// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Running Wild etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Running Wild etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Mart 2011

Running Wild - Branded And Exiled (1985)




















" Karada Manowar, Korsanda Running Wild " diye bir tanımlama vardır,ilki herkes için geçerli mi tartışılır ama ikincilik konusunda çoğu kişi aynı fikirdedir.  1980'lere geldiğimizde heavy metalin altın çağı olmakla beraber dünyada Nwobhm ile birlikte beraberinde speed metal'in etkisinde olan grupları da ortaya çıkarmıştı. Bu gruplar aynı zamanda daha önceki dönemde heavy metal gruplardan aldığı ilhamla ileride bunu yaptığı işlere göstereceğini gösteriyordu. Alman speed /heavy metal efsanesi Running Wild için her şeyin başlangıcına gidecek olursak; ilk demoları 80'lerin başında gerçekleşir.  Bunun üstüne birçok  demo çıkarırlar. Başka gruplarında yer aldığı Split'te kendilerine yer bulurlar. 1984 yılında ilk albümünü yayınlar Running Wild,   hiç vakit kaybetmeden biz işe koyulalım derler ve 85 yılında  Branded and Exiled albümünü yayınlarlar.

Running Wild , Almanya’da "Accept ve Scorpions ile birlikte en saygı duyulan grupların başında geldiğini söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Prodüksiyon dehşet verici olmakla birlikte ilk albümde ağırlıklı olan satanik imaj, şeytani sözler bu albümde fazla gözükmez.  Aynı zamanda albüm çıkarken gitarist değişikliği olur.  Preacher’ın yerine Majk Moti katılır gruba. Gitarlar etkili olsa da ilk albüme göre farklılık gösterir.   Rock’n  Rolf yine üstün bir vokal olduğunu albümde bizlere gösteriyor.   Bu albüm Heavy ve speed metal’in yükselişte olduğu dönemde çıkmış korsanlar  bize yine iş başında olduğunu gösteriyor.

Albüm “ Branded And Exiled’’ ile giriş yapılır.  Rolf’un o enfes vokalleriyle kendimizden geçiyoruz.  İlk albümdeki gibi güçlü gitarlara tanıklık etmesek de  şarkının gitar girişi jilet gibi.  Sololar dikkat çeker, heyecan verici sololara tanıklık ediyoruz. Rolf’un vokaliyle bütünleşmesiyle enfes bir şarkı ortaya çıkıyor.  Şarkının lirikleri sürgüne gönderilen ve orada damga yiyenleri anlatıyor.  Ancak bir arada durabilirlerse karşı güçlerle başa çıkabileceklerini anlatılıyor.

“ Gods Of  Iron’’  gitar saldırılarının hakim olduğu, “  Evrenin yöneticilerine meydan oku’’ diye mesajı veriyor.  Kölelik, isyan edenler ve özgürlük için kavga edenler şarkının teması oluyor. Mitolojik unsurlarla şarkı sözlerinin bağlantısı yüksek.  Rock'n Rolf'un güçlü vokaliyle zirveye ulaşıyor.  " Realm Of Shades’’  klas bir gitar girişiyle açılan parça sonra şekil değiştiriyor. Rolf yine görevini yerine getiriyor.    “Biz,tüm dünyanın yalanlarından sıkıldık " sözüyle de ana fikrini ortaya koyuyor. 

“ Mordor’’ bir marş edasıyla akılda kalıcı notalarla, sololarıyla kendinden geçiren şarkılardan biri olarak öne çıkıyor.   Dünyayı esareti adı altına alan bir düzende yalancı yöneticilere,kendilerini savaşata götürenlere, zulüm ile baskı altına alanlara     “ Fight the Oppression”  ile sözünü fazlasıyla söylüyor. Çift gitarın etkili olduğu riff bolluğuyla  Rolf’un güçlü vokaliyle, baş döndüren sololarıyla da klasını konuşturuyor.   

Judas Priest etkilerine  rastladığımız “ Evil Spirit “ gücü elinde bulunduran statü sahiplerine, şiddetten beslenenlere  money and fame were his conviction” sözüyle  sesleniyor.  Şarkının genelinde Judas Priest etkileri görmek mümkün, ki  80’lerin ortalarında heavy metal ile yolu kesişen  çoğu grupta Judas Priest etkileri görmek mümkün.  Albümün genelinde de Downing-Tipton etkileşimli rifflere denk geliyoruz. 

 Gitarların hakimiyetinin sürdüğü, Rolf’un da güçlü vokaliyle  enerjisini yaydığı albümün dinamiklerinden “ Marching to Die “  nedensiz savaşa sürüklenen nedenini sormadan   soykırım yapan insanlığa sesleniyor. Albümün finali  80’lerde deri ceket giyerek- motor sürerek konserlerde hunharca eğlenen, headbang yapan gençliği “  Chains  and Leather “ ile selamlıyor.  Bunu ilk yapan gruplardan biri de Judas Priest’ti, albümün genelinde Downing-Tipton rifflerinden etkilenme olduğu bariz belli oluyor.

