// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Serdar Akar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serdar Akar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2014

Hayat Fena Halde Futbola Benzer : Dar Alanda Kısa Paslaşmalar











Hayat fena halde futbola benzer.  Her şeyin yolunda gitmediği durumlar vardır. Top her zaman istediğimiz yerden gelmez.  Ofsaytta kaldığımız ve dışarıya çıkamadığımız, düzken terse yatırıldığımız zamanlar vardır. Bir edebiyat eseri niteliğinde " Dar Alanda Kısa Paslaşmalar"  içi ise yalnızlığın son çırpınışlarını hatırlatıyor. "İyi bir takımın yoksa kaybedersin"  sözleriyle açılıyor film. Daha sonrasında flashback yapıp Torba Suat'ın Nurten'e yazdığı mektuptan sevgi sözleri duyuyoruz. Bu kısa bir gösterim oluyor sadece; film daha sonra asıl hikayesine odaklanıyor. Bir kaybediliş destanıyla karşımıza çıkıyor " Dar Alanda Kısa Paslaşmalar"  

" Üç Korner bir penaltı, abanan kaleye geçer"  sözlerinden aşina olduğumuz zamanlara gönderme yapıyor.  Tema futbol olsa da futbol orada  sadece bir metafor. Topun nereden geleceği belli olmadığına dair sözünü söylemek istediğini dile getiriyor. Filmin başlarından itibaren aklımıza kazınan iyi bir takımın olması gerektiği. " Hacı" akıl hocası,iyi bir arkadaş ve hoca. Hacı'nın futbol takımına yaptığı ilk açıklama da " iyi bir takımın yoksa kaybedersin " sözleri oluyor.  Beceriksiz futbol yöneticilerinin filmin başından itibaren takımın forması yokken transfer yapmasını çıplak gözlerle izliyoruz. Ama son noktayı film amatör ruhun çizgisinde " forma, uğrunda savaşılmazsa hiçbir şeydir " sözleriyle anlamını çiziyor. Futbol ile forma üzerinden aslında film hayatın rotasını çiziyor bizlere.  Forma aşkını daha sonra daha fanatik hale getirerek Kaleci Torba Suat'ın ağzından dökülen " bu formalar gururumuz,icabında ölürüz onun için. " sözüyle film başından itibaren takım olmanın nasıl bir şey olduğunu sözlere bu şekilde döküyor. 

Filmin ilk yarısında Hacı'nın ağzından dökülen kelimelerin ne kadar güçlü bir yalnızlık anlatısı olduğuna tanıklık ediyoruz. Kaleci Torba Suat'ın da bu hikayede yeri var. Hacı ve Suat filmin güçlü iki yalnız karakteri. " Aynur " hayat kadınlığı yapıyor, Hacı kendisinin peşinden sürükleniyor. Yüz vermeyen birine karşı mücadelesini sürdürüyor,sevdasını yaşatmasını biliyor. Kaleci Torba Suat ise aşık olduğu kadına attığı mektuplar karşısında kendi yıkık dünyasında yalnız kalıyor. Suat'ın kendi kendine güvey oluşunu " Bu kız acaba okuma yazma mı bilmiyor " sözüyle anlıyoruz. Yolladığı mektuplar karşısında saf sevgisi yıkık dökük bir dünyaya dönüşüyor. 

