// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Düz Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düz Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2013

" Rıhtım Yolu Üzeri.."


05.12.2012 / Rıhtım Yolu Üzeri

Şarap şişesinin yarısında  kafayı bulabilirsin yürürken
Karşıda bir deniz görünür
Esnaf, balıkçılar, çay dağıtan yaşlı adam, ayyaşlar, sokak başında müşteri bekleyen kadınlar..
Sonrasında güneş batar
vapur saatleri bitmeye ramak kala vapur kalkar iskeleden
İnsanların işten çıkış saatidir
Gün ağrımıştır artık
nesnelerin karışıklığı
fotoğrafların bulanıklığı önünden geçer
“şu adama bak” diyen kalabalığın içinden öylece sıyrılırsın
Sen sayarsın kalabalığı kalabalık devam eder yürümeye
koşarsın kıyamete kaybeden atlar misali 
en sonunda kaldırımın köşesine oturup caddeden geçen arabaların plakalarına bakıp şarap şişesinin dibini gördüğün kaldırım kenarında plakaları sayarsın
plakalar zihninde yer değiştirmiştir
Sayaçlar çalışmaz artık...


 Yazan: Cem Kurtuluş

24 Ocak 2013

" Boşlukla Çalkalanmak"

Karnım boşlukla çalkalanıyordu. Kadıköy’deydim. Bir kitapevine iş başvurusuna gittim seneler sonra. Korkaklığı bir tür yenmek gerekiyordu.  Bir adım attım doldurmaya başladım formu. Dene bir daha yenil sözü anlam kazandı.  Herhalde öyleydi, denedim. İşe girmek onların “ olur” demesine bağlıydı Kadıköy’de sakin bir yere girip köşeye kıvrılıp çayımı söyledim,  kitap okumaya başladım. Şeffaf bir kağıdın içine bakıp durdum bir süre. Çay ocakta demleniyordu. Demlenmesini  bekleyerek zamanımı geçiriyordum. İnsanlar kahkahalarını etrafa saçtı, Sonrasında birkaç kitap daha  inceledim. Sözcükler ikide bir yer değiştiriyordu. Müziğin çalması Kadıköy’deki yağmur damlalarını hatırlattı.Çay içerek  “ bir çay olsun uçuk kaçık” sözünü hatırladım. Bu sözü hatırlarken midem aynı çalkantıyla dönüyordu. Bulunduğum yer dolmaya başlayınca  mekandan topuklamak zorunda kaldım. Sonrasında hava kararmış ,gün bitmişti… her zaman böyle olurdu.



 Cem Kurtuluş, 2013

23 Ocak 2013

İleri Demokrasiye Devam (!)


Abd askeri, Alman askeri, Suriyeli teröristler ülkemizde
Dokunmak, söz etmek yasak
Patriotlar, üsler, radarlar dolmuş. Bağımsız Türkiye

Özelleştirmeler, işten çıkarmalar tam gaz
 Maaş zamları sıfıra yakın
Vergiler ve fatura zamları dağ boyu...
 Türkiye'nin günlük yaşamı."

Müzik grupları yasak ve sakıncalı
Filmlerin afişleri sansürlü
Baskılar tam gaz devam
Alkole zam
Sigaraya zam
Göztepe parkını yıkıp oraya cami yapma fikirlerine devam
Moda'da ki çimleri kaldırıp betona döndürmek ve Halkın tepkisi olunca yeniden çimlerin yapılma fikri
Tribünde Pankarta yasak 
fişlemeye devam
6222 Yasağı
Deplasman yasakları
Her yönden ceza verme lüksüne sahip olma fikirleri
Gazeteciler hukukçular içeride tam gaz

Yargı kendi elinde
Asker elinde
Polis elinde
Susturma konusunda bir numara olduğunu inkar etmek yersiz olur
Protesto’nun hak olarak yazıldığı yerler sınır dışı
Çeşitli çeşitli yasalar kendi kadronu kurmalar
Halen içeride onlarca gazeteci
Hukuğun hiçe sayıldığı, egemenlik ve millet anlayışının sıfırlandığı Bağımsız Türkiye (!)
Tarihi binalar kül ediliyor
Önemli işletmeler kapatılıyor kendilerince
Hapishanelere Jandarma yerine Polis yerleştirilmesi
Tam gaz İleri Demokrasiye Devam, Tam gaz Fişlenmeye devam...


