// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

28 Nisan 2026

"Senin İçin FENER, Senin İçin" DEPLASE SAMİYEN (ARENA) (26.04.2026)









"Senin İçin FENER,Senin için..."

(26.04.2026)

O beklenen gün yeniden gelip çatmıştı. Yıllardır derbilerde olan  bilet kavgası durumu yine kendini göstermişti. Eskiden bu işler Biletix gişesi önlerinde geceden sıra beklemeceler bundan yıllar öncesinde günlerce süren bilet kuyrukları ve sonralarıyla birlikte  geceden ısınmak için yakılan ateşlerle birlikte sabahında polisin sıraya dağıtmasıyla kargaşa ortamına doğru giderdi. Mevzuyu buradan başka yöne çekecek olursak; kim ne dese bir taraf eksik kalacaktı. Bu zamana kadar böyle oldu, bundan sonra da böyle olur. En azından çoğunluğu genç ve orta yaşlıların oluşturduğu tribüncü kitle her şeyi lehine çevirebilir demek en hakkını verilmiş cümle olur sanıyorum. Hakkı vermesi gereken kişiler olduğu kadar, olmayanların olması kadar doğal bir şey yoktu, ki belirli kriter koyup iş adamları aracılığıyla şirketler üzerinden olmadık insanlara bilet gitmesi ve gerek sinema sanatçısı gerek müzisyenler de bundan nasibini almıştı. Bir gün öncesinde uyku durumu bozuk olanlar sabahın köründe kalkmış , Kadıköy'e doğru yolunu almıştı.

En keskin cümleyi söylemek yerinde olacaktır. Kimisi cezayı ve bedeli ödemek için ordadır, kimisi ses telini bırakmadan kendi reklamını yapmak için. Farkı iyi ayırt etmek gerekir.

Bunu kısa kesecek olursak ;  bir gün öncesinde uykusuzluk oldukça arşa çıkmıştı ve öyle ki sabahın erken saatlerinde kalkmış olanlar fazlasıyla vardı.  Kulübün deplasman bileti olanlara da forma jestini de takdirlik olduğunu söylemek gerekir. Öğlen 12’i gösterdiğinde şehir dışı,şehir içi her yerden akın akın gelinmişti; formalar erkenden alınmış, her zamanki gibi olan yere geçip nevaleler alınıp yavaştan maç havasını almaya çalışırken güneş bir yandan sıkıntı yaratıyordu. Alkolün dozarjı arttıkça, öfke ve adrenalin de aynı seviyede ilerliyordu.  Saatler 16.00’ı gösterdiğinde otobüslere doğru yol almaya başlamıştık, bu defa İETT otobüsleriyle değil özel araç kiralama şirketleriyle anlaşılmıştı ona göre otobüs düzeneği sağlanmıştı.  Genel bir kitleye vurduğumuzda iyi tribün olacağının sinyali yavaştan alınıyordu, bütün tribünü hiçbir yerde memnun etmek mümkün gözükmese de en azından gelen kitle bu işlerin hakkının verileceği yönünde sinyali vermişti.  

Yol boyu hafiften tezahüratlara devam ettikten sonra stada ulaşmış olduk. Her seneki işkenceler bu senede bilet sırasında yine kendini belli etmişti. Eski senelere göre daraltılmıştı girişler, daha sonrasında ezilme tehlikesinden ittirmecelerle derken kendimizi atmış bulunduk. Yüksek seviyede bir Polis teşkilatı karşımızdaydı. Kadıköy’e binildiğinde ayrı aranılır, stada gidildiğinde ilk giriş bölgesinden itibaren ayakkabılar çıkartılır, hatta bununla birlikte çorapları çıkartılıp olanların olması artık şaşırtmıyordu;ama bunun sadece Fenerbahçe Stadında oldukları söyleyenler olunca gülünç oluyordu. Sadece bu değildi, bu ayakkabı çıkarma,çorap fasıllarından sonra diğer bölgede de çevik kuvvet memurları ayrı arıyordu. Anlaşılan o ki İstanbul’un bütün çevik kuvvet ekipleri bu maça sevkedilmişti. Bu gayet çok açıktı, ki her taraftara yaklaşık 2 polis düştüğünü söylesek yanlış olmazdı. Tribün içeride girer girmez, bestelerle kendini belli ediyordu. Maçtan çok söz etmeye gerek kalmasa da; maçın başlarında kaçan penaltı ile birlikte tribünün geriye düştüğü bir gerçektir. Artık tribünde; eğer iyi bir oyunun yoksa, üstelik bir de penaltı kaçırıyorsan tribünün geriye düşmesi kadar doğal bir şey yoktur. Daha sonrasında hakemin kararlarına geçmemek adına; tribün adına ikinci yarıdaki performansı değerlendirirsem; tribün ivmeyi arttırmıştı ama kırmızı kartla tepe taklak olan takıma diyecek bir şey yoktu.

Umutlar tükenmiş, öfke ve kin artmıştı. Fenerbahçe Tribünü hep yaptığını; korkusuzca yeniden yaparak gereğini yerine getirdi. Onca cezaların olduğu ülkede cezalara yürüyen tribün çocuklarını unuttular. Risk almak,bedel ödemek, yasalara aldırmamak, tribün maneviyatını korumak, tribün kültürü ve değerlerine sahip çıkmak Fenerbahçe Tribünlerinde hiçbir zaman değişmedi, hiçbir zaman değişmeyecek.

Bugün başkaları olur, yarın bir başkaları, ve yarın bir başkaları. Ama meşale dumanların içinde kaybolan tribün çocukları var olacak.

 

Bir eski bestede haykırıldığı gibi

“Yenilsen de bazı bazı

Taraftarın buna razı sen şampiyon olmasan da biz çekeriz bu cefayı

Senin için FENER, senin için…”

 

Cem Kurtuluş, 26.04.2026, Samiyen Deplasmanı. 

0 yorum: