// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

25 Eylül 2009

ARTİLLERY KONSERİ VE KRİTİĞİ (23 EYLÜL 2009))


“ Düz,bodoslama bir konser yazısıdır, okumadan önce bunu dikkate alınız…” 

23 Eylül gecesi Artillery’i izlemek için yola koyulmuştum. Artillery,thrash metal piyasasında arkalarda kalmış gruplardan biri olduğunu söylemeye gerek olmasa da söyleyelim. Artillery’nin old school rock bar’a erken geleceğini öğrenmiştim. 17-17.30 gibi imza olacağı söyleniyordu ama işte bu söylentiden başka bir şey değildi. Old school bar’a gittik ortam zaten akıyordu, bütün thrash manyakları bir aradaydı. Ama ortada eksik olan bir şey vardı o da Artillery’nin old school bar’da olmadığıydı.Herkes söyleniyordu ulan Artillery buraya gelir mi diye,grubun nerde oldugunu sordum old school’daki elemanlar,elemanlar da Tekirdağ da oldugunu söyledi,dedim bizim Türkler bu heriflere rakıyı köklemesin. 

Ama muhakkak köklemişlerdir. Biz geçelim konsere şimdi. Grubun 9’da çıkacağını söyleyenlerde vardı 10 da çıkacağını söyleyenler de vardı,ama gruba geç çıktığı için içimden saydım .Ulan bu kadar bekletmeye ne hakkınız var dedim. Her neyse bunu bir kenara atarsak ,konserin öncesinde mevzular olmuştu,her zaman ki kavgalar biri içer oraya sıçar o onu temizlemez mevzu başlar, sonra mevzuya Naki adlı arkadaş katıldı, biz apartmanda oturuyorduk, o kusan elemana saldıran elemanlar birden elini alıp beni çekmeye başladı, elemana sen ne yapıyorsun dedim,sonra mevzu büyümedi,trafik polisleri geldi. 

Duvar kenarlarına işeyenler,birasını elinden bırakmayanlar, vs’ler uzayan bir liste vardı. Çılgınca eğlenmenin zamanı gelmişti, geçiyordu bile ve şimdi kafa dağıtma zamanıydı. Öncelikle Stützer biraderleri tebrik etmek gerek, Bu elemanı çok iyi seçmişler, sahneye yakışıyor, seyirciyle bütünleşiyor.Bir vokal’den başka ne istenir ki? 

Bu adamlar buraya sadece çalmaya gelmemiş ,ben bunu anladım izlerken ve kendimden geçerken. Hani bazı gruplar vardır 45 dakika çalarlar,hemen ülkeme döneyim derler modundadırlar . Bu adamlar böyle değildi. Bizlerle sabaha kadar muhabbet etti elemanlar, imza verdiler,içkilerini içtiler,yemeklerini yediler,şakalaştık. 

 Kemancı’da yaklaşık 300-400 kişi vardı sanırım.“ Tribüne bak salkım saçak “ diye tabirin konser durumu bu konsere hakimdi. Kemancı resmen yıkıldı desek yeridir. Ezilme tehlikesi yaşayanlar, havada asılı kalanlar, düşüp düşüp kalkanlar ve o’na yardım edenler klasikti. Kimileri ezilme tehlikesi yaşadı, ama bu sorun değildi. Ezilenleri de hemen kaldırıyorduk, insanlar da bitmez tükenmez bir enerji vardı. Ses sistemi fena değildi iyi iş gördü, daha kötü de olabilirdi ama olmadı.  Net sesi duyabildik. Açıkçası ilk parça neydi son parça neydi muhabbetlerinden nefret ederim ama adamlar klasik albümlerden parçalarını çaldılar.Son albümden “When Death Comes"  "Rise Above It " performansıyla kemancıyı inlettiler, Khomaniac,sesleri seyircilerden yükseliyordu,bu parçanın da elbet sırası gelecekti. 

Naki’ye ayrı bir parantez açmak gerekir, kendisini az çok tanıyanlar havadan inmediğini de bilir. Klasik bir tabirle “ Ulan herif konseri havada geçirdi” demek yerinde olacak.Gözlüklü bir eleman vardı ikide bir atlıyordu,4 -5 defa sağlam bir şekilde yere çakıldı. Neyse bu yere çakılma mevzusunu bir kenara bırakalım. Çakılan çakılmış,hasar yok biz yola devam edelim. Davulcunun performansına hayran kaldım. “ Out of the Sky” şarkısına az da olsa seyirci eşlik etti. By Inheritance" ı, "The Almighty" ve "The Challenge" klasiklerini de unutmadılar.

 Konserin bu kadar çok geç saati uzaması olayın akışı vs’ler kimin hatasıyla ilişkilendirebilir tam bir şey demek doğru olmayacak. Konserden sonra elemanların odaya girmeye çalıştık ama görevli bir hatun girmemize izin vermedi, Bıdı bıdı yapmayı da ihmal etmedi hatun,sonra vokali bir yerde yakaladık içeride fotoğraf çektirmeyi unutmadık. Elemanın kafası  zaten güzeldi,bu adama dünyaları içirmişlerdir, kuliste içtiklerini saymıyorum bile. 

Konser bittikten sonra herkes telaş içindeydi. Kimisi evlerinin yolunu tuttu, kimisi de old school’a doğru yol aldı. O saatte otobüs kalmamıştı,biz de arkadaşlarla birlikte old school rock bar’a yol aldık. Artillery gelecek dediler,elemanlar et almaya gitmiştiler,bende dedim bu elemanlar bizle kafa buluyor herhalde. Her neyse iki bira içtikten sonra grubun geldiğini gördük. Hemen ayaklandık,arka tarafa geçtik. 

Etler kızarıyordu,içkiler hazırlanmıştı,muhabbetler çok iyiydi,insanın mekandan gidesi gelmiyordu. Grup elemanlarıyla fotoğraf çektiriyorduk,elemanlara masa hazırlanmıştı,bir yandan yemeklerini yiyorlardı,bir yandan videolar izliyorlardı.Elemanlarla biraları tokuşturmaktan geri kalmadık.Tam imza attıracakken kalem yazmadı,eleman başka yerden kalem alarak bunu telafi etti. Sabaha kadar elemanlarla vakit geçirdik, Peter Thorslund’u babam gibi sevdim şerefsizim,bir adam bu kadar samimi,bu kadar cana yakın olabilir.

Soren artık kafayı bulmuştu,elemanla muhabbet halen devam ediyordu,eleman hotele gitmek istemediğini,tek istediğinin sokakta bira içmek olduğunu söyledi. Bizim tayfadan bir arkadaş adamın rakısını bile içti. Adam sabaha karşı bizim tayfaya efes dark ısmarladı,adamın artık uykusu gelmiş,odasına bırakıldıktan sonra klas bir gecenin sonuna gelinmişti, ilk otobüsle o sarhoş halde eve dönülecekti

Düz, bodoslama bir konserin sonuna geldik. Bu konserde emeği geçen organizatörlere teşekkür ederim.

Cem Kurtuluş, 2009

0 yorum: