// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

31 Mayıs 2010

The Broadsiders-Against the World (2008)





















Dallas’tan çıkan bu elemanları ilk dinlediğimde çok tutmuştum, yaptıkları müzik tam anlamıyla sokak müziği diğer bir deyişle street punk diyelim.Bizim elemanlar müziklerinin üstüne bir de rock’n' roll eklemişler müzikleri çok güzel bir hal almış. Türkiye’de hayranı var mı bilemem ama bu elemanlar gerçekten müziğin hakkını veriyorlar. İlk dinlediğim çalışmaları Against the World idi. Elemanlar nostalji takılmayı sevenlerden. Şarkılarında bahsettiği konular futbol, barlar ve benzeri konular kendileri böyle açıklıyorlar.

Daha ne olabilir ki zaten müziklerinde büyük bir coşku var. Tempoyu iyi ayarlamışlar. Bu adamları dinlerken kendinizi  Liverpool maçında tezarühat yaparken bulabilirsiniz. Öyleyse tribüne "Defense of Cales" ile girelim ordaki coşkuyu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Back vokaller tam yerinde. Melodiler ise müziği tamamlıyor, vokalde dinleyiciye müthiş enerji veriyor bunu atlamayalım.

"Big boy" dinleyiciyi girişiyle gaza getiriyor, zira parça dinlediğimden beri favorilerimden biri oldu. Vokalde insanı bitiren cinsten ... Bir kez daha belirtmekte yarar var parçadaki coşku dolu back vokallere dikkat.

Hız kesilmiyor, tempo düşmüyor, son sürat "Seven Pounds of Pressure" ile coşkuya devam. Girişte gitarlar çalışıyor, melodiler her yandan fışkırıyor sonra araya vokal giriyor ve geri vokal desteği geliyor. İşte coşkuda tam orada ortaya çıkıyor. 2.08’de gelen soloyla da olay kopuyor.

Adamlar bu işi biliyorlar dinleyicilerini etkilemeyi başarıyorlar . "Old Country" ile yola devam ediyorlar. Elemanlardan isteğim şu ki bu müziğe uzun süre devam etsinler. Böyle gruplara ihtiyaç var. Demem o ki bu çalışmayı kaçırmayın.


Biraz Punk, biraz rock’n roll alın size The Broadsiders.


Yazan:Cem Kurtuluş

29 Mayıs 2010

Tribüncüleri Rahat Bırakın

Cezalar verildi,herkes acı çekiyor. Ama asıl ceza verilmesi gerekenler cezayı almıyor.
Suçsuzlar boş yere hapishanede yatıyor. Kendi taraftarını kendi sitesinden ispiyonlayan bir takım yoktur herhalde. Yönetim daha önce yaptıklarını yeniden yapmaya devam ediyor. Neden Beşiktaş,Galatasaray taraftarı buraya geldiğinde olay çıkardığında görüntülenmiyor? Demek ki Yönetim'in garezi var Fenerbahçe  taraftarına, ki taraftarı kafese alarak ceza aldırmayı başarıyorlar. Onlar için Fenerbahçe taraftarı paralı pullu yerinde sus pus oturan olmalı.Onlar ancak emniyete teşekkür eder. Onlar taraftarına sahip çıkmaz. Böyle olduğu sürece hiçbir zaman kimsede başarı beklemesin. Fenerbahçe taraftarının yönetimle açık olduğu her sene başarısızlık kaçınılmazdır.
Dirilmesi de zordur, bu sene büyük bir atılım yapıldı ama bu nereye kadar gidecek kim bilir.
Sizler Tribüncüleri ve Fenerbahçe'ye gönül verenleri rahat bırakın yeter,Suçsuzlar içeride, asıl suçlular dışarıda geziyor.


YAZIKLAR OLSUN!

Cem Kurtuluş, 2010

24 Mayıs 2010

Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu
yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
“Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak”
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.

Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

NAZIM HİKMET RAN

Kurban- Sahip (2010)





















Rock müzik denince birçoğumuzun aklına grupların duruşu gelir diğer bir deyişle buna protest duruş diyelim. Kurban her zaman sevdiğim bir grup olmadı. Belki çok popülerdiler belki de müzikleri o kadar ilgimi çekmedi. 2000’li yıllarda çoğu grup popülerleşti hep aşk ilgili sözler yazmaya başladı ve Rock müzikte amacından saptı ve o ara aşk özlem,o ,bu,şu gibi sözler yazılmaya başlandı. Aşk’ı nasıl işlediğin ve dinleyicide bıraktığın etki önemlidir. Kritik konumuz bu değil. Kurban grubu 5 yıllık aradan sonra ‘’Sahip’’albümüyle hayranlarına merhaba dedi.

