// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

17 Kasım 2011

Taraftar deplasmana gidemiyorsa, statları boşaltın!

Ve beklenen oldu. İlk önce Fenerbahçe taraftarı İnönü stadında maç izlemeyecek denildi. Şimdi ise 4 büyük takım taraftarına yasak geldi.

 Endüstriyel futbol   can almaya devam ediyor. Futbol sevdalıları bir takım yöneticilerin kararları sonunda maç izlemekten mahrum ediliyor ve yöneticiler futbol’u katlediyor.

 Deplasman hakları elden alınıyor.  Ne karar çıkarsa ona uyuyor yöneticiler. Ve bu karara tepki dahi gösteremiyor. Bu da onların acizliğini gösteriyor demeliyiz bu durumda.   Bu yasak 4 takım arasında görünse de bu aslında tüm takımları kapsıyor. Ortak tepki şart. Salonda,statta,sokakta ve her yerde protesto olmalıdır.

Taraftarlar gerçek taraftar bilinciyle hareket etmelidir. Dünyada farklı tribünlerde endüstriyel futbol’a tepki sert veriliyor.

 Ama burada bu tepkinin bağırmaktan ibaret olduğu ortada. Dünyada  dakikanın önemli olmadığı zamanda flamalar ortaya çıkıyor ve sonrasında meşaleler yakılıyor. Bu da endüstriyel futbol’a tepki..

 Ama Türkiye’deki tribünlerde yönetimin etrafında dolaşan gruplar,topluluklar olduğu sürece bu konuda ileriye gidemeyeceğimiz gayet açık. Yönetimin çevresinde dolaşmayan,tribünde dimdik ayakta duran tribün gerçek tribündür..

Kısacası; Taraftar deplasmana gidemiyorsa, statları boşaltın!

Yazan:Cem Kurtuluş


10 Kasım 2011

jim ve pett

Jim’in kendini berbat hissettiği gecelerden biriydi. İş’ten kovulmuş. Sokaklarda iş arıyordu. Sokaklarda ne ararsa vardı. Dilenciler,kahramanlar,boyacılar,orospular ve daha niceleri. Pett onun en yakın arkadaşıydı.

 Bir yerlerden ellerine para geçmişti ve pett  , jim’e seslenerek; hey ahbap içmeye gidelim dedi. Bu ısrar karşısında jim evet gidelim diye cevap verdi. O boş sokaklarda dolanmak yerine içmenin doğru olacağını düşündüler.

Bir bar’a girdiler ve bar doluydu. Bar da dans eden kızlar çoğunluktaydı. Pett ile jim de onları izliyordu. Kızlarda ilk dikkat ettikleri şey; Kalçalar ve göğüslerdi ,muhteşem görünüyordu.  Aynı zamanda konuşmaya dalmışlardı. Bu kadını nasıl yatağıma götürürüm endişesi içerisindeydi jim.

 Ama bunu başarabilir miydi bilmiyordu. Jim, kızların dans ı bittikten sonra kızları masaya davet etti. Kızlar masaya geldi. Jim ,kızlara içki ısmarlayım derken suratında sert bir tokat hissetti.  

Lanet orospu sen ne yapıyorsun diye kıza çıkıştı. Sonra pett ile yeniden içtiler. Ceplerinde para kalmamış bu soğukta pett ile jim kendilerini dışarıya atmıştı. Yatacak bir yer aynı zaman da bir iş arıyorlardı. Ama ceplerinde para yoktu bir otelde kalmaları için. Sabaha kadar birlikte takılmışlardı. 

Yazan:Cem Kurtuluş 

09 Kasım 2011

Kesmeşeker Shaft Konseri Kritiği (09.11.2011)
















Kesmeşeker benim için Türkiye’de işini en iyi yapan gruplardan biri.   Müziğe ticari olarak bakan şu günlerde Kesmeşeker gibi gruplar artık pek ortada kalmadı ama ;Kesmeşeker yaklaşık 20-21 yıldır müzik kariyerine devam ediyor. Burada anlatmak istediğim Kesmeşeker'in müziğe ticari olarak bakmaması ve müziği öyle görmemesi.Kesmeşeker'i takip eden herkes bunun farkındadır; seyirciyle bağları bir aile gibidir.  Grubun kuruluşundan şu ana kadar bu yazdığı sözlerle de  belli oluyordur.

Koşa,koşa  yine büyük bir heyecanla konsere gittim. Geçen konserde seyircinin iyi olmadığından söz etmiştim bu konser seyirci o kadar iyi olmasa da geçen konsere göre kıyaslarsak iyiydi.  

“ Eğ başını Eğeceksen, Gerçekten Özleyince çalınan ilk şarkılardanmış bu konserde ,çünkü o kısımları kaçırdım. Konser yine klasik parçalarla devam etti. Tekrarlamak gerekirse bunu “ Tek Sorumlu” Tek Kişiyim Ben Hala,Buradan Uzaklara İşte güneş,Tarzan İnce Dallarda,Yolculuk Bitti,Tut Beni Düşmeden…

Cenk Taner,bu konserde albümün bayramdan sonra çıkacağını uçsuz bucaksız azınlığa müjdeledi. Konserde yeni çıkacak albümden şarkılar çalınsa da  ve o şarkıyı videoya alsak da  bunu paylaşmamak en doğrusu olacaktır.


Cem Kurtuluş,2011