Cem Kurtuluş, 2013



21 Ocak 2013

" Kadıköyde O Şarap "

Kadıköy’de o şarabı sadece ben içiyordum
 Diğerleri tiksiniyor olmalıydı
 Ucuzdu, kafa yapıyordu, çareydi
 Beyin hücrelerime doğru iniyordu
 O şarapla kendimi özdeşleştirmiştim
 Elimin altında durmadan yapamıyordum
 Çok gülünç durumdaydım bu şarapla
 Sabahın köründe bu şarabı aramak manyaklıktı, ahmaklıktı
 Tarihteki yerimi almam  bu şaraba bağlı değildi, ama içmeden de yapamazdım
 Şartlandırmıştım belki de kendimi
 Daha dükkanlar açılmamışken bir şarabı bulmanın yolunu arıyordum
 Moda sahilinde bu şarabı içtiğim günlerim artık geride kalmaya başlayacaktı
 İş alanlar, görevliler modayı yok ediyorlardı
 Moda'nın her yeri beton oluyordu
 Ve Kadıköy’ün herhangi bir yerinde insanlar kaldırımdan yürürken sabahın köründe   şarabımı içmeye devam ediyordum

 Bir yandan da güneş vurmayan bir apartman köşesinde bir ihtiyarla olmayan şeyler üzerine dünyayı kurtarmanın derdindeydim

Cem Kurtuluş, 20.01.2013/ 11.00/ Kadife Sokak

14 Eylül 2012

''Çay..''

Yine ait olduğum yer Kadıköy’deyim.. Döndüm durdum öylece. Her gün buraya gelmeden yapamıyorum. Bu senden önce de böyleydi, senden sonra da. Ama seninle bir anlam kazanmıştı. Yapayalnız bir başıma, boynumu eğmiş yürüyordum her zamanki gibi. Duvarlar farklı, insanlar farklı, dükkanlar farklı, hayvanlar farklı, her şey farklı geliyordu bana. Farklı gelmeyen tek şey kendimim ve hep aynıyım..

Yanımda kimse yok. Yorgun yorgun yürüyorum. Herkes kaldırımdan yürürken ben kaldırımın dışında yürüyorum. Ne yapmaya çalışıyorum? Ben Kimim.. Bunlara verecek cevabım yok. Kilitlendim!
İnsanlara bakamıyorum. Öyle ki onların mutluluğunu görünce daha çok üzülüyor ve dibe batıyorum. Her gün şarapla beynimi dolduruyor, akciğerimi iflasın eşiğine getiriyorum. Çabam neye ki...

Yapayalnız yüzüm asık şekilde hiçliğe yürüyorum. Bahariye’ye doğru sessiz adımlarla başımı öne eğmiş yürümeye devam ediyorum. Kimse yok çevremde. Onların peşinden koşmuyorum. Yaşadığımı sanıyorum, yaşamak denirse...

Beynimi kontrol edemiyorum. Arada kafam çalışıyor.

Yürürken bir köpeğe rastlayıp, onu kendime benzetiyorum. Bir yerleri hasta gibi, o da kontrolsüz. Benim gibi. Ona bakarak yanından geçtim. Şarap almayı düşündüm, ama bir çay içmenin iyi geleceğini düşünüp oturdum Kadıköy’ün en sakin yerine. Kız gelip ne istediğimi sordu, çay dedim. Şekeri, yavaşça çayın içine attım, sessizliğimi korudum. Şekeri karıştırırken içinde anlam aradım. Hiç olmadığım kadar sessizim. Çok şey yitip gitmiş, umutlarım buna dahil.

Çay öylece masada dururken Bob Dylan çalıyor... Tebessüm ederek içerideki kitaplara bakıyorum. Kitaplar içimi acıtıyorlar, tıpkı tatlı şarap gibi. İkisini de bırakmıyorum.

Bir süre kitaplara baktıktan sonra, masaya geri dönüp çayımı içmeye devam ettim. Karnım aç, midem zayıf. 3-4 gün yemek yemediğimi, sancılarımın arttığı sarhoş günlerimi düşünüyorum. Zayıflıyor her yerim. Midem, beynim, ayaklarım... Çayı içerken karşımda duran kül tablası boş bir şekilde duruyor. Ona eşlik ediyor çay kaşığı ve sandalyeler. Yan masaya geçerken kalabalık bir grup, boş sandalyeyi istiyor, boşluğuyla bana eşlik eden. Ses etmiyor, sadece kafamı sallıyorum.

Anladılar...

Kaldırımın Köşesinde orta boylarda suratı eskimiş bir adam, öylece oturuyor. Ve yanında bir köpek. Bir dost kadar yakın.

Hayatın anlamını düşündüm o an ama yitirdiğim düşlerim, olmayan hayallerim, heyecansızlığım, yaşamdan kopmuşluğum yanıt bulamadılar buna... Bir çok şeyi düşündüm. Çay bitmemişti, kaşık öylece duruyordu olduğu yerde, bir de şeker.

Çay soğudu.

Bir şairin sözünü anımsadım.

“Hepsi yaralar ,sonuncusu öldürür.”

Yavaşça masadan kalktım, boynum bükük ve çay bardağını götürdüm, 1 lirayı masanın üstüne bıraktım, sesiz adımlarla Kadıköy sokaklarında anlamlar aradım durdum...


Yazan: Cem KURTULUŞ



29 Temmuz 2012

Halı Saha...

Kadıköy’de akşamüzeri sekiz suları.. Halı saha maçından çıktık, her yerimiz ter içindeydi. Sahada kaleci olmanın önemini düşündüm C.T nin yasasına göre.  Sahaya çıktık herkes kafasına göre sahaya dizildi.
Yaklaşık 1 senedir ayağıma top değmemişti.  Daha önceleri topun peşinden koşardım daima, şimdi Topların peşinden, işlerin peşine..

Sıkı maçtı. Rakip zorluydu, Kalecileri iyiydi. Kaybetmeye tahammülü olmayan ben yine kendimi parçalıyordum sahada. Seneler geçtikçe değişmeyen bir şeydi bu..

Halı saha maçından çıkmış yolu bulmaya çalışıyordum. Köprü altından rıhtıma inip simitçinin yanına çöktük.
Simit-çay iyi iyi ikiliydi defans misali. Sonra yolumuza gittik . Yolumuz kadife sokağa doğru uzanıyordu
Önce kilisenin oraya uğradık. İçenler, sıçanlar vardı her daim. Berduşların yeriydi..

Yerimizi değiştirdik. Beynimiz içmekten başka bir şeye çalışmıyordu. Cebimde Son 20 liram vardı.Saat oldukça geç olmuştu. Eve gitmekten çok  o 20 lirayı alkole yatırmak daha iyi fikir gibi geldi..

Cebimde kalan akbil pasosundan başka bir şey yoktu .Bir de 20 lira .Bütün parayı biraya yatırdım o gece. 2 birayı kilisenin orada 3 birayı da karga bar'ın karşısındaki apartmanda içtim. Kendi kendime laflarken yoldan geçen bir adam üstümdeki formayı fark etti, karşı karşıya tezahürat yaptık. Kitleler halinde tezahürat misali..

İşemek için kilisenin sokağı mı yoksa karga barın yanındaki boşluk mu diye düşünürken boşluk daha cazip geldi bana. Oraya saldım içmeye devam ettim. 

İnsanlar mutlu gözüküyordu sokakta. İçerken mi mutlu görüyordum onları yoksa başka bir şey miydi bu bilmiyordum.  Sokakta yerde çökmüş oturdum.  Sadece ben değil. Tinerciler de geliyordu yanımıza
Onların da hayatı berbattı aslında. Bizim gördüğümüzden daha berbattı.  Erkek Kadın, genç yetişkin herkes bir arada içiyordu . Ama ben köşede tek başıma oturuyordum.  Bunu  kendim seçmiştim..

Arada tanıdıklar  çıkıyordu. Öyle olmuştu ki oturduğum yerden aniden kalktım. Moda’ya inen havuzun oraya indik bir şarap şişesiyle. Şarap şişesini arkadaşımdan almıştım. Karnım açtı ama son paramı biraya vermiş biri olarak açlığı düşünmek yararsız olurdu.

Sabaha kadar bekledim o soğuk havada.  Berduşların çoğu bankın üstünde yatıyordu.. Moda'ya indim bir süre sonra, kimse yoktu. Her zaman olduğu gibi dünya dönmeye devam ediyordu, ben de yoluma gitmeye..


Yazan:Cem Kurtuluş

17 Temmuz 2012

''Biz''..

17.07.2012/Kadıköyde yaşanan güzel günler adına...

Ben, sen oldum şimdi
Sen de ben
Birbirimize karışınca
Beraberce bir zamanın harfi olmaya adım adım
Saatleri geride bırakmaya ramak kala
Harflerin sesi kulaklarımızda çınlayacak..

Bir çardakta sessizce otururken biz
Bir kedi sesiyle uyanmamız ikimizi  de şaşırtacak
Melodiler kulaklarımızı sağır ettiğinde
Bedenlerimiz bizi sararken
Kulaklarımız hiçbir sesi duymazken
Dünya arkamızda kalırken
Sen ve ben
Her şeyi geride bırakmış olacağız..

Dalga sesleri yükselmişken
Gamzelerinin içtenliği artarken
Gülüşün bir rüzgar gibi geçerken
Lodoslu bir Kadıköy akşamına doğru yola çıkmışken
Her şeyi geride bırakmış olacağız seninle..

Bir ev
Kedi
Eşyaların önemliliği olmazken
Bir öpüş izinin bıraktığı anlam derinleşirken
Kargalar ve köpek sesleri yükselirken
Her şey ne kadar iyi gidiyor
O boktanlıkları rafa kaldırmışız sanki..

Kadıköy bize gülüyor
Köpeklerin havlamaları gibi..


Bavullar
Eşyalar
Şoför gaza bastı
Hadi kaptan devam dedim..

Şarabımızı yudumluyoruz  seninle
Güzel Marmara, güzel şehir
Meçhul’ i hareketlerin izinde kayıp kuşaklarda bir gemi sallanıyor öylece
İsimsiz gemiler
Sen, ben gibi
Ama bizim ismimiz var
‘’Biz’’
Ben ve senden çıkmış
Bizin önemliliği

Arkadan bir ses
Sen şu an uzakta
Beni özlersen öpmen gerektiğini biliyorsun
Sadece tebessüm etmen yeterli hem
Gamzelerin bunu açığa verir biliyorsun

Ne yapacağını sen iyi bilirsin hem..

Bugün yorucu geçti
Hem Marmara gemisi yeni battı
Faizler binmiş
Hava bunaltıcı
Memurlar dışarıda..

Fotoğraflar, buruşmuş yorgan, yastık, ve ayna karşısında sen
Islak düşler sonunda karşımda sen..

Bölücü bir aşktan ziyade
Paylaşılan dalgalar arasında kendimize bir harita çizdik beraber
İsmail rotayı ters yöne çevirip bizi ters köşeye itmiş..

Varoluşlar  ve yok oluşlar arasında kendi haritamızı çizmeye devam
Zaman içinde kendimizi kaybettirelim
Zamanın rotasını biz belirlemeliyiz
Zaman ancak o zaman anlamını yitirir
Yitirmesi de gerek
Geriye bir şey kalmaması gerek ''bizden başka''..

Seninle haritayı yok edebiliriz
Baştan sona doğru
Bunu yapabilmek güç
Aynı parantezi açmak gibi, ama zorlarsak yapabiliriz
Cebimizdeki düşlerle uzaklara doğru yelken açmanın zamanı şimdi..

