
2.)Her yerde bulunur
3.)Kendini kandırtman gerekir
4.)Doz aşımında kana kana ölürsün

Mezar taşı örneği:Kendini Kandırtan Kimlikler ki Kimlerdir Kendilerini Kandıran

Not II: Andıran zehrini içmeye mahkum olduğum günü hatırlamıyorum. Nedenini de !
Sokrates solumdan güldü bana.’’İyi cümle’’dedi. Gördüğüm en iyi sakallıydı

Not: Herhangi bir blogtan alıntı değildir

(Cenk Taner/Andıran Otu)

26 Ocak 2010

Bazen sessizlik bir ilaç gibidir.

"Sokaklarda görünmek. Başkalarının gözüyle onlara bakmak. Zor ama imkansız. Zor bir insan mıyım? Galiba öyle, umarım öyledir. Bu daha iyi ama güç bazen. Geceleri çıkar bazen ve kolaylaşır herşey. İstersem. Ama zor. Dünkü yağmurdan sonra kayalarla suyn dostluğuna inandım. İnanmak. İnanabilmek!


Geceleri müzik. Bazen yatarken. Oysa eskiden bir odada saatlerceydi. Teyp sadık. Yanımda yatan bir vücut. Üstelik ruhu olan. Ondan gelen seslere takılan kafam güzel şeylere gebedir. Gebelik kısa sürer. Yine gecelerikendimi boş şarap şişesine bakarken bulurum bazen . Ama bu iyi,kendimi bulurum en azından ,birşeye bakarken olsa da .

Okuduğum kitaplar rüzgarlar estirirdi içimde. Eskiden. Dinlediğim şarkılar daha yüksek seste. Şimdi birşeylerin gürültüsü bastırıyor sanki. Duyuyorum yine de eski bir alışkanlıkla. Okuyorum daha sakin limanlarda. Daha mı çok anlıyorum. Anlamak,anlamak??

(Cenk Taner, Andıran Otu, syf. 13)

24 Ocak 2010

Bazen üşür insan






















Bazen üşür İnsan

Elimdeki bira bardağıyla kolalı gömlek yakaları o kadar uyumsuzdu ki, kimse fark etmedi. Tıpkı yeni doldurulmuş birasının dudağının üst kısmında imkasız incelikte bir köpük çizgisi oluşturduğunu fark etmemeleri gibi. Uzun cümlelerle ölümden bahseden bir kadının aslında aşırı soğanlı bir köfte hamuru kadar sevgisiz olması gerektiğini öğreneli çok olmuştu. Ama o anda kadının uzun cümlelerle ölümden bahsettiğinin farkında değildi. Çok güzel dinlemiyordu. Ve kadın çok eski bir şeyi hatırlarcasına,inatla , gözlerini göz kapaklarına doğru kaldırıp güzel ama güvensiz bir elektriği mekanın tüm boşluklarına sızdırıyordu.

Zamansız bir yolculuğu anımsadı ,arkasında inatla onu takip eden yağmuru,belli belirsiz. Drake şarkısını ve yağmuru orada bırakıp geri dönüşünü; yeni atılmış yol çizgilerinin ve gece kadar siyah asfaltın yarattığı hipnozu ve şu anda hatırlayamadığı birkaç şeyi daha,hatırladığını hatırladı.

Bazen Olur böyle…

Geçen zamanın ve uzun cümleler kurmak için gerekli dudak hareketlerinin yarattığı belirsiz bir Drake şarkısı kadar hafif hava dalgasının etkisiyle yoğunlaşan bira köpüğünün oluşturduğu küçük bira damlasının verdiği rahatsızlıkla kendine geldi. Gerçekten de uzun cümleler kuran ve bunu yaparken iştahla bira içen birinin karşısında oturuyordu. İlk an da inanamadı buna. Aslında daha sonraki birkaç an da da inanamadı,işte tam olarak bu anda kendisine bir soru sorulduğunu ve giderek büyüyen sessizliğin geciken cevaptan kaynaklandığını anladı. Bu konularda sorulan soru ne olursa olsun verilecek tek bir cevap olduğunu artık hayatta dedi,’’ve bunun tek bir açıklaması olabilir,çünkü bu onu öldürür.’’

Arka arkaya bu kadar ağır cümleler kurmanın verdiği ağırlıkla alt kattaki bara indi. Yanındaki sandalyede dışarıdaki soğuk gece kadar yaşlı bir defter,bir adam oturuyordu. Hiç konuşmadı, yeltenmedi bile. Defterin açık sayfasında yanlış hatırlamadığı kadarıyla şöyle bir şey yazıyordu.

Zaten kim gerçekten bakabilmiş ki içine.

K.T.N

Not:Andıran Otu kitabının ön sayfasında yer almaktadır, Kaan Çaydamlı'nın Kişisel toplantı Notları kitabının içinde yer almaktadır..