20 Şubat 2012 Pazartesi

Fenerbahçe -4 Sivasspor -2 :Direnişin adı FENERBAHÇE !

Direniş  son sürat devam ediyor. Direniş’in ismi ‘’FENERBAHÇE’’. Beşiktaş maçından sonra ceza alınmasından sonra stat 46.000 yakın çocuğa ve kadına bırakılmıştı.  Sevgilerini haykırıyordu bunca insan. Bu soğuk havaya rağmen takımlarını yalnız bırakmadı. 80 yaşındaki dede, 7 yaşındaki çocuk ve onun annesi. Bir Ordu.

   Kaptan Alex, bu maçta da farkını ortaya koydu.  Sow’un Alex’le  yaptığı paslar gözden kaçmadı. Sow, akıllara Deivid’i getirdi. Ve zaman geçtikçe daha iyi olacak.  Emre’nin golüyle öne geçmiştik. Sonrasında  Sivas’in 2 golüne engel olamadık. Ve Kral sahneye çıkarak klasını tekrardan konuşturdu.

 Maçı kazandıran Kaptan oldu,istekliydi. Orta saha yine istenileni veremiyordu, oyundan düşüyordu. Mehmet topuz ve baroni bunlardandı. Dia uzun zaman sonra sahadaydı. O da varlık gösteremedi.

Caner ve stoch’un yokluğu takımı etkilemişti. Özellikle Stoch’un olmayışı bizim için dezavantajdı. Özgür Çek’in sonradan oyuna girişi ‘’hocam ben ilk 11’de oynamak istiyorum ‘’ mesajı da önemliydi. Galatasaray’ın galibiyet aldığı bir haftada kazanmak önemliydi,yenilseydik her şey geride kalabilirdi bu sene için.  Direnişimiz devam edecektir sonuna kadar..

Yazan:Cem Kurtuluş

Read more »

17 Şubat 2012 Cuma

Diyelim mi: Doğdum Ben Memlekette

Memlekette yaşamak büyük sorun gelecekteki dostum
Para pul da önemli bu memlekette yaşamak için
Başka türlü  yaşatmıyorlar
Nefes almak bile zorlaşıyor bilmez misin bunu
Festivallere  konuk olmuşuz
Kayıp eşya bürosunda kuşağımızı bırakmışız
Ama iyi ya da kötü yaşamaya devam ediyoruz
Yalnızlığım bile gitmiştir gece  bu saatlerde

Işık söndü
Karanlık üstümüze çöktü
Her şey elden gidiyor gelecekteki dostum
Senin ismini bile bilmiyorum baksana
Memlekette elden gidiyor
Yabancılar kapımıza dayandı
Bir ekmek parası yeter-di bize
Çok çabuk tüketiyorsun dostum
Geriye bir şeyler bırakman gerek oysa

Politikacılar yine konuşuyor
Vaatlerde bulunuyorlar
Bana versen milyon dolar
Ama cebimiz delik şimdi
Bunu daha önce düşünmen gerekmez miydi
Tükettikten sonra geriye kalan sarhoşluk belirtileri
Bazen bu da işe yarıyordu
Şehir soygunları ,politikacılar, iktidar sahipleri
Bak yine başa döndük diyelim mi
Yoksa burası başladığı yer mi denizin
Diyelim mi

Memleketimiz ne güzel değil mi
Denizi, havası, suyu, toprağı, insanı ,
Artık bunlardan faydası yok
Çık dışarı biraz temiz hava al
Birkaç yosun kokusu
Birkaç bira
Ve yine döndük memlekete gelecekteki dostum
Diyelim mi’ye takılı kaldık

Bir kaset çalarımız vardı dostum bir ara
O da gitti
Piller bozuk çıktı
Kalem kayboldu
Geri saramadık
Doğmuşum ben memlekette
Ama bazıları olmadığı yer de doğmuştu
İstemediği yer de

Memleket elden gidiyor
Bankalar batma eşiğinde
Savaş almış başını gitmiş
Ve biz halen yerimizde sayıyoruz
Başka yapacak bir şeyimiz var mı
Bu kadar oyun da fazla değil mi gelecekteki dostum
Ve adımızı bile bilmiyoruz

Bir de ödüller dağıtılmış
Ödüller dağıtılırken biz yoktuk ortada
Bir şeyler mi kaçırmışız yoksa
Benzinimiz kalmadı,aracımız da yok
Dışarıya baksana bazıları için her şey tıkırında
Biz olduğumuz yer de saymaya devam ediyoruz
Doğmuşuz memlekette..


Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

Tatlıya Ketçap Dökebiliriz/Küçük İskender

Aslında tamamen bir konsantrasyon meselesi Delilik.
-       Delirdim artık ve tek ayağının üstünde durabiliyor içimdeki fizik kuralları!’’ demek yeterli.

Veresiye içki alamadığınız bir bakkalla nevroz arasında bir fark mı var sanki?! Hepimizin sarhoş olduğu günü düşünün! Ödenecek tek hesap, ayrılıp giden, terkedip giden nazik, bakımlı, jestlere düşkün, sümsük sevgililer olacak!

Kaç arkadaşım poloyla ilgileniyor ki..
Kaç arkadaşım zeplin sahibi
Kaç arkadaşım kıl dökücü krem kullanıyor
Kaç arkadaşım tv’ye çıktığı için böbürlenmekte..

Oysa bütün arkadaşlarım en az bir kere coplanmıştır ve dayak yemişlerdir babalarından, çocukken. Birini coplar gibi içmelerinin ve çocuğunu döver gibi sarhoş olmalarının nedeni budur. Biz içki MECLİSimize Başkan seçerken hiç zorlanmayız. Kim ki buzdolabını yiyecek ve içecekle tıka basa doldurur, Başkanımız odur. Kim ki kaya balığı yahnisini en kısa zamanda pişirir, biz ona ‘’GÜZEL SERSERİ’’ deriz. Kim ki sinyalden topladıklarını odanın ortasına olduğu gibi bırakır, AFİLİ DELİKANLIDIR. Kim ki aşk acısı çeken dostuna manitasını önerir BABAdır..

Ne yazık, tüm vosvos’lar büyüdüklerinde limuzin olmak istiyorlar. Kentin ara sokaklarında sürat yapıp fahişelerin üzerlerine çamur sıçratmayı planlıyorlar.

_  Nasıl ıslattık karıyı ama..’’
_Kirli zevk suyu! Kirli zevk suyu!’’
Sevgilinin ter kokan koltukaltlarında bir tayın yeleleri var.
Aslında tamamen bir konsantrasyon meselesi delilik.

_ Delirdim artık ve seviştiğim insanları kronolojik sırayla sayabiliyorum!’’ demek yeterli.

Birbirimizi yıpratmanın tadına varalım. Hey DJ ! Seni bir müzik kutusuna çevirip deliğine para tıkmadan çal şu şarkıyı! Birbirimizin göbek deliklerini yalayalım. Hey Barmen! Rakı tükürükle beyazlamaz! Yapma !

Birbirimizi kovalım evlerden, evlerden çıkalım lanet mide ve diş ağrılarıyla. Herşeye karışan doktor ve avukatlar hakkında ağır laflar edelim. Bizi sardıkları sakız jelatinlerinden  kurtulmak için daha kaç kere kendi çamaşırlarımızın içinde boşalmamız gerekecek?!

Salak adamlar!
Salak kadınlar!

Siz süslenmenizi sürdürün
Ben üstüme ketçap döküyorum!
Hem de acılı ketçap!

Markası da yok bu meredin!
Adını yan masada oturan ve
On beş dakikada on tabak tavuk gözü yiyen
Nasyonel sosyalistin koca kalçalı anası koysun !

(KÜÇÜK İSKENDER/İT CAZI/SYF 113/  )
Read more »

Sea !!

Denizi seven bir kadındı . Sessizdi ,Pek konuşmazdı. Bazen çok konuşurdu
Adam ise sallanan bir vapur gibiydi. Yorgun, bitkindi. Onu göreceği günü bekliyordu. Günleri sayıyordu, günler geçmek bilmiyordu. Yağmurlu bir gündü . Fırtınalıydı. Görüşmelerine hiçbir şey engel olamazdı. Sabahın erken saatlerinde kalkmıştı heyecanla .Uyuya kalabilirdi.

