// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

KESMESEKER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KESMESEKER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2012

Kesmeşeker Konseri ve Kritiği (13.10.2012 /Karga Bar



















Kadıköy denince akla çok yazılacak  çok şey gelir.. Bunların başında da Kesmeşeker  ve Cenk Taner geliyor..  “ Üstelik tanışmışız da bir Kadıköy akşamında, 
Gidebilir miyiz dersin buradan uzaklara  " diyerek Cenk Taner her konserde olduğu gibi bizlere rotayı gösteriyor..

 Bu konserde kapıya erken çöküp Karga’ya erken girdik.. Yine hüzün, yine acılar, yine bir şeylerden dem vuruldu.. İçkiler havada uçuştu ve her zamanki gibi kaldığımız yerden devam ettik.. Sıkışık sıkışık oturanlar da bu konserde gözlerden kaçmadı. Ama bu konserde sürprizler vardı.  Belen Ünal,Genç Osman Yavaş, Peyk’den Veysel Çolak, Karapaks’tan Kaan Altan, Direct’ten bilge bu akşamın konukları oldu..

Cenk Taner açılışı “ Adını Unutmaya Devam Ediyorum’’  ile yaptı. Sonrasında konuklar sahneye çıktı. Genç Osman Yavaş çıktı ilk önce sahneye. Ve şarkılar ardı ardına sıralandı. Ne mi çaldılar bu konserde.. sürprizler vardı işte.. Buradan uzaklara ile yalnızlar ligine selam verdi ve sonrasında değişik bir repertuar vardı.  “ Kalbi kırıklar bankasında, zaten’’  sürpriz şarkılardandı.

 Konserin ilk yarısı izin vermedi yalnızlık albümünden ayrıydı..  İşte güneş denildi..  “ S.O.S, Rüzgarlı Deniz Kıyısı, İyidir İyi “  çalınanlar arasındaydı. “ Sen Hep Belki Dedin “  öyle içimizden sayıklasak da çalınmaması önemli değildi. Neyse ki konserde çalınmayan parçalara yer verilmişti.. “ Ne zaman gitti tren”  bu konserlerin en çok yer verilen parçası..

 Maria’da seyircinin şarkıya katılışları yadsınamaz desem de bu her konser olan bir şey..  Ve konser arasında biraları içeriye gizlice sokup bardaklara döküp ve Kesmeşeker dinleyicileriyle paylaşmak da gecenin güzelliklerinden biriydi.  Genci, yaşlısı her zaman ki gibi kitle gecenin hakkını vermişti.. 13 Ekim’de en çok üzüldüğüm nokta Radical Noise konseriyle aynı günde olmasıydı.. 

Cenk Taner’i çoğu kez izlesek de  yine tercihimizi Cenk Taner'den yana kullandık.. Bu konserde konuklardan kaynaklı olduğunu sanıyorum, Çalınan şarkılar genel olarak akustik albümden değil ,diğer albümlerdendi..   Ama bu konseri daha da güzelleştirmişti.. Kaptan ile her daim olmaya devam edeceğiz…


Cem Kurtuluş, 2012 


09 Eylül 2012

Cenk Taner Akustik Konseri@Kartal

08.09.2012
Terk edilişimden sonra İlk Cenk Taner konseriydi.  Bu ilk terk edilişim değildi.  Son da olmayacaktı. Öyle ya da böyle bir bataklığa saplanacaktık kadınlar tarafından.  C.t ‘yi dinlemek  eğlenmeyi saf dışı bırakmaktır aslında, en azından bana göre. Eğlenceli tarafları da vardı. Sıkıntılarımdan kurtulmak çok zordu.

 Kıyısız denizlere yürümek, o denizlerden çıkamamaktır, orada sıkışıp kalmaktır. Arkadaşlarım yoktu, dostlarım yoktu, aradığım kimse yoktu. Şarap şişelerine boğulmuş gidiyordum. Akciğerim  ne durumda olduğunu şu anda bilmiyorum bu önemli değil.  Hiçbir şeyin önemi yok.  Konser öncesinde 1 litre şarabı alıp Kartal sahile inmiştik. Deniz ne kadar da kararmıştı belli değildi.

 Sağda solda gülen insanları gözlemlemek biraz iyi oldu ama gülemiyordum. Bir şeyleri yitirmiştim artık, bunlar senden alındığında onların geri gelmesi olanaksızdı.  1 Litre Avanos vadisi şarabını çok hızlı içtik, 50’lik bira bardakları boyunda plastik bardak almıştık.  Arkadaşım telefonla konuşurken ben şarabı hızlıca içtim. İçmem gerekiyordu, böylesi daha mı iyi olacaktı? Sanmıyorum…

İçtikçe içtim. 1 litrelik şarap 10 dakika da bitmişti. Hiçbir şey anlamamıştım bundan. Daha fazla içmeliydim, sarhoş olmalıydım, ağlamalıydım, kendimi kaybetmeliydim. Bir süredir kendimi kaybetmiştim zaten. Ben, ben değildim.  Hislerim benden alınmıştı, çalınmıştı,  az umudu olan ben o umuttan da yoksundum artık.  Umudunu  yükseltenler, artık yoktu.

Acılar sisleniyordu tekellerde c.t nin dediği gibi. Kartal sahil’de hafif esen rüzgarla şarap şişesini bitirdikten sonra , kafamız biraz iyi olduktan sonra, sonra sıra geldi dışarıda bira içmeye. Kırmızı Tuborg,  Efes, Bomonti ne varsa tükettim. Ne varsa tüketmeliydim, belki acılar biraz olsun böyle giderdi. Ama olmuyordu, acılar yerli yerindeydi.

Ben ise şunu sayıklıyordum ‘’  Ne hayaller kırıldı gözlerden ırak, Ben seni düşündüm, zaten çok vakit alır’’ . 

Sayıkladıkça sayıkladım, yürüyebiliyordum ama hissizce ne olduğunu bilmeden, ne olduğunu hissetmeden. Geçen günlerde çorabını cebinde unutan ve onu fark etmeyen bir adam olarak bardan içeri girdim. 

Barmenlerle aram yoktur, ama iyilerdi. Bira pahalıydı dışarıda oldukça tükettik. Ama uçsuz bucaksız azınlık  ile yine biralarımızı paylaşıyorduk. Cebimde o kadar fazla para olmasa da alkole yatırmaktan başka çarem yoktu. Akciğerlerim belki ileride iflas olacaktı, kim bilir. Bunu boşver ,evet..

Yere çökmüştük, sessizce dinliyorduk.  Ve ‘’Buradan Uzaklara’’ çaldığında  Kadıköy o’na ağlıyordu, ben ise Kadıköy’e ağlıyordum, göz yaşlarım öyle akıyordu ki durduramıyordum. Kadıköy’ü , modayı,  Moda’daki kayalıkları, sarhoş oluşları, sabahlamaları, ekmek arası yaptırdığımız o günü, üzerime atlayıp onu Bank’a kadar götürüp getirmemi, yediğimiz tostları,  Moda’da duran ağaçları ve onun yanındaki Tahterevalli’yi  her şeyi Kadıköy sokaklarına borçluyduk, seni de.  Ama şimdi Kadıköy sana ağlıyor, sen sıkıntılardan kurtulmuş olsan da kariyerler ve bariyerler arasında olsan da , yalnızlık ve özgürlüğün seninle şu an..

Biraları içiyordum yerde çömelmiş şekilde. Bazılarını ise karıştırıyordum. Hiç kimse bunu sorun etmiyordu. ‘’Atlar Dönmedi’’ derken kaptan yine bir şeyleri düşünür olmuştuk. Ama Atlar oysa ki hiç dönmezdi, Atlar hep kaçardı. Büyük sevgiye maruz kaldıklarında atlar da kaçardı, insanlarda . el mecbur onların ki demek, atların ki yani. İnsanların ki değil. Yine söylüyorduk. 

‘’Adını unutmaya devam ediyorum’’ şarkısıyla konsere girdiklerinde sessizlik her yere yayılmıştı, oturduğumuz yerde hem eşlik ediyorduk, hem acılarımız artıyor, hem hüzünleniyorduk. Biram yanımdaydı, onsuz olmazdı. Tekmeyi yemiştik öyle ya da böyle, koşmanın anlamı yoktu bu saatten sonra. Bu sessizliği seviyordum ben, ama sessizliğimi sevmemene bir şey diyemem ben. Bunu da biliyor olmalısın..

Kumandayı ver deyip sayıkladım hep aslında, yukarıda sizi kandırdım sanırım. Yok yok kandırmadım, o sözleri de hep tekrarladım.  Senin düşünmen bir şeyleri geri getirmez..  İyidir iyi demiştik ama her şey kötü gidiyor şu ara , tarih bizi geride bıraktı. Hani Kadıköy’deki biz dediğin ‘’Biz’’. O da kaldı mı ki. Wildy öldü sonunda.. Kahkaha at hadi, ne de olsa sıkıntılarından kurtulmuşun…

‘’Rüzgarlı Deniz Kıyısı’’ önümüz Marmara ama o da bir hayal olunca ve içinde sen olmayınca  deniz kıyısının da anlamı olmuyor. İki taştan bir kale olmaz artık, sadece kale değil. Bu çalındığında evet Kadıköy sokakları yine, insanların gülüşleri aklıma geliyor. Sen halen gülüyorsun.. kartal sahilde avanos vadisi şarabı , deniz kıyısına benden hediye, bir de japon balıkçı ihtiyar vardı önümde. Yitirdiklerime içtim..

‘’Eğ başını eğeceksen ‘’  Moda ‘da bu şarkı hiç susmazdı. Kadıköy’deki kayalar, gece 3 gibi gökyüzünde dolaşan yıldızlar buna şahit biliyorsun, bilmesen de olur mu ki. Bilmemen tuhaf olurdu. İstikametim sana doğru derken rotayı kendin değiştirdin. Özgürlüğün ve yalnızlığın senin istikametin oldu…

 Şarkılar arka arkaya sıralanırken acılar da arka arkaya sıralanmıştı. Duymuştum şehirdeydim, evet sen şehirde yoktun, şehir karanlığa bürünmüştü. Aşktan önemli dertlerimiz vardı, o da  çöplük oldu. Kendin iyi biliyorsun bunu..

Gecenin sonuna doğru yaklaşıyorduk. Kaptan’a ‘’Kumandayı Ver’’ diye çok söylendim, çalınmadı ama olsun. Avunmak da iyidir bir yerde. Gözyaşları sel oldu gitti, sarhoş olduk, ağladık, düşündük. Düşündüklerimiz bizi düşünmedi ama. Öylece kaldık olduğumuz yerde. Konser bitmeden rakı ile konseri bitirdim. Bir de unutulmaması gereken şeyler de var. Kaptan’ın ‘’ insan şurda akustik konser veriyor bi bülent ortaçgil havası yaşatmadınız’’ demesi de bizleri güldürdü..

Cenk Taner..
Sarhoş olmak..
Kartal Sahil..
Ağlamak..
Acılara acı eklemek..
Hüzünlenmek..
Kadıköy sokaklarına Buradan Uzaklara ile selam etmek..
Sen hep belki dedin dese miydik
Ama sen hiç belki de demedin..
Vapurlar da kalktı artık
Trenler de yok artık
Şimdi İstasyonsuzum..
Öyle bir konserdi..

Duygulu bir yazı oldu idare edin.. ağladık ,sarhoş olduk işte daha ne olsun... 

08 Nisan 2012

Kim Sessizse O Ağlasın : ’Doğmasaydın sen de oralarda, Doğan doğmuş işte şuralarda

Siyah-beyaz
Kadın-erkek
Yoksul-zengin
Zıt kutuplar
Kimliksizliğe atılan tokatlar
Yediğimiz tokatlar
Devrimciye yazılan bir ağıt
Toprak kavgaları
Aşiretler
Para babaları
Yitirilenler
Mutsuzluklar
Sessizlikler
yalnızlıklar
Ve c.t rotayı başka yöne çevirmişti
O daha öncesinden kimliksizliğe atılan tokatlara cevap vermişti
Ve demişti
‘’doğmasaydın sen de oralarda, doğan doğmuş işte şuralarda ‘’
Sessizliğe gömülenler
Sesini çıkaramayanlar
Sesini çıkardığında dışlananlar
Bir kavganın içinde yaşamını yitirenler
Yarı yolda düşen bir arkadaş için
Yitirilen bir dost için
Sesini çıkaramayanlar için
Doğmak istemediği topraklarda doğanlar için
Ve her zaman başa dönüşler sessizlik dahilinde..
Ve Kim sessizse o ağlasın..

Sessizliğin haykırışları..

Yazan:Cem Kurtuluş


31 Mart 2012

KESMEŞEKER KONSERİ @HAYMATLOS (30 MART 2012)















Yine bir Kesmeşeker konseri, yine uçsuz bucaksız azınlık bir araya gelmişti. Kısa bir süredir konser yoktu İstanbulda. O kadar uzun sayılmazdı bu süre.  Yeni insanları görmeyeli epey olmuştu, tanıştırana şükürler olsun diyelim ya da tanışana.  Bu konserde diğer konserlere göre az kişi vardı ama bu sorun değildi.

Çünkü uçsuz bucaksız azınlık yine olduğu yerdeydi.  " Bozulsa da planlar yıkılsa da dengeler burdayız ‘’ sözü her zaman ki gibi kanıtlanmış oldu.  Az ve  öz bir kitle vardı, şarkılara eşlik ediyorduk, biralarımızı içiyorduk, eğleniyorduk . Yalnızlar yine iş başındaydı. Elinde tek başına bir birasını havaya kaldıranlar, sevgisiyle eğlenenler, sarhoş olanlar.. Her kesimi görmek mümkündü.  

 Kesmeşeker sahneye çıktı.    Zamanın ne çabuk geçtiğinin farkına varamadık.  Bu konserde uzun zamandır çalınmayan "  Vahşi " parçasına yer verdiler bu da bizler için mutluluk kaynağı oldu.   Bir gün  " Şampiyon, Karanlıktan korkan bebekler "  i de dinleriz belki. Bu da bir umut. 

" Atlar Dönmedi, İşte Güneş, Tek Sorumlu, Kaptan, Ne zaman gitti tren, kim sessizse o ağlasın, Metin Kurt Yalnızlığı, Buradan uzaklara, Yağmur, Tut Beni Düşmeden, Duymuştum şehirdeydim  çalınan şarkılardan bazılarıydı. Güzel bir geceyi uçsuz bucaksız azınlıkla geride bıraktık, gecenin güzel tarafları  her zaman olduğu gibi zamanın nasıl geçtiğini de anlayamamak oldu . Ve konserin sonrasında  denize karşı sabahlamak, ve üşümenin mutluluğu da vardı üzerimizde.. 

Yazan:Cem Kurtuluş

11 Mart 2012

Kesmeşeker Bronx Albüm Lansman Konseri Ve Kritiği @10 MART 2012















Lansman’da gelip ,geçti. Lansmanlık bir şeyi kalmamıştı gerçi c.t de belirtti ama bu da iyidir.  20.yıl serisi Lansman ile devam etti. İzmir,Eskişehir, Bursa, Ankara derken zaman  akıp gidiyor.  Bu kadar şarkının peş peşe çalınması da uçsuz bucaksız azınlığı  doyurdu.  Uçsuz bucaksız azınlık her daim olduğu gibi yine oradaydı. Bütün şarkılara eşlik etti.  Sadece bu konser için şehir dışından gelenler de vardı.

 Onlar için ayrı bir mutluluk kaynağıydı.  İlk defa Kesmeşeker konserine tanıklık edip ,Cenk Taner’i karşısında görmek herkes için de şok edicidir. Herkesin bir ilki vardır muhakkak.  Büyük çoğunluk şarkılara eşlik etti. Diğer konserlere göre farklı bir öneme sahipti bu konser. 
















Sevgilisiyle gelenler, yalnızlığa mahkum olanlar, içkisiyle şarkılara eşlik edenler, ve en önemlisi de Metin Kurt’un aramızda yeniden olması pek güzeldi.  Metin Kurt’un konuşması gece adına önemliydi.  Herkesin kazandığı bu piyasa da 20 yıldır çizgisini bozmayan bir gruptan bahsediyoruz.

 Metin Kurt " Metin Kurt yalnızlığı " çalınmadan önce sahnede yerini aldı.  Sözlerini de ;

bu dönemde ya topçu ya popçu olacaksın deniyor.. İşte topçu,işte popçu, ama ikimiz de yolsuzuz, ne güzell.." sözleriyle noktaladı
 biz de çizgi metin diye  bağırdık.  Fazla ses duyulmasa da iyiydi.  Aynı Karga konserinde olduğu gibi. Metin abimizi buradan saygıyla selamlıyoruz.

 Konser ne çabuk bitti  anlayamadık. Şarkılar çalındıkça çalındı, bizler şarkılara eşlik ettikçe ettik. Şarkılar acıda veriyordu ,mutlulukta, heyecan da. Muhakkak her şarkının bir acısı vardı, bu da yitirdiklerimiz içindi.

Şarkıların içinde bulmuştuk hep kendimizi.  Mekanda güvenlik sıkıydı. Elbette sadece Kesmeşeker için orada olmayanlar da vardı. Onlar da bu sayede Kesmeşeker’i izlemiş oldu. Şarkılar sıralandıkça sıralandı, bizse kendimizi başka yere ışınlanmış gibi hissediyorduk. 

 Öyleyse neler çalındı onları söyleyelim biraz da. Albümden girsek daha iyi olacak. " Doğdum ben memlekette, kim sessizse o ağlasın, benim adım ne, metin kurt yalnızlığı, gittiğin gün,  sıcak ve kurak, her şey sermaye için sevgilim, tut beni düşmeden,  para pul, işte güneş, gerçekten özleyince ,tek kişiyim ben hala, ne zaman gitti tren " .

 Bunlar çalındı . Çalınmayanlar da vardı. Albümden tezatlar kitabı çalınmadı, artık başka defa çalınacaktır.  Şarkı arası olmadı. Belli ki zaman kısıtlaması vardı. Kes-me-şe-ker tezahüratları yükseldi birden.

Ve C.t ‘nin bundan önce yaptığı konuşmada var. Kesmeşeker’i eleştirip ama özeleştiri değil. Bel altından vuranlar için diyorum. Kesmeşeker orada burada çıkmasın diyenler için birkaç şey söyledi ve ekledi.

 Kesmeşeker ne yaptığını bilen gruptur, herkesin içi rahat olsun.  Mekan güvenlik açısından sıkıydı ve ses sistemi inanılmazdı. Gelen veya gelmeyen herkese  selam olsun!


05 Ocak 2012

Metin Kurt Yalnızlığı: iki şişe ucuz şarap Bir tarih yazabilir











Metin Kurt aykırı bir isim
Sosyalist kişilik
70’ler denince akla gelenlerden
Kimilerinin unuttuğu kimilerinin Kesmeşeker sayesinde hatırladığı  emekçi sporcu
Futbol ve müzik iki yol arkadaşıdır
İkisi  birbirinden ayrılamaz
Ayırmak da mümkün değildir
Çizgi Metin
Kesmeşeker kapağına en uygun isim

Tribün ve hayatın ortada kesişmesi
Verkaçlar sonunda ceza sahasında kalanlar
Ne güzel diye tebessüm etmeler
Kesmeşeker’in fikirleriyle örtüşmesi de var bunun yanında
Sınıfsal bir tavır koyan bir isim metin Kurt
Protokol tribünü önünde oynamam diyerek orada oynamayı reddeden bir isim bilmeyenler için

Ceza sahası dışında kalanlar
Hayatın dışına itilenler
Emek verdiklerinin hakkını alamayanlar
Ve sonunda hayatın tekmesini yiyenler
Bunun için Metin Kurt Yalnızlığı doğru olur
Metin kurt bir metafor öncelikle Kesmeşeker için
Futbol tarihi için önemli bir isim  aynı zamanda
Kesmeşeker’in  şarkılarında futbol-hayat benzeşmesinin bilinmesi çok da zor değil

Sıra dışı insanlar için
İki şişe ucuz şarap ile tarih yazanlar için
Tarih de iz bırakanlar için
İnandığı yolda yürüyenlerin yalnızlığı bu

Seçtiğimiz yol
Kaldığımız yol
Seçimler
Yalnızlığımız ve ceza sahası durumları
Ödenilen bedeller
Ödetilen bedeller
Ve ranta dönen her şey
Endüstriyel üzerine kurulan her şey
Paranın uşaklarına karşı bir isyandır " Metin Kurt Yalnızlığı"

Tekrar etmek gerekiyorsa " İnandığı yolda yürüyenlerin yalnızlığıdır bu’’

Yazan:Cem Kurtuluş







10 Aralık 2011

Kesmeşeker Konseri @Haymatlos (9 ARALIK 2011)

















Kesmeşeker’in yeni albümü çıkmadan önce  son konserdi bu. Elbette albüm çıktıktan sonra konserler olduğu yerden devam edecekti. Konser öncesinde Cenk Taner, Can Alper ile muhabbet ettik. Muhabbetin ana konusu futboldu, Kaptan’ın hayatına ilişkin şeyler, Metin Kurt’la ilgili şeylerden bahsedildi. Ekip tam takımdı  apoldinyo dahil. Kesmeşeker deyince akıllara o gelir, gemiyi yöneten kaptandır müdavim anlamında. En eskilerdendir, Kesmeşeker’le yola çıkanlardandır,  kayıt dediniz mi bütün kayıtların mimarlarındandır.

Metin Kurt’un bir takımı olduğunu  yeni öğrendim. Bağımsız bir takım, avcılar da bir takım. İsmini anımsayamadım şu an.   Uçsuz bucaksız azınlık yine oradaydı. Konser öncesinde Cenk Taner ’’atlar dönmedi’’ ile mi giriyoruz derken tam konsere o parçayla girildi, “atlarım henüz dönmedi o geçmişten” diye geçmişlere, halen atını arayanlar için selam verildi. 

“ Acıların Kralı” sık sık dillerden düşürmediğimiz parça olsa da seyirci bir taraftar modeline büründü mekanı atmosfere sokarak bir tribün yarattı. “ Eyalet çocukları” sıklıkla duyduklarımızdan. Metin Kurt demişken “  eyalet çocukları” d a es geçilmedi. “ Sıcak kurak” unutulmaya yüz tutulduğunu sananlar olsa da “ sıcak kurak” da çalındı.

Şarkıların her biri yüksek sesle söyledi. Apoldinyo’yu  Tek sorumlu’da gözlerimiz davulda görmek isterdi ama zamanı değilmiş demek ki. Bir tarih söz konusu Kesmeşeker ve Apoldinyo için “ Tek sorumlu.

Haymatlos serisinin en klas konseri oldu, kayıtlardaki yerini aldı.
Hem deplasmanda yüksek sesle söylendi şarkılar
Hem de her şeye selam edildi!


Cem Kurtuluş, 2011 Aralık 


11 Eylül 2011

KESMEŞEKER HAYMATLOS KONSERİ KRİTİĞİ@9 EYLÜL 2011

















Bir süre Kesmeşeker konserlere ara vermiş bizler de Kesmeşeker’i özlemiştik. 9 eylül’de  Kesmeşeker’in Haymatlos da  konser vereceğini duyduk ve heyecanlandık . Ne de olsa  özlemiştik. Konser 23.30 gibi başladı onun öncesinde kaptanla ve diğer arkadaşlarla muhabbete dalmıştık.

 Geçen konseri  kaçırmıştım yeni albüm kayıtlarından mahrum kalmıştım bu konserde bunu telafi ettik. Andıran otu kitabını bir süre sonra imzalatmam iyi oldu.(Taksim'den Kadıköy'e)  Bu konser de Kesmeşeker grubunu performans olarak daha iyi buldum.

Yine deplasmandaydık ama böyle bir deplasmanı yaşamak ne de güzel diye insan içinden geçiriyor.  " Aşklar bizi terketti,Acıların Kralı, Eğ başını eğeceksen, En çok Seni, Henüz onlar bunları bilmiyor, Maria, Tek sorumlu ve diğer şarkılara büyük bir coşkuyla katıldık.

