// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Konser Kritikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konser Kritikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2022

Tarihe Tanıklık Etmek: HAZY HILL KONSERİ KRİTİĞİ @LIVE ANKARA ,15.10.2022


 







İnsanın en büyük zaafı tutkulardır, ama bir o kadar da insanı ayakta tutan da tutkuyla gittiği yoldur. Tutku bu nedenle büyük önem taşır.” Tutkuda insan kolayca ağlar, çünkü sevgi kalbe doğru çok miktarda kan göndererek gözlerden çok buhar çıkmasına ve kederin yarattığı soğukluk da buharların hareketini geciktirerek daha yukarıda açıkladığımız gibi onların gözyaşına dönüşmesine neden olur “ der Descartes tutku üzerine. Tutkunun bu açıdan geniş yelpazede de ele alabilsek konuyu uzatmama tarafındayım…

Puslu bir Kadıköy sabahı. Tutkulu çıkılacak bir deplasman için öncesinde planlar yapıldı, tutku adına yapılması gerekenler ise yola çıkmaktı. Bu da basit gözükse de geri sayım başlamıştı. Mevzu bahis konusuna geçecek olursak; en son konserini 2000’lerde vermiş Hazy Hill grubunu görmek herkes için heyecan verici olmanın ötesindeydi.  30’lı yaşlarında olanlar için çok şey demekti, ama 40’lı yaşlar ve civarı için fanzininden,kasetine,kasetinden radyo programına kadar Hazy Hill bir çok şeye bahis konusu olmuştu.

 İsmini anmadan geçmeyeceğimiz isim ise burada “Baron” lakabıyla Hazy Hill konserini bugüne kadar arzulayan, bu konseri yapmak içinden tabiri caizse elinden geleni ardına koymayan Çağlan Tekil idi. Bu konser gerçekleşiyorsa şayet en büyük imza kendisindir.  Yolculuğa ufaktan geçecek olursak; 4.5 saat yolculuktan sonra Ankara’ya inmiştik. Kasvetiyle bizi karşılayan Ankara’da yapılacak ilk iş sabahında Ankara simidi yemekti, bunun sonrasında konser için geri sayım başladı.  Öncesinde pek zaman yaratılamasa da alkole ufaktan da olsa yüklenilip Ankara’da kolay ulaşımla konser alanına  vardık.

Konser alanına vardığımızda metal konserlerinin klasik olayı sokak biralaması es geçilemezdi, zaman kısıtlamasına rağmen bu da yapıldı. Mekana vardığımızda hıncahınç bir kalabalık bizi karşılıyordu. En arka sıralara doğru uzanan kalabalık yılların özlemini andırıyordu. 2000’li doğumluların ağırlıkta olması Pentagram grubundan ötürüydü,ki öngrup olan Hazy Hill’e pek çok yabancı kişinin olması tuhaf karşılanmazdı.  Mekana daldıktan sonra havasızlık hafiften bize sirayet etse de olay tutkuysa her şey vız gelir minvalinde ön tarafa doğru kendimizi attık.  Ön tarafta pek çok genç nesil vardı, havasızlık sorunumuzu başlar başlamaz Hazy Hill’in jilet gibi soundu çözmesini bildi. 

Konserin ilk yarısında  ortama jilet gibi “ No Traces Left “ ile dalan Hazy Hill hepimiz için agresifliği başlatmıştı, ki bunun için nasıl bir agresiflik olacağı muhakkaktı. Hazy Hill’in ilk 10 şarkısı arasında  delilik belirginliği gösteren şarkılar arasındaydı.  “Fan of your Fancy” den “ Friendly August Sun”  ile birlikte ilerleyip daha sonra “Suicide Pack”   “ Irony Insıde “ ve “Point Blank”  ile birlikte  jilet gibi performanslarının yanında seyirciye bir yandan gaza getirmenin ötesine geçiyordu Hazy Hill.  Yaş ortalamasını düşünürsek pek çok kişi ilk defa izliyordu,ki tanıyıp da yıllar sonra ilk defa izleyenler de oradaydı. Ufuk Önen’in seyirciyi gazlamasındaki o coşku, o adrenalin sadece Hazy Hill’i bilenler için değil, bilmeyenler için de o coşkuyu başka bir boyuta taşımıştı.

 Final şarkısına gelirken “ Murky Bedlam “ herkes için demirbaş bir demonun gaddar bir şarkısı olarak tarihte yerini almıştı, performansın uzatılıp seyirciyle birlikte coşkulu halde söylenmesine de artı bir puan eklemeliyiz.  Bir o kadar yılların gaddar şarkısı olan “Burning Shades “ içimizde ukde olarak kalmıştır.

Hazy Hill’i bilen ve bilmeyen arasında özel bir bağ kurmasını gece boyu ciddi şekilde yapan Ufuk Önen gece adına kahramanı olsa da, yok edicilik adına Hazy Hill bir Ankara deplasmanında üstümüzden panzer gibi geçti!

Bugüne kadar verdiği emekler, metal camiasında emekçiliğiyle öne çıkan şu an aramızda olmayan Baron lakabıyla bildiğimiz  Çağlan Tekil bu konseri Ankara’da izlese hüzünlenmenin ötesine geçerdi, böyle bir konserin kritik konusunda da kendisinin isminin geçmemesi benim adıma eksi bir durum olurdu.

Sonuç olarak; Hazy Hill’in en son konserini verdiği 2000 yılından bu yana 22 sene geçti, 22 senelik araya rağmen böylesine jilet gibi performans ender görülür. Bizim Ankara’ya gitmemizi tutkuya bağlıyoruz, Hazy Hill’in 22 yıl sonra sahneye çıkması da tutkudan başka bir şeyle açıklanamazdı!

On the hills with haze! 

 

Not; Fotoğraf; Kaan Koçakoğlu’ya aittir.

 Cem Kurtuluş, 2022 Ekim

08 Ocak 2015

Bir Rock'n Roll Şöleni : Devil Ve Whisky Konseri Kritiği













80’li yıllar imkansızlığın olduğu, o imkansızlıklarla insanların bir şeyler ürettiği bir dönemdi. Dönem itibariyle piyasaya çıkan bazı rock grupları acımasızca eleştirilere maruz kalıyordu. Bu eleştiriye maruz kalanlardan ilk grup ismi itibariyle “ Devil “ idi.  Dönemin diğer gruplarından biri rock’n roll zehrini ortalığa salan Whisyk grubuydu. Bu iki grup konserlerde tiyatro ve sinema salonlarından dolduruyor, seyirciye muhteşem bir rock’n roll şöleni sunuyordu.1987 yılı itibariyle Devil memlekette en çok konser veren gruplardan biri olmuştu. Yalova’da ilk rock konserini düzenleyen grup, konserden gelen parayı kimsesiz çocuklara bırakmıştır.  Dönemin karmaşık bir dönem olacağını düşünürsek Devil’in konserlerinde bir ton mevzu döndüğü gazete küpürlerinde yazıyordu. Bunlardan biri  konser afişi asarken terör örgütü üyesi bahanesiyle gözaltına alınan grup üyeleri var.

Lafı fazla evelemeden gevelemeden konser faslına geçmenin zamanı geldi. Devil ile Whisky grubunu yanyana görmek bir konserde belki bizler için hayal gibi görünen bir şeydi, Whisky değil de “ Devil” en azından hepimizin gözüne böyle görünüyordu. Uzun süredir ortadan kaybolmuşlardı, ama bir şey yapacakları duyumları geliyordu. Gün geldi çattı Devil ile Whisky sahnedeydi.

 Bütün eski rock ortamlarının orta yaşlı adamları, çocukken Devil grubunu sinema salonlarını izlemeye giden eski rock tayfası yerindeydi. Rock ortamlarının önemli isimlerinden biri “ 1988’de izlediğimde de böyle çalıyordu “ demişti Sabahattin Taşdöğen için. Sesinden hiçbir şey kaybetmemişti, rock’n roll enerjisi bitmemişti. Albüm kayıtlarında ses rengi ne kadar güçlüyse, canlı konserde de o kadar güçlüydü.

25 yıldır Devil grubunu dinleyip konserlerde denk gelemeyen insanlar için bu konser biçilmiş kaftandı, sözün deyimiyle tam bu tanım oturuyor bu konsere. Devil’i ilk defa izlemenin gururunu yaşıyordum bende bu  konserde. Konserde Devil’in eski abilerinden Ercan Birol’u selamladı grup. Ercan Birol, eski rock kafa adamlarının önemsediği, ve yitirilmesinden dolayı üzüntü duyduğu bir isimdi ve bir döneme Devil grubunda besteleriyle damga vurmuştu. 

Ercan Birol’a bu konserde “ Delisin Sen Deli “ bestesiyle selam edildi, anıldı, unutulmadığı gösterildi.   “ Sakın Kanma “  bir dönemin önemli parçalarından biriydi, bu parçada konserdeki yerini aldı.  Devil her ne kadar 1987’de çıkardığı albümle tanınsa da, bilinmeyen şarkıları da kıyıda köşede vardı, en azından benim bilmediğim parçaları vardı. O parçalardan biri “ Çiçeklerin Nefesi “ konserde seslendirilirdi, böylece parçayı ilk defa canlı dinleme şerefine eriştik.   Zincirleri kırmanın zamanını Devil bize " Özgürlük Şarkısı " adlı şarkıyla söylüyordu. Devil sahneyi “ Haydi rock’n roll “ dediğimiz rock’n roll marşıyla kapattı, böyle kapatırken yolladıkları bir mesaj vardı, bu konserin devamı olacağı.

Ardından mikrofunu Whisky grubu aldı, rock’n roll kaldığı yerden devam ederken Whisky öncülüğünde biz eğlenmeyi sürdürüyorduk. Whisky memlekette ilk heavy metal albümünü çıkarma özelliği taşıyordu, konserde de taş gibi çalmaya devam ettiler. Yaşları artsa da ruhlarından hiçbir şey kaybetmemişlerdi, rock’n roll bunu gerektiriyordu sözü Whisky için geçerliydi.  Havasız kalıp dışarı hava almaya çıkalım derken Whisky “ Binnaz “ şarkısıyla açılışı yapmıştı.  Sonrasında bu şarkıyı buzlu havaların ısıtıcı şarkısı “ Yak Bizi “ izledi, herkesin favorilerinden biri olduğu gerçeği Whisky grubu hiç çalmasa da değişmeyecek, çünkü tarihte yerini bir defa almıştı.

 “ Ayna “ ve “ Dünya “ ile şarkılar birbirini takip ediyordu, biz de rock’n roll ‘un dibine vuruyorduk.  Devil nasıl şarkılarıyla Ercan Birol’u unutmadığını gösteriyorsa, Whisky grubu da Whisky grubunun temel taşlarından biri olan Kamil Özaydın’ı “ Babanne “ şarkısıyla selamladı, unutmadığını gösterdi. Konserin kapanışı “ Bak Biz Genciz “ adlı rock’n roll marşıyla sona erdi.


Geceyi özetlemek gerekirse eski rock kafalarının bir araya geldiği bir konser oldu. Kitle olarak az ve öz Devil ve Whisky grubunun bir araya geleceği günü bekleyen bir kitle vardı.  Şimdilik Rock’n roll’a doyduk, rock’n roll sizi bırakmasın hep devam etsin tek temennim olsun. 

Cem Kurtuluş, 2015 Ocak 

26 Mayıs 2013

Deplasman Galibi Olarak Tarih Yazsın Bizi: Cenk Taner ve Arkadaşları konser kritiği@Piyes Bar
















Bir deplasman otobüsünden, bir deplasman otobüsüne. Yolu olanlardan, yolsuz kalanlara, şekerle dillendirenlere, bu defa otobüsümüzün bol şekerli ve bol tezahüratlı  oldu. Bir takım geliyor uzaklardan denizsiz bir kasabaya..

Görülen kasabalar ya da görünmeyenleri ve uzaklarda ışıksız tabelalar ve olabildiğince Kitlelere seslenmek.. Yollar bazen birçok ayrıntıyı açar, yol boyunca yapılan muhabbetler, keyif, yolun sonunu görememek de bunların içine dahil edilebilir. Yollar boyunca kimileri kitap okur, kimileri müzik dinler, kimileri sigara içer, kimileri bir şeyler düşünür. Yollar hakkında her şeyi söyleyebilirsiniz.  