Evden çantasını alıp çıktı. Üstünde bir kot mont bir de  deri mont , Altta ince kot pantolon ve bot . Üşüyeceğini biliyordu. Pek önemli değildi bu onun için. Adam, Yolculuk boyunca kitabını okudu, Denize bakıp durdu, Heyecan vardı . Bu kimileri için önemli oluyordu, kimileri için olmuyordu

Vapur dolu değildi . Hava fırtınalıydı bu nedenle herkes içerideydi. Sayfaları çevirdikçe kadın aklına geliyordu .Kadınlar kitap sayfaları gibiydi . Çevirdikçe bakardın boş boş . Okuyamazdın belki içini..

Vapur karaya yanaşmıştı . Ve adam inmişti . İnmeden önce bir kadının çantası ağırdı
Kadının bu çağrısını cevap verdi ses etmeyerek orta yaşlardaki kadının ağır çantasını  taşıdı. Sonrasında indi. Kadını bekliyordu. Biraz dışarıda bekledi . Hava soğuktu .İçeri girdi ısınmak için..

Kadın acaba gelmeyecek miydi ? Halen bekliyordu adam . Camdan vapurlara bakarken adam, Kadın gelmişti. Adam pek bir şey beklemiyordu. Bekledikleri de farklıydı Çünkü onu her zaman farklı görmüştü. Bir dost da değildi kadın, Bir arkadaş da değildi; ama  önemli biriydi. Bu önem değişkenlikti biraz da.

Adam sabah kalktığında kahvaltısını yapmamış ,Kadın da kahvaltı yapmamıştı
İkisi de alışkın değildi. Kadının elinde bir şemsiye bir de eldiven .Üşüdüğü her halinden belliydi.

Adam da üşüyordu .Bunu ilk başta belli etmiyordu .Sonra ikisi bir yere girdiler . Kahvaltı ihtiyacını giderdiler yanında da bir çay.  Adam ellerini ısıtmak için almıştı çayı
Kadın ise istemiyordu çay. 4 senedir düzensiz bir hayatın içerisindeydi kadın .
Adam da öyleydi.

Sonra dışarı çıktılar beraber . Yağmur yağıyordu  Sokakta insan yoktu ikisinden başka
Aptalca dolanıyorlardı. Beraber ıslanıyorlardı Adamın söylemek istediği çok şey vardı ona . Ama adam hep korkmuştu. Kadın konuşturmak istiyordu onu .Bir yere oturdular
Yağmurun biraz dinmesini beklediler.

Kadının o yumuşak elleri ,parmakları üşümüştü .Eldiven giyince biraz olsun ısınıyordu
Sigara üstüne sigara içiyordu kadın. Alışkanlıktı.. Adam uzun süre sessiz kaldı
Sonrasında aşk dan, müzikten, siyasetten, ilişkilerden ,başka şeylerden ve  her şeyden konuştular.

Kadın, Umutluydu hayata karşı ,Ya da öyle gözüküyordu . Adam ise sessizliğini koruyordu . Neden böyle olduğuna dair kendisi de bir şey bilmiyordu Oradan da kalktılar sonra. Hep aynı yerde dolaşıp durdular.
 
Akşam olacaktı. Yeniden bir yere gittiler bira içmek için.  Sigara içmeye orda da devam etmişti kadın . Orada da biralarını yudumlamışlardı . Adam hızlı gidiyordu
Bu onun için pek mühim değildi. Oradan da sıkılıp biraz üşümenin iyi olacağını düşündüler. Sonra kalktılar o yerden de.

Son biralarını içeceklerdi, Kendisi  kahve söyledi. Birayı hızlı içiyordu adam Kadınsa kahveyi yavaş içiyordu. Adam onun gözlerinde başka bir şey görüyordu Kadına göre belki bu aptalca bir bakıştı. Bakışlarında hiçbir anlam da olmayabilirdi

Adam için bu umutsuzluktu belki . Adam halen öyle bakmaya devam etti
Sonra şarkı açtılar. O şarkıyla dinlediler. Adamın heyecanı devam ediyordu .Kadın öyle miydi adam bunu bilmiyordu . Soramazdı da. Korkutucuydu bu Ona dair çok şey söylemek isteyen adam söyleyememişti yine.

