// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Uefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2013

Bitmesin Bu Rüya : Fenerbahçe-1 Benfica 0


Amsterdam yolları yarılandı
Her şey harikaydı
Taraftar
Futbolcuların inancı ve her şey..
Maçtan önce Amsterdam’a dair açılan koreagrafi maç öncesi futbolculara enerji depoladı
Bir türlü gol gelmedi
Direkler bunu engelledi
Futbolcular ellerinden geleni yaptı
Benfica’nın pozisyonu yoktu
Taraftar heyecanlıydı
Tribünde tek ses ve nefesiyle birlikte bütün olmuştu derken gol geldi
Gol sevinciyle süperman gibi havada kalanlar buna örnekti
Benfica’ya top göstermedi Fenerbahçe takımı
Orta saha iyi çalıştı, defans da aynı şekilde
Kuyt’un direği, penaltı kaçırılması maçın kırılma noktalarıydı
O kadar haksızlığa rağmen, Platini’nin yaptıkları karşısında Fenerbahçe takımı yoluna en iyi şekilde devam ediyor
Dün gece Fenerbahçe takımı “ İşte gerçek Fenerbahçe bu” mesajını verdi
Daha önceki haftalarda defansif oyundan sıkılan taraftar böyle bir oyun bekliyordu
Tek dezavantajımız kaçan penaltı ve direklerdi
Ah ah diye kendimize gelemedik
Umarım Benfica deplasmanında iyi bir sonuç elde edip Amsterdamda büyük zafer yaşarız
“ Kan ağladı bu yürekler,uykusuz geçti geceler” derken bu taraftar çok acı çekti ve böyle bir zaferi hak ediyor
Her şey böyleyken unutulmaması gereken bir şey var.
Fenerbahçe yönetimi Benfica deplasmanına gitmek isteyen  GFB europe grubuna parasıyla bilet talebini reddetti
Taraftarı Fenerbahçesinden ayıranlara yazıklar olsun…
Yazımı bitirmeden tek diyeceğim “ Bitmesin bu rüya”


 Yazan: Cem Kurtuluş

12 Nisan 2013

Fenerbahçe'nin Ayak Sesleri: Lazio-1 Fenerbahçe-1


Söze  nereden başlaması gerektiğini tam bilmiyorum. Ama gururlandıran tek şey var ki 3 kulvarda da yolumuza devam ettiğimiz. Aykut Kocaman’ı ne kadar eleştirsek de ,  ne kadar kızsak da, çoğu Fenerbahçeli tarafından sevilmese de “ yiğidi öldür hakkını ver” sözü kendisi için geçerli.

Salih gibi genç bir yeteneği takıma monte etmesi Fenerbahçeliler için sevinç kaynağı oldu. Lazio’yu ilk maçta 2-0 yenmemiz açısından bu maçta nasıl futbol oynanacağı az çok belliydi. Nasıl oynaması gerektiğini bilen bir takım hüviyetiyle çıktı Fenerbahçe bu maça.

  İlk 45 dakikada iyi savunma yaptı. Maçın seyircisiz olmasına karşın stadın içinden Fenerbahçe seslerinin yükselmesi bizleri sevindirdi. İlk yarı genelinde takım genelinde orta sahada iyi bir görüntü çözen sadece Selçuk şahin vardı. Cristian ortalıkta yoktu.  Pas atmaktan yoksun bir görüntü çiziyordu.

Aynı zamanda Meireles’te etkili bir oyun oynayamadı. Webo ileride tek başına mücadele ediyor, fazla varlık gösteremedi. İkinci yarıya atak başlayan taraf Lazio'ydu. Golü de erken buldular. Bu kadar atak üstüne adeta gol “ geliyorum” dedi.

 Korku dakikaları başladı. Salih’in girmesiyle oyun hareketlendi. Fenerbahçe’nin uğurlu çocuğu desek yeridir Salih için. Nerden ve ne zaman çıksa golün habercisi oluyor. Caner’in golü de bu dakikalarda geldi. Bizlere rahat bir nefes aldırdı.

 Fenerbahçe takımı nasıl oynaması gerektiğini biliyordu ve öyle de oldu. İtalya’da amaç yenmek değil, turu geçmekti. Bunu da başardı Fenerbahçe ve bütün Türkiye’yi sevince boğdu.  Aykut Kocaman’ın sözüyle yazımı bitiriyorum. “Bizi geçen sene Şampiyonlar Ligi'ne göndermeyenlere yarı finalden selam olsun"

05 Nisan 2013

Fenerbahçe -2 Lazio-0: Sen sahada, Biz Tribünde!
















Lazio.. İtalyan tarihinde önemli bir geçmişe sahip.. Klose gibi önemli bir oyuncuyu barındırıyor bünyesinde.  Bu turu geçmek kolay olmayacaktı. Lazio buraya sakat oyunculardan eksik gelse de disiplini bırakmamak gerekiyordu ve öyle de oldu.

Biletler daha önceden bitmiş, karaborsa’ya düşmüştü. Statta koridor kısımlarında bile taraftar vardı. Müthiş taraftar desteğiyle maça  başladı takım. Lazio her zaman ki gibi İtalyan futbolunu yansıtıyordu.  Defans yapıp, kontra atakta gol atacaktı. Kozakla fazla pozisyona giremediler.

  Tribünler tarafından ıslıkla oluşan baskı Lazio takımını korkutmuştu. Fenerbahçe takımı lazio’nun üstüne daha fazla giderek maçı nasıl istediğini gösterdi. İlk yarı tehlikeli ataklar olmasa da ilk yarı da 2-0 sonuçlanabilirdi. 
Kırmızı kart nedeniyle takımı yalnız bırakan Meireles en iyi maçlarından birini çıkartarak kendini taraftara affettirdi. 

Salih Uçan.. Ne zaman oyuna girse ya gol oluyor ya da takımla ilgili olumlu bir şey. Takıma ne kadar güç kattığı ortada ve Fenerbahçe’nin geleceği.. Sow ve Webo Lazio defansını yoran iki kara boğa.

 Lazio’nun 10 kişi kalmasıyla birlikte takım daha da atağa geçti. Penaltının gelmesiyle de takım 2-0 öne geçince taraftar rahat bir nefes aldı. Hiçbir şeyin garanti olmayacağı gibi turunda garanti olmadığını şimdiden söylemeliyiz.
Ciddiyeti elden bırakmadan aynı futbol anlayışıyla oynarsak orada da kazanma ihtimali yüksek.

 Okul Açık alt tribünde “ Sen sahada, Biz tribünde” pankartı da görülmeye değerdi. Dünyanın çok methettiği Lazio tribünleri bu maçta pasif kaldı ve “ Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener” seslerine maruz kaldılar.

Bir de taraftarın takıma ceza aldırmasıyla ilgili komple teorisi üreten gazeteciler bu maçta istediklerini elde edemediler. Çünkü taraftar bazı gazeteciler kadar kalemini satacak vasıfta değil. Umarım bazı gazetecilerde taraftardan bu özelliklerini alırlar da kalemlerini satmamaya özen gösterirler (!)

 Çok iyi oyun, çok iyi mücadele, çok iyi Fenerbahçe.. Fenerbahçe sadece mücadele edince neler yapabileceğinin gösterdiği maçlardan sadece biri bu maç. Rövanş maçında da aynı mücadeleyi bekliyoruz. Maç sonrası Okul Açığın koridor da deliler gibi eğlenmesi de Fenerbahçe taraftarının karanlıktan aydınlığa çıktığını gösteriyor nitelikteydi. 

Yazan: Cem Kurtuluş

15 Mart 2013

Fenerbahçe -1 Viktoria Plzen- 1: Korkak Oyunla Çeyrek Final!


Son maçlara göre bu maçta oyun olarak vasat bir Fenerbahçe takımı vardı. Maçın seyircisiz olması  futbolcuları olumsuz yönde etkiledi demek büyük yanlışlık olur. Takım ne olursa olsun maça 0-0 parolasıyla başlamalıydı.  Plzen takımı ilk yarı boyunca Fenerbahçe kalesinde tehlikeli pozisyonlar yakaladı . Ama hiçbirini atamadı.

  Sonrasında da denese atamadı. Mehmet Topal’ın sakatlanması takım adına büyük şansızlık oldu, yerine giren Salih attığı golle takıma umut verdi. Taraftar da olsaydı Salih'in mutluluğu daha başka olurdu. Viktoria Plzenli yöneticilerin seslerini ara ara duyduk maçta, sonrasında statta bulunan Fenerbahçe yöneticileri ve kongre üyeleri atağa geçti...

 İlk maça göre Fenerbahçe takımı bu maçta geriye yasladı, atak üstüne atak yapan takım doğal olarak Viktoria Plzen oldu. Sow da bugün etkisiz  oldu maçta. Arkasında vasat bir oyun sergileyen Cristian olunca kendini parçalasa da yapmak istediklerini yapamadı.

 Sahanın en çalışkan isimlerinden biri Kuyt idi.  Koştu, bastı, ama gol atamadı. Her yerde gördük onu. Gol atamasa da verilen görevi  en iyi şekilde yerine getirdi.

 Volkan’ın yediği golde Volkan’ın hatası yok dersek büyük yanılgıya düşmüş oluruz. Volkan’da bu aralar form olarak düşüşte. Her şey kabul edilebilir Fenerbahçe için, ama geriye yaslanmak ve korkak bir futbol oynamak düşünülemez.

