// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2013

Deplase Konya (24.05.2013)
















Yollar.. Bilmediğimiz ağaç köşeleri, yoldan geçen arabalar, bir cam gibi önümüzden sıyırıp geçenler, alkoller , muhabbetler, yol boyunca gördüğümüz veya göremediğimiz tabelalar, açlıktan bayılmak, bir çorba içmek için saatlerce beklemek, otobüs lastiğinin patlaması sonucu uyurken uyanabilmek, yol boyunca sadece karanlığa doğru eşlik etmek, kısık seslerle evine geri dönebilmek ve çoğu şey deplasman yolculuklarında rastlanan şeylerdir..

Bir deplasmanı daha geride bıraktık şimdilik. Konya yolu beklendiği üzere deplasman otobüsündeysen uzun sürer. Kumanyalarla birlikte sabahın erken saatlerinde ufak bir kahvaltı yapıldı, sonrasında yola çıkıldı. Herkes umutluydu bu maçtan. Deplasman otobüsünde hayata dair umudunu kaybetmiş çok kişi görebilirsiniz.  Otobüslerin ayrı ayrı gitmesi ve sonucunda ortak noktada buluşup stada gitmemiz ve maç öncesinde meşale organizasyonunu sadece bilir kişilerin yapması da önemliydi.

 “ Caddelerde içelim Efes, cigaradan alalım nefes” sesleriyle herkese tezahüratı söyletmek istedik. Maçın ilk dakikasından itibaren modern futbolun bütün kurallarını alt üst ederek “ yanardı meşaleler, coşardı tribünler” söylemi Konya deplasmanında Bayrampaşalıların yapmasıyla gerçek oldu. Sonrasında patlayan torpiller ve çevik kuvvetin az da olsa önlem alması her zamanki olan şeylerdendi.

 Maç boyunca taraftar takımını iyi ateşledi ve takım da bunun karşılığını verdi. İlk yarı boyunca kaçan pozisyonlar, ikinci yarı kaçırılanlar saç baş yoldurmaya devam etti. Uzatma dakikalarında golün gelmesiyle taraftar daha da coştu, yeniden yine meşale yandı. Manyak şenol tezahüratlarıyla Şenol abinin ortaya çıkıp  “ Bayrampaşadan geliyoruz oy oy” tezahüratıyla taraftar  güzel bir geceyi tamamladı.

Dönüşte 4 otobüs birden çorbacıya girip çorbalar içilmesi her zamanki deplasman hareketlerinden biriydi. Sonrasında içtiğimiz çay da kısılan seslere iyi geldi. Dönüşte en büyük talihsizlik otobüs lastiğinin sönmesi oldu. Birden herkes endişeye kapılsa da  kısa sürede halledilmeye çalışıldı. Modern futbola Konya deplasmanında meşalelerle tepkisini veren bütün Bayrampaşalılara sevgilerimle..

“ Uğruna ölmeye değer zafer varsa  sonunda “

Cem Kurtuluş,2013


17 Mayıs 2013

E-bilet / Passolig Gerçeği : Taraftarı Bitirmek !

E-bilet..

Öncelikle E-bileti anlamamız için tarihsel içeriğine bakmamız gerekiyor. Fayda ve zararı ne şekilde? Kazançları mı daha çok yoksa tamamen zarara yönelik mi? Bu soruları öncelikle kendimize sormamız gerekiyor.
Tessera del tifoso adıyla İtalya’da çıkan  taraftar kartıyla gündeme oturan  İtalya’da bir çok şeyi öldüren bir proje. 

 İtalya’daki taraftar kart sistemi e-bilet projesine benzerlik gösteriyor. Güvenlik önlemlerini arttırıp, taraftarları olaylardan uzaklaştırmak isteyen yetkililer  olaylarda tam tersiyle karşılaştılar. Stadyumda taraftar sayıları azalmış, böylelikle  yöneticiler bu durumdan şikayetçi olmuşlardı. Her şey böyle yürürken , taraftar stattan uzaklaştırılırken dışarıda rakip takım taraftarları birbirleriyle kavga içindeydi. 

Bunları niye anlatıyorum? E-bileti anlamamız için en etkili yollardan biri İtalya’da uygulanan “ Tessera del tifosu” ‘yu anlamaktan geçer. 

E-bilet ; spor müsabakalarına giden herkesi kapsıyor.  Hangi yaştan, hangi cinsten olursa olsun bu önemli olmuyor. Bir anne baba kızını ve oğlunu maça götürmek istiyorsa temiz kağıdı alarak  e-bilete müracaat etmek zorunda.  Bunlar olacakken en önemli soruyu sormak bize düşüyor. Her maç öncesi ,Kimlik numaranla gidip temiz kağıdı alıp e-bilete müracaat etmek bir eziyet değil midir? “ 

Otobüslere bindiğiniz akbilleri düşünün. O akbiller e-bilette sizin bütün kişisel verilerinizi güvenlik birimlerine veriyor. Kendi kartınız hakkında kendinize dair ne varsa e-bilet sisteminde ortaya çıkıyor.İstatistiklerin  hepsi e-bilet projesinde toplanıyor.  Kısacası sizin biyografiniz e-bilet projesiyle emniyet birimlerinin ellerine geçiyor ve “ kendi hayatım gizli olamayacak mı” diye kendinize soruyorsunuz.

İtalya’daki “ Tessera del tifoso” yasası bu konuda e-bilet’e yakın en somut örnektir. İtalya’da yaşanılan taraftar sayısının maçlarda oldukça azalması Türkiye’de de aynısına neden olacak gibi gözüküyor.
E-bilet projesini neden istememeliyiz?



-Kişisel haklara saldırı yapılmasını istemiyorsanız 
Futbolda taraftar kavramının önemli olduğunu düşünüyorsanız
 - Her maç öncesi kimlik numaranızla e-bilet yetkililerine karşı eziyet çekmek istemiyorsanız 
Her maça giden insanın yapmadığı bir suçtan dahi ceza almasını istemiyorsanız 
Anayasal temel hak olan kişisel haklarınızı korumak istiyorsanız


E-bilet projesine karşı çıkılmalıdır.

Coşkulu taraftarların tribünde olmaması için yapılan bu  yasayı istememek bir taraftarlık hakkıdır. 6222 yasasıyla can çekişen Türk tribünleri e –bilet projesiyle birlikte bitirilmek istenmektedir.

E-bilet projesi hayata neden geçirilmek isteniyor?

En önemli sorulardan biri bu olmalıdır. Taraftarın müşteri olarak görüldüğü Futbol piyasasında endüstriyelliğe karşı çıkan taraftar profili istenmemesi her şeyi göz önüne koyuyor. Özetlemek gerekirse; E-bilet kravatlıların cebine parayı koyması, taraftarları müşteriye dönüştüren bir projedir, kısacası taraftarı yok etmek isteyen,  Faşist uygulamalarla tribünleri yok etmek isteyenlerin projesidir. 

Not: Bu yazı 2013 yılında yazıldı, ve o günden bu güne çok şey değişti. Azınlık olarak kalanlar halen yoluna orada burada devam ediyor, kitle olaraksa çoğu şeyi kaybettik, en azından direnmek bir şeyleri değiştirebilirdi. Taraftarı bitirmek olarak sunulan bu proje şampiyonluğa oynayanlar için statları dolu gösterebilir, lakin başarısız takımlar için statlar her zaman boş kalacaktır. Ortada başarıya tapan yüksek bir yüzde varken işte bu yazdıklarımı not olarak buraya düşmek gerekli olur kanısındayım. Lakin bu passolig sisteminde yukarıdaki yazılanlar halen geçerli; stada giriyorsun, yüz tanımasıyla kameralar eşliğinde içeri alınıyorsun. Artık kimsenin umrunda değil fişlenip ya da fişlenmemek, ama bu olmasa bile en azından " bankaya para kazandırmak istemiyorum " denilebilirdi, ama bu da olmadı. 

Türk Tribünlerine hitaben şöyle haykırmak gerekir sanırım; " ŞAMPİYONLUK GİTTİ AFERİN ÇOCUKLAR..." 