Günün birinde söyleyebilirdi Ama o gün Kadın  olduğu yerde olmayabilirdi
Kadın ve adam bulundukları mekandan ayrılmışlardı .Yürüyorlardı

Beraber yolda şarkı söylemek isterken .Şarkı sözlerini de unutmuşlardı
Bu arada olur böyle dedi adam. Sonrasında telefonundan hatırladı kadın şarkının girişini
Ve devam etti şarkıyı söylemeye ‘’ne zaman gitti tren’’ dedi. Tren belki de gitmişti
Adam tren i hep bekleyen taraftaydı.

Yürüye yürüye vapurun yolunu bulmaya çalışıyorlardı. Adam o esnada yine ona bakıyordu
Yine aptalca gelmişti adama.  Kadın şarkı söylüyordu . Ve  o sözler takılmıştı adamın aklına
‘’sen gel yalnız sen gel’’ diyordu kadın. İzin verir miydi gelmesine adamın. Bu da şüpheli bir soruydu

Cesaret kapılarını açar mıydı kadın . Vapurun gelmesine az kalmıştı
Dışarıdan sesler geldi. Adam için artık ayrılık zamanıydı Kadına sarıldı isteyerek
Kadın sanki bir an önce uzaklaşmak istiyordu. Arkasına baktı önce kadın  sonra da adam baktı.

Adam o gidene kadar baktı . O gittikten sonra da bakmıştı Bunun anlamı olmayabilirdi
Belki o bakışlarının da anlamı yoktu kadın için.  Kim bilir!

Kadın gitmişti . Adam halen vapura binememişti .Yolcular içeri diyordu kaptan.
Ama adam halen onun yolunu gözlüyordu. Kadın için önemli miydi bu dedi adam
Sonra vapurun içine geçti uyumaya başladı. Sonrasında sadece
Kadın dedi..

Yazan:Cem Kurtuluş





Read more »

Odamda/Orhan Veli Kanık

Ben miyim bu şeylerin sahibi?
Kafamda bir çocuk var,meraksız
İç alemim oyuncaktan farksız;
Odam,içime bir ayna gibi

Bir ışık oyunu var tavanda
Gölgeler seslerle birleşiyor
Ve bir karga beynimi deşiyor
Azaplar kemirdiğim bu anda

Kardeşini öldürüyor Kabil
İçimde bir yalnızlık duygusu
Ölüm kadar uzun yaz uykusu
Sıkıntı ile geçilen sahil

Bağlanıyor bir iple bir sürü
Düşünce köyleri birbirine
Çöküyor her şeyin üzerine
Hülyam boyunca kurduğum köprü

Ve doluyor sessiz,ordularım
Durmadan,dinlemeden odama;
Urbam içinde yatan adama
Hayretle bakıyor dört duvarım

Kardeşini öldürüyor Kabil,
İçimde bir yalnızlık duygusu;
Ölüm kadar uzun yaz uykusu
Sıkıntı ile geçilen sahil

Düşüp yatağın dalgalarına
Günlerce sürüyor bu yolculuk
Durmadan akıtıyor bir oluk
Korkusu sükutun mezarına

Ve Delirmenin tatlı vehmini
Sessizlik odama dolduruyor
Kargam hala başımda duruyor
Bulmakçün beynin cehennemini

Kardeşini öldürüyor Kabil,
İçimde bir yalnızlık duygusu;
Ölüm kadar uzun yaz uykusu
Sıkıntı ile geçilen sahil
Dünyada tek gelen insan gibi
Atılıyorum bir hint dağına
Giriyor kafamın darlığına
Kimsesiz dünyaların sahibi

Gidip,gidip gelmede aynı his
İskeleye ulaşmıyor çıma
Dikiliyor ansızın karşıma
Boynum kalınlığındaki ceviz

Kardeşini öldürüyor Kabil,
İçimde bir yalnızlık duygusu;
Ölüm kadar uzun yaz uykusu
Sıkıntı ile geçilen sahil
  
ORHAN VELİ KANIK

 (Ankara ,Ekim 1936 /Varlık, 15.12.1936)
                          



Read more »

Evin Yolunu Tutmak !