Korkaklık bize uzak
Ama korkularımızdan uzaklaşmanın yollarını arayalım beraber
Beraber silinebilir korkular
Korkudan kurtulmak istersek..

Yan kapıdan biri girebilir
Bir ses
Bir tını
Kapı gıcırdayabilir
Yataktan aniden başka odaya doğrulabiliriz seninle

İstanbul ne güzel diyorum bazen
Yol ilerlemiyor baksana
Yürüyoruz beraber..
Yağmurun bizi ıslatması kadar masum her şey
Yıldızlar çoğaldı biliyorsun
Sarhoş halimiz güzel, en az biz kadar..

Kadıköy’deki martılar bir anda şaha kalktı seninle..

Sallanan salıncak gibi  yıldızlara kadar yükseldik
Bir ileri, bir geri
Uzaklara fırlatıldık beraber
Doyumsuz bir yemeğin ardından kendimizi dans ederken bulduk
Sonra dudaklar girdi devreye
Hiç bırakmayacakmışçasına sana susamaktı bütün her şey
Işıklar bizi gösteriyordu
Bize yansıyordu hep
Ve rüzgarlı bir geceden kalan şeyler senin gamzelerin oldu
Sessiz oturuşlar
Eksik yıldızlar
Sonrasında gelen uyku hali..
Biz demenin mutluluğu..

Yazan:Cem Kurtuluş

















16 Temmuz 2012

Way To Blue..

Bir köşede erimiş olmak bazen iyi geliyordu
Bunu çekici bulduğum zamanlar olmuştu
Bir şarkıyı mırıldanmak gibiydi
Uzaktan gelen tren sesi gibi
Vagonun arasında sıkışmış bir  insan gibi..
Her şeyin arasında bir " gibi "

Sayılar
Harfler
Birbirlerini takip ediyordu
Anlamakta zorluk çekiyordum
Bazılarının ise büyüleyici bir tarafı vardı
Bunların içinde nedensizliğe dayalı bir şey vardı..

Bunu çözebilmek o zaman da kolay değildi
Ve halen kolay değil..
Bunlara takılarak  yaşamak yaşamımı zorlaştırıyordu
Zorlaştırmak gerekiyordu bazı şeyleri..

En azından o engele takılmadan devam edebilmek için
Hayatım akıp gidiyordu duraklar misali..

İnilmesi gereken zamanlar yönünde ters yöne yuvarlanmak hayatın içinde vardı..

Önümden bir araç geçerken ona takılmadan yapamıyordum
Gözler kayıyordu
Bu anlamsız bakışlar hiçbir işe yaramıyordu..
Ne kadar iyi diye geçiriyordum içimden
Hep iyi diye geçirmek zorunda kalırdım mutlaka..
Her şeye karşı bir zorunluluğumuz oluyordu
Çalışmak, evlilik, ya da diğer şeyler..

İnsan hayatı bu çıkmazların içindeydi
İnsan bu hayattan çıkmak için bir delik arıyordu
Aynı zamanda bok deliğine saplanmak istemiyordu..
Kurtuluş yoktu
Çaresizlik dört bir yanı sardığında
İnsan kıpırdayamıyordu..

Ne yapsa olduğu yerde sayıyordu
İyi diye geçiriyordu önceden
Dünyadaki bütün aptallar birden bütün yüzlerini bana çevirmişti
Kahkahalar atıyorlardı..
Gözlerimi kapamıştım
Yapılabilecek en iyi şey buydu
En azından bunlardan kurtulmak için..





Yazan:Cem Kurtuluş



09 Temmuz 2012

Paranoyak Düşler..