 İlk maçta Aykut Kocaman’ın taktiksel  becerilerini nasıl takdir ettiysek bugün de Aykut Kocaman’ın hatalarını söylemeliyiz. Fenerbahçe takımı böyle oynadığı takdirde diğer turda rakibini geçmesi zor. Umarım diğer maçlarda Aykut Kocaman hatalarından ders çıkarmış olur

Yazan: Cem Kurtuluş

24 Kasım 2012

Marsilya-0 Fenerbahçe-1 : Siyah Giyen Adamlar




















Yurt dışı deplasmanları  tribüne giden her taraftar için büyük önem taşır. Marsilya deplasmanı da bunlardan biriydi. Gidemediğimiz ama fotoğraflarla yetindiğimiz bir deplasman oldu. Maçtan bir gün önce Marsilya sokaklarında dolanan Fenerbahçelilerin ‘her yer sarı lacivert ‘ demesi sonrasında bizlerinde tek söyleyeceği bir şey vardı ‘ İstanbulda sadece biz mi kaldık’ sorusu.

 Siyah giyen adamlarda Marsilya’da iş başındaydı. El emeği pankartlar gözlerden kaçamazdı. Tribündeki olayları da bunlara ekleyelim elbette. Türkiye’de terörist başı Pkk’nın Lideri Abdullah Öcalan’ın pankartının açılması tribünlerde gerginliğe yol açtı,ve Fenerbahçe tribününde sonrasında İsrail’e Gazze'deki olaylar nedeniyle tepki pankartı geldi. Tribünden başka kanallarda iyi ses geldiği söyleniyor. Fransız rejisi sesi kısmıştı,ki çoğu bölümde Ercan Taner’in bile sesi az gelmişti..

Tribünü ele aldıktan sonra maça geçelim. Maçta sakin oynayan taraf bizdik. Kontrol elimizdeydi. Marsilya bu maça önemli oyuncularından yoksun çıkmıştı.  Kontrolü elimizden kaybetmemek adına  oynuyorduk. Galibiyete oynamadık ama sahadan galip ayrılan taraf olduk bu da bizi grubun lideri yaptı. Maçın en çalışkan isimlerin biri şüphesiz Kuyt idi.

 Sonrasında Sow’da  Marsilyalı oyuncuları şaşırtan hareketler yapıyordu. Maçın ikinci yarısında Fenerbahçe takımı geri çekilmişti ve Marsilya’nın ataklarını izledik. Bekir’in golüyle öne geçtik. Bekir forma şansı buldukça kendini daha çok geliştiriyor,bu açıdan da kendisini tebrik etmek gerek.. Nice böyle gollerini umarım diğer maçlarda da görürüz.
 Ama Bekir’in Avrupa düzeyinde oynamasını beklemek şu an hayalcilik olur. 

 Daha çok bekir mücadeleci oyunuyla göz dolduruyor. Volkan ‘da maçta kritik kurtarışlar yaptı. Marsilya’da ayew pozisyonları cömertçe harcadı, bu sayede bizler de derin bir nefes aldık.  Diğer maçta umarım Aykut Kocaman genç oyunculara şans verir ve bizi şaşırtır. Şimdilik tek temennimiz bu.

Yazan:Cem Kurtuluş

09 Kasım 2012

Fenerbahçe -2 Ael Limassol-0: Vallahi yansın yansın, billahi yansın yansın !





















Meireles’in sakatlanmasından sonra takımda eksiklik göze çarpıyordu. Bu maç Meireles’in dönüşüyle takım daha da oturaklı oldu.  Son maçlarda mücadele anlamıyla sahada tek kişi gösterin deseniz ‘’Sow’’ derim. Tek başına çabalıyor, elinden gelen her şeyi yapıyor. Gol de atıyor, asist de yapıyor.

 Kuyt formunda değildi,ama yine de elinden geleni yaptı. Meireles görev adamı olduğunu bizlere yeniden gösterdi. Daha farklı bir galibiyet elde edebilirdik, Sow’un direkten topu girseydi daha da güzel olurdu.  Bu maç gruptan lider çıkmak adına önemliydi,bir de  maçtan sonra Marsilya’nın berabere kaldığını duymak bizim için sevindirici oldu.

Maç zorlanmadan kazanıldı.  Meireles ve Mehmet topal dün akşam hiç sırıtmadı.  Daha fazla oynadıkça daha iyi olacaklardır. Avrupa’da başka oynayan, Türkiye’de başka oynayan bir Fenerbahçe vardı sahada demek daha doğru olacaktır.  Diğer maçlara göre daha derli toplu bir görüntü çizildi sahada.  Almanya deplasmanındaki oyunla kendi evimizde oynadığımız oyun bir değil elbette..