Önemsiz günlerin birinde  karanlık çökmeden içmeye başlamıştık Moda’da . Önce 2-3 bira sonrasında 2 şişe de şarap almıştık . 2 kişiydik. Bir şeylerden bahsediyorduk . Futbol, kadınlar, siyaset, aklınıza gelecek her bir şey.  İçtikçe içiyorduk.  Biraları çabuk tüketmiştik. Sonrasında şaraplara geçtik. Ucuz şaraptı ,en dandiğinden bir şeydi.

Onu da hızlıca tükettik.   Hızlı gidiyordum doğrusu. Kendimi kaybetmek istiyordum. Sorduğum sorulardan biri; kaybedecek başka neyin var? Belki de kaybedeceklerimiz sırada bekliyordu. Sonra kalktım otobüs durağına doğru yürüdüm.

  Yavaş adımlarla gidiyordum ama şarap şişesi halen elimdeydi. Elim üşümüştü. Deniz havası çarpmıştı.  Otobüs durağına az kalmıştı. İçki fena halde çarpmıştı. Kendimi kaybetmenin bir sinyaliydi bu.  Otobüs durağının köşesindeki kaldırımda oturdum, durdum. Orada, üstüm başım dağınıktı. İnsanlar bu çocuğa da ne olmuş diye bakıyorlardı.

Ben de kendime bakıyordum.  Ne olduğunun farkında değildim. Hayat, insanın kendisinin  ne olacağına dair fırsat vermiyordu. Bir süre orada kaldım. Beni tanıyan insanlar oluyordu ama ben o yüzleri hatırlayamıyordum gibiydim,arada tanıdıklar da çıkıyordu..

Hadi kalksana oğlum diyenler elimden tutup kaldırmaya çalışıyordu. Ben de ‘’ siktirin gidin  başımdan rahat bırakın beni ‘’ diyordum. Bu, bir süre devam etti. Yaklaşık yarım saat orada durdum.  Kaldırımda başımı öne eğmiş uyuyordum. Gözlerimi açtığımda her yer karanlıktı. Artık otobüs ‘e binme  zamanı gelmişti. Bir süre orada oturduktan sonra evin yolunu tuttum.

Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

Boş Caddeler !!

Boş caddelerden geçtiğimi hatırlıyorum
İnsanların o berbat kahkahaları yüzüme doğru çarpıyor
Bu, dalgaların suratıma çarpması gibiydi
Kentler, caddeler, evler
Sinema çıkışı yağmur altında ıslananlar
Yol ortasında yolunu bulmaya çalışanlar
Sessizliğe kurban gidenler
Son içkisini yudumlamak için sokağın ortasında yapayalnız kalanlar
İsimler vardı
Binlerce yüz
Hem de tanınmadık yüz

Tanımadan sevdiğimiz kadınlar
Onların terk edişleri
Ve bilinmeyen sorular
Seni öldürünceye kadar soru sorarlardı
Oysa hiçbir şeyin yanıtı yoktu bir yatakta debelenmekten ve sızmaktan başka
Sen sustukça onlar konuştular
Sen, onlar  konuştukça , onlar , sen sustukça şikayet ettiler
Bir işin de yoktu
İşin olsaydı değişirdi bir şeyler belki
Belkilerin arkasına sığınmak..

