// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

25 Haziran 2011

Autopsy - Macabre Eternal (2011)






















Death metal’in efsane gruplarından Autopsy  16 yıl sonra geri döndü. Bu geri dönüşler konusunda endişeli biri olsam da ; bazı death metal grupları eskiden kopmayarak olduğu yerden devam ettirmek konusunda ustalaşmış durumdalar. Melodik olarak piyasaya sürülen çoğu death metal adı altındaki ürünler de ruhlarından yoksun oluyor.  Kabul etmeliyiz ki death metal 90’lı yılların başlarındaki gibi değil,bu açıdan  çok değişti, bunu devam ettirenler de azınlıkta. Melodik death metal olarak piyasa ürünü yapanlar death metalin mezarlık hikayelerini öldürmekle kalmıyor, death metalin kendi ruhunu da  öldürüyor. 

Autopsy'nin “  Macabre Eternal “  albümüne dönecek olursak; 16 yıl önceki gibi  kayıtlar ya da dinamik şeyler beklemek saçmalık olur. Ama bunu yapanlar günümüzde var . En basit örnek " Bastard Priest " olur.  Bundan önce 2010 yılında  “ The Tomb Within “ adında EP yayınlayan grup  “  Macabre Eternal “ albümüyle karşımızda.

Autopsy atakları “ Hand Of Darkness”  ile başlıyor.  İlk albümden beri vokal ve davulda olan Chris Reifert  öfkesiyle,saldırganlığıyla nefretin kusarak agresifliğin had safhalarına ulaşıyor. Sözleri Eric Cutler imzası taşıyan   “Dirty Gore Whore “ bol riff ve sololarla kendinden söz ettiren, aynı zamanda sözleri önce öldürüp sonra tecavüz eden birisi üzerine kurulu. Mezardan fırlama vokalleriyle, karanlık atmosferiyle “ Always About To Die’’ yavaş tempolu parçalardan biri olarak   “no one gets out of this world alive “ sözüyle yolu gösteriyor. Albüme ismini veren “ Macabre Eternal “ Chris’in ölüm kusan vokalleri gitarlarda thrashy riffler, hızlı sololarıyla  eski okul işlere yatkın soundda dikkat çekiyor.  Danny Coralles-Eric Cutler ikilisinin işçiliği üst seviyelerde, sadece bu şarkıyla sınırlı değil albüm genelinde de durdurak bilmiyorlar.    “ Deliver Me From Sanity “  karanlık atmosfer vari alt yapısı ve  borderline temalı  insanın kendi ruhuyla çarpışmasına dair özet geçiyor.    Ölüm kusan vokaller ve daul aynı anda nasıl etki eder “ Born Undead “  bunun cevabı oluyor.

Albümde 13 parça mevcut. Albümün yıldızı Chris Reifert oluyor, bunun yanında Danny Coralles- Eric Cutler ikilisi işçilik yanından katkıları tartışılmaz, Joe Allen da bu alanda katkı sağlayan diğer isim. Bir kaptan belirleyeceksek, eski okul death metal soundunu yansıtan ruhuyla Chris Reifert kaptan görevini üstleniyor. Kayıt mezarlıktan fırlamış kadar çiğ, gaddar ve beklentiyi karşılıyor.  Bunun yanında   karanlık riffler, yer yer uzun sololarla birlikte kaotik atmosferin içine  ölüm kusan vokallerle dahil olmuş oluyoruz. 

16 yıl sonra yeni albümle dönen grup için “ Macabre Eternal “ tam da “ death metal nedir, ne değildir “ sorusunu cevabını veriyor.

Cem Kurtuluş,2011

21 Haziran 2011

Sonisphere 2011 öncesi ve sonrası aklımda kalanlar

Sonisphere 2011 sonrası ve öncesi ile  aklımda kalanları şimdi yazıya dökeceğim. Parasızlıktan dolayı dışarıda izledim konseri.  Konser mekanına geç gelmiştim, 4 gibiydi yanlış hatırlamıyorsam. Alan doluydu. O aralar alice Cooper sahnedeydi.  Sahne şovu gözlerden kaçmadı. Biz de  hem dışarıdan ekrandan izledik Alice cooper’ı, hem de biralarımızı yudumladık.   Ses pek duyulmuyordu. School’s out, I’m eighteen,Poison şarkılarını dışarıdan duyduk az da olsa. Yanılmıyorsam Bed of nails çalınmadı . Beklediğim şarkılardandı. 