Bir de yakılan meşalelere gelelim. Çok sevgili Fenerbahçe.org hafta içi taraftarları uyarmıştı meşale konusunda. Bunun yanıtı da ancak tribünde verilebilirdi. Tribünde de belli uyarılar yapılmıştı. Ama Fenerbahçe taraftarı istediğini yapardı, anlayamadıkları şey de buydu. Bütün hazırlıklar öncesinden yapılmıştı.

Bu yapılanlar herhangi bir grup adı altında değil ,Fenerbahçe tribünü kapsamında yapıldı. Çoğu kişi meşaleye karşı çıksa da ,aslında onlarda bunu istiyorlardı. İçeriye gizlice sokulan meşaleler, torpiller,sisler ve çoğu şey gecenin güzelliklerinden biriydi..

Meşalesiz tribün ,tribün değildir deyimi bunun için yeterli olacaktır. Meşale ,tribünün sadece bir süsü.. Diğer maçlarda bu organizasyonları görebilirsiniz,ama şimdilik dinlenme zamanı..

Yazan:Cem Kurtuluş

21 Eylül 2012

Fenerbahçe -2 Marsilya 2 : Yanıyoruz Fuat Abi !





















Bir süredir maç yazılarından uzak kaldım . Marsilya maçıyla ilgili konuşulacak o kadar şey var ki nereden başlasam bilemiyorum. Ama en baştan tribünden başlamak gerekir aslında ,ama onun öncesinde takım hakkında birkaç şeyden söz etmek gerekir. Aykut Kocaman’ın hatalarını burada sıralamayacağım..

 Meireles ilk Avrupa maçında başarılı oyunuyla dikkat çekerken. Hasan Ali, Mehmet Topal sahanın başarılı isimleri arasındaydı. Alex attığı şık golle ne kadar önemli bir isim olduğunu bizlere tekrardan göstermiş oldu. Aykut Kocaman’ın Alex’i oyundan erken alışı takımın 60.dakikadan sonra zayıflamasına neden oldu.

Alex koşmasa dahi attığı milimetrik paslarla takımın en önemli oyuncusu olduğunu söylememize gerek yok sanırım. Ama Alex koşmuyor diye eleştiriliyor,ama her maç  10 km koşuyor,bu da her şeyi ortaya koyuyor. Sow’un sakatlanıp oyundan çıkması,sonrasında oyuna Bienvenu’nun girmesi oyunda farklılık yaratmadı. Cristian’da sonradan girse de fazla katkısı olduğunu söyleyemem.  Şimdi tribünlere geçelim..

Meşale organizasyonu her şeyden önce gizli yürütüldü. Ve bu organizasyonu yürütenlerin çoğu ''grup dışı'' bakmıştı olaya, herkes elini taşın altına soktu  Fikirler birleştirildi, konuşuldu. Pankartlar hazırlandı, bayraklar hazırlandı. ‘’Biz Fenerbahçeliyiz ‘’ pankartı grupçuluğun saf dışı bırakılmasıydı.

 Sadece Fenerbahçe gençleri olarak yapıldı her şey, elbette sonrasında her şey açığa çıkmıştı. Gruplardan olanlar da vardı. 20-25 yaş gençlerinin bu tribünde  var olduğunu gösterebilmekti amaç. Grupsuz,isimsiz sadece Fenerbahçe adı altında, Fenerbahçeye gönül vermiş gençler olarak. Dakika 50’yi bekliyorduk.

 Ve Dakika 50’yi gösterdiğinde herkes meşaleleri çıkarmış ,yakmıştı. Sahaya atılmaması herkes için olumlu oldu,ki bunu  yapanlar  arada olmuyor değil. Ve ‘’ ağabeyler iyi bilir,onlara soralım’’ düşüncesi meşale organizasyonuyla saf dışı bırakılmıştı bu maçlık. Caferağa’da Fenerbahçe düşmanlarına küfür edildiğinde susturmacalar, sonrasında meşale yakıldığında ‘’söndür onu’’ ikazları kısacası delinmiş oldu.

Flashlar patlarken ‘’Yanıyoruz Fuat  Abi’’ pankartının fotoğrafı tam olarak görseydik iyi olacaktı, ama olmaması da sorun yaratmıyor. Her şeye rağmen  bu organizasyonda emeği geçen herkes varolsun, sağolsun..  Her şey Fenerbahçe için.. Grupsuz, isimsiz bu denli organizasyonlar devam ettikçe, insanlar bu jenerasyona destek verdikçe bu görüntülerle sık sık karşılacaksınız..

Yazan:Cem Kurtuluş