Cem Kurtuluş,2013

27 Nisan 2013

Bitmesin Bu Rüya : Fenerbahçe-1 Benfica 0


Amsterdam yolları yarılandı
Her şey harikaydı
Taraftar
Futbolcuların inancı ve her şey..
Maçtan önce Amsterdam’a dair açılan koreagrafi maç öncesi futbolculara enerji depoladı
Bir türlü gol gelmedi
Direkler bunu engelledi
Futbolcular ellerinden geleni yaptı
Benfica’nın pozisyonu yoktu
Taraftar heyecanlıydı
Tribünde tek ses ve nefesiyle birlikte bütün olmuştu derken gol geldi
Gol sevinciyle süperman gibi havada kalanlar buna örnekti
Benfica’ya top göstermedi Fenerbahçe takımı
Orta saha iyi çalıştı, defans da aynı şekilde
Kuyt’un direği, penaltı kaçırılması maçın kırılma noktalarıydı
O kadar haksızlığa rağmen, Platini’nin yaptıkları karşısında Fenerbahçe takımı yoluna en iyi şekilde devam ediyor
Dün gece Fenerbahçe takımı “ İşte gerçek Fenerbahçe bu” mesajını verdi
Daha önceki haftalarda defansif oyundan sıkılan taraftar böyle bir oyun bekliyordu
Tek dezavantajımız kaçan penaltı ve direklerdi
Ah ah diye kendimize gelemedik
Umarım Benfica deplasmanında iyi bir sonuç elde edip Amsterdamda büyük zafer yaşarız
“ Kan ağladı bu yürekler,uykusuz geçti geceler” derken bu taraftar çok acı çekti ve böyle bir zaferi hak ediyor
Her şey böyleyken unutulmaması gereken bir şey var.
Fenerbahçe yönetimi Benfica deplasmanına gitmek isteyen  GFB europe grubuna parasıyla bilet talebini reddetti
Taraftarı Fenerbahçesinden ayıranlara yazıklar olsun…
Yazımı bitirmeden tek diyeceğim “ Bitmesin bu rüya”


 Yazan: Cem Kurtuluş

12 Nisan 2013

Fenerbahçe'nin Ayak Sesleri: Lazio-1 Fenerbahçe-1


Söze  nereden başlaması gerektiğini tam bilmiyorum. Ama gururlandıran tek şey var ki 3 kulvarda da yolumuza devam ettiğimiz. Aykut Kocaman’ı ne kadar eleştirsek de ,  ne kadar kızsak da, çoğu Fenerbahçeli tarafından sevilmese de “ yiğidi öldür hakkını ver” sözü kendisi için geçerli.

Salih gibi genç bir yeteneği takıma monte etmesi Fenerbahçeliler için sevinç kaynağı oldu. Lazio’yu ilk maçta 2-0 yenmemiz açısından bu maçta nasıl futbol oynanacağı az çok belliydi. Nasıl oynaması gerektiğini bilen bir takım hüviyetiyle çıktı Fenerbahçe bu maça.

  İlk 45 dakikada iyi savunma yaptı. Maçın seyircisiz olmasına karşın stadın içinden Fenerbahçe seslerinin yükselmesi bizleri sevindirdi. İlk yarı genelinde takım genelinde orta sahada iyi bir görüntü çözen sadece Selçuk şahin vardı. Cristian ortalıkta yoktu.  Pas atmaktan yoksun bir görüntü çiziyordu.

Aynı zamanda Meireles’te etkili bir oyun oynayamadı. Webo ileride tek başına mücadele ediyor, fazla varlık gösteremedi. İkinci yarıya atak başlayan taraf Lazio'ydu. Golü de erken buldular. Bu kadar atak üstüne adeta gol “ geliyorum” dedi.

 Korku dakikaları başladı. Salih’in girmesiyle oyun hareketlendi. Fenerbahçe’nin uğurlu çocuğu desek yeridir Salih için. Nerden ve ne zaman çıksa golün habercisi oluyor. Caner’in golü de bu dakikalarda geldi. Bizlere rahat bir nefes aldırdı.

 Fenerbahçe takımı nasıl oynaması gerektiğini biliyordu ve öyle de oldu. İtalya’da amaç yenmek değil, turu geçmekti. Bunu da başardı Fenerbahçe ve bütün Türkiye’yi sevince boğdu.  Aykut Kocaman’ın sözüyle yazımı bitiriyorum. “Bizi geçen sene Şampiyonlar Ligi'ne göndermeyenlere yarı finalden selam olsun"

08 Nisan 2013

Orduspor-0 Fenerbahçe 2: Tutmayın Salih'i !


Galatasaray’ın kazandığı bir haftada Fenerbahçe’nin takibi bırakmaması için kazanması gerekiyordu ve öyle oldu. Maça taraftarının desteğiyle hızlı başlayan taraf Orduspordu.  Atak üstüne atak yaptılar. Fenerbahçe takımı sakin oyun yapısıyla dikkat çekti.

 Lazio maçından kaynaklı değil, taktik icabıydı. Volkan’ın kurtarışları da bu noktada önemli oldu.  Net pozisyonlar çıkardı. Kontrollü bir oyun tercih edildi. Fenerbahçe her zamanki gibi sakin, kontrollü oyun, bol pas yapıp kaleye gidiyordu.

 Gol de öyle gelmişti. Caner’in rakiplerini teker teker geçmesi sonucu salih’in klasik Alex vuruşuyla top ağlara gitti. Salih bizlere “ Geleceğin Alex’i mi olacak” sorularını sordurdu. Hiç atağın olmaması golün kritik dakikada gelmesi biz Fenerbahçelileri umutlandırdı.

 Aykut Kocaman’ın Salih’i cesaret edip 11’e monte etmesi unutulmaması gereken bir unsur. Bunun için Aykut Kocaman'ı ne kadar eleştirsek de  yaptığı doğruları da taktir etmemiz gerekir.

Türk futbolu için Salih önemli bir değer. Daha çok çalışıp, daha çok üstüne koyarsa Avrupa takımları için transfer listesine girebilir.

Caner’in diğer haftalara nazaran son haftalardaki çıkışı, Salih’in ikinci goldeki klas vuruşu maçta aklımıza kazınanlardan birkaç hareketti. Orduspor tribünlerden gelen küfürler, caner’in kafasına isabet eden bozuk para da birkaç olaydan biriydi. Orduspor şampiyonluk yolunda önemli bir maçtı. Fenerbahçe yoluna dolu dizgin devam ediyor. 

Yazan: Cem Kurtuluş

05 Nisan 2013

Fenerbahçe -2 Lazio-0: Sen sahada, Biz Tribünde!
















Lazio.. İtalyan tarihinde önemli bir geçmişe sahip.. Klose gibi önemli bir oyuncuyu barındırıyor bünyesinde.  Bu turu geçmek kolay olmayacaktı. Lazio buraya sakat oyunculardan eksik gelse de disiplini bırakmamak gerekiyordu ve öyle de oldu.

Biletler daha önceden bitmiş, karaborsa’ya düşmüştü. Statta koridor kısımlarında bile taraftar vardı. Müthiş taraftar desteğiyle maça  başladı takım. Lazio her zaman ki gibi İtalyan futbolunu yansıtıyordu.  Defans yapıp, kontra atakta gol atacaktı. Kozakla fazla pozisyona giremediler.

  Tribünler tarafından ıslıkla oluşan baskı Lazio takımını korkutmuştu. Fenerbahçe takımı lazio’nun üstüne daha fazla giderek maçı nasıl istediğini gösterdi. İlk yarı tehlikeli ataklar olmasa da ilk yarı da 2-0 sonuçlanabilirdi. 
Kırmızı kart nedeniyle takımı yalnız bırakan Meireles en iyi maçlarından birini çıkartarak kendini taraftara affettirdi. 

Salih Uçan.. Ne zaman oyuna girse ya gol oluyor ya da takımla ilgili olumlu bir şey. Takıma ne kadar güç kattığı ortada ve Fenerbahçe’nin geleceği.. Sow ve Webo Lazio defansını yoran iki kara boğa.

 Lazio’nun 10 kişi kalmasıyla birlikte takım daha da atağa geçti. Penaltının gelmesiyle de takım 2-0 öne geçince taraftar rahat bir nefes aldı. Hiçbir şeyin garanti olmayacağı gibi turunda garanti olmadığını şimdiden söylemeliyiz.
Ciddiyeti elden bırakmadan aynı futbol anlayışıyla oynarsak orada da kazanma ihtimali yüksek.

 Okul Açık alt tribünde “ Sen sahada, Biz tribünde” pankartı da görülmeye değerdi. Dünyanın çok methettiği Lazio tribünleri bu maçta pasif kaldı ve “ Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener” seslerine maruz kaldılar.

Bir de taraftarın takıma ceza aldırmasıyla ilgili komple teorisi üreten gazeteciler bu maçta istediklerini elde edemediler. Çünkü taraftar bazı gazeteciler kadar kalemini satacak vasıfta değil. Umarım bazı gazetecilerde taraftardan bu özelliklerini alırlar da kalemlerini satmamaya özen gösterirler (!)

 Çok iyi oyun, çok iyi mücadele, çok iyi Fenerbahçe.. Fenerbahçe sadece mücadele edince neler yapabileceğinin gösterdiği maçlardan sadece biri bu maç. Rövanş maçında da aynı mücadeleyi bekliyoruz. Maç sonrası Okul Açığın koridor da deliler gibi eğlenmesi de Fenerbahçe taraftarının karanlıktan aydınlığa çıktığını gösteriyor nitelikteydi. 

Yazan: Cem Kurtuluş

15 Mart 2013

Fenerbahçe -1 Viktoria Plzen- 1: Korkak Oyunla Çeyrek Final!


Son maçlara göre bu maçta oyun olarak vasat bir Fenerbahçe takımı vardı. Maçın seyircisiz olması  futbolcuları olumsuz yönde etkiledi demek büyük yanlışlık olur. Takım ne olursa olsun maça 0-0 parolasıyla başlamalıydı.  Plzen takımı ilk yarı boyunca Fenerbahçe kalesinde tehlikeli pozisyonlar yakaladı . Ama hiçbirini atamadı.

  Sonrasında da denese atamadı. Mehmet Topal’ın sakatlanması takım adına büyük şansızlık oldu, yerine giren Salih attığı golle takıma umut verdi. Taraftar da olsaydı Salih'in mutluluğu daha başka olurdu. Viktoria Plzenli yöneticilerin seslerini ara ara duyduk maçta, sonrasında statta bulunan Fenerbahçe yöneticileri ve kongre üyeleri atağa geçti...

 İlk maça göre Fenerbahçe takımı bu maçta geriye yasladı, atak üstüne atak yapan takım doğal olarak Viktoria Plzen oldu. Sow da bugün etkisiz  oldu maçta. Arkasında vasat bir oyun sergileyen Cristian olunca kendini parçalasa da yapmak istediklerini yapamadı.

 Sahanın en çalışkan isimlerinden biri Kuyt idi.  Koştu, bastı, ama gol atamadı. Her yerde gördük onu. Gol atamasa da verilen görevi  en iyi şekilde yerine getirdi.

 Volkan’ın yediği golde Volkan’ın hatası yok dersek büyük yanılgıya düşmüş oluruz. Volkan’da bu aralar form olarak düşüşte. Her şey kabul edilebilir Fenerbahçe için, ama geriye yaslanmak ve korkak bir futbol oynamak düşünülemez.

 İlk maçta Aykut Kocaman’ın taktiksel  becerilerini nasıl takdir ettiysek bugün de Aykut Kocaman’ın hatalarını söylemeliyiz. Fenerbahçe takımı böyle oynadığı takdirde diğer turda rakibini geçmesi zor. Umarım diğer maçlarda Aykut Kocaman hatalarından ders çıkarmış olur

Yazan: Cem Kurtuluş

04 Mart 2013

Beşiktaş-3 Fenerbahçe 2


Avrupa  maçları dahil son maçlarda Futbol yazılarımdan ayrı kaldım.  Takımın iyi olmadığı ortada, son maçlarda çok mücadele etmese de  kazanıyordu Fenerbahçe takımı. Her şey eleştirilebilir. Takımın mücadele etmediği, sadece gol atarak geriye çekilmesi, Aykut Kocaman’ın teknik hataları ve bir çok şey.  Beşiktaş maçı Fenerbahçe için çok önem taşıyordu.

