// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Deneme Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2014

Bana Kahraman Olduğumu Söylüyorlar...

bana kahraman olduğumu söylüyorlar
onların hiçbir dediğini umursamıyorum
onların dediklerinin hiçbirisi değilim
ucuz bir köleyim şimdilik
hepsi beş para etmez
bedelli askerlik kadar pahalı hepsi
iş bulmamı, aile kurmamı söylüyorlar
iş dahil hepsini çöpe atmamı söylüyorum onlara
her şeye bir bok misali sifon çekiyorum…


anlatılanlar, yaşananlar
her biri ucuz
hiçbiri bir şarap şişesinden daha değerli değil
dayatılanlar kafamı sikmeye yetiyor
cebimin delik olmasıyla kimse ilgilenmiyor
hepsinin faturasını ödüyoruz beraber
karşıma geçip bir adam tarih anlatıyor
ucuz kahramanlıklar, leş dolu ölü parçalarını mezara gömen bir tarih
toprağın kokusunu içime  çekiyorum
kuruyan bir tahta kadar değeri yok tarihinizin
ucuz siyasi manevralarınızın
şaraba zam yapan düşüncelerinizin
katlettiğiniz çocukların…


uyuyorum/uyanıyorum
televizyonu açıyorum yine ölü seviciler iş peşinde
savaşın ortasında katledilen masum çocuklar, genç bir kıza tecavüz eden asker, gaz fişeğiyle çocukları katleden ahmaklar ordusu…
sosyalistler faşizm kokan hareketleriyle gösteri peşinde
faşistler her zaman faşist,
demokrat söylemler içinde meclise politikacılar seslerini yükseltiyor
bir yerlerde savaş sürüyor
savaş sürerken, faşist uygulamalar devam ederken sosyalizme inanıyor insanlar


askerler ölüyor kayıp yerlerde
hepsinin mezarı derin kazınıyor
küçük bir çocuk  haziran sabahı günlerce acı çekiyor, ölüm uykusuna yatıyor
insanların günleri onu beklemekle geçiyor
ölüseviciler öldürdükleriyle gurur duyuyorlar
hepsi kokuşmuş, hepsi berbat, hepsi kan emici


ruhumuzu kemiriyorlar, yok ediyorlar
ambulans sirenleri bir yerlerde çalarken
kayıp çocuklar mezarın en derinine kazınmışken
komutanlar/generaller, politikacılar, polisler, devlet zafer çığlıkları atarken
zamanın komünistleri gül kokulu tişörtleriyle polislerden kaçarken
kendi odama kapanıp onlara küfürler savurarak zamanımı geçiriyorum


Cem Kurtuluş,2014

Erol Abi...

Kadıköy’ün  güzel insanıydı Erol Abi. Üşümemek için kafasında siyah-beyaz bereden ve ayağında belediyeden aldığı siyah bottan başka bir şey yoktu. Elleri çürümüş taş tutmuştu,  soğuk havalarda kalın mavi eldivenini çıkarmazdı ellerinden. Kadıköy’de  ne yaptığına dair çeşit çeşit şeyler söylenirdi ama  herkes severdi onu. Kimseyi ayırmazdı. Şarap sevmezdi ama elinden birasını da eksik etmezdi.  Beyoğlu’ndaki tuborg kutuları ezen şeref abi gibi büyük nama sahipti.

Sokakta herkes onu tanırdı. Sokaktaki çocuklar selamı sabahı eksik etmezdi erol abiden. Tanıyanlar sadece onlar değildi.  Torbacısı, şarapçısı, anarşisti, emekçisi, eşcinseli, her biri onu tanırdı. 60’lı yıllarda   yoksul yaşamıştı, 70’li yıllarda askere gitti , 80’li yıllarda darbeyle tanıştı. Darbenin hak olduğuna inanırdı, Kenan evreni sevmezdi, devleti seviyordu, hükümeti sevmiyordu, polise öfkesi yutulur cinsten değildi.  Samsun Çarşambalıydı, oralarla ilgisini uzun zaman önce kesmişti.

