// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Overkill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Overkill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2019

Çamurlu Yıkım Gecesi : Overkill Konseri Ve Kritiği (26.09.2019)
















Yıkım, Agresiflik , Overkill ! 


" Yaş 70, iş bitmiş " diye bir tabir var, bunun yerini değiştirirsek  60 ' a merdiven dayamış, daha önce herkesin tanıklık ettiği ve  enerjisiyle gençlere taş duracak bir grup var; Overkill.  26 Eylül akşamı eski  kuşağın daha önce izlediği , yeni kuşağın da ilk kez tanıklık ettiği bir geceye tanıklık ettik. Biletler konsere iki ay kala alındı , patrona yalanlar söylendi ; saf thrash ve agresif ruhun temsil ettiği Overkill sahnedeydi. Konserin öncesinde dışarıda demlenildi. Konserin  ilk yarısında " Elimination " ile coşku arttı ," Bastard Nations"  ile agresiflik tırmandı. 

Old school bir set hakimdi.  Bobby Blitz ' in bu yaşa rağmen bu kadar coşkulu olması , Verni' nin seyirciye gazlandırması konserin ikinci yarısında " Feel The Fire , Rotten To The Core, Fuck You " ile devam etti. Konser alanı çamurlu olsa da kimse bunu aldırış etmeden coşkusuna devam etti.  Bobby Blitz ' in gençlere taş çıkartan ruhu, Verni başta olmak üzere grubun ruhu seyirciye yansıdı.  Bunun yanı sıra  Blitz'in Atatürk'ü selamlaması da ayrı klas hareketlerden biriydi. 

60 'a merdiven dayamış gruplar arasında belki de coşkusu yüksek ilk 10 grup arasına girer Overkill “ Feel the Fire”  diye 1980 ' lerin ortalarında  şarkı yazanlar bugün , daha önce olduğu gibi o şarkının , sadece bir şarkıdan ibaret olmadığını gösterdiler. Konserden çıktığımızda  az /çok çamur içinde kalsak da Bobby Blitz önderliğindeki Overkill bize bunların hepsini fazlasıyla unutturdu. 

Cem Kurtuluş, 26.09.2019 

20 Mart 2013

Overkill - The Electric Age (2012)

















İlerleyen yaşına rağmen Bobby Blitz ve ekibi gaza durmadan basıyor, hiç frenlemiyor. “ Ironbound “ gibi klas albümden sonra yine gaz şarkılarla bizi selamlıyorlar. O kadar grup kendini tekrar ederken albümü dinlerken Overkill kendini teknolojik çağa kurban giden modern thrash karıştıran gruplara “ thrash metal dersi nasıl verilir” diye mesaj yolluyor. Groove metal öğeleriyle albümü süslemeyi Overkill iyi beceriyor. Ve bu hiç sıkmıyor. Beyninizde taramalı silah sesleri patlıyor, sizi kendi etrafında döndürüyor. " The Electric Age" böyle bir albüm. Sizi duvardan duvara atmak için elinden geleni yapan tabiri belki bu albüm için geçerli olabilir.

 Testament, Flotsam And Jetsam, Destruction gibi gruplar değişik işlere girdi, bazıları sıkı albümler çıkarırken bazıları da bekleneni vermedi. 2000’li yılları baz alarak devam edecek olursak thrash metal soundunu modern anlayışla harmanlayan ve çizgisini tutturan bir grup oldu Overkill.  Overkill, diskografisinde hep aynı çizgide giden, ara ara yenilik katan, yaratıcılığını gösteren bir grup. Grubu takip eden pek çok kişi bunu bilir. Teknolojik unsurlara “dahil olmadan sözü” orada 2000’li yıllar teknolojik unsurlarla geçiyor, bu kaçınılmaz bir gerçek, ama bunu eski geleneği uydurup bunu devam ettirmek de grupların kendi bilecekleri iş.  