Son paran, son işin, ve yolun sonunda da hep sonlar vardı
Yolun sonuna varamamıştın daha
Yolun sonunun nereye çıkacağını bilmeden yürüyordun
Bildiklerin seni bilseydi iyi olurdu diye içinden geçirdin
Asla bilemeyeceklerdi seni

Onlar da cesaret eksikti
Bende de fazla olduğu söylenemezdi
Öylece olduğumuz yolda yürüdük gittik
Acı çekmekten, aşık olmaktan ,ağlamaktan aciz bir duruma gelmiştim
Her şey nasıl da suratıma çarpıyordu
Soğuk su misali

Ve anlamak isterlerdi hep seni
Ama kendilerini anlamaya izin vermezlerdi
Sen hep yanlış olandın, onlar ise hep doğrunun izinden gidenlerdi
Onların suratına doğru yapıştırdığın cevaplar da seni suçlu yapardı
Başta suçlu sendin çünkü
Onlar bilgeliğe soyunurken sen aciz bir serseriyi oynuyordun
İnsanlar arasında artık kaybolmuştun
Dört duvar arasında kafayı yiyip duruyordun
 her şey ne kadar da boktan gidiyordu
İhtiyaç duydukların yanında yoktu
Sana dokunamıyordu

O boş oda ‘da sineklerin sesi duyuluyordu sadece
İnsan seslerinin olmaması belki de iyiye işaretti
Her gün yürüdüğün yollar
Ne kadar da uzun gelmişti artık
Bunca insan arasında yok olmanın hesaplarını yaparken
Son tren seni çağırıyordu uzaktan..

Yazan:Cem Kurtuluş






Read more »

13 Şubat 2012 Pazartesi

Karabük Deplasmanı- Karabük-2 Fenerbahçe-1: Senin için her cefaya katlanırız biz Kanarya !

Deplasman yolculuklarının her zaman  farkı vardır. Karabük deplasmanları da bunlardan bizim için bir tanesiydi. Maçtan 1 gün önce Kadıköy’de arkadaşlarla bir evde sabahladık. İçkiler, muhabbetler, yemekler her bir şey vardı. Bir de aklımızda maça giremeyiz düşüncesi de vardı. Bu bizler için önemli değildi o kadar.

 Önemli olan deplasman yolu boyunca çektiğin cefadır kutsal olan.. Biletimiz yoktu. Karabük yönetimi biletleri 80 lira yapınca çoğu kişi bilet alamamıştı. Girenler bir şekil girmişti ama polis kontrolü de sıkıydı bu sene. Geçen sene 250 lira olan biletlere rağmen bu kadar sıkı kontrol olmamıştı. Bu sene işi ciddiye almışlar.

Pazar ,11 gibi yola çıktık.  Öncesinde ufak bir kahvaltı yaptık,sonra içkiler alındı yola çıkıldı.  Yol boyunca içkiler içildi, muhabbet edildi, yine deplasman keyfi yaşandı deplasman otobüsünde. Tezahüratlar eşliğinde yol sürdü durdu.  Karabüğe yaklaşmıştık artık. Nerede çevik kuvvet derken birden çevik kuvveti karşımızda bulduk.

Sonra taraftarlar otobüslerden indirildi,bir köşede bekletildi. Çoğu kişi biletsizdi,dışarıda kalacaklar da belliydi. Kaçma planları yaparken köşelerden,tam kaçmayı denerken yine amir bizi gözüne kestirmişti. ‘’Çocuklar nereye ‘’ diyerek önümüzü kesmişti. 1 otobüs,1 minibüs polis esaretinde tutsak kalmıştı.

Biletlerin Karabükte alıncağını söylemelerine rağmen ,amir taraftarı hiç dinlemedi. Sen hikaye anlatma diyerek son sözlerini tamamladı. Bizden açıkta kalanlar vardı,sadece bizden değil.  Başka bir otobüse bindirilerek orda da başımıza bir çevik kuvvet diktiler. Ne dışarı çıkabiliyorduk ne de radyo açabiliyorduk.

  İnternetten yorumlardan Karabügün gol attığını öğrendik. Stoch’un basit hatası sonucu cernat ,golü kalemize yollamıştı. Sonrasında Karabük, Birol ile 2-0 öne geçiyor. İlk yarı böyle tamamlanıyor.

 İkinci yarı’da Alex’in mükemmel frikiğiyle  fark 1’e iniyor. Sonrasında penaltı veriliyor ve Alex topu direğe nişanlıyor. Bu da maçın kırılma anlarından biri oldu. Maçı 90 dakika izlemediğim için,ve polis esaretinde hapsedildiğimiz için maç için yorum yapamayacağım.