 İçeridekiler alice Cooper’in her şarkı da kostümünü değiştirdiğini söylüyordu. Iron Maiden’in çıkmasına az kalmıştı. Bizler elimizde biralarımızı yudumluyorduk. Ayrıyetten birkaç şişe şarap aldık, kafalarımız hafiften güzel olmuştu. In Flames, Slipknot çıktı. Slipknot yeterince kafamı şişirmeyi başarmıştı, daha çok tanınan gruptu. Beleştepe tarafında çimlere oturarak zamanın geçmesini bekledik, aynı zamanda şarap içmeye devam ettik.

Demirlerden atladık alana girmek için. Arkadaşım girerken ben tam giriyordum ki güvenlik görevlisi yakaladı o esnada.  Koluma aldığım yara, şortumun yırtılması ,güvenlik ile tartışmamız çoğu şey vardı.  Artık konsere geçmiştik. Dışarıdan ağaçlardan pek görünmüyordu grup elemanları nın “ Scream for me Istanbul’’ sesini duymuştuk.

"  2 minutes to midnight"  coştuğumuz şarkılardan biriydi her ne kadar onlara uzak olsak da karşıdan.  Yeni albümü öyle çok dinleyen yoktu her ne kadar maiden hayranları yeni albümü pek beğenmese de albüm fena değildi. Iron maiden için daha çok progresif öğelerin olduğu bir albümdü. Konserde çalınan parçalardan biri de yeni albümün için de bulunanlardan “ Coming home “ idi.

" The Number Of The Beast ve Hallowed be thy name"  diğer çalınan parçalardan bir kaçıydı.  Fear of the dark ve The Evil that Man Do daha önce çalınması gerek.  Fear of the dark’a insanlar dışarıdan eşlik ediyordu diğer şarkılara eşlik ettiği gibi.  Yazıyı bitirmeden Running free’nin de çalındığını  da söylemeliyim. Konseri öyle abartmanın anlamı yok. Karşıdan görünen oydu.

 Ama şu bilinsin ki dünyanın hala çatır çatır çalan tek rock’n roll grubu MOTÖRHEAD ‘Dir. Canlı performans'ta  da Iron maiden’dan  daha ilerideler.   Neticede İstanbul’dan Iron Maiden geçti. Grubun performans düşüklüğü seyirciye bağlanabilir,  ama hayatımda izlediğim en iyi konser 2008 yılında Judas Priest konseriydi.


19/06/2011





CEM KURTULUŞ


17 Haziran 2011

Porno Sitelerinin engeli kalkmış


Porno sitelere giriş engeli kalkmış
Ne gerek vardı buna
Biz böyle de iyiydik aslında
İnsanlara Şirin mi  gözükmek istiyorsunuz yoksa
Ya da başka şeyler mi var bunun ardında

Demokrasi diyorlardı
Herhalde ondan söz ediyorlar
Bir türlü kurnazlık
Biz böyle alışmıştık

İleri Demokrasi’ye adım adım demek isterdim
Ama demokrasi oyunlarıyla insanları kandırmasınlar
Fazla kişi sevinmemiştir aslında şu habere
Bende sevinmedim
Ama porno siteleri kapalı olunca ve engeli olunca
Vatandaş farklı şeylere başvuruyor
Hazımsız oluyorlar


17/06/2011

Yazan:Cem Kurtuluş

16 Haziran 2011

Taraftar

Geçen gün Sinan erdem’de Fenerbahçe-Galatasaray maçındaydım
Bizler ses tellerimizi patlatıyor iken 
Karşımızdaki insanın sessizliğini gördüm
Cenaze’ye gelmiş gibiydiler
Sanki tatil’e  gelmiş güneşleniyor gibiydiler
Bir heykel düşünün
Aynen onun gibiydiler
Bir taraftar takıma maç kazandırır diye bağırırken 
insanların ayağa kalkmadığını görmek kötüydü
Maçta olanların hepsi bilir
Ama maçta yaşadığım bir olayı anlatacağım
Bu olaylar hiç birinize yabancı gelmeyecektir
Bir koltuğun üzerine çıkıp bağırıyordum takıma destek vermek için
Bizlerin suçu takımımızı her yerde desteklemek
Birisi arkamdan çekilsene şu koltuktan göremiyorum dedi
Merdiven’e geçebilirsin dedim
Geçemem
Göremiyorum dedi bana
Profil buydu