Toparladığımızda;  1984’te Running Wild şeytani sözlerden biraz daha toplumsal olaylara, nedensizce savaşa yollayan savunma bakanlarına sözünü söylüyor. 1985 itibariyle Majk Moti grubun soundunun gelişiminde farklılık yaratıyor.  “ Branded And Exiled “ 80’lerin en iyi heavy metal albümü değil ama 80’lerin ortalarında çıkan işler arasında konuşulması gereken başarılı bir albüm olmasıyla klasını konuşturuyor

Cem Kurtuluş, 2011

26 Kasım 2010

Running Wild - Gates To Purgatory





















" Karada Manowar  denizde Running Wild “ diye vakti evvel bir tanım okumuştum. Running Wild’i ilk dinlediğimde de bu konuda yanılttıklarını söyleyemem. Grupların ilk albümleri her zaman bir grubu tanımak için kriter olmalı. Mevzu bahis konusu benim için Running Wild olduğunda da böyle oldu. Kısaca bahsedecek olursak; Running Wild kendi ismini almadan önce   1976 yılında Granite Heart   adıyla  okul grubu kuruyor. 1981 yılında Running Wild ismini aldı.  1980’lerin başında  ilk demolarını kaydettiler, ve bununla birlikte ardından üç demo daha kaydettiler. Uzun şarkılardan oluşmuyordu her biri. Grubun kadrosu da bu sayede yavaş yavaş oluşuyordu.   Bazı şarkıları bu demolarda kaydettiler daha sonra EP’leri çıkmıştı. 80’lerde NWOBHM gruplarının çoğalmasıyla birlikte bir heavy metal çağı yaşanıyordu. Yıl 1984’ü gösterdiğinde Gates To Purgatory’ı çıkardı Running Wild.  

Albüm; delik deşik eden riffler, saldırgan gitarlar  “ Victim Of States Power’’ ile açılıyor. Gitarların dur durak bilmediği, Rolf’un vokaldeki güç gösterisiyle birlikte ıslıkta  şarkıya apayrı hava katıyor. Dönemin şeytani sözlerin şarkılara enjekte edildiği bir dönemin gerçeğini yansıtıyorlar. Yalancı din adamları, politikacılara, özgürlüğünü kısıtlayanlara sesleniyor. Şeytandan aldığı talimatı “ Black Demon “ ile devam ediyor. Kiliselerin bozguna uğradığı, ahlak kurallarının hiçe sayıldığı sözlerle yolunu belirliyor. Albümde şeytani liriklerin temayı belirlediği atmosfer “ Preacher “   şarkısında 13. Cuma gecesi sözleriyle başlayan ve sonrasında  şeytani yeminlerin edildiği,ayinlerin yapıldığıyla  öne çıkıyor. “ Preacher “ takma adıyla da   Gerald Warnecke’nin klas soloları şarkıda belirleyici durum oluyor.

 “ Soldiers of Hell’’ albümün en dinamik şarkılarından biri. Rolf’un güçlü vokali, klas sololarıyla , durdurak bilmeyen gitar saldırılarıyla hızlı temposuyla dikkat çekiyor.    Acımasız şeytani kuvvetler yine iş başında  olduğunu ’’Diabolic Force’’  ile gösteriyor. Hızlı, saldırgan temposuyla şarkı daha sonra ağır tempoda ilerliyor.  “Vultures of death are flying, under their cry the evil's dying-Destroying society of hate, like thunderstorms they bring their fate”  sözleriyle şarkı özetlenir.   Güçlü temposuyla, davul ataklarıyla, Rolf’un durdurak bilmeyen enerjik vokaliyle öne çıkan “ Adrian S.O.S “ bir rivayete göre 1968 yılında  Polanski’nin "Rosemary’nin Bebeği " adlı yapımında Adrian karakteri burada “ şeytanın çocuğu” olarak anlatılır.   

1981 yılında Iron Maiden’ın “ Genghis Khan “ şarkısından sonra, Running Wild tarihsel olaylara girer.  Moğolların kurucusu, imparatoru “ Genghis Khan “ şarkısıyla anlatır. Kendisinin lider özelliklerinden, korkusuz olduğundan bahsedilir şarkıda. Devamlı  dört bir nala saldırma hissi veren melodileriyle ,özellikle saldırgan tonlamalarla bir savaşın ortasında savaşan asker gibi hissettirir. “He was a man like you and me- His era was his fate”  sözleriyle de Cengiz Han’ı kısaca özetler. Albümün kapanış parçası ” Prisoner of Our Time”  80’li yılların metalci gençliğini özetler. Ters haçlar,serseri ruhlar, sadece kendi gibi yaşamak isteyen gençliğin isyanını anlatır bir nevi.

80’li yıllarda  metal müziğin bütün şeytaniliğini yansıttığı, çift gitarlarıyla saldırıldığı ve  serseri ruhların kolaçan gezdiği bir ortamda çıkıyor “ Gates to Purgatory “  İngiliz heavy metal gruplarının, Nwobhm akımının hızlı olduğu zamanları düşünürsek söylenecek tek şey; albümün diğer albümler gibi övülmemesinin tek nedeni geç çıkmış olmasıdır.

Kısaca toparlarsak; çift gitarların şeytani liriklerle birleştiği şov bu albümün iskeletini oluşturuyor, bu albüme halen tanıklık edememiş olmak bir kayıp olarak sayılabilir. 

Fazla söze gerek yok; kavganın içine bu albümle girin!

“ We are  Running Wild “

 Cem Kurtuluş, 2010