 Yeni çıkacak albümden şarkıyı kaydettim kamera’ya fakat yayınlamak doğru olmaz. Albüm çıkınca hep beraber göreceğiz ve albüm konusunda şüpheniz olmasın. En azından benim bu konuda şüphem olmayacak. Gece 02.00-02.30 arası konser bitti. Her taksim konserinde olduğu gibi bu taksim konserinde de sabaha kadar içerek otobüsün gelmesini bekledim. 

Yazan:Cem Kurtuluş






14 Nisan 2011

KESMEŞEKER SHAFT KONSERİ KRİTİĞİ@13 NİSAN 2011














Yine Kadıköy, yine Kesmeşeker ve yine güzel bir gece.. Sonrası malum,  Bu güzel geceyi güzel yapanda Kesmeşeker.  Mekanın fazla dolu olmaması ve diğer mekanlara göre küçük bir mekan olması belki de dezavantajdı.  Bütün şarkılara eşlik etmek bünyeyi bazen sarstı, bazen de gülümsetti. Azlığın çokluğu yerini aldı.  

Konserde yine klasik parçalardan gidildi. “Nereden düştüm ben bu yönsüz dünyaya” nakaratlarıyla beynimizi kazınan,sıkça tekrarladığımız “ Kusursuz cinayetler çağında” kendi cinnet geçirdiğimiz halleri hatırlarken” Duymuştum şehirdeydim” ile vitesi 5’e takıp, “ Yolculuk bitti” ile güven devri olduğunu hatırladık. Eğlencenin dibine vurduk olduğunda. Hem eğlence,hem hüzün.. Tren hatlarının gölgesinde bekleyenler için “ ne zaman tren” elbette unutulmadı, tabii acıların filizlenmesiyle gelen “ Acıların Kralı”

Çalındı da çaldı ,bizde bütün şarkılara her zamanki gibi eşlik ettik.

Doğal olarak sesimiz kısıldı. Az ve öz bir kitle, Kesmeşeker’i bilen takip eden kitleyle olmak ayrı mutluluktu. Kalabalık olmaktansa böyle kitleyi yeğlerim.  Melodilerin “ Ooo kısımlarını’’ yanımda duran 2 arkadaşla bolca söyledik ve orasının keyfi daha başka ve  güzeldi.  Kadıköy’de Kesmeşeker konseri taksim’e göre daha farklı olmasını tarifi pek de zor değil. Bir nevi taksim deplasman, Kadıköyse kendi evimiz. İç saha ve deplasman maçlarında futbol ritüelli hareketlerle görüşmek üzere…

13/04/2011
Yazan:Cem Kurtuluş


12 Mart 2011

Kesmeşeker Konseri Kritiği@ 11 Mart 2011


 










Bir Kesmeşeker konserini daha geride bıraktık.  En son karga’da 20.yıl konseriyle kesmeşeker konserlerine start verilmişti ve bu start öyle devam etti. Şimdiki durağımız taksimdi, deplasmandaydık cenk taner’in deyişiyle.  Nedense Taksim’de kesmeşeker konseri oldu mu kesmeşeker dinleyicileri o kadar heyecanlanmaz. Hava değişikliği burada da kendisini gösterdi.  Mekana 22.00 gibi gittim 22.30 gibi kapıların açılacağını öğrenir öğrenmez daldık mekana. 

 Gruplar soundchecklerini bitirdi. Kesmeşekerden önce kırkbinsinek adlı bir grup sahneye çıktı.  Grubun performansını sevdiğimi söyleyemem. Bir an önce Kesmeşeker'in çıkmasını beklerken Kesmeşeker 00.30’a doğru sahneye çıktı. Bu sefer şarkı listesi  karışık gidiyordu. Yine kalabalıktı ama bu defa seyircinin performansı düşüktü.

İçenler, kargaşa içerisinde bulunanlar, kendini thrash metal konserinde pogo yapıyor sananlar, kafaları yerinde olmayıp rotayı kaptana çevirenler ve birçoğu…

  " Para pul,” ile kadıköy’den taksim arası mekik dokuyanlar ama gelemeyenler, “ çok film seyrettin oğlum kendine gel” ile cebimizdeki bozuk paraları saydık, eğlendik,yere düştük bazen. “Tut beni düşmeden” ile yükseğe çıktık, kendimizden geçtik az ve öz bir kitleyle. Güneşin olmadığı bir gece “işte güneş” ile ruhumuz güneşle doldu.

 Kadıköye selamımız aşklar bizi terk etti ile devam etti, treni kaçıranlar için ne zaman gitti tren paha biçilemezdi ve defterlerden onaylanmayanlar adına kendini sorumlu hissedenler adına “tek sorumlu” . Hepsi bu kadar değildi, “ Kaptan” ile kemerleri bağladık, uçuşa hazırlandık. Yağmurlu bir günden sonra maria ile kendimizle yüzleştik,özlediklerimizi “ gerçekten özleyince” ile yad edip acılara “ Acıların kralı” ile selam ettik.

 Şarkılar çalındı da çalındı.  Uzun konserleri özlemiştik. Ekip yine olduğu yerdeydi. Planlar dahilinde eğlendik.   00.30’da başlayan gece 03.15’te bitti  O saatten sonra da biz evlerimize döndük. 

Yine de güzel bir konsere tanıklık ettik. Kaptan’ın yorgunluğundan mı bilinmez bazı şarkılar uzatılabilirdi…

Yazan:Cem Kurtuluş


14 Kasım 2009

KESMEŞEKER













“ Kesmeşeker” sözleriyle hayatımı yönlendiren, ritimleriyle farklı ufuklara götüren Türk müzik tarihinin en kaliteli ismidir.  Kasıntısız ve rahat müzikleri bir bakıma devrimdir. Kesmeşeker konserleri her zaman olmaz ,ama olduğunda duyan gelir, tıka basa dolar. Cenk Taner, Kesmeşeker fanlarını “ Uçsuz bucaksız “ olarak  tanımlıyor. Kesmeşeker’in kemikleşmiş kitlesi olduğunu herkes söyler,ki öyledir. Konserlerinde şarkılar bir arada marş halinde  söylenir. Cenk Taner’in “ uçsuz bucaksız azınlık”  olarak tanıttığı kitle Kesmeşeker’i Ankara'da da ,Konya'da da  hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır.

 Kesmeşeker, ağızlara hiçbir zaman  sakız olmamıştır. Sözleriyle anlaşılması zor bir grup olmuştur . Anlaşılması zor bir grup olduğu an itibaren kendine özel bir kitle yaratmıştır. Bu kendi aralarında konuştukları özel bir dil gibi. İlk dinlediğinizde gizemli grup olduğuna inanırsınız. Dinlediğinizde büyülenirsiniz,ki bu en yakın olasılıktır.Belki basit bir tabir olacak Kesmeşeker içimizdendir. Bir gün gelir de rakı sofrasında cenk taner’le kadehi tokuşturabilirsiniz.  Bir gün gelir konserde haykırarak şarkınızı söylersiniz. Samimiyetin getirdiği olaydır bu. 

Kişisel olarak yolculuğa çıkacaksam; Kesmeşeker’i Aşk ve Para albümüyle tanımıştım. Müzik çalarımda ilk dinlediğim albümdür Aşk ve Para. Aşk’tan paradan ,hayatta yaşanılanlardan ,yanlışlardan, doğrulardan ,futboldan, tribünden, bir şeylere duyduğumuz özlemlerden, özlediğimiz şeylerden, emekten bahsediliyordu. Hayatın içinde ne varsa Kesmeşeker’in sözlerinde de o vardı. Hayatın içindekileri kestirme yoldan anlatıyordu. Kupalardan,şampiyonluklardan,amatör ruhun kaybedilmemesi gerektiğinden dem vuruyordu.

 Sözün tabiriyle  Kesmeşeker ne çilekeş’tir ne Manga’dır.  Bir takım düşünün o takımı yönlendiren bir kaptan vardır işte o geminin kaptan'ı Cenk Taner. Zaten bu herkesin bildiği bir durumdur. Kesmeşeker dinleyicileri Ben ,Sen,O değil, "Biz’dir’’. Bir topluluktur. O topluluktur ki birçok şeye karşı duyarlıdır. İçlerinde yaşlısı, genci ,emekçisi, her kesimden birey vardır. Kesmeşeker, dinleyicisiyle bir bütündür, hem de ayrılamaz bir bütün!


Kesmeşeker, "Aşk ve Para" albümüyle artık hayatıma girmişti. Ve hayatımın en önemli parçasıydı. Büyüleyici ses, gitar tonları, hayatın dışında ama hayatı anlatan sözler.. “İnsülin”  albümünü dinlediğimde çarpılmıştım.  Kesmeşeker, yine yaşadıklarımızın ,hayatımızın acı yanlarından bahsediyordu. İnsülin albümünü ve bundan bir önceki albümü dinleyenler kesmeşeker için “ Çok karanlık,mutsuzluk verici"  gibi tabirler kullanıyordu. Bu dinlenen şeyin doğruca kavranmamasından kaynaklanıyordu." En Çok Seni,Feridun Bey ,İşte Güneş, Yoksulluk,Para Pul" şarkıları albümde klas birkaç şarkıdan biriydi. Ekonomiden,sefaletten başlayıp birçok konuya açıklık getiriyordu.

" İşte Güneş"  sefaletten, önümüze çıkan engellerden,bize zorla yaptırılan şeylerden,savaşlardan, bahsediyordu. Albüm Kesmeşeker’in savaş karşıtı bir grup olduğunu aynı zamanda  ortaya koyuyordu. Kesmeşeker’in kuşkusuz en protest albümü İnsülin olduğunu söylemek doğru olur. 1991 yılında çıkan Dipten ve Derinden albümü de aynı zamanda bu açıdan önemli bir albüm. " Güney Afrika'da şarkısı ırkçılığa karşıt en önemli şarkılardan biri olduğunu 90’ların başında kanıtlamıştı. Yine insülin'e dönersek  bunları dile getirebilmek  önemlidir.

