Kesmeşeker sözleriyle hayatımı yönlendiren, ritimleriyle farklı ufuklara götüren Türk rock müzik tarihinin en kaliteli ismidir. Kasıntısız ve rahat müzikleri bir bakıma devrimdir. Kesmeşeker yola 1989 yılında koyuldu. 89 yılında Cenk Taner'in Tayf adlı bir grubu vardı. Ama kurulma aşamaları 90'lara denk geliyor. 1991'de Gölcük'te Basçı Tayfunun bodrumunda ilk provalar yapılıyor ve grup böylece bu işe giriyor.
Cenk Taner ve arkadaşları bu işin ne kadar zor olacağını biliyorlardı. İmkanlar kısıtlıydı, ama onlar mücadeleyi bırakmamıştı 1991 yılında ilk albümlerini kaset formatında yayınladılar. Bildiğinizi gibi ilk albümden bu yana çok şey değişti.
"Söz ve müzikler bana ait olduğu ve vokali de ben yaptığım için özü aynı kaldı.Tek zorluk gruba yeni gelen isimlere grubun felsefesini anlatmak ve dinleyicilerle olan ilişkisini anlatmak"
Bir röportajında grup albümün isminin neden "
İnsülin" olduğuna anlamlı bir cevap veriyor.
"Bu albümde yokluk kavramından yola çıkarak hayatlarmızda yokları ve çokları inceliyoruz. Yaşam enerjisinin yokluğundan korunmak için şekeri eneriye dönüştüren İnsülin’i arıyoruz." (Bir diğer röportajda ve albüm kapağında albümün şeker yiyemeyen çocuklara ithaf edildiği notu var - )
Albümün genelinde protest bir yaklaşım var. Ama bunu yaparken başka protest yaklaşımlara öykünerek değil de Kesmeşeker ruhunda bir protest tavırla çıkıyor Kesmeşeker. "İnsülin" 1998 yılında çıkmıştı o zaman imkanlar kısıtlı ve bunun öncesi var. Aynı sene albümün galasına 10 kişinin geldiğine dair bilgiler de söylenenler arasındaydı. Geçmişte tekrar dönecek olursak; 1993 yılında Aşk ve Para albümü çıktı. Kesmeşeker "Gerçekten Özleyince" parçasının klibini dinleyicisinin isteğine uyarak Kral Tv’de yayınlatmadı (aynı zamanda verilen ödülü de kabul etmedi - ) Burdan Kesmeşeker’in dinleyicisine ne kadar sadık olduğuna dair tanıklık ediyorduk, bu bilinen bir gerçekti çünkü Cenk Taner, Kesmeşeker seyircisini “uçsuz bucaksız azınlık” olarak tanımlandırırdı.
Albüm doluydu. Yoksulluktan,Sefaletten,Yokluktan,Umut,aşk, ve insanlardan bahsediyordu. Hayatın içinde ne varsa Kesmeşeker’in sözlerinde de o vardı. Albümü dinleyenler ise Kesmeşeker için"çok karanlık, mutsuzluk verici tabirler " kullanıyordu. Mutsuzluk vardı, çünkü kendinden kopmuş insanların hissini paylaşıyordu Kesmeşeker. Kesmeşeker, insanlığa sesleniyordu. Bu, belki de albüm için yapılacak en basit yorum olurdu.
İnsanın acıları,umutları,kaybedişleri ve
çoğu şeye yön veriyorlardı. Kesmeşeker, umuttan bahsediyordu. Umut
nedir,hayattaki yaşama nedenlerimiz dünyadaki yerimizdir. Yapacaklarımız, etki
edeceklerimiz, değiştireceklerimizdir. Umut.. Herşey onun üzerine
kurulmamış mıdır? İşte Kesmeşeker bize bunu aşılıyordu, bir nevi
ruhumuza İnsülin" enjekte ediyordu. Umutlu olmamızı
söylediği gibi o umudun arasında sıkışmış olan hissini de anlatıyordu bize.
"İşte Güneş" bir dönemin gerçeklerini tokat atarcasına
anlatıyordu bize. Cenk Taner bu şarkıyı lise döneminden feyz alarak yazmış.
Lise döneminde yaşadığımız zorlukların hepsine Kesmeşeker bu şarkıyla
sesleniyordu. Umutlarımız,hayallerimiz,kaybettiklerimiz,kazandıklarımız...