 "Kesme be şeker" demek için Cenk Taner ve arkadaşlarını selamlamak için Ankara’daydık.  Tayfayla gidilen ilk deplasman konserimdi. “ Deplasman galibi olarak tarih yazsın bizi” bu deplasmanda gerçekleşti. Bu deplasman  elbette  son olmayacak, ileride devamı da olacaktır.

 Mekana girdiğimiz andan itibaren gösterilen misafirperverliğe ne kadar teşekkür etsek az. Mekan’a ilk defa gittiğim için mekan hakkında çok fazla şeyi dile getirmek doğru olur mu bilmiyorum. Öncelikle mekan küçük bir yer, ama mekanın en önemli yönü çalışanlarının özverili olması ve bizlere karşı sıcakkanlı olmasıydı.

 Söylenecek çok söz var ama nereden başlamalıyım tam bilmiyorum. Mekanda duvarda asılı “Her şey sermaye için sevgilim” yazısını görmek  beni Kadıköy'de hissettirmeye yetti diyebilirim.

 Konserin başlangıcından itibaren yere çömelerek, biralarımızı söyleyerek konserin keyfini çıkarmaya başladık. Henüz kafamız çakır dahi olmamıştı, hem yudumluyorduk biralarımızı hem de şarkılara eşlik ediyorduk bir yandan.
“ Aşklar bizi terk etti” ile Kadıköy semalarına selam ederek sonrasında “ Maria” ile yolların sonunu düşündük,” Aşk ve Para” ile imkansızlıkları düşünüp kendimize dertlendik ve Ankara’da yalnız kalmanın bedelini lise balosunda yalnız kalan bir öğrenci gibi düşündük “ bazen olmadı bazen oldu” cümlesi dilimize yapıştı az kişinin olduğu bir gecede, biralar tokuşturuldu, anılar hatırlandı, kemerler bağlandı. 

Sorumluluklar, acılar, ucuz ilişkiler üzerine tarihler yazıldı “ Tek Sorumlu” ile. Kana kana söylemek diye deyim var mı bilmiyorum ama bunun adı bu olmalı. Kadıköy yerine Ankara’da olsak da Kadıköy’de hissettik kendimizi ve Kadıköy’deki kayalara yazılan isimler birden hafızada yer edindi. 

Konserin ikinci yarısında klasiklerden biri” Buradan uzaklara” ile konsere giriş yapılması da güzeldi.  Evi bulmanın zor olduğu günlerde böylesi en azından bir umut veriyordu hepimize. Oldukça Akustik parçalara yer verildi. Kaptan’ın  Matematik hocalarıyla ilgili yaptığı tespitlerde gecede yüzümüzü güldürdü.

 Şarkılar söylendikçe biz içmeye devam ettik. İçki mi acıtıyordu yoksa şarkılar mı orada tıkandık. Kaptan’ın solo albüm projesinden haberi olanlar için kısa mırıldanıldı, burada ipucu veremeyeceğim ama  yolun sonunda güzel şeyler var. MŞŞ’nin “ Kanlı para” adlı şarkısı görücüye çıktı. “ MŞŞ” tezahüratları ise ayrı bir klaslıktaydı. Bazı arkadaşlarımız konser bittikten sonra sahneye çıkarak şarkılar söyledi, iyi de yaptılar. “MŞŞ” badlik amiri çalarak Kargo’nun o eski günlerine selam çaktı. 

Geceye dair çok şey yazılabilir, çok şey söylenebilir. 

 Konserde yalnız kalmak, lise balosunda yalnız kalmak kadar acıydı ama gece için bir söz söylenecekse “ Deplasman galibi olarak tarih yazsın bizi” söylenmeli.

Ve her dönüş yolunda içimizde burukluklar olduğu gibi burada şu söz önem kazanıyor

 " Sonrası eve dönüş. -ki yalnızlık dahildir içine. " 

Piyes Bar çalışanlarına gösterdikleri misafirperverlikten dolayı kendi adıma  teşekkür ederim…

Yazan: Cem Kurtuluş