Sokakta kalmasa, piyangoyu bulsa ilk yerleşeceği yer köyü olurdu.  Halen sokakta yaşamını sürdürüyordu. Bazen sığınacak yerin olmadığını bile bile yaşamak ve hayata gülümsemekti onun yaptığı..

 Bira kutularını biriktirir evinde saklardı. Memurlar da tanırdı onu.  Selam sabahı eksik olmazdı memurların. Arada mahalleye uğrar hal hatır sorardı insanlara. Böyle şeffaftı. Belki de her şeyini kaybetmişti. “ param olsa rakıdan başka bir şey içmezdim” diyen dert adamıydı. Oldukça görmüş ve geçirmişti. Ondan iyisi şam da kayısıydı.

 Rakı onu anlatandı, dertlendirendi. Diğerleri fasa fiso geliyordu. Zaten şarap da sevmiyordu.  Sokaktaki çocuklara yazılır iki bira kapar, diğer eksiğini eski tütünlerle kapardı sonra  sokaktan yaylanırdı. Anlatacağı şeyler bitmeyen biriydi. Köyünden bahsetmeyi ihmal etmezdi, imkanı olsa tek istediği  bu kalabalık şehirden kaybolup köyde tarlada iş peşine koşmaktı. Bunları anlatmaktan geri kalmazdı Erol Abi.

 Her defasında iç geçirirdi ama hiç fayda etmezdi. Gel zaman git zaman onu tanıyanların ondan şikayeti yoktu, daha doğrusu onu görmedikleri zaman merak içinde olurlardı. Mermer taşlarının üstüne oturmuştuk bir akşam, iki lafın belini kırmıştık. Çürümüş ellerini kıpırdatmadan kalın ses tonuyla “ çok yorgunum be evlat” derken sesi titredi…

 Kalın ses tonuyla yavaş yavaş saf bakır bulan bir adamı anlatmaya başladı. Adamın zeki olduğundan, bu işi bildiğinden köşeyi döndüğünden bahsetti. Anlatırken iç geçiriyordu aynı zamanda birasından bir yudum aldı, sönmüş tütününün yenisini sarmak için kollarını sıvadı. 


 Tütünü hızlı içiyordu, birası bitmişti, şarap istemedi. Saf bakır adamı anlattığındaki içtenlik herkesi etkileyecek cinstendi. Sonra adamın bir gün  battığından, bu işlerde bir gün yerin dibine gireceğinden söz etti tütününden bir fırt alarak. Ağır ağır oturduğu yerden kalkarak kalın ses tonuyla” gece uzun evlat burada fazla oturduk” diyerek uzaklaştı…

CEM KURTULUŞ 

18 Mart 2014

Mayho...

Benzini içmemişti, yutmuştu sanki. Etrafında sallanıyor, yaptığı hareketleri izliyordum. Caddenin ortasında yaptığı hareketler caddeden her geçen insanı önce ürkütüyor bense bunlara gülüyordum.Bu hareketler karşısında başka yapacak bir şeyim yoktu. Saçma sapan gülen insanların ardından aldığı ucuz votkasını bitirdikten sonra kendisine şarap ikram ettim. Bir dikişte kafasına dikti şarap şişesini.

 Bağırıp çağırıyordu yolun ortasında, ne dediğini anlamıyordum. Böyle zamanlar da bunu anlamak gerekmiyordu. Herkesin anlaşılmaz olduğu zamanlar vardı, ben de onu böyle idare ediyordum işte.

 Delilik bu adama en uygun tanımdı. İsmini cismini bilmiyordum ama uzaktan seslenenler “ Mayho” diyordu ona. Anlamı nedir, ne değildir henüz bu konuda bilgi sahibi değildim. Bildiğim tek şey delilikten nasibini aldığıydı.

Delilikten nasibini alanlar elbette bu deliliğe neden sahip olduğunu bilenlerdi. Ama başkalarının buna gülüp geçmesi şaşırtıcı değildi. Yaptığı hareketlerle ilgi odağı olmuştu. Hırlı hırsız, çirkin-güzel, genç-yaşlı her tür insan caddeden akıyordu. Bunların da açıklanacak bir yanı yoktu.

 Mayho’yu kimse iplemese de caddenin köşesinde takılan iki insan olarak ben onu ipliyordum. Böyle adamların anlaşılmaya ihtiyacı vardı, ama anlamak için çırpınmazdı böyleleri. Gerisini getirmek her zamanki gibi zordu. İnsanların caddeden halen onu anlamayarak geçmelerine şaşırmıyor, şarabımı çekmeye devam ediyordum. Kendisinin yanında votka ve kolası haricinde hiçbir şey yoktu.

 Yaptığı hareketlere başkası eklenmişti, insanların mayho'nun suratına bakıp gülmeleri sinirimi bozmuştu. Bunun açıklanacak bir yanı yoktu. Şarap ve votkamızı çekerken bir adam yanımızda çalıyor bu esnada biz kendimizden geçiyorduk. Mayho’yu tanıyan bir herif mayho’nun cebine " 2 bira alırsın" diyerek  10 kağıt  cebine sıkıştararak yoluna gitti.

 Cebine sıkıştırdığı parayı mayho hatırlamayacak derecede kafası kıyaktı, herhalde ertesi günün birinde herifin cebine sıkıştırdığı parayla yolunu bulacaktı. Sigara bulma konusunda da sıkıntı çekmiyordu mayho, yoldan geçen-giden sigara veriyordu kendisine. En sonunda saçma sapan hareketlerine ben de katıldım. Bir şeyler yapmaya çalıştım, beceremedim. Bunu becermem gerekmiyordu, en azından denemekten zarar gelmezdi.

 Saz çalan Ahmet Amca’yı dinleyip zamanın geçmesini beklerken mayho sessizce yanımdan uzaklaşmıştı. Nereye gideceğini ben dahil kimse bilmiyordu, belki kendisi de bilmiyordu. Ait olduğu yerler kaldırım kenarlarıydı. Kimse bunu anlayamazdı. Saz çalan Ahmet Amca’ya 1 lira atarak yoluma gittim. 1 liranın Ahmet Amca'ya  getireceği bir şey yoktu belki ama  gitmenin tek yolu buydu şimdilik.

Cem Kurtuluş, 2014

16 Şubat 2014

" Sikilmektir Günler "

sikilmektir günler
raylar ortadan ayrıldı
peronlar köşeye yanaştı
alkole zam geldi
kırmızı tuborg bulamıyorum
Yetişin!

tekel bayiler kapalı
her şeye zam geldi 
çaresizlik suratıma püskürüyor
şiirin bir önemi yok
karanlıkta kaybolan insanların, Işığın, çantaya koyduğun otun

fark etmeden kırılan bir şarap şişesinin geleceğe faydası yok
köfteci , çıkardığı dumanlarla birlikte  köftesini yapmaya devam ediyor
köfte dumanlarıyla ısınıyoruz
sesler yükselmiş
hükümet  halkı birlik olmaya çağırıyor
başbakan orta doğuda cirit atıyor
hepsi iğrenç, hepsi berbat, hepsi kokuşmuş!
herkes, hükümet  tarafından bir lağım kuyusuna atılmış şekilde fareler gibi sürünmeye devam ediyor
halen sürünüyoruz!

hükümetin halka doğru yönlendirdiği ağır toma  araçları tazyikli su sıkarak  üstümüze doğru geliyor
“ sık orospu çocuğu gazını, sık hadi karşındayım” diye yükselen bir ses
 Kimyasal gazlarla her şeyi bir kırmızı tuborg’un arasına sıkıştırıyorum

Komünizm manifestosuna uyarak hükümet    herkese eşit gaz dağıtıyor
hükümetler ,politikalar, partiler hepsi tiksindirici
havaya bakıyorum karanlık
hiçbir şeyin önemi yok artık
mahvolduk orospu çocuğu hükümetle
toma araçları, gaz bombaları götünüze girsin!
 