Eğer şampiyonluğa oynuyorsan
Aileler
Sevgilisi ile fotoğraf çekilen kişilerin olması çok doğal
Taraftarlık yeri geldiğinde eleştirmek yeri geldiğinde övmektir
Doğruları görmektir
Ayağa kalkmayan cimbomlu olsun diyince ayağa kalkmayanlar vardı
Bunu  Kadıköy şükrü Saraçoğlu stadında maraton alt tribünün de görebilirsiniz
Param var
Kombinem var
Ürün alırım
Zihniyetidir bu

Yaşasın amatör ruh
Bu mücadeleye her zaman devam edeceğiz
Başarılar gelsin veya gelmesin
Hakedene hak ettiği kadar değer verilir
Mücadelenin hakkını verenler yalnız kalmazlar

Yazan:Cem Kurtuluş


15 Haziran 2011

Hepsi Bu!


Anılarınız
Fotoğraflarınız
Yaptıklarınız
Görünen taraflarınız
Görünmeyen taraflarınız

Acılarınız
Hüzünleriniz
Sandığınız şeyler
Sıkıntılarınız
Kitaplarınız
Kurduğunuz hayaller
Ve o hayallerin içinde kendinizi hissettiğiniz

Bazen ruhsuz olduğunuzu düşündüğünüz
Aşık olmaya yaklaşmış iken ters köşe olmanız
Hayatın boktan olduğunu düşünmeniz
Aynı zamanda içinde güzel şeyler olduğunu bilmeniz
Bir şeyler uğruna mücadele etmeniz
Hepsi bu

 15/06/2011


Yazan:Cem Kurtuluş

14 Haziran 2011

Destruction – Day of Reckoning (2011)





















30 seneye  meydan okuyan Alman Thrash Metal efsanesi “ Destruction “  kazımaya devam ediyor. Grupta Marc Reign’in gruba veda etmesi ve bu albümle birlikte gruba yeni katılan Vaaver’in (“ Wawrzyniec Dramowicz” )  ilk baget sallayışı. Grubun beyni Schimer , albüm kapağı için  Dünyanın sonu ile karşılaşan yeryüzünde tek başına kalmış bir adam ve o klasik cani görüntünün yerine daha çarpıcı bir şeytan göz tasarlattık’’  diyor.   Röportajlarında gruplar her ne kadar bu tür açıklamalar yapıp genç olduklarına dair kendilerini övseler de bu aslında birçok thrash metal grubunun albüm önceleri söylediği şeyler oluyor.  

Albüm  The Price”  ile açılıyor, ilk göze çarpan davulcunun performansı oluyor.   Sistemle savaşmaya yönelik sözleriyle  Mike’ın soloları ve ilerleyen bölümdeki jilet gibi riffleriyle tempo düşmeden saldırgan bir çizgide ilerliyor. Nefretten güç alan sözleriyle “ Hate Is My Fuel”    vokaller konusunda yetersiz kalıyor.  Özgürlüğün rock’n roll ile geleceğini resmeden “  Devil's Advocate “  riffler yönünden fazla melodik olanlara ithafen.  Albüme ismini veren  şarkı “ Day Of Reckoning “    “ Bad energy kills - Hopes, dreams, and skills! “  sözleriyle parçanın ana fikrini özetliyor. Grubun beyni Schimer’in kilisenin kurallarına dair sözünü söylediği Church of Disgust’’ hızıyla,temposuyla albümün en dinamik şarkılarından birini oluşturuyor.  

2000'lerde thrash metal'e melodikliğin girmesinin ardından  Flotsam And Jetsam,Death Angel’in kötü albümlerine göre  kıyaslandığında Schmier kardeşlerin kıyak işlerinden biri “ Day Of Reckoning” 

Cem Kurtuluş,2011

13 Haziran 2011

Dramatik Bölgede Kalmanın Acısı: Kaledeki Yalnızlık (2011)

Sadece isminden dolayı sizi kendinize çeken filmler vardır. Öyle bir filme gittiğimi hatırlıyorum, sinemada sadece beş kişi vardı.   İstediğin yere oturabiliyorsun, yayıl yayılabildiğin  kadar ama mesele bunun da ötesindeydi. Bu kadar az kişinin olması beni şaşırtmamıştı haliyle,diğer bir anlamda filmin ismi “ Kaledeki Yalnızlık “ olsa da aslında sinema salonunda da ağır bir yalnızlık vardı. Bu da ancak o izlemeye giden beş kişide saklıydı.  Böyle bir filmin piyasada tutunmamasını da ancak popüler olmamasıyla açıklayabilirsiniz, çünkü fazla da reklamı yapılmamış belki de böyle bir konuya ilgi duymayanlar çoğunluktaydı.