 Yaşı 50’yi geçmiş Bobby Amca da senelerdir bu sesi nasıl koruyor şaşırtıcı unsur. Kendi yaşlarında adamların bazıları mezardayken o halen iyi işler beceriyor, kendini buna adamış. Ve uzun zaman da öyle iyi işler yapacak gözüküyor.1985’ten beri bunu yapıyor. Ron Lipnicki yine albümde iyi işler çıkarıyor, bu defa karmaşık davullarla kafamızı karıştırıyor.

Ritim gitarda Derek Tailer ve back vokallerde ve bas gitarda yerini alan Verni konuşturuyor işini. “ Come And Get It” girişiyle toplantı çağrısı yapıyor . Canlandırıyor ruhsuzları. Gençlere “ bak halen taş gibi vokal yapıyorum şarkı söylüyorum siz götünüzü kaldıramıyorsunuz” mesajı veriyor Bobby Blitz.  Yıllar geçiyor ama Bobby sesinden bir şey kaybetmiyor, kendine iyi bakmanın ödülü bu adeta.

Bazı thrash metal gruplarındaki sololardan değil şarkının sonlarına doğru gelen solo, uçuracak derecede. Overkill , tabiri caizse elektrik şok vermeye “Electric Rattlesnake” ile devam ediyor. Verni’nin vokalleri, Dave Linsk ‘in gitarı konuşturması, Bobby’nin çıldırtan vokali ile şarkı bize resital sunuyor. Sözlerle Alice Cooper’ın “ Poison” şarkısınla aynı kafada. 

 “ Wish You Were Dead”
 eski Overkill dönemlerine selam çakıyor. Bobby’nin enerjisiyle uçuşa hazırlanıyoruz. Elektrikli sandalyede bir hatunun kucağına oturmasına yakın şeyleri anlatıyor parça, öfkeli vokallerle yükselişteyiz. Ölü çığlıklar, Ölü rüyalar, çılgınlıklarla dolu nefret ve aşkın karışımı “ Drop The Hammer Down” ile yola devam ediyoruz

Kayıp, felaket , hüzün sözleriyle bizi yerin dibine sokan “Save Yourself” iile Bobby saldırgan vokaliyle şov yapıyor. Linsk sololarıyla bizi farklı aleme yollarken, Thrash metal olaylarının raconu olan back vokaller şarkıya cuk diye oturuyor. “ Black Daze “ albümde ısınamadığım şarkılardan biri oldu. “21st Century Man”  masumiyetin gerilerde kaldığını “ preparing for the next war, iphone in his hand “ nakaratlarıyla anlatıyor.

2010’da “ Ironbound “ gibi sıkı albümle geri gelen Overkill çizgisini bozmadan bunu “ The Electric Age “ albümüyle taçlandırıyor, diğer bir tabirle elektrik şok vermeye devam ediyor.


Cem Kurtuluş, 2013

03 Ağustos 2010

Overkill - Feel The Fire (1985)



Sene 1985

Thrash metal’in  hızlı olduğu dönemler. Exodus,Testament,Death angel, Metallica , Tankard,Destruction, daha sayamayacağız kadar grup bunların arasında bir grup var ki o döneme damgasını vuruyor her yönüyle. İşte o grup Overkill. 85 yılında “ Feel the fire”  adında albüm çıkarıyor. O  dönemler hızlı solo kavramını  beklide camiaya sokan Overkill idi. Nwobhm biraz da punk etkili müzikleri vardı. Elemanların hepsi birer Motorhead fanıdır. Vakit kaybetmenin alemi yok o zaman “ Ateşi Hissedin’’.

Parçaların 80’lerin başında bestelendiği söylenir,r ivayete göre  79 olduğu iddia edilir .O dönemler punk müziğin patladığı zamanlardır. Punk ve Nwobhm riffleriyle bezenmiş bu albümde Bobby’nin kendine özgü vokalleriyle kendinizden geçeceksiniz ,o ateşi hissedeceksiniz. Albüm,  isminden anlaşılacağı gibi ateşli ve  bir o kadar dinamik ve adrenalin dolu. Bobby’nin özgü vokalleri, verni’nin bass gitar’da gösterdiği hünerler, davulcunun bizi yere fırlatması albümün genel özellikleri arasında sayılabilir.