Hacı -ve Torba Suat arasında kardeşlik bağından öte durumuna tanıklık ediyoruz bu süreçte. Hayatın tekmesini futbol terimleriyle anlattığını filmin başından beri anlıyoruz Hacı'nın. " Bak koçum belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. Artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer. Heh! Bizim olanlar ve olmayanlar hepsi iz bırakır " sözüyle nokta atış yapıyor ve dramın edebiyat yönünü çiziyor izleyene. Sahici, iç sızlatan ve çaresiz şekilde bir bekleyiş seansı gibi geliyor. Kaleci Torba Suat'ın aşık olduğu kızın evlenişine tanıklık ettiğini görürüz, yıllardır yolladığı mektupların adrese ulaşmadığını da bu bölümde öğreniriz.  Artık her şey geride kalmamıştır ama Torba Suat'ın dediği " kapalı dükkana kira ödedik işte " sözünde olduğu gibidir.  Filmin ikinci yarısında Hacı'nın mide kanserinde ölümüne tanıklık ediyoruz. Bu bölümü Hacı'dan önce ve sonra diye ayırmak mümkün. Amatör ruhun ne kadar derinlerde olduğunu hissetiriyor. Kulübün bir süre sonra satılacak olması üzerine sonra paraya dökülen futbol sektörüne de sözü oluyor filmin. Sadece bu değil; filmin merkezine yerleştirilen taraftarın amatörlüğü de ayrı iş görmekte, ve her maç sonrası otobüsü taşlanan takımın görüntüsü filmin atmosferini başka anlatıyor hepimize. 


Bunları izlerken filmde eski futbolcu Tanju Çolak'ı kamera gözüyle görürüz sadece bu değil; Misafir oyuncular da dvan DilmenCüneyt Tanman, Rıza Çalımbay, Metin Tekin,Ali Gültiken, Ayhan Akbin, Vedat Başaran, Sadık Deda , Beyhan Çalışkan, Turgay Kardeş gibi isimleri görürüz.  Bunlar genel itibariyle futbolculuk geçmişi olan isimlerdir, bunların yanında sanatçı geçmişiyle de Rafet El Roman'ı " Serkan" karakterini canlandırırken görürüz. Oyuncu kadrosundan büyülenmemek elde değildir. Özellikle bu iskelet kadronun iki baş kahramanı “Hacı” karakterine can veren Savaş Dinçel, " Torba Suat " karakterine veren Erkan Can'dır. Bunların yanında Aynur karakterine can veren " Müjde Ar " tanıdık isimler arasındadır. 

Sonuç olarak; Serdar Akar ve Önder Çakar’ın futbol ve hayatı birbirine bağlayan metaforlarıyla yazdığı “ Dar Alanda Kısa Paslaşmalar “  iyi bir takımın yoksa kaybedersin mesajı veren, amatör ruhu temsilciliğinde sözü olan,  hayata dair söyleyeceklerini söyleyen bir film. Hayatın tekmesi acı olur;ama filmin de dediği gibi “ Hayat fena halde futbola benzer…”

Filmi İzlerken Altını Çizdiklerim

“ konuşmamı istemiyorsan konuşmam, içmek istemiyorsan da içme “

“ hep başkalarını beklersiniz belki bir gün gelir “

“ forma uğrunda savaşılmazsa hiçbir şeydir…”

“ bu formalar bizim gururumuz,icabında ölürüz onlar için…”

“ bu kız okuma yazma mı bilmiyor yoksa “

“ siz haftada bir misafir gelmeyince  ya da yengeden izin alınca teşrif ediyorsunuz maça. Biz, ya biz hee ömrümüzü tüketiyoruz burda be “

“ Olmuyorsa olmadığındandır. ne bekliyorsunuz?
Brezilya mı “

“ Bazı kadınlar gümüş gibidir olmazsan kararırlar…”

“ değişmez mıstık.  Fark etmez.  Dünya artık böyle benim için.  O artık yok.  Belki de hiç olmadı.
Unuttum gitti.  O da ayrı konu. Sen de unut bütün olanları. Kapalı dükkana kira ödedik işte. “

“ seni kaybetmek istemiyorum
Kaybetmezsin
Benimle evlenir misin
Hayır “

“ işte şimdi yenildik. yenildik sonsuza kadar. Atıldık lan, ihraç edildik. Yenildik lan, adalet mi bu?
Başka adam mı kalmadı hee?

“ biz ermeniyiz kardeşim
Ne? Ermeni mi?
Hacı Abi’de mi?
Evet, kardeşim dedim ya
Olur mu ya, herifi biz yıkadık. Sünnetliydi
O doğuştan öyle”

 “  Niye böyle oldu be abi? Ben çok sevmiştim be abi, o kadar mektup gönderdim. insan bir cevap yazar. Benim günahım ne be abi? 