  Galatasaray takımı berabere kalmış Fenerbahçe’de bu maçı kazanması gerekiyordu. Geçen maçlarda olduğu gibi “Galatasaray takımı berabere kalınca Fenerbahçe berabere kalıyor, Galatasaray yenilince Fenerbahçe yeniliyor” sözü geçerli oldu bu maçta. İlk yarım saat baskılı oynayan bir Fenerbahçe takımı vardı.  Her yönden iyiydi.

Kuyt saç baş yolduruyordu televizyon karşısında bizlere, Gökhan gönül sağ kanattan yaptığı bindirmelerle eski maçlardan daha iyi bir görüntü çizdi. Maçın ilk yarısında  atılan bir gole ofsayt olmamasına rağmen ofsayt verilerek gol iptal edildi, sonra verilmeyen bir de penaltı vardı.

Verilmeyen penaltı ve golden sonra Beşiktaş golü  Fernandes’in ortasında Kuyt’un kendi kalesine atmasıyla buldu. Fernandes tek başına Beşiktaş takımını yönlendirdi. Sağa gidip top alıyor, ortadan gelip top dağıtıyor, arkadaşlarına gol pozisyonu hazırlıyordu.

Bir Maestroydu tek başına resmen. İkinci yarı iki takımda çok etkili başladı maça.  İyi mücadele vardı ortada, ama hakemin başarısız yönetimi bunun önündeydi. Sow ve Niang'ın ikinci yarıda attığı karşılıklı goller attılar.  Kuyt maçı ezen oyuncuların başında geldi bu maç.  Çoğu pozisyonu cömertçe harcadı ve atamayana atarlar kuralı geçerli oldu. 

İnönüye gitmemizi engelleyen sevgili yöneticilerimiz kendi taraftarı  orada olmadığı için umarım çok memnun kalmışlardır(!)

 İnönü'de bu akşam son derbi oynandı. Mithatpaşa dönemlerinden, yarı yarıya İnönü dönemlerinde her rakip taraftarı İnönü'nün eski halini, Vapurla gelişleri özleyecektir..

Maç sonrası ve öncesi maçla ilgili tespitlerim


v Maç öncesi Fenerbahçeli oyuncular ısınmaya çıkarken biber gazı gelmesi futbolcuları etkiledi 
v Beşiktaş taraftarının " Müslüm Gürses" ufak pankart hazırlaması iyiydi.
v Maç sonrasında Trabzonsporluların Ümraniye'ye gidip Beşiktaşlıları karşılaması karakterlerini belli etmiştir. 
  MHK başkanı Zekeriya Alp’in “ Hakemlerden memnunum “ demesi ilginç bir detay.
  Beşiktaş tribününün bu maç ya da diğer maçlarda deplasman yasağını protesto etmemesi
  Bir hafta boyunca fişekleri konuşan sevgili medya bu maçla birlikte Futbolu konuşmayı düşünmeye başladılar


18 Aralık 2012

Galatasaray-2 Fenerbahçe-1: Yenilsen de Yensen de Taraftarın Senle !