 Yere fırlatmak sadece bir benzetme, davul ataklarıyla harekete geçiren cinsten. Alevler içinde yanmak mı istiyorsunuz, Ateşi içinizde hissetmek mi istiyorsunuz o zaman “ Raise the Dead”  ile girişi yapalım. Bobby ‘nin kendine özgü vokalleri ,hızlı sololar ,davulun  rahat ayarlanmış tonları. Sözler Ölüm hakkında. Hayatın işareti Ölüm’dür,Mezarın arkasında biri seni izliyor ,sana yakın olan biri ,gölgen gibi peşinden ayrılmıyor. Hayatın gerçeklerine overkill bu şarkıyla ayar veriyor.

Bobby’nin o çılgın çığlıklarına “  Rotten To The Core’’ parçasında devam ediyoruz. Nefret,yalan,şiddet  bu parçanın üçlemi. Bir de yanlış yola sapan gençliğe vermiş veriştirmiş. O dönemler nasıl bir tepki almış olabilir o da tartışma konusu. Konserlerin vazgeçilmez parçasıdır, şarkının başında Bobby’nin kahkaha atmasıd a şarkının ayrı bir güzelliği. Sololar gayet klas, riffler bitirici davulda da rat skates iyi iş çıkarmış. Verni’ye özellikle ayrı parantez açmak gerekir.  Wacken’da bu şarkıyı seslendiklerinde seyirciler deliriyor, bobby’nin kafa sallaması,verni’nin seyirciyi coşturması konserin ayrı güzellikleri.

Hızlı rifflerle başlayan “ There’s no tomorrow’’ bobby’nin  kendine özgü vokali,2.13’te gelen hızlı sololar Overkill farkını ortaya koyuyor. Parçada  Korkuda yaşamanın,içinde bilinmeyen düşüncelerin olduğundan, yarının olmadığından bahsediliyor. Saf thrash metal parçası “ Second son’’ ile karşı karşıyayız ,saf thrash metal parçası olduğunu şarkının girişinde belli ediyorlar. Katliamlar,korkular, perili rüyalar, çığlıklar ,uyarılan peygamberler, kötü akıllar ..sözler dini inanç üstüne kurulu Bobby bildiğiniz üzere  dini inançlar ilgisini çektiği için bu gibi konular hakkında yazmayı seven biri.

Enerji  ve adrenalin dolu “ Hammerhead’’ şarkısıyla yola devam ediyoruz. Davullar gümbür gümbür geliyor,,bobby’nin vokali yine bizde şok etkisi yaratıyor. Şarkıyı özetlemek isteseydim ’’Powers you see, the power you need’’ sözünü yazardım. Gördüğümüz güçler,s adece ihtiyaç duyduğumuz  güçtür. Hayata dair mesajlar vermeyi hiçbir zaman unutmuyor Overkill.

Albüme kendi ismini vermiş ’’Feel the fire’’  nam ı diğer bizi ateşleyen parça. Alevler yükselsin. Bu parçada da gayet klas sololar var. Parçanın girişinde bass gitar bizi karşılıyor. Bu parça için diyebileceğim tek söz “  Higher! Higher! Feel the fire!’’.

Kan,Demir,Terör,şeytanın gazabı ve yaşam kavgası..Hepsi “ Blood and Iron’’adlı şarkıda toplanıyor. Şu nakaratlar  hayat  kavgasını açıkça ortaya koyuyor. “ Fight for you life’’.

Davullar gümbür gümbür bu şarkıyı dinleyince aklıma Vio-lence’nın  Kill on Command şarkısı geliyor, ama bunun adı “ Kill At Command”  Sonu olmayan yaşam, yaşamak için öldürenler, bu hayatta böyle bir şey vardır. Ezmezsen ezilirsin, öldürmezsen yaşayamazsın bu kaybetmek-kazanmak gibi bir şeydir. Albümün içinde metal  müziğe dair sözler vardır. ’’ Metal warrior stands over victims whose hands’’. Bu sözler dönemin her metal grubunda görebileceğimiz sözler. 80’ler thrash metal sahnesinde önemli bir yere sahip olduğunu bu şarkıda da gösteriyor.