Karanlık oda
Boş ekran
Köşede yatan bir adam
Anlamsız gülüşler bir şarkı eşliğinde
Bir ses
Bilinmeyenlerin çizgisinde yürümek
Kendini anlayamamak
Başkalarını kafa patlatsan da anlayamamak
Bencil durumlar
Ne bok olduğunu bilememek
Kapıdan gelen yansımalar
İşe yaramayan bir ayna
Sessiz evler
Zamanın rahmi
Sen, ben
Başkaları..
Gecenin     şahitleri
Onlar da kim diyebilmek
Çığıran topluluk
Yol göründü diye  mesaj yollayan bilge adam
Ne çok şey biliyormuşuz oysa ki
Bildiklerimiz uçmuş
Bilmediklerimizi sayıkladığımız saatler..
Engeller
Koşular
Takıldıklarımız, takıntılarımız
Küçük ayrıntılar
Odaya sinen sigara kokusu
Kokuşmuş ayaklar
Dışardan gelen kedi sesleri
Sessiz sokak
Melodiye göre hareketlilik
Kafanı yastığa koyduğun an yastığı duvara fırlatmak
Garip seziler
Tuhaflıkların ortasında
Paranoyaklaşan bir adam..



Yazan:Cem Kurtuluş

02 Temmuz 2012

"olmazlar arasında"

Dünyanın anlamlı olması için
Düzenbazlıkların ortadan kalkması gerekiyor
Bu da göt politikacılarla olmaz nihayetinde
Ya da parti üyeleriyle...
Makineler yine yerinde ve kendi kendine ötüyor
Politikacılar konuşmadan duramıyor...

Daktilonun başında geçen boş saatler
Çalan saatin kulağı tırmalaması,
Müzikler
Fısıltılar
Yorgunluklar
Kendini duyma belirtileri
İlâçlar
Delilikler
Alkol ile uyuşturucu arasında bağ kurmalar...

Dünya, bazen anlamlı gözükür
Bir kadın geldiğinde,
Seni sıfıra indirdiğinde...
Ya da bir futbol maçına gittiğinde
ve kaybetsen de delice bağırdığında,
Hipodromda at peşinden koşmak,
Belki bunlar iyi hale getirmez dünyayı
Ama
İnsanlığa yararı olabilir...

Yazan:Cem Kurtuluş

26 Mayıs 2012

Can Sıkıcı Bir Gecenin Ardından !!

Bir akşam üstüydü
Can sıkıntısından dolayı Oda’nın etrafında dönüyor, bir şeyler düşünüyordum
Yapılacak bir şey olmadığından televizyonda gösteriş meraklısı sunucuların sesini duymak zorunda kalıyordum
Kendimi bir süre sonra dışarıda bulmuştum bir dost ile
Konuşulacak şeyler vardı ama bazen insan tıkanıyordu ne yaparsa yapsın
Otobüse atlayıp yoluma düştüm
Her zamankinden çok insan vardı sokakta
Bunun ne kadar sıkıcı olduğunu biliyordum
Otobüste kalabalıktı
Trafik ve berbat bir yaşam
Otobüsten indim tek başına yürümeye başladım
İnsan kalabalıkları üstüme geliyordu
Onların arasından nasıl sıyrılırım diye düşünüyordum
Sıyrılmak ,iyi seçenek gözüküyordu
Bir süre sonra kendimi bir barda  buldum
Bar da bir dost ile ilk içkiler söylenmiş, ve müzik çalıyordu
Sessizliğe ihtiyacımız vardı
Ağzımızda bir çuval dolusu küfür vardı
Bunları içkiye doğru kusuyorduk
İçtikçe içtik sonrasında başka bir yere gittik
Gece ilerlemiş, karanlık çöküyordu
Yine bir şeylerden bahseder olmuştuk
 Bir mekana girmiştik bir çocuk 3 kadın kahkahalarla başımızı ağrıtıyordu
Mekana girmek ve çıkmak aynı olmuştu sanki bizim için
Bira şişesiyle dışarı çıkmış, bira şişesini çantaya atıp mekandan sessizce topuklamıştık
Başka seçenek bırakmamışlardı
Sadece baş ağrısı ve üstümüze gelen insanlar aklımızda kalmış
Biz de çareyi topuklamakta bulmuştuk
Ama bu defa içmek daha keyifli gelmişti.


 Yazan:Cem Kurtuluş

30 Nisan 2012

Yine Bir Gece Yarısı !