Bize zorla yaptırılan şeyler... "İşte
Güneş" sefaletten, önümüze çıkan engellerden, bize zorla
yaptırılan şeylerden, savaşlardan bahsediyordu. Lise döneminde kurallara
uymadığınız için hiç okulda azarlandığınız zamanları selamlıyor Cenk
Taner Ve Tayfası. "Bıkmıştın okullardan, ceketten, kravattan;
seni hep zorluyorlar, ruhunu istiyorlar" sözleriyle nokta atış
yapıyordu.
90’lı yıllar Türk rock müziği için bir milattı. Gruplar o zaman popülerliğe
önem vermez, televizyona çıkmak için uğraşmazdı. Şimdilerde televizyona çıkmak için
can atan gruplar olduğunun altını çiziyordu Kesmeşeker, ama aynı zamanda
sözleriyle önemli noktanın altını çiziyordu.
"Ne reklamı vardı ne de bir klibi... İşte şarkı, ne zaman yazıldı ... Ne
listeye girdi ne de bir ödül aldı... Bıkmıştın reklamlardan içi, boş
şarkılardan"
Bu sözler piyasaya yönelik bir tepkiydi ,protest yönünü Kesmeşeker burada
gösteriyordu. Kesmeşeker, popülizmin yüksek olduğu yerlerde ödüllerden
uzak olan bir grup oldu hep, ufak çaplı ödüller oldu ama kendileri için
en büyük ödül kendi dinleyicileri oldu. Bu nedenle underground duruşunu devam
ettirdi Kesmeşeker.
"En Çok Seni" Kesmeşeker'in şarkı sıralamalarında
ballad niteliği dokunaklı, ruhu kemiren ve bir o kadar vurucu
şarkılarından. Önümüze çıkan engeller, kısıtlı imkanlar,
kaybettiklerimiz... Her şey Cenk Taner’in "Kafam
batı,yüreğim doğu" sözüyle başlıyor bu şarkıda. Oysa Cenk Taner
orada her şeyi özetliyordu. Halimizi çok iyi anlatıyordu. Dönüşü olmayan bir
yola girmiştik artık, çıkış yoktu. Kuşkular içindeydik bugünlerde. Francis
Bacon bir denemesinde kuşkuyu şöyle özetler; "Kuşlar arasında
yarasa ne ise duygular arasında kuşkuda odur. Hep alacakaranlıkta uçar."
Kuşkuların içinde boğulmuş gidiyorduk, tünelden çıkış yoktu. Oysa Cenk
Taner bunları öyle içten söylüyordu ki, kendimizi o kuşkuların içinde
buluyorduk. Kim bilir pişman olanlar bile vardır belki..
Derken Kesmeşeker ekonomiden girer "Feridun Bey" ile
. Feridun bey de kim derseniz, Feridun bey küçük bir şehirde kıt kanaat
geçinen bir emekli memurdur. Pek çoğumuzun dedeleri, babaları gibi hep aynı
partiye oy verip sonra da "niye acaba bu ekonomi bizde böyle de,
Japonlar'da böyle" diye şaşmıştır. Nakarattaki "Amerikan
sigarası, dış mihrak tezgahları" Marlboroların, Kentlerin bir
dönem sigara tezgahlarında satıldığı düşünülerek yazılmıştır.
"Japon malı tv'sinde, batmış Türk sineması" dibe vuran
ekonomiye gönderme söz konusudur.
"Acıların çocuğu değiliz, acıların kralıyız" diyor bir
röportajında Cenk Taner;krallığa dikkat çekiyor. Hayatımız doğrularla,
yanlışlarla dolu, bazen yanlış anlaşılırız. Ama Kaptan'ın da dediği gibi
"Acıların Çocuğu değil, Acıların Kralıyız.." sözü her şey için
yeterliydi.
Kesmeşeker, anlaşılmayanlara şöyle sesleniyordu;
"Bizi anlamayanları dövmek gelirdi içimden, ama şimdi gülüyoruz olan
bitene"
" İnsülin " albümü çıktığı zaman bazı insanlar Kesmeşeker
için çok karanlık ve mutsuzluk gibi tabirler kullanıyordu. Ama bu şarkıyı
atlamışlar sanırım. Müzik içeriğinde yaşama sevinci olan bir parçayla karşı
karşıyasınız.