 
 
Cem Kurtuluş,2013

31 Ocak 2014

Evde Pearl Jam Çalıyor...

denizi gördüm, cebe sıkıştırılmayan bir şarap kadar mübahtır bazı şeyler
sakinlik rotasında denizde yüzen yunusların aksine yürüdüm
özgürlüğe aç güvercinler havada uçuyor
ucube çiftleri gördüm birbirlerini gözetliyor
martıları ıskalayanlar  var
botlardaki ağırlık, denizdeki dalga her biri birbirine zıt
yanımdaki kadın sigarasını yaktı rüzgarla ters düştü, ben olmayan bağcıklarımı bağladım
bazı şeylerin tutuk olması geminin batmaması kadar şans
insanın umuttan yorgun olmasını gösterecek parola daha kayıtlarda yerini almadı
bankalar alkolikleri kovuyor
vergi memurları göreve!
hükümet gaz kapsüllerini harcamak için yer arıyor
bakanlar yer değiştirdi birbiriyle
polis maaşlarına zam hükümet
oklavayla çocuğunu döven adam işsizlikten terfi oldu
defans-forvet hatları darmadağın
evde bangır bangır pearl jam çalıyor!

 

Cem Kurtuluş,2014

18 Eylül 2013

Odtü..

Yine üstümüze geldiler bir akşam üstü
Yıktılar, yaktılar,dağıttılar her yeri
Acımadılar hiçbirimize
Emirler aldılar
Kendimiz yakıldık önce
Sonra can veren ağaçlar yandı bizimle
Tomalar, plastik mermiler, polis kaskları,
sıraya girdi gaz maskeleri 
Ben bekliyorum
sen bekliyorsun
hepimiz birden yerlerde süründürüldük
 ortada  hepimizi sıkıştırıp pusuya düşürdüler
Amirleri “ 24 saat nöbet” dedi
Askerleri onu dinledi, emr'e uydu
Sıktılar ardı ardına plastik mermileri
Bir muhabir yerde acı çekiyor
Medya yalanlarını sıralamaya devam ediyor
Ambulans sirenleri yükseliyor
Kafasına kapsül yiyen adam acı içinde kıvranıyor
Anamızı ağlattınız diye bağırıyor yaşlı adam
Nefes al, nefes ver
Acı çek
Gazda boğul
Kaç en uç köşeye
Elinde silahın yok
Korunağın yok
Sığınağın yok
Bombardımana devam ediyorlar
Okula kaçtı insanlar
Okul gaz bombardımanı içinde
Gazdan nefes alamıyor halk
Mevzu sadece ağaç değil anla ey insan!
Kaç kurtul daha fazla zehirlenmeden
Ama Ayağa kalk diklen onlara
Vazgeçme, üstlerine doğru saldır
Elindekiler tükendi
Amirleri  emir vermeye devam ediyor
Saklanıyoruz  arka sokaklarda
Ağaçlar yakılıyor, yıkılıyor
Önüne geçiyoruz
Gaz yiyoruz
Oksijen alamıyoruz
Hepimiz öldük
Sonumuz gelecek

07.09.2013

Yazan: Cem Kurtuluş

10 Mayıs 2013

Güneş Yok Oldu..