“  Bak koçum belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. Artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer. Heh! Bizim olanlar ve olmayanlar hepsi iz bırakır. Bu izler şimdi senin ki gibi çok derinini çiziyor. Hepsi kalır ama inan yeni izlerde olacak. Yaşlıları düşün sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. Ama öyle değil. Ne kadar acı çekersen çek sunu hiç bir zaman unutma. Çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer " Ressam olur bazıları başkalarının kalbini kazıya ,kazıya ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına "


“ Bizim takım.. Hep yeşil kalan çamlar ve hep sararan çınarlar. Hayat da torba..  Yeşil kalmak da var sararmak da . Dağın rengi bunlar” 




Cem Kurtuluş,2011

13 Eylül 2010

Bir Memleket Gibidir Gemi : Gemide - (1998)


“ bi' memleket gibidir gemi. her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır. kaidelere uyulmalıdır; kanunlara, nizamlara... ben de bu memleketin başşeyi gibiyim; başbakanı gibiyim mesela. her şey benden sorulur. denize çıktın mıydı bu küçücük gemi bi' memleket oluverir... aslında bi' başbakandan daha çok görevim var; çünkü onun bakanları var, adamları var, falanı var filanı var. benim yok. bu gemide güvenlik de eğitim de sağlık da eğlence de benden sorulur. kamil de başbakanın en kıyak yardımcısı; siz de vatandaş, aynı zamanda memur gibisiniz. bu yüzden çok kıyak, çok disiplinli ve çakı gibi olmalıyız. sürekli kendimizi ve birbirimizi kollamalıyız...”

 Gemide "  herkesin alışık olduğu mevzulara memleketi tarif ederek  giriyor.  Kaptan’ın filmin başında bahsettiği Gemi onlar için Devlet gibi. Mevzuların hepsi geminin içinde gerçekleşiyor.   Düzeni ve kontrolü sağlamak da kaptan ve mürettebatın işi. Kaptan görevi veriyor , tayfa uyguluyor. Gırgır, şamata her bok dönüyor Geminin içinde. Gemide'nin film ağzı da ilerleyen süreçte böyle ilerliyor. Her şey tıkırında giderken bir kesim adamlar Kaptan'ın paralarına çöküyor.  Bu bölümden itibaren  boksör denen adamın Kaptan’ın parasını kaptırması sonucu geminin elemanları adamların peşine düşüyor, bu esnada adamların ensesine binip adamlara yara veriyorlar, boksör bir hayat kadınını tayfanın içine katıyor.  Ama filmde Kaptan'ın parasını çalan adamlar olarak gösterilen kişilerin paraları çaldıkları detaylar gösterilmiyor veya gösterilmek istenmiyor ve kısa kesiliyor...

Her şey bir kadının gemiye sızmasıyla ve o kadına tecavüz edilmesiyle bozuluyor. Filmde aynı zamanda zamanının Laleli'sinde diskoteklerde beliren kötü adamların kadın pazarlamalarını açığa vuruyor, kadınları bir " mal, eşya " olarak gösteriyor bu görüntüler, aynı zamanda  bu ortamda erkeklerin birahanelerde erotik görüntülerle bir kadına susadığını, aç gözlerle izlediklerini seyirciye aktarıyor. 

 Bu fasılı geride bırakırsak; Bir kadının düzeni nasıl bozabileceğini gösteriyor “ Gemide” her şeyin nasıl bozguna uğradığını,bir kadının arkadaş ortamını nasıl bozduğunu film boyunca çıplak gözlerle izliyoruz. Kadın, gemiye sızdıktan sonra Gemi, günahkar bir şehre dönüşüyor. Kaptan’ın dediği gibi  "Bu dünya iki şeyden yıkılacak. bi binadan, bi de zinadan." sözü her şeyi açıklıyor. Kaptan’ın her zaman yanında olan Kamil ile Kaptan ters düşüyor zaman geçtikçe. Gemide bulunan herkes birbiriyle ters düşüyor bir kadın için. Mevzu kadından da öte kadın'ı gemiye atan içinde piçlik taşıyan, uyuyan kadına tecavüz girişiminde bulunanlar da oluyor. 