Bir derbi daha geride kaldı her şeyiyle 
Kavgasıyla ,gürültüsüyle..
Karşı tarafta yasaklara karşı duran voleybol ve basket salonlarında, futbol maçlarında sesini çıkaran Fenerbahçe taraftarı
Diğer tarafta hiç sesini çıkarmayan kendini  ultras (!) gören Galatasaray taraftarı..
Fenerbahçe yönetiminin açıklamaları iyi gibi gözükse de sadece gaz vermekten başka bir şey değildi
Açıklama yapmalarının amacı da taraftarın her yerde deplasman yasaklarını protesto etmesiyle alakalı..
Ve bu deplasman yasakları artık sadece Fenerbahçe-Galatasaray maçlarını değil 2.lig’de 3.lig’de oynayan maçları da kapsıyor
Endüstriyel futbolun getirdikleri diyelim..
Ve medyanın olmayan şeyleri oldu gibi gösterme çabası, yorumcuların taraftarı medyanın önüne atması gibi etkenler de mevcut..
Fenerbahçe taraftarı takımının taşlanmaması için bütün her şeyi göze alarak takımını Arena’ya kadar götürdü
Önce  Kavacık
Sonra stat önüne kadar takımı uğurlama..
Meşaleler yandı, fişekler havaya atıldı, ama karşılığı alınamadı maalesef..
Daha cesur oyun oynamalarını bekledik sadece
Hakem faktörü vardı bir de
Her şeye sarı kart gösteren, Meireles’i yok yere oyundan atan bir hakem..
  Baroni ve Caner’in yetersizlikleri
Orta sahada Diri görüntü veren Meireles ve oyundan atılmasından sonraki oyun tarzı belli
Galatasaray takımı da öyle iyi bir görüntü çizemedi
Bekir’e kızılmasına gerek yok
Ama unutulmayacak görüntü varsa o da Gökhan gönül’ün Fatih terim’in sarılmak istemesi sonucunda ona sarılmasıdır..
Her zaman Fenerbahçe camiasını hedef gösteren, aldığı cezaları erteleterek gündeme oturan Fatih Terim..
Kurnazlığı oynayanların başında geliyor Terim oyuncularını da ona göre seçiyor
Eboue’nin zamandan çalması sakat numarası yaparak
Geçen sene Muslera’nın 19 dakika oyunu soğutması bu sene de kale vuruşlarında kendi oyuncusunu bekleyip oyunu soğutması gibi faktörleri sayabiliriz..
 Galatasaray , Meireles’in atılmasından sonra daha da gol bulabilirdi
Fenerbahçe’de bulabilirdi daha öncesinde ama olmadı..
Oyuncu seçimleri, zamanında mı alındı tartışmalarını yapmak ne kadar önemli olur bilmiyorum
Ama sahadan en azından beraberlikle ayrılması gerekirdi takımın
Taraftarın seni Arena’ya kadar götürüyor, yalnız bırakmıyor. Taraftara ödülün bu mu olmalıydı Fenerbahçe futbolcusu..
 Çubukluyu böyle mi temsil edecektiniz
Umarım diğer maçlarda daha iyi görüntü çizen bir Fenerbahçe takımı görürüz
Tek temennimiz budur..

Yazan:Cem Kurtuluş





24 Kasım 2012

Marsilya-0 Fenerbahçe-1 : Siyah Giyen Adamlar




















Yurt dışı deplasmanları  tribüne giden her taraftar için büyük önem taşır. Marsilya deplasmanı da bunlardan biriydi. Gidemediğimiz ama fotoğraflarla yetindiğimiz bir deplasman oldu. Maçtan bir gün önce Marsilya sokaklarında dolanan Fenerbahçelilerin ‘her yer sarı lacivert ‘ demesi sonrasında bizlerinde tek söyleyeceği bir şey vardı ‘ İstanbulda sadece biz mi kaldık’ sorusu.

 Siyah giyen adamlarda Marsilya’da iş başındaydı. El emeği pankartlar gözlerden kaçamazdı. Tribündeki olayları da bunlara ekleyelim elbette. Türkiye’de terörist başı Pkk’nın Lideri Abdullah Öcalan’ın pankartının açılması tribünlerde gerginliğe yol açtı,ve Fenerbahçe tribününde sonrasında İsrail’e Gazze'deki olaylar nedeniyle tepki pankartı geldi. Tribünden başka kanallarda iyi ses geldiği söyleniyor. Fransız rejisi sesi kısmıştı,ki çoğu bölümde Ercan Taner’in bile sesi az gelmişti..

Tribünü ele aldıktan sonra maça geçelim. Maçta sakin oynayan taraf bizdik. Kontrol elimizdeydi. Marsilya bu maça önemli oyuncularından yoksun çıkmıştı.  Kontrolü elimizden kaybetmemek adına  oynuyorduk. Galibiyete oynamadık ama sahadan galip ayrılan taraf olduk bu da bizi grubun lideri yaptı. Maçın en çalışkan isimlerin biri şüphesiz Kuyt idi.