80’Lerde thrash metal aleminde en baba yiğit, en enerjik, en zıpkın albümlerinden biri  “ Feel the Fire”  Ateşi ruhunuzda hissedin!  



Cem Kurtuluş


15 Mart 2010

Overkill- Ironbound (2010)






















"Bu albüm sadece kanı siyah ve yeşil olanlar içindir “
diyor  Bobby Blitz,  “ Ironbound “  albümü için, kendisinin sözlerini dikkate alıp  bunun için uyarıyı başta yapmakta yarar var.  25 yıllık thrash devleri  “ Ironbound “ ile geri döndü.  Ironbound albümü 2009 yılının son aylarında malum paylaşım sitelerine düşer ve Overkill seven ve sevmeyen albüme yumulur.Thrash metal aleminde yaşlanmayan Bobby Blitz öncülüğünde  tam gaz yoluna devam ediyor.  1985’ten 1991’e kadar thrasherlara  Overkill klas işler  sunmuştur. Benim için 1985’ten başlayıp 1991’e kadar süren dönem ayrıdır,ki herkes için öyledir sanırım.

 1994’de çıkardıkları W.F.O albümü beni tatmin etmese de, 1991 yılında çıkardıkları Horrorscope albümüne baktığında içinde boş şarkı  olmadığını  anlarsınız.  Konuyu çok kişisel olarak uzatmamak yolundan gidersek; Ironbound’da daha çok hıza dayalı salgılanan adrenalin var. Bu da Overkill albümleri için karakteristik özelliktir. Thrash metalin çok teknolojik unsurlarla ruhundan uzaklaştırılmasına içine fazla melodik unsurlar eklemek bu işin ruhuna ters olduğunu bizler kadar Bobby Blitz biliyor. 2000’li yıllarda bu işi vıcıklaştıran Kreator olsa da Overkill , sounduna yenilikler katarak bunu vıcıklaştırmadan uyguluyor.

 “Immortalis”  albümündeki kadro aynı şekilde devam ediyor. Blitz’in vokallerinde yaşına rağmen kayıp yok davulcu Ron Lipnicki iyi iş çıkarmış. Dave Linsk ve Derek Tailer ikilisini es geçersek ayıp etmiş oluruz, bunun yanında albümü mükemmel gitar melodileri ve lezzetli sololarla süslemişler.Bunların yanında yılların eskimeyen bassçısı DD Verni  yer alıyor.  Albümün açılışı  “ The Green and Black “ ile oluyor.  Agresif, tempolu, Bobby’nin her zamanki gibi kusursuz performansıyla kaosun içine davet ediyor.  Bütün enstrümanları duymanız kaçınılmaz oluyor. 

Devamında albüme ismini veren “ Ironbound “  ateş ediyor deyiminin hakkını fazlasıyla yerine getirerek albümün ağır toplarından biri olduğunu kanıtlıyor.Ortasından itibaren gelen akustik giriş ile duygulu bir geçiş yapıyorlar. Girişiyle  Metallica’nın eski dönemlerini hatırlatan “ Bring me the Night”  hızıyla birlikte hakkını verenlerden. Kasvetli girişiyle albümün dinamiklerinden  “ The Goal Is your Soul” , Devamında “Give a Little”  da adrenalin üst seviyeye çıkarıyor. “ Endless War”  hız kesmeden temposuyla ayakta tutuyor, Bobby ilerleyen yaşına rağmen tabiri caizse yardırıyor.

 Geri dönüş albüm konusunda 2010 yılı için konuşursak; “ Ironbound “ ile Overkill akılda kalıcılığıyla sıkı bir işe imza atıyor. Bunun yanında Peter Tagtgren’ da mix işlerinde albümün başarısında pay sahibi olduğunu es geçemeyiz!

Cem Kurtuluş,2010