Toplum kanımızı emiyor
Saldırıyorlar üstümüze
Taşşaklarımızı kesip elimize verdiler
Hareket edemiyoruz
Suratımız paçavraya dönmüş
Yatakta çift çorap
Uyanırken karınca kollarımızda geziyor
İç çamaşırlarımız etrafımıza saçılmış
Şiir yazmayı beceremiyoruz
Anlamıyoruz, Anlaşılamıyoruz
Sperm yutan kadınlar tanıyoruz
Bir herifin yolda kafasını baltayla uçurmuşlar
Haydarpaşa garında uyuduk
Bekçi geldi yaylan dedi buradan
Sokak köşesinde yer buluyoruz kendimize
Sarhoşun tekine sarhoş bir şekilde fotoğraf makinemi emanet ediyorum
Siktir olup gidiyor
Beynin işgalinin başladığı yer Kadıköy
Otlar,boklar,haplar alıyorum
Bünyemi sikiyor her biri
Beynime kan gitmiyor
Zayıflıyorum
Ucuz şarap, ucuz kerhane kadar fiyakalıydı o gece
Güneş yok oldu…

09.05.2013 / Cem Kurtuluş





09 Mayıs 2013

Bilmiyorum..



03.05.2013

Bilmiyorum
Ne olacak her şey
Ya da hiçbir şey
Kelimeler rayından çıktı
Virajlar yer değiştirdi
Kara parçası üzerindeki haritaların önemi yok
Spermleri yutan kadınların faydası yok geleceğimize
Kafaya dikilen votka tat değiştirmişken
Halen tavuk döner yemek için hesap yaparken ve bu hesabı ödeyememişken düşünceler zihnini allak bullak eder..
Otobüs sırasında başını  cama koyamamışken
Yaşlı ya da genç görünümlü kadınlar pişmiş gibi “ hadi kalk şuradan artık lanet herif” bakışı atarken
Sıcaklara dayanamayıp güneş olmayan bir odada uyanmayı hayal ederken
Şarap şişelerinin azaldığı bir gecede şarabın tadı erken biterken
Hesaplayacaklarımızın sayısı çok fazla..
Ormanın bir köşesinde uyurken
Karıncalar kollarını kemirirken
Sabah kalktığında vücudunda garip izlere rast gelirken
Yaptıkların ya da yapmadıklarının önemi yokken
Yaptığın her şey gereksizlik tablosu içinde ilerliyorken
Kaos, öfke, nefret üçlemi içinde her şey kana bulanmışken
Yorgun ayaklarında sabah büyük parmaklarının içi kan dolmuşken
Masalları dinlemeye devam et 
Suratı façalı adamların
Kahvehane köşesinde sert görünümlü ince bıyıklı amcanın derdi canından aşkınken
Sözlerin önemi yok artık!

Cem Kurtuluş


Likör..



02.03.2012/Beyoğlu..

Yorgun bir gece  tek başıma  bir barın köşesine oturdum
Etrafı süzdüm
İçkiler pahalıydı
İnsanlar pahalıydı
Şiir pahalıydı..
Herifin teki gitarıyla ,mızıkasıyla rock’n roll çallıyordu
Sanırsın Bruce sprinsteen..
Hakkını vermek lazım, iyi çalıyordu herif
Cebimden likörü çıkarıp masaya koyup içkisi bitenlere dağıttım
Elemanın tekini kazıklamışlardı
Barmenler hep uyuz tiplerdi
Aklı sıra barmen ikide bir akıl veriyordu
Eleman 2 bira içmiş hesabına 7 bira parasnı geçirmişlerdi
Şiir okunsa dahi ortam neşesizdi
Kazıklamıştı, dayamıştı hesabı barmen
İçkimi diplemiyordum
Az kalmıştı dibinde, ama geceye daha vardı
Barmen ikide bir gelip ne içeceğimizi soruyordu
Biz de nasıl yolu bulacağımızı..
Likörün dibinde kalması ne kadar da berbat bir durumdu
Likörü bitirmemek için bir süre içmedim
Sonra yavaş yavaş dibinde kalırcasına içmeye devam ettim
Cebimizde taksi parası yoktu
Yürüyecektim cehennemin dibine doğru..

Cem Kurtuluş