Tayfa arasındaki güven ve birbirini kollama kadından önce ve kadından sonra diye filmde ayrılıyor. Bunun yanında " bu kadar esrar içilirse bir ortamda kadına tecavüz edenler de olur " sözü  gerçekliği ortaya çıkıyor. Aynı zamanda filmde tayfa arası cigara muhabbetleri başı çekiyor. Özellikle Kamil’in spor toto kazandığı  ama spor totoyu yatırmadığı kazandığı Samsunspor-Fenerbahçe maçını anlattığı sahne yeme de yanında yat cinsinden. Bunun yanında baş kaptan olarak gördüğümüz İdris Kaptan film boyunca vicdanıyla hesaplaştığını gösteriyor bize. Yapılanların muhasebesini yapıyor. Diğer adamlara göre kadını düzmenin peşinde değil, kadına sahip çıkmanın ve kadını öldürmemenin peşinde oluyor. Kendinle vicdan mahkemesini böyle kuruyor İdris Kaptan. 

 Erkan Can ve Haldun Boysan oyunculuğun dibine vururken Naci Taşdöğen ve Yıldıray Şahinler bu iki ismin yanında hiç sırıtmıyor. Filmde müzikler Uğur Yücel’e ait. Final sahnesindeki müziğin uyumunu da atlamamak gerekir. Her ne kadar rahatsız edici sahne ve diyaloglar ön planda olsa da  bu topraklarda böyle sahici işler zor çıkar, karanlık atmosferde bir gemiyle ve o tayfayla nasıl etkili bir iş ortaya çıkaracağını Serdar Akar bu filmiyle göz önüne seriyor.

 Serdar Akar’a dönem itibariyle ayrı parantez açmak gerekir. Akar senaryoyu yazdıktan sonra oyuncuları belirliyor, ona göre filmi şekillendiriyor. “ Gemide filmini çekerken maddi problemleriniz oldu mu” sorusuna Serdar Akar şöyle cevap veriyor;

 “ Olmaz mı! Aslında şöyle söylemem lazım: Maddi problem olmadı, çünkü madde yoktu! Hakikaten yoktu. Ama para yok diye de senaryoda en ufak bir değişiklik yapmadım. Düşünebiliyor musunuz, filmde bir gemi olması gerekiyor ve hiç para yok! Bir arkadaş vasıtasıyla bulduk gemiyi. Geminin sahibine önce sadece senaryo yazıyoruz dedik. Sonradan bizim bir filmimiz var, sizin geminizde çekmek istiyoruz dedik. Adam bize kaç gün lazım diye sordu. 7 gün dedik. Bu gemiyi 7 gün size kiralasam, sülaleniz gelse ödeyemez, indirim yapsam gene ödeyemez, dedi. Doğruydu. Ama çekim yapmak istediğimiz zaman bayramdı. Ve bayramda gemi limanda duracaktı, bir de tadilat işleri vardı. O zaman bayram süresince çekin, dedi. Sonra tadilat bitince sefere çıkıp, yolda da çektik. Çekimler 17 gün sürdü. Geminin içi de komple dekordur. Yine paramız yoktu ama arkadaşlarımız vardı. Bizim için platolarını açtılar. O filmde şöyle bir durum var: Herkes benim film yapmamı bekliyordu, o yüzden telefon edip, film çekiyorum, artık film var mı diye sorunca, büroya yüzlerce kutu film geldi. HAKİKATEN, GERÇEKTEN hep beraber yapılmış bir filmdir Gemide. Hiç tanımadığım reklâmcılardan film geldi. “