 Grup üyeleri "din" olgusunu kendilerine konu seçmiş. Yobazlıklardan bahsetmiş. Böyle cesurca sözler yazmak  hiçte kolay değildir. Deniz yılmaz’a da buradan tebriklerimizi sunuyoruz. Albümü daha dinlememişken kimileri albümü çok övdü , birkaç şarkısına göz gezdirmek gerek diye düşündüm şöyle ama müzikal olarak sevdiğimi söyleyemem. Yoksa liriksel olarak Kurban grubu kendini aşmış.

 Müzikal olarak kastettiğim ise solo’dur. Özellikle bass gitar ön planda , kimileri ise bu adamlara riff adamları diyor. Belki doğru olabilir , hani böyle daha gaz daha hızlı seviyorsanız zaten bu albümü hemencik sevebilirsiniz. Ama benim gibi solo sever biriyseniz albüme hemen alışamazsınız. Albümde favori şarkılarım: Misafir,Hakim özellikle Hakim’in girişi  gayet iyiydi.

Kurban grubunu bu cesaretinden dolayı kutlamak gerek. Her grup bu kadar açık , tokat atar gibi sözler yazamaz. Albüme 10 üzerinden 7 vermek doğru olur. Puanımı yükseltmemin sebebi şarkının içindeki sözlerdir, yoksa albümde eksik olan benim için solo’dur.


Yazan:Cem Kurtuluş

14 Mayıs 2010

Gemisiz Kaptan Neye Yarar ki (Cenk Taner)

Evet Cenk Taner , iyi müzisyendir, bizdendir . Bir meze sofrasında her şey konuşabileceğin biridir. Sessizdir, ama sessizliği her şeye çaredir. Kadıköy severdir, ama o daha da eskilerdendir. Bakışları her şeyi belli eder ‘’Tanrı mısın sen diyenlere’ ’haşa abi ne yaptın sen diyecek biridir. Popülerliği kendisine yer edinememiştir, teknolojiyi önemde vermemiştir evet ‘’Malum teknoloji Tanrım koru bizi ’’işte böyle bir şeydir.

Kadıköylüdür,   ama Galatasaraylıdır. Değil mi Kadıköy’de olup Galatasaray’lı olmak evet bence de garip. Hayatta elle tutulabilir bir şeyleri anlatmaya çalışmıştır. The Beatles birdir onun için ,evet ve de ilktir. O sadece işine odaklanır, fikir sorar. Fikir vermez evet abi öyle işte der. Evet o bizim gezegenimizden.

 Sessizliği ve sakinliği bir fırtına gibidir. Sessizliğine kapılırsınız , sessizlikte çoğu zaman işe yarıyor ne de olsa. O hayatı izler ama sessiz bir şekilde. Sözlerindeki samimiyeti onu karşınızda gördüğünüzde de anlarsınız. Evet karşınızda gördüğünüzde ilkte konuşamazsınız bu olmuştur her daim.

 Evet kimi insanlar onu ‘’hayatımı bitirdi’’diye tanımlıyor evet öyledir. Gece başladığında o sigaranla ve içkinle birlikte senin dert ortağındır. Onu dinlerken karşıda sanki denizi görüyor gibi olursun. Evet o da sever Deniz’i. Deniz çok şeydir onun için ,bizimde sığındığımız tek şey deniz.

  Yorgun ozandır kendisi , yıllar onu da eskitmiştir. Sisteme yenik düşmemiştir. O hayranları için televizyonda klip yayınlatmayan biridir işte. Gün gelir alır gitarını çıkar şöyle ve uçsuz buçaksız azınlığı toplar.

 Onlarla o mutludur, başka şeye de gerek yok aslında. Ağızdan çıkan bir kelime ve bir de gitar. Dinlememek gerek diyenlerde vardır, bir intihardır bir tehlikedir. Evet rüzgarlı deniz kıyısında hava almak gibidir.

 Sessizce dinleyenler duyarlar kaptanı, onu duymak zordur aslında. Öyle ya da böyledir. Cenk taner öldürüp intihar süsü vermek gibidir. Kaçmıştır o evet, bizde kaçmıştık. Ama o dener .Dedik ya meze sofrası, rakıyı unutmuşuz. Rakıda sever. Geminin kaptanıdır, biz tayfalar ise onunla beraberiz her daim. İşte böyle bir şeyler...

Yazan:Cem Kurtuluş



13 Mayıs 2010

Denizin Delisi

Unutmak mı, delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi,
O ne kadar giderse

Özdemir Asaf