2011 yılında vizyona gören “ Kaledeki Yalnızlık “ böyle bir film olmakla birlikte dramatik bölgede yalnız kalan şerefli bir kalecinin hayatını onur, haysiyet kavramları üzerinden anlatıyor. Ne de olsa geriden kalan gerçek yalnızlar kalecilerdir sözü ise bu filmin dramatik noktasını oluşturuyor.

 “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar “ filmiyle aynı özellikler taşıyan filmin açılışında Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filmi zihnimizde canlanıyor.  Çamurlu sahalar,kramponlar, ve formaya adanmış amatör ruh...

 Futbol üzerine kurgulanmış bir film olsa da “ Kaledeki Yalnızlık” daha çok bir hayat hikayesi sunuyor bize. Filmdeki kahramanımız Nurettin/ Numan Çakır maddi zorluklarla geçinen, evindeki bir türlü sıkıntıya rağmen yaşı ilerlemesine rağmen ekmeğini kalecilikten kazanan bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Filmin başından itibaren eski çamurlu sahaları göstererek başlar film; burada hayata 1-0 yenik başlayan Kaleci Nurettin ile tanışmış oluruz. Takım arkadaşları sahadan üzgün şekilde ayrılırken Nurettin’in skor tabelasına bakıp hüzünlenmesi de filmin başında verilir. Nurettin’in hüznü filmin içinde kendini var eder. Çocuğuyla yaşayan Nurettin’in çocuğuyla iletişimi kopuk,kendisi de dünyaya kapalı. Tedirgin dolu bir hayatı izleriz bir yandan. Çocuğunun babasına karşı söylediği ““ günde beş milyon veriyorsun diye mi hava atıyorsun” cümlesi ise filmin ağırlığıyla alakayı gözler önüne serer.

 Kaleci Nurettin ile Okul müdürü arasında geçen diyaloglar bir o kadar kayda değer şekilde işleniyor. “ Kale, dramatik bölge “ diyen müdürün bu noktada psikojik analizleri yer yer oluyor, diğer yandan da futbol teması üzerinden efsanevi futbolcuların isimlerini çocuklarına verilen babalara da atıfta bulunuyor film bu noktada.

 Oğlu Feyyaz’la zor süreçler geçen Baba Nurettin yurt dışından gelen Feyyaz’ın teyzesi Zennoş’un (Özlem Tekin) gelmesiyle evde bir değişim yaşanıyor, bu Feyyaz’ın hayatına gülüşleriyle yansıyor. Bu süreci Zennoş’un öncesi veya sonrası diye ayırmak mümkün ve  bu süreçte Zennoş karakteri üzerinden de  yurt dışındaki insanların buraya göre ne kadar rahat olduğuna tanıklık ediyoruz.  Filmde anlatılan futboldan ziyade, Nurettin’in futbol dışındaki hayatı. Futbol terimiyle Nurettin  kendi kalesine hayat anlamında gol yiyor hep. Zor ve güç bela hayatını da film  bu süreçte iyi işliyor film. Yoksulluk yüzünden cebinde meteliksiz dolaşan Nurettin’in arabasını satması; ve şike teklifini kabul etmesi aynı hüzün yoluna çıkıyor. Diğer anlamda hayatın tokadı oluyor.

 Film adına da verilmesi gereken mesaj bu oluyor. Filmin en can alıcı kısmıysa şike mevzusuna el atan başkanların “ bilirsin, şike kalede başlar “ cümlesiyle yer buluyor. Zorlukla, yoklukla mücadele eden kaleci Nurettin’i satın almaya çalışsalar da Nurettin'in formasını satmıyor ve diğer anlamda ruhunu da.  Nurettin kendisini, ve hayatını verdiği takımını satmıyor. Soyunma odasında takımı gaza getirmeye çalışan hocanın konuşması da etkileyici sahneler arasında yerini alıyor. Nurettin’in kaleciliğinde onur ve haysiyet kavramını çıktıkları son maçta aldığı para mı yoksa onur mu daha önemli sorusuna cevap Nurettin’in golü oluyor. Bu sahne aynı zamanda filmin melodram yönünden hüznün doruklarına doğru götüren;herkesin içini cız ettiren bir sahne oluyor. Taraftarın sahneye inmesiyle toprak sahalarda amatör ruhun sesi yankılanıyor. Ama bu taraftarın sahneye inmesi Nurettin’in golü atmasından değil;başkalarını mağlup eden Nurettin’e açılan savaşın adı oluyor. Diğer anlamda  Nurettin’in  hayatına attığı bir gol. Ruhunu gösteren bir adamın neler yapabileceği gösteriliyor bu sahnede.

