// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Destruction etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Destruction etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2024

"THRASH TILL DEATH" Destruction Konseri Kritiği (28.11.2024, IF BESIKTAS /ISTANBUL)

Tutkunun olmadığı yerde eksiklik vardır. Çünkü tutku bir şekilde gitmen gerektiği yeri mecbur kılar, ne kadar zor şartlardan geçersen geç orada bulunman gerektiğini işaret eder. Arkadaşlıkta, dostlukta, veyahut diğer önemli her mevzuda tutkusu olan belki kaybeder ama asla geri adım atmaz.

Yıl 2018’i gösterdiğinde Destruction’u izlemek için kolları sıvamış bekleme aşamasına geçmiştik, bu konserin bizler için “önemli” kelimesinden önem teşkil ettiği ortadaydı. “Curse the Gods” ile yararak geçmeleriyle başlayan süreç geceye bir hırpalayıcı kaos dolu gece bırakmıştı. O zamanlarda da, şimdi de hissettiğim tek şey “KAOS” idi. İnsanın yaşamadığı zaman diliminde başvurduğu şeyin kaynağı KAOS’tur.

 Bu mevzuyu kısa kesersek… Destruction konseri nihayet yeniden yaklaşmıştı. Mekandan içeriye girdiğimizde tıkabasa bir kalabalık yoktu, ama olması gerekenler yine 2018’deki gibi oradaydı. Destruction’un kemikleşmiş, kendisini bilen ve “poser” değil de her şeyin farkında olan bir kitlesi vardı. Bodoslama olarak nelere çalındı mevzusuna girecek olursak; İstanbul konserlerinde genel olarak hep old school setlistle çıkıyor grup. Burda da bu sekmedi.

 “Infernal Overkill” döneminden “Invincible Force” delirmeye geçerken, “Madbutcher” ile yine Alman Kasaplığı için atağa geçtik. Yine o dönemin Ağırbaşlarından ve dinamitlerinden “Total Desaster”  es geçilmedi.

 “Bestial Invasion” ile gaddarlık gösterisi devam etti, seyircide de kaos seviyesi artmış oldu. Eski dönemlerden “Antichrist” da olmazsa olmazlardandı. 1987 yılından “Release from Agony” ile devam edildi. 2000’lerin başında “The Antichrist” albümünün demirbaşlarından “Nailed to the Cross” da seyirci ve grup arasındaki müthiş sinerji akıp gidiyordu ve o esnada “Nailed - failed – nailed/Nailed to the fuckin' cross! “ naraları bir tezahürat eşliğinde söylendi. Bununla birlikte 2024’te bizi karşılayan “No Kings No Masters” ı da bugün canlı izlemiş olduk.

 Olmazsa olmazlardan, oraya gelenler için bütün mevzunun ana sebebi olan şarkı  “Thrash Till Death” asla kendinden ödün verilmeyen şarkılardan idi, orda da kaos temposu azalmadı,tersine arttı. “Thrash Attack” ile ataklar azalmadı, kaos daha da delirtici hale gelmişti. Şüphesiz ki konserin en eksik şarkılarından biri bir Thrash Metal klasiği olan “Tormentor” şarkısının çalınmamış olmasıydı.

 Son dönemlerde konserlerde konuşulan mevzu; konserlerdeki ses sorunuydu. IF BEŞİKTAŞ sahnesi zaman zaman ses sorunu olduğu konserlerde izledik, dün gecedeki gibi ses sorunu yaşamadan atlattığımız konseri de izledik. Dün gece IF BEŞİKTAŞ sahnesi ses konusunda müthiş iş çıkardı, grup kendi ses mühendislerini getirdi mi bilmiyorum ama ses konusunda seyirci olarak pek çok kişi memnun ayrıldı.

 Diğer bahsetmek istediğim husus; seyirci konusu. Testament konserinde ellerinde telefon, sosyal medyaya story atmak için kendini yarıştıran, canlı yayın yarışında olup konserin kaosunu,coşkusunu, enerjisini yaşamayanlar bu konserde yerini daha coşkulu, daha azgın ve kaos dolu bir kitleye bırakmıştı. Böyle olunca da konser daha çekilir bir hale gelmişti.

 Seyirci de Destruction’a konser boyu coşkusuyla  katılım sağladı. Çoğalan konserler neticesinde konser tamamen dolu olmasa da, Destruction ile seyirci arasındaki bağ  her zamanki gibi müthişti, çünkü dediğim gibi Destruction’un kemikleşen bir kitlesi var o da dün gece kendini belli etti.