Sonuç olarak, 90'lı yıllarda Aksaray'da çekilen, ordaki ortamları, dalavereleri,   ve erkek kültürüne özgü öğeleri anlatan " Gemide" insanoğlunun ikiyüzlü olduğuna   vurgu yapıyor.  Serdar Akar filmlerinde gördüğümüz samimi ve gerçek diyaloglar, Erotizm, bir gemi ve kaptanın tayfası, küfürbaz sahneler, sokak kültürü, dumanlı kafalar, dönen cigara muhabbetleri, gerçek hayatı doğal şekilde yansıtmasının yanında kısaca özetlemek gerekirse ;  düzeni bir kadının nasıl bozacağını, gemide çalışan tayfanın bir kadın yüzünden nasıl ters düşeceğini ve   düşük bütçeyle nasıl büyük yapıtlar çıkacağını gösteren bu topraklarda çıkan en sahici işlerden biri " Gemide"  

Film bittiğinde aslında  herkes kendine sorması gereken soruyor belki de; " iyi mi yaptık ? " 

 Filmde Altını Çizdiklerim

 “ Seni karılar mı dövdü lan
 Ne diyorsun lan
 Karılara bakıp duruyorsun
 Siktir lan! “

 “ Orospunun kızlığını bozduysak evlenecek halimiz yok ya. Kim bilir kaça satacaktı zarını pislik”

 - ben yapmadım abi, anamı siksinler ki ben yapmadım. sus lan ibne! ulan sizin vicdanınızı sikiyim. nasıl bu boku hep beraber yediysek, yine hep beraber sike sike halledicez.”

 “ Bu polisler olayları nasıl çözüyor?
 Mesela bir cinayet oldu, napıyor he?
 Hani saçının telinden ,parmak izinden falan mı buluyor? 
Herkesin parmak izi mi var poliste? Yok. Ama buluyor. İstedi mi her olayı çözüyor dimi Dimi lan? Sen o zaman neden ıslak geldin boksör”

- ben bu kıza aşık oldum abi..
- ne?
- napim abi? evleneyim mi ben bu orospuyla?
-eğer bu kız bakireyse onu sen orospu yaptın ibne. bir de hiç utanmadan arkadaşına da peşkeş çektin amcık pezevenk.
- peşkeş çekmedim abi. sana söylemekle beni tehdit etti zorla sikti.
- iğrençsiniz ibneler. bir de kızı öldürmeye kalkıyorlar. siz hakikatten kancıksınız lan. katil ibneler.

 bu cigaraya acımam, sana değil, cigaraya acımam, sokarım götüne. önüne bak kaldırma kafayı.

- kaptan şunu yağlasana be.
- napıcam, yağlayıp götüme mi sokucam.

 "hatırlıyor musun?" "hatırlıyom amına koyim. hiç iyi şeyleri hatırlamaz bu kotkafa"

 "Düzen Bozuluyor Kamil, Dikkatli Olmak Lazım"

“ Hiçbir polis gavur bir orospuyu siktiler diye delikanlıları içeri atmaz “

"Şu küçücük gemide niye düzen bozuluyo be Kamil? Hee niye? Bi kız vardı, noldu?"

 “ Pezevengi öldür bir, cinayet. kızı al iki, adam kaçırma. kızı en az iki kişi sik üç, ırza tecavüz. her gece esrara takıl nerden baksan dört içicilik. heriflerin cebinden paralarını al beş gasp. bütün bu bokları yedikten sonra polislerin suratına bakıp "kusura bakmayın abi kaza oldu" diyemezsin. adamın götünden kan alırlar kamil kan. hadi kız orospu. ki bu ibneler bakireydi diyorlar. bakire kız nasıl orospu olur anladım gitti. off her şey karışık. neyse... karı orospu siktik, herif pezevenk öldürdük, paralarını aldık. demezler mi "ulan siz misiniz bu kentin zaptiyesi". sikerler oğlum hepimizi sikerler. amına kodumun boksörü neler açtı başımıza. “

" Bende buranın en güzel kızını sikmezsem bana da Muhammed Ali demesinler dedim abi " 

“ ibnelere bak önlerinde duruyor yemiyorlar “

“ abi kurtaralım bu kızı ibnelerin elinde eziyet çekmesin “

" kaptan'ın odasından karı alınıp sikilir mi? " 

" ulan sizin vicdanınızı sikeyim. nasıl bu boku yediysek yine hep beraber sike sike halledeceğiz. " 

Cem Kurtuluş, 2010