 Oyunculuklara gelirsek... Zennoş'u oynayan Özlem Tekin, ufak bir rol biçilen Erkan Can, Kaleci Nurettin karakteriyle rol alan Numan Çakır başarılı oyunculuklarıyla göz dolduruyorlar. Bunun yanında çok rol almasa da Müdür karakteriyle karşımıza çıkan ve sinemanın önemli karakteristik oyuncularından Ali Erkazan’da başarılı bir iş çıkartıyor.

 Özet olarak; futbolda kabul etseniz de, etmeseniz de bazı dramatik bölgeler vardır, bu dramatik bölgenin birincisi kalede başlar. Çoğunlukla kaleciler saha içindeki yalnızlardır. Kurtardı mı Panter , gol yedi mi Kova olur. Bu fikirden gidilirse   “ Kaledeki Yalnızlık “ Daralanda Kısa Paslaşmalar filmiyle konu olarak benzerlik gösteren tam olarak  tatmin edici bir yapım olmasa da, dramatik bölge olan bir kalenin tabiri caizse  ruhunu satmamış olan kalecinin  hayatını etkili bir şekilde Mazlum Çimen’in de atmosfere sağladığı etkili notalarıyla nokta atış yapıyor. Ne de olsa filmin dediği gibi " Kale, korunması gereken bir yapı" 

 

 Filmi İzlerken Altını Çizdiklerim

 

“ deplasmanlarda olmasa duş alamayacağız “

 “ gol yemeyen adam terlemez.”

“ kale,korunması gereken bir yapı”

 “ günde beş milyon veriyorsun diye mi hava atıyorsun”

“ bilirsin; şike kaleden başlar"



Cem Kurtuluş,2011

Seçim sonrası aklımda kalanlar!

Seçim bitti
İktidar değişmedi
Yapacak bir şey yok
Böyle devam
İstikrar sürsün
Türkiye sürünsün 

Özgürlük dediler
Demokrasi dediler
Eşitlik dediler
Evet
Bunları
Yine
Diyecekler

Bdp meclise girdi
Ben kimsenin meclise girmesine karşı değilim
Ama bu terör örgütünü ve katilleri savunan bir parti olup
Ve özgürlük ,demokratik söylemleri ile halkı kandıran
Bir parti olursa söylerim

Biz her zaman ki içmeye devam edeceğiz
Ee yapacak bir şey yok dedik
Herkes de çok memnun
Görünen o
Tablo da onu gösteriyor
Tesettürler Türkiye!

Kime oy verdiğimin önemi de yok
Ne de olsa oy verince bir şeyler değiştirilmiyor 
Şimdi teröristler öldürmeye devam edecek,demokrasi söylemleri devam edecek,barış yanlısı gibi gözükenler özgürlüklerden bahsedecek, iktidar yine yalanlarıyla insanları boğacak ve bu böyle devam edecek!

13/06/2011

Yazan:Cem Kurtuluş

10 Haziran 2011

Seçimler@2011

12 Haziran günü seçim var
Bunun öncesinde her partiyi temsil eden başkanlar
Meydanlara çıkıyor
Oradan bir şeyler vaad ediyorlar

Özgürlük söylemleri
Demokratik söylemleri
Politikacıların ucuz yalanları
Bir oy toplama çabasına girenler
Sözde verilen oylar

Ya da bir partiye bağlı olmayıp
 oy vermek istemeyip mecburen oy verenler
böyle bir gün geliyor işte
politikacıların yalanlarına hayır

beni temsil eden parti yok
bu seçimden de pek de bir şey beklemiyorum
insanlar kandırılarak yöneticilerin cebi dolacak
sadece bu kadar!

10/06/2011
Yazan:Cem Kurtuluş