Yine bir gece yarısı
Yatağa uzanmış bir şeyleri sayıklıyorum
Kafamın içinde fiiller sikişiyor
Duyduğum tek şey saatin sesi
Bu da oldukça rahatsız edici
Karnımdan gelen tuhaf sesler
İçkinin etkisi
Lsd almışçasına beynimin uyuşması içinde dönenler
Dağınık ve boş bir yatak
İnsanlara katlanamamanın verdiği yorgunluk belirtisi
ve halen kafamda devam eden soru işaretleri kendime köprü inşa etmekte

Yazan:Cem Kurtuluş

24 Nisan 2012

Kaptan Ve Kaleci !

Bak şimdi seaman  iyi kaleciydi
Ama hatalı goller de yerdi
Veron uzun paslar atardı
Bazen de savunmanın arkasına sarkardı
Yapmadığımız şey değildi
Savunmanın arkasına sarktığımız zamanların birinde
Gerilerde kalmıştık
Tarih ,eski adamları geride bırakmıştı
Sadece köşede top toplayan çocuk
Ve japon fotoğrafçısı vardı
Japon fotoğrafçımız yok diyemezsin,diyebilmeliydik
Bu da oldu
İyidir.
Yediğimiz kazıklara savunmadan cevap geldi
Topu uzaklaştırmıştı
Cevap buydu
Top yeniden ceza sahasına sürükleniyordu
Hem kaptan,hem kaleci artık orada yoktu
Bu da iyiydi.

 Yazan:Cem Kurtuluş

04 Şubat 2012

Kim Bender demişti ki; Burası Kadıköy !

Gitmek istediğimiz yer deniz kıyısı
Kum ,çakıl taşları, yosunlar
 sahilde birkaç tanımadık yüz
 birkaç bira şişesi
şaraba selam duruşlar
iki kitap sayfası açmak
Zengin saymıştık kendimizi ok terse döndü cebimiz delikti

Düş  sayfalarında bir şeyler arayıp durduk
Aranılan Andıran otundaymış
Sayfa 26’da c.t rotayı belirledi
Dönmek, dönemedik
Ama gerçekten dönmek gerekiyor-muş bazen
Dönenler de vardı limana
Limanda tutsak olarak yaşayanlar da

Zaman geçti, esti rüzgar
Yine aynı ben olarak kaldın
Şarap şişen ile denize selam verdin
Her şey güzelmiş dedin, güzellik aldatıcıydı
Biz miydik ona kanan

Taksim, Kadıköy sokakları
Bir deplasman yolculuğu
Tarih belki bizi de yazar
Tarihin bizden haberi varsa
Rotayı belirleyen c.t ise tarihin ondan haberi vardır

Ama biraz geç oldu
Günlükler okuduk onaylanmak için
Geceler bize düşman oldu
Sen Hüdaverdi bisikletinle karanlıkta dolaşıp durdun
Başka bir hayat
Mümkün mü
Rotayı değiştirmen gerekiyordu İsmail
Bütün o sankiler
Hatıralar
Kıyıda sığınacak bir şey buldun
Sığındın
Şarabın yanında

Yalnızlar liginde üst liglere oynamak
Şampiyon olamadık
Ama çizgiyi biz belirledik
Topun başına çizgi metin geçti
İki şişe ucuz şarap bir tarih yazabilir
Belki de tarihi ilk baştan beri biz yazdık
Eğer öyle bir tarihe gerek varsa

Kadıköy sokaklarında boş kitap sayfalarına bakıp, pahalı plaklara gözün takıldı
Para dedin pul dedin
Cepler delik
Kaçış yolu bul

"Ve sokak
Yıllar geçse de aynı" 
Ama etraf karanlık
Şarabın tadı damağında kaldı
Kadıköydeyiz..

Kim Bender demişti ki; Egzozların ardından yükselen ayrılık şarkısını duydun mu?
Burası Kadıköy !


Onlar bize düşman biz onlara
Parasal sorun önümüzü tıkadı
Söyleyecek sözün kalmadı
Ve bitiş
Trenin sesini kestiler


Savunma derinliği
Buna müsait miyiz
Şimdilik zor
Ama Kadıköy’e geldik..
İniş var Kaptan


Yazan:Cem Kurtuluş