İçeri giremesek de deplasman yolunda çekilen çile kutsaldır. Son söz olarak ‘’İçeri girememe konusu hariç her şeyiyle güzel deplasmandı ‘’

 Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

11 Şubat 2012 Cumartesi

hava soğuk eller cepte !

Para dedin
Pul dedin
Yeter artık bul dedin dedi c.t
Rota değişti
Cepler delik-miş
Yeni fark ettin
Bu daha öncesindeydi
Lodos uçurdu bizi
Kaptan harekete geçti

Kırık parçacıklar
Ve ucuz şarap içtiğimiz kıyılardan bir manzara
Bak güzel dostum
Şu an cebimiz delik
Ama bu hep böyle gitmez
c.t ‘de öyle demişti
hava soğuk eller cep te
kaç sene süreceğine dair bir fikir yok ortada
bu da iyidir diyelim mi
belki de

şimdilik festival zamanı buralarda
ama biz yokuz ortalıkta
tren seferleri de iptal
bir malum şehir de tanımadıklarımıza  dair kadehleri kaldıralım havaya
inandırıldık bir şeylere
hepsi yanıltıcıydı

ve her şey güzeldi sonunda
limandakiler limandan ayrılmasaydı
bir de Kadıköy vardı
moda,bahariye
ben sakinim
en azından şimdilik

kim bender de burası Kadıköy diyerek uyarıyı yapmıştı
benden günah gitti

yalnızlar partisi için
son saatler
böylesi sanki daha iyi.
yolculuk bitti
şimdi güven devri
güven neydi ki
yoksa boş şarap şişesinin etrafında dönmek mi
belki de..


 Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

Her erkek şunu iyice anlamalı !!

her erkek şunu iyice anlamalı
her şey bir anda
yok olabilir
kadın, iş ,yatak, ya da herhangi bir şey
ters köşe olabilirsin


içki şişeleriyle
odanın etrafında dolaşıp kafayı yiyebilirsin
ya da başka şeylerin hayalini kurabilirsin
bütün felaketler seni bulabilir
bir içkiyle hepsini unutabilirsin
bu da bir intihar şeklidir en nihayetinde

müzik melodileri kulaklarını tırmalayabilir
bazen de haddinden fazla acı verebilir
sonrasında şunu dersin
niye ben
ve sonra devam eder bu

bilmiyorum sorusuna cevap alamazsın
ve her gece aynısını tekrarlar
sen her gece yatağına kıçını dönüp yatarsın
ya da son içkini yudumlamak için belli bir saati beklersin
ve sarhoş bir gecenin ardından
yatakta debelenmekten başka
geriye kalan bir şey yoktur


 Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

8 Şubat 2012 Çarşamba

Bir japon balıkçısı kapımda !

Zaman aralığı
Sen –ben
Başka hayat
Mümkün olmayan şeyler
Tek başınalık

Belki-ler
Sanki-ler
Zaman potasında eriyoruz
Coğrafyalar karıştı
Güzel bir Marmara bir hayal
Akdeniz güzel
Dün’ler bugünler
Zamanın elinin altından kayıp gitmesi

Taksim Kadıköy arası mekik dokumak
Kadıköy’ün sakinliği dedin
Şarap şişesini nereye çevirirsen istikamet ora
Bu defa rotayı değiştir İsmail
Düşler ,sayfalara karıştı
Görmediğin rüyaların şerefine öyleyse

Elde şarap şişesi olmasa da
Bira şişesiyle avun
Bu sana yetmeli
Kim Bender Kadıköy’den sesleniyor
Kemerler bağlansın
Anılar hatırlansın

Eski izler
Bir Japonca misali bilmediğimiz kelimeler
Bir japon balıkçısı kapımda
Çıktım kapıya
Gitmiş-ti
Rüya gördüm sanmıştım
olurdu böyle bazen rüya halleri.


 Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

6 Şubat 2012 Pazartesi

Her Gece !