 Sonrasında Sow’da  Marsilyalı oyuncuları şaşırtan hareketler yapıyordu. Maçın ikinci yarısında Fenerbahçe takımı geri çekilmişti ve Marsilya’nın ataklarını izledik. Bekir’in golüyle öne geçtik. Bekir forma şansı buldukça kendini daha çok geliştiriyor,bu açıdan da kendisini tebrik etmek gerek.. Nice böyle gollerini umarım diğer maçlarda da görürüz.
 Ama Bekir’in Avrupa düzeyinde oynamasını beklemek şu an hayalcilik olur. 

 Daha çok bekir mücadeleci oyunuyla göz dolduruyor. Volkan ‘da maçta kritik kurtarışlar yaptı. Marsilya’da ayew pozisyonları cömertçe harcadı, bu sayede bizler de derin bir nefes aldık.  Diğer maçta umarım Aykut Kocaman genç oyunculara şans verir ve bizi şaşırtır. Şimdilik tek temennimiz bu.

Yazan:Cem Kurtuluş

23 Ekim 2012

Mönchengladbach, Beşiktaş, Bursa Maçları Üzerine@Deplase Bursa


Son zamanlar tribün olarak deplasman konusunda iyi işler çıkartmıştık.  İzmir'de oynanan Galatasaray basket maçından ötürü Gladbach maçını Group İzmir tayfasıyla birlikte İzmir'de izledik.  Almanya’daki Fenerbahçe tribünü bu maçta  tribünün hakkını vermişti bana kalırsa.  Beşiktaş maçına gelirsek, seyircisiz derbi hiçbir zaman gerçek bir taraftara keyif vermez.   

Beşiktaş maçından sonra Bursa deplasmanına yoğun şekilde gidildi.  Fenerbahçe tribünü, deplasmana acıkmıştı.  Hafta sonuna deplasman gelmemesi bunun için büyük handikaptı.  Saatler 12’yi gösterdiğinde bütün tribün konvoy eşliğinde yola çıktı. Makaralar, tezahüratlar , içkiler, çiş molaları... Aldığımız biletlerin elimizde patlaması da bizi şaşırtmadı çünkü Fenerbahçe tribünü geliyordu. Kapılar zorlandı, herkes hücum etti, bu kapı -turnike kırılmaları  bu bizde alışkanlık yapmıştı artık. Bazı arkadaşlarımız dışardaydı, içeriye geç girdi. 1000 Kişilik yere 2500 kişi girmişti. 

  Elimizde kalan biletleri dışarıda kalan arkadaşlarımıza verdik  geç de olsa stada girdiler. Tribün performansımız zaman zaman iyiydi ,bazen de vasatın altındaydık. Ama ikinci yarı tribün performansı olarak daha iyiydik. Tribündeki kavgalar buna sebep oldu. Kısa bir kavga tribünü etkiledi. Maç bittikten sonra uzun süre bekletildik ve otobüslere bindik. Her sokak arasında bir polis aracı vardı. Daha öncesinde Bursa tribününün kahpece pususu olmuştu, bunu yeniden bekliyordum .Bursa sınırına tam geçecekken pusuya yakalanmıştık, camlarımız inmişti. O esnada yağmur yağdı. Pusuya yakalanmayı çoğu kişi beklemese de karanlıkta kendilerini kaybettirdiler. 

 Geçen senelerde yaptıkları bir arabaya 5 kişi binip taşı atıp ilerlemek oluyordu.   Arkadaşlarımızın bazıları zarar gördü.  Sonra derken olmazsa olmazımız olarak bütün tribünün aktığı  Köfteci Yusuf’a doğru ilerledik.  Gecenin karanlığında  Bir deplasman yolculuğunun da sonuna gelmiş olduk.. İzmir ve Ankara’daki basket maçlarından sonra futbol maçında da Bursa’ya yaptığımız deplasmanla yolumuza devam ettik, diğer deplasmanlarda görüşmek üzere...


Cem Kurtuluş,2012