// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Şiyir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiyir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2024

"adi marmara" (24.05.2024)

 
-o böyle oldu/şu böyle oldu ilanlarıyla kendini kapattığın oda sana düşman olalı sahi ne kadar oldu?
meridyenin kendi fay hattını ruhsal bir ikilemde kırdın en kimsesiz zamanlarda
bir Marmara idi,ki adını “ kan” koydular
gerisini “irin” ile karıştırıp tarihin boş yerine salladılar
 
sessizliğin hüküm sürdüğü şarap lekeli yalnızlığın ve sancının arttığı odada
boşluk en tehlikeli silahın oldu
kimselere hükmetmedin, şarabın hakikatını  Marmara’nın adını şarapla yazarken anladın
bu ucuz bir şehir değil,fiyakalıydı
bunu da anlamadılar
 
“doldur,boşalt” yapılan bir çağdan
“cebindekinin hepsini çıkar” denilen bir yere geçişin faturası hep ağırdı
aksak halde çıkılan yokuşlarla ödetilen acının sızısı kendi halince yıllarını akıttı boş bir odada
bunların hepsini bildin, 1.80 yatağa serildin
rüyasızlıkların faturasını rüya görenlere sorarak ya da sormayarak büyük suç işledin
 
artık ne rüzgar hatırlar seni,ne rüya
ödenemeyen gsm hatları yalnızlığa neden bu kadar düşman oldu
neydi bu çağı bizden çalan
hangi kafanın eseriydi bütün bunlar pederson?
 
kanımızın rotası nerede bozdu bütün mevzuyu
kim kanıtlamak için çırpınır bunca cinayeti
cinayet mahallinde kaçan kimdi? kalan kimdi?
bütün bu soru silsilesi ne de yamulttu bizi.
 
falezlere atla
bu kıyılar kurtarmaz seni artık
kendi meyhanesini kurandan kork
bir de kendi bardağının içinden kendi kanını içenden.
 
-bu çağ fazlasıyla yamulttu bizi
 
Cem Kurtuluş, Mayıs 2024
 
 
 

02 Nisan 2024

Umutsuzluk Seremonisi (02.04.2024)

umutsuzluk seremonisinde sahaya sakat çıkan bir kaptan
kendi yarışını ne kadar sürdürebilir
ne kadar dahil olabilir kendince yaşamının içine?
 
bir merhametlik ve iyilik perdesi insana zuldür karşıdan karşıya geçerken
siperler boşunadır,insan da taklidin kendisinden başka nedir ki
 
yaşımı artık geriden say
çarpık ilişkilerde
perdeler terse dönünce asfaltlar yamuldu
birileri depara çıkarken birileri defansta kalır
bunu şiir sanırsın,ama şair orada kanını bırakmıştır
 
karanlık ve kan hep oradaydı
derin uykulardan hanene yazılan kanın içinde erimesi oldu
şimdi ileriye değil geriye say sayabildiklerini
vücut bile artık kanı geriden sayıyor
distortion ile soloyu birbirinden ayırt
ölüm ve yaşam gibi
kendi karanlığın nükselirken
tünel nerede son bulacak?
 
ölümün çizgileri ağırlaşıyor
kaygı koridoru genişledi
sahada saldırıya uğradık
ruh kendi içine doğru koştu
siper alanlar yenildi
 
çiçeklere karşı önlemini aldın
ruhuna bir koridor oluşturdun
bütün renkler karalaştı sisli odalarda
parka geri dönüyorsun
annene söyle seni yemeğe beklemesin
 

-üzgün bir çağın son atıkları bunlar

 Cem Kurtuluş,2024

 

18 Nisan 2013

Geriye Söylenecek Çok Az Söz Kaldığında...


Geriye söylenecek çok az şey kaldığında
Geriye bir şey kalmaz
Geride bıraktığının önem sırası farklılaşır
Yenileşir
Evrim geçirir..

Dünyanın en işe yaramaz cümlelerini kurduğunda
100 mm ilerideki şarap şişesi
 yorgun ayaklarına doğru adımını atar
mucizevi anlar mucize olarak kalır
her şeyden biraz kalır
çoğu şey kaybolsa da geçmişte
uçup giden bir kağıt gibi hatırlanır bazı şeyler de..

Dibe vurulan hayat çerçevesinde
işsizliğinin günlerinde zaman kaybolup giderken
içi  sigara izmaritleriyle dolmuş kül tablalarıdır senin için mucize..
okunan kitaplar dahi anlamını yitirmişken
tıka basa yemek yiyen adamların ve kadınların sevişmeleri önünden akıp giderken
ne yapacağın belirsizliğini korur..

içtiğin şarapla mezarın en derin çukuruna gömülmeden önce
sayıklamaların bitmez
ovuşturduğun elin
çırpındığın ayak parmakların
işe yaramaz bedenin az söz kaldığında da ifadelerin dışa vurumu olmuştur
sokaklardan geçerken kafese kapatılıp hissine kapılırken
hissizliğin  bu kadar artmışken
geride kalan kirli atıklardır geride kalan..

kirli vücudunla baş başa kalırken
çarşaflar halen kirliyken
yastık halen yer değiştirmemişken
sözcüklerin yeri de değişmez
kıramadığın yumurta
olmayan ekmek
meteliksiz olduğun günlerdir geride kalan..

Ve günlerin karışması..

Günler salı, çarşamba, perşembe diye giderken
Yelkovan ve akrebin yer değiştirmesini fark edemeyecek kadar aptalken
Uyuyacağın saatlerdir geride kalan
Bir komutanın emir komutasında beklemek ve kaybetmek birden fazla insanı delirtirken
Müziğin sesi kulaklarında çınlar..
Sadece çaldıkça çalar..
Hepsi bu!


Cem Kurtuluş, 2013