Her gece yatağa girdiğimde kıçımı arkaya dönüp yatıyordum
Bazen yorgun olurdum
Kendimi boktan hissettiğim de oluyordu
Kafa yorgunluğunu üzerimden atmak için
Tek gereken şey içkiydi
Bazen elimi kamışıma atıp oynuyordum
Bu da can sıkıntısındandı
Etrafta olanları düşünecek durumda değildim
Her şey daha da kötüye gidiyordu
Bu çok can sıkıcıydı
Karanlık bir oda
Bardakta yarım kalmış vodka
Ufukta görünen bir ışık
Hepsi buydu

İnsanlar azmıştı yine
Hep konuşuyorlardı
Çenelerini kapatmak için elimden geleni yapmak isterdim
Al şu içkiyi ve kapat çeneni demek iyi olabilirdi
Yatak bazen sıcak olurdu bazen soğuk
Çorapla yattığım olurdu
Bazen de pantolon
Bu son dönemlerde sıkıcıydı
Ve sabah olacağını biliyordum
Yüzümü yıkamadan yine evden çıkacaktım
Hep öyle yapıyordum
Bu alışkanlık haline gelmişti
Düzensiz hayatım devam ediyordu
Buna engel olan yoktu
Düzenli bir odadan bahsetmek olanaksızdı
Ama hayatımıza devam etmek zorundaydık..


 Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

Fenerbahçe - 2 Beşiktaş-0: Zor Galibiyet !

Kaç haftadır süren bir şeyler var. Bu şeylerden biri golü attık mı geriye yaslanmamız bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü böyle taktik her zaman kaybettirir. Taraftar desteğini arkaya alacaksın ve rakip takımın üstüne doğru gideceksin. Gidersen rakip takımı da hataya zorlamış olacaksın.

Maça geçersek maç öncesinden bahsetmek gerek. Fenerbahçe Tribününün deplasman protestolarıyla Beşiktaş taraftarı Kadıköy’deki yerini almıştı. Ama yaptıkları taşkınlık deplasmana taraftar alınması doğru değil niteliğindeydi. Meşale yakılabilir bunda hiçbir şey yok.

 Sonradan onlar kendi pankartlarını yaktılar,bunun devamı da oldu tabii ki de. Bunları yapınca Deplasman ‘a taraftar tabii ki alınmaz. Verilen mücadele de hiçe sayılır böylece.  Beşiktaş bu maça 6 eksikle çıkmıştı. Fernandes, İsmail,Quaresma  bunlardan bazılarıydı.

İbrahim Toraman ön libero mevkinde maça başlamıştı,Toraman Alex’i durdurmakla yükümlüydü ve öyle de oldu.  Fenerbahçe’nin en iyilerinden biri stoch’tu.   Oynadığı mevkide güzel işler yaptı. Emre ve Gökhan sahada kaldığı zaman boyunca iyi işler yaptı ama sonradan sakatlanmaları iyi olmadı.

 Sow,ilk maçı olmasına rağmen arkadaşlarıyla iyi anlaştı. Sow’a pek top geldiği de söylenemez.  İlk yarı etkili olan taraf bizdik ama İkinci yarıda Futbol açısından etkili olan taraf beşiktaştı. Ve maçın kırılma anlarından biri Ernst’in karşı karşıya kaçırdığı pozisyondu. O golü atsaydı belki de her şey farklı olabilirdi.

Sahanın en iyisi Stoch derken,stoch’un caner’e yolladığı mükemmel ara pasını ve sonrasında Sow’un attığı golü de es geçmeyelim. Beşiktaş’ta Tanju gerçekten iyi bir oyun çıkardı. 2.yarı sahada Fenerbahçe hiç yokken yine kazanmayı bildi..  Umarım diğer haftalarda sahada daha iyi Fenerbahçe görürüz..

Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

5 Şubat 2012 Pazar

Masa da masaymış ha / Edip Cansever

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu

Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.

EDİP CANSEVER
Read more »

4 Şubat 2012 Cumartesi

Işık Sönmüştü !

Bir ışık vardı
Yanıp duruyordu
Ben ona bakıyordum
O bana
Sonra baktım ,baktım
Güldüm sonunda
Sonra aniden söndü
Ben de sönmüştüm
Bir şey varsa var demiştim
Yoksa da vardır
Ama ışık sönmüştü artık

 Yazan:Cem Kurtuluş
Read more »

 
Powered by Blogger