 Sonuç olarak; 6 yıl sonra tekrardan izlediğimiz aynı sahnede aksaklık olmadan, Destruction’un bizi kaosun içine attığı bir Thrash Metal gecesi yaşadık.


Fotoğraf: Levent Vural

 

Cem Kurtuluş, Kasım 2024

 


15 Kasım 2019

Hırpalanmanın Gecesi: Destruction Konseri Kritiği (09.09.2018 )
















Alman Thrash’i her zaman yıkıcı güçte, büyük yıkımlarla kendinden söz ettirmiştir. Bir süre önce geleceği belirlenen Destruction konserini duyduğumuzda biletlere hücum etmeye başladık,  Speed Attack konser biletlerinin de bitmesi bunda etkili oldu, en azından birini izlemek kıyak bir iş olacaktı. Gün geldi, çattı ortalık Destruction bassçısının bass gitarının kaybolması haberiyle çalkalandı, dedikodular bir süre döndü ama konsere çıkmama gibi durumları söz konusu olamazdı benim için. Alman Thrash’inin o haklılığı burda da devreye girmesi gerekirdi, ki girdi. 

Mekana ulaştığımızda klasik kapı önünde biralanmalar faktörü araya girdi, mekanda da pahalı olur düşüncesiyle kafalarımızı biraz demlemiş olduk bu sayede. Konser saatinin 20.00 olması belirlenmesine rağmen “ hiçbir konser zamanında başlamaz “ düşüncesini de aklımızdan silmiş değildik.  Böyle bir konsere de DJ olarak Şener Çetin ismi  yakışırdı, girer girmez old school havayı bize hissettirerek, üstüne Metalium’dan “ Pessimistic Warning “ klasıyla daha konser başlamadan seyirciyi gaza getirmişti Şener Çetin. Konser başlamadan ısınma turları başlamıştı, yaş ortalaması yüksek değildi ama bu da çok önemli değildi.  


Sonunda Destruction sahneye çıkmıştı,  çıkar çıkmaz “ Curse the Gods  “ ile girmeleriyle   bir kaos ortamı yaratacağını bize göstermişti. Seyirciyi de gazlamaları bunların içine dahildi.  Alkolün verdiği o agresiflikle kaosun içinde yere defalarca düşüp kalkmalar,  yerlere akan biralarla kendimizi yeniden yerde buluşlarımız, kaos-öfke-nefret üçlemiyle birlikte Destruction  o kavga ortamını hissettiriyordu.   Bütün şarkıları sırasına göre yazmak alkolün yüksek ağırlığıyla zor olacak ama yüksek old school bir setle çaldıklarını söylemek doğru olacaktır. 


“ Total Desaster, Black Mass, Mad Butcher “  gibi klasikler çalınanlardan bazılarıydı. 50 kusur yaşında olmalarına rağmen bizi hırpalamaktan geri durmadı Destruction.   Konserin sonlarına doğru klasik “ bitti  konser”   muhabbeti dönse de  tekrardan sahneye çıkıp The Dead Kennedys’den  “ Holiday in Cambodia “ çaldılar, yanılmıyorsam da bitiş de “ Bestival İnvasion “ ile gerçekleşti. 

Alkol miktarının yükseklere fırlamasıyla  birlikte  Destruction, hırpalayıcı performansıyla geceyi yıktı, geçti.  Böylesi alkolü yüksek bir gecede düşmelere/kalkmalara rağmen geceyi ayakta tutan o alkolik insanlar da eminim o hırpalanmanın etkisi halen geçmiş değil.


Cem Kurtuluş, 09 Eylül 2018/ Destruction Konseri –If Performans Hall Beşiktaş


Fotoğraf: Barbaros Pakar

14 Haziran 2011

Destruction – Day of Reckoning (2011)





















30 seneye  meydan okuyan Alman Thrash Metal efsanesi “ Destruction “  kazımaya devam ediyor. Grupta Marc Reign’in gruba veda etmesi ve bu albümle birlikte gruba yeni katılan Vaaver’in (“ Wawrzyniec Dramowicz” )  ilk baget sallayışı. Grubun beyni Schimer , albüm kapağı için  Dünyanın sonu ile karşılaşan yeryüzünde tek başına kalmış bir adam ve o klasik cani görüntünün yerine daha çarpıcı bir şeytan göz tasarlattık’’  diyor.   Röportajlarında gruplar her ne kadar bu tür açıklamalar yapıp genç olduklarına dair kendilerini övseler de bu aslında birçok thrash metal grubunun albüm önceleri söylediği şeyler oluyor.  

Albüm  The Price”  ile açılıyor, ilk göze çarpan davulcunun performansı oluyor.   Sistemle savaşmaya yönelik sözleriyle  Mike’ın soloları ve ilerleyen bölümdeki jilet gibi riffleriyle tempo düşmeden saldırgan bir çizgide ilerliyor. Nefretten güç alan sözleriyle “ Hate Is My Fuel”    vokaller konusunda yetersiz kalıyor.  Özgürlüğün rock’n roll ile geleceğini resmeden “  Devil's Advocate “  riffler yönünden fazla melodik olanlara ithafen.  Albüme ismini veren  şarkı “ Day Of Reckoning “    “ Bad energy kills - Hopes, dreams, and skills! “  sözleriyle parçanın ana fikrini özetliyor. Grubun beyni Schimer’in kilisenin kurallarına dair sözünü söylediği Church of Disgust’’ hızıyla,temposuyla albümün en dinamik şarkılarından birini oluşturuyor.  

2000'lerde thrash metal'e melodikliğin girmesinin ardından  Flotsam And Jetsam,Death Angel’in kötü albümlerine göre  kıyaslandığında Schmier kardeşlerin kıyak işlerinden biri “ Day Of Reckoning” 

Cem Kurtuluş,2011

30 Haziran 2010

Destruction - Inventor of Evil (2005)























2000’li yıllarda  thrash metal adına sıkı işler çıktı . Alman thrash metali yine yumruğunu  masaya vurdu, önce Kreator sonra Destruction çıkardıkları albümler ile ortalığı dağıtmanın sinyalini verdiler.  Her ne kadar old school sound istenilse de modernlik işinin içinde   yine sert çalmaktan vazgeçmediler.  Schmier önderliğindeki grup her anı birbirinden güzel rifflerle dolu kıyak bir albüm vaat ediyor bize. Albümün açılış parçası  “ Soul Collector"  1.17 ile başlayan gitar saldırısı ve davulda Marc’ın üstün performansı, Schmier ise alışılageldik öfkeli vokaliyle her yere korku saçıyor.  

“ The Defience Will Remain”  ile  saldırı devam ediyor.  Schmier’in o öfke dolu vokaline, kusursuz gitar riffleri ve başarılı davul atakları ekleyin!  “ The Alliance Of Hellhoundz”  zengin konuk listesi ile dikkat çekiyor. Biff, Doro, Shagrath, Paul Di Anno, eski Candlemass vokali  Messiah ve birkaç müzisyen parçaya ses veriyor. Haliyle ortaya karışık tadında giden metalhead temalı sözleriyle öne çıkıyor. Tek düze,ama Destruction’un ruhunun hissedildiği “ No Mans Land “  yüksek temposuyla, hızlı riffleriyle, durdurak bilmeyen davul ataklarıyla kendinden geçiriyor. 

Akustik gitar introsu ile başlayan “ The Calm Before The Storm”  oldukça farklı bir çalışma. Kişisel olarak akustik pasajların Destruction’a pek yakışmadığını düşünsem de seçim sizin..  Baterist Marc "The Chosen Ones” da adeta döktürüyor. Çift kros performansıyla üst seviyelere çıkıyor. “ Dealer Of Hostility”  bana göre albümdeki vasat şarkılardan biri, modern thrash diye tanım varsa o budur herhalde... Doğu etkisi de bulaşmamış değil özellikle bunu gitar melodilerinde çok rahat  anlamak mümkün.  

Albüm 2000’li yıllarda çıkan en iyi thrash metal albümlerinden biri olarak gösterildi. Bazı thrash  metal sevenler ise 80’li  Destruction’dan 80’li yıllarda yaptığı çalışmaları istediler . 2005 ‘te Kreator “ Enemy Of God “ albümüyle thrash metal soundunu modern altyapı altında harmanlarken, aynı yıl çıkan “ Inventor of Evil “ da Destruction’un öfkesiyle, yardırıcı şarkılarla karşımıza çıkıyor.

Cem Kurtuluş, 2010


02 Mart 2010

Destruction-Infernal Overkill (1985)




















Thrash Metal söz konusu oldu mu Alman ekolü devreye girer. Bu ekolün ne demek olduğunun tek anlamı vardı. Disiplin. 80’lerin ortalarında thrash metal için  altın çağ yaşanıyordu. Gaddarlık her yere yayılmıştı. Bu gaddarlığın temsilcileri olarak her ne kadar Sodom, Kreator isimleri öne çıksa da 1983 gibi başta demo yayınlayıp daha sonra gaddarlığını yayacak bir Destruction gerçeği vardı. Pek çok grubun çıkış yolu 1983-1985 arasına denk gelir. Sodom ilk demosunu 1983 yılında yayınlarken, Destruction 1984’te yayınlamış, bunların arasında diğer kafa grup olan Kreator 1985’te ilk albümünü yayınlamıştır.  

 Güney Batı Almanya’nın bir taşra köyünden gelen 18-19 yaş arasında gaddarlığı yaymak için Schirmer,Mike,Tommy üçlüsü bir araya gelerek gaddarlığı yaratmak için bir an önce işe koyulurlar. 1985 yılında albüm çıkmadan önce demoyu çıkarmaları da bunun habercisi olur. “Sentence of Death” EP’si ile bunun gaddarlığını fazlasıyla gösterirler. Yıl 1985 olduğunda ortalık şeytani lirikler yazan black/thrash gruplarıyla doludur,bu grupların arasında da Destruction “Infernal Overkill” ile bombayı salar.

 Schirmer’in çığlıklarıyla başlayan “Invincible Force” albümün girişiyle gitarların saldırganlığına doğru bize yönümüzü şaşırtır,ki bu saldırganlık 80’lerin ortasındaki thrash metal’in karakteristik özelliklerinden biridir. Gaddar vokaller,saldırgan riffler, yıldırım gürültüsünü andıran davul ataklarıyla vahşetin hissiyatı bir yandan haykırır. Anti-religion temalı sözleri “Cause christ won't help you tonight” cümlesiyle haykırır Destruction,tam da olması gerektiği gibidir lirikler.

 Saldırganlığın devam ettiği aynı zamanda aralardaki melodiklik de albümün gidişatını belirleyecekti. “Death Trap” ile birlikte şeytani ordular için vakit zamanı yaklaşıyor, Destruction başlangıçtan itibaren saldırganlığı elden bırakmıyor ve aynı zamanda Cronos vari vokal ile Venom’u selamlıyordu.Pek çok grubun ilk dönemi Venom,Motörhead,Black Sabbath ile etkilenmeyle geçmişti, bunları da müziklerinde görmek kaçınılmaz oluyordu. Özellikle ilk dönem thrash metal gruplarının çoğunda NWOBHM etkilenmeleri kaçınılmaz olmuştu.

 Geri dönecek olursak ”Where's your god now?” cümlesiyle açık kapı bırakarak aslında cevabı söylüyordu. Sadece bu şarkıda değil albümün genelinde Mike’ın yarattığı riffler için ayrı parantez açmak yerinde olacaktır. “The Ritual”  de Kötülük ve nefret tohumları atılıyor,kirli yüzünü gösteriyor Destruction bize. “priest, priest, evil priest,hear the words of hate!’’  nakaratlıyla da özetliyorlar. Thrash Metal’deki melodikliğe de bu parçada fazlasıyla denk gelmek kaçınılmaz oluyor.

 Melodik altyapı üzerine kurulu rifflerle Iron Maiden vari solo geçişleri akıllara gelmesi kaçınılmaz oluyor. “Tormentor”  Bir Destruction milli marşı gibi klasik olarak hafızalarda yer alan  ve “ Satan's in his throne’’ lirikleriyle Schirmer bütün nefretini kusuyor.  Slayer-Kreator-Destruction arasında “Tormentor” şarkıları yer alsa da atmosfer yönünden Kreator önceliği alırdı diye kişisel yorum yapmalıyım. “Bestial Invasion” saldırganlığıyla öfke tufanı içerisine sokmasıyla, rifflerdeki yardırmalığın ve hızın hiç durmadığı Schirmer’in kızgın vokaliyle birlikte albümün demirbaşlarından.” Jesus Christ exists no longer..” nakaratlarıyla da sözünü söylemiş oluyor. Başka şarkılarda görülen melodik altyapı burada hızlı sololara bırakarak kendini saldırganlıktan ödün vermiyor!   

 “Thrash Attack”  durdurak bilmeyen,Mike ‘ın gitarlarda yarattığı şahaser rifflerde kaosa davet ediyor. Enstrümantal yapısıyla adeta bir savaşın içine girmişçesine bütün enstrümanlar dev bir gösteri sunuyor.

 Sonuç olarak; 80’lerin ortalarında 18 yaş civarı tabiri caizse kanları thrash metal ile akan, prodüksiyonu da kendilerine ait olan “Infernal Overkill” gaddar vokaller, beynimize inen davullar, Mike’ın yaratıcı riffleri ve Speed/Thrash Metal yönünden bir dönemin en klas işlerinden biri olarak yerini çoktan almıştır.

 Kadro;

 Marcel Schirmer – Vokal/Bass

Mike Sifringer-  Gitar

Tommy Sandmann –Davul

 Cem Kurtuluş, 2010