 

" bıkmıştın sefaletten, nefes almaktan, vermekten

onun haberi bile yok ne kadar çok sevdiğinden

bıkmıştın okullardan, ceketten, kravattan

seni hep zorluyorlar, ruhunu istiyorlar"

 

Zorunlu olarak uygulanan okul çağlarına böyle tepki veriyordu Kesmeşeker. Back vokallerde grubun eski isimlerinden Tayfun Çağlar yapmıştı. 90’lı yıllar Türk Rock’ı için bir milattır. Gruplar o zaman popülerliğe önem vermez, televizyona çıkmak için hiç uğraşmazdı(!) Şimdi görüyoruz ki çoğu grup televizyona çıkmak için can atıyor. " işte şarkı, ne zaman yazıldı? ne listeye girdi, ne de bir ödül aldı." sözüyle de olaya olan tepkisini dile getiriyordu.

Albüm " İşte Güneş"  şarkısından ibaret değildi. İşte Güneş, birçok şeyi anlatıyordu. Bu şarkı yarım saatte yazılmıştı. Feridun Bey’de  kent ozanımız Cenk Taner bu şarkıda memleket olaylarına değiniyordu.  Şarkı aynı zamanda Türkiye'nin 80 öncesinin kapalı yapısından liberal ekonomiye geçiş dönemini en iyi anlatan eserdir. Cenk Taner şarkıya Feridun Bey'i anlatarak girer. Feridun bey, küçük bir şehirde kıt kanaat geçinen bir emekli memur’dur. Pek çoğumuzun dedeleri, babaları gibi hep aynı partiye oy verip sonra da "niye acaba bu ekonomi bizde böyle de, japonlar'da böyle" diye şaşmıştır. nakarattaki “ Amerikan sigarası, dış mihrak tezgahları", Marlboro'ların, kent'lerin bir dönem sigara tezgahlarında satıldığı düşünülerek yazılmıştır.


“ Japon malı Tv'sinde, batmış Türk sineması’’ dibe vuran ekonomiye gönderme söz konusudur.

“En çok seni “  Kesmeşeker severler için ballad niteliği taşıyan   “ kafam batı yüreğim doğu’’diyerek edebi mevzulara giren bir parçaydı. .Pişman olduğumuz zamanlara gönderme yapmıştır.  Hayatın içinde olan şeyleri Kesmeşeker bize anlatmaya devam ediyordu. "Yoksulluk" şarkısında. Hem kalben, hem fikren vurgun yapılıyordu. ‘ Gemi benim kaptan benim’ diyerek bir ailede gemide kaptan’ın görevlerine dikkat çekiyor.


Derken " Tut Beni Düşmeden"  albümüyle tanıştım. “ Eyersiz Atlar”  şarkısı başımı döndürüyordu, bu şarkıda diğer şarkılar gibi  bağımlılık yapmıştı yeterince. Bu albümü dinlemek eyersiz atlara binmek gibi’ydi ’’Gayet yalın,gayet çıplak’’

Albümün adı kadar ruhu da Mevlanaydı. Eyersiz atlar, Maria, Sanaloğlan her biri harikuladeydi.1999’da bize kusursuz bir albüm sunmuşlardı .  “Maria”  şarkısı yolculuklara dair bir çok şeyi içinde hissettiriyordu bize ve Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'dasına selam çakıyordu Kesmeşekerin en son albümü ise ‘kum’ . Bu albümle ilgili bir yazıda bu albümden şu sözlerle bahsedilir.


" Cenk taner ve arkadaşları yeniden hayata dair nefis bir “soundtrack” hazırlamışlar. başrolde kim mi var? ben, sen, o, biz, siz, onlar…" 

Çoğu kişi tarafından bu albüm eleştirilir. Oysa Kum albümü bir altın kadar değerli. Değerine bilemeyen insanlara selam olsun. Cenk Taner bu albümde bize erken kalkmak zorunda olduğumuz lodoslu sabahları, gitmek istediği deniz kumundan yerleri anlatıyor.

"Tek kişiyim ben hala"  kendini zenginden sayarak gençliğinden bir şeyler saklayan gençlerin , ağızdan damardan aşk isteyenlerin, sevdiğini savaş meydanlarında arayanların, aldatılanların ,düşlerinden ayılanların ,hiç uğruna üzülenlerin , yalnızların, Kadıköy'deki kayalara tarihi yazmış olanların şarkısıyla yolculuğa çıkmışlığın tadını almıştık. 


Kesmeşeker düz bir grup olmaktan ziyade içimizdendir. Kesmeşeker ben,sen ,o değildir “ Biz’dir” .Kesmeşeker grubu insanlara karşı samimidir.’’Uçsuz Bucaksız Azınlıktır’’.


Burda kişisel notlar olarak benim için yerini almıştır.

 

Cem Kurtuluş,2009