Çabalayıp da anlatamadığımız bir çok
derdimiz var ... Yalın ayakla koşmaya devam ettik, ne de olsa yaşam onların
bilmediği bir yerde başlıyordu. "Henüz Onlar Bunları Bilmiyor
" geçmişte biz de iz
bırakanlar için.. Cenk Taner şarkıya "Güzel günler
geçirdik" diye girer, tam o sırada anılarımız akla gelir... Ya da
öyle olduğunu sanar sayıklama moduna geçeriz bir nevi, bir duygu yoğunluğuyla
başbaşa bırakır bizi.
Ondan sonra biz
sadece yalın ayakla koşmaya devam ederiz. Ne de olsa yaşam, onların bilmediği
bir yerde başlıyordu. Hayatın sert darbesini yiyenlere, varlığın ve yokluğun
hiçbir zaman kaybolmayacağını, hep çevremizde dolaşacağını Kesmeşeker yine
sözleriyle vurguluyordu.
"Para ,Pul" parasızlık dönemlere, cebimizin delik
olduğu zamanlara götürüyor bizi Kesmeşeker. Para ile yalnızlık arası mekik
dokumalar, şehirde yaşamanın zorluklarıyla "imkan yoktu canlı kalmaya
" sözü ile gerçek hayatla buluşturuyor bizi. Daha sonraları bu şehir
imkanlarından bahsederken bunu söylerken "Çok film
seyrettin oğlum,kendine gel,kendine gel" sözüyle kendi halimize
gülüyoruz.
"Sakin sular,derin akar zaman çabuk geçer" diyerek
yalnızlara sesleniyor Cenk Taner. "Yaşamak bile bazen güzel, çokça
kötü sıkça beter" diyerek de liman yalnızlarıyla konuşuyor, “Çek
küreği bildiğin yere " diyerek mevzuyu uzatmadan özetliyor her şeyi.
Hayatın gerçeklerini unutmuyordu Kesmeşeker, o gerçekler içinizi cız eden
gazete manşetlerinde faili meçhul cinayetler serisiydi, bu faili meçhulun
cinayetlere " Failün Meçhulun " şarkısıyla
sesleniyor. "Yeter artık bu kaçıncı ölümüm" sözüyle insanlığın
öldüğüne dair işaret belleğimizde yerini alıyordu bu şarkıyla.
Öyle sarsıcı sözlerle bizi darp ediyordu ki Kesmeşeker, bu "
Kusursuz Cinayetler Çağında" ile devam ediyordu. Yönünü kaybeden
insana dair pek çok şey özetliyordu. "mutlu musun sen yattığın
yerlerde " diye vurucu sözü bir yumruk savururcasına içimizde bir
yara oluşturuyordu. yokluk-varlık arasında durumu " bir gün
baktım ki batmıştı Gemi " sözünün ağırlığındaki şarkı olan "
Yoksulluk" ile özetliyordu Cenk Taner.
Sadece yoksulluğu
özetlemiyordu şarkıda, insanın darp aldığı zamanları da sarsıcı bir şekilde
anlatıyordu. " Bu gol yenmez ama rakip takım çok kuvvetli " diyerek
sizi yere seren insanoğluna sesleniyordu. O hüznün sonrasında "çarşıya
çıktım, bir bilet aldım. otobüse bindim gittim. bir türlü yenemedim."
sözüyle de o yalnızlığın zayıflığıyla eziliyorduk adeta, uzaklara çekip
gitme isteği içimize işliyordu.
Albümler ardı ardına sıralanmıştı Kesmeşeker için. 90'larda grup boş durmadı,
hep üretti. Bu üretkenlik takım halinde gelmişti. Bu albüm Kesmeşeker’in olgunluk dönemine girişiydi. Kesmeşeker bu albümüyle İnsülin'i ruhumuza
enjekte etmişti. Çünkü İnsülin benim,sizin,bizim tek ihtiyacımızdı!
Parça Listesi
1. Yoksulluk
2. Acıların Kralı
3. İşte Güneş
4. Feridun Bey
5. Failun Meçhulun
6. Para, Pul vs.
7. Henüz Onlar Bunları Bilmiyor
8. En Çok Seni ...
9. Sakin Sular
10. Kusursuz Cinayetler Çağında
Cem Kurtuluş, 2010









0 yorum:
Yorum Gönder