// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Yabancı Albüm Kritikleri. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabancı Albüm Kritikleri. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2012

Hades Archer - The Curse Over Mankind (2012)






















Bazı albümler isminizden dolayı garipser sonra dinler delisi olursunuz. Hades Archer ismini  duyduğum ilk kayıt “ Penis Metal “ EP’leriydi.  dinlemiştim. Albümü dinlediğimde deliye dönmüştüm, sonrasında albüm ismine göre ön yargı olaylarını bir rafa kaldırmak gerek diyerek Hades Archer’i üstüne düşerek dinlemeye koyuldum.  Hades Archer, Türkiye’de çok dinleyicisi  olan bir grup değil.  Şile  gibi sakat bir memleketten çıkan Hades Archer  " For The Diabolical Ages " albümünden sonra ortalığı boş bırakmayacağını bize  " The Curse Over Mankind’’ albümüyle göstermeye devam ediyor.  

Albüm,  “ The Darkest Flame “ ile kör kuyulara doğru bizi çağırıyor. Karanlık sololar, Venom soslu , blacky vokallerle ile şeytanilik gösteriyor.  “ Atlas Falls”    girişinden itibaren terör estiren, kendinizi kaos  ortamı içinde hissettiren, davulların kafamıza  balyoz gibi  indiği, yankılı vokallerin hiç susmadığı devamlı haykırdığı, ve bir yerde bizi karanlığa doğru çekiyor. Albümün en uzun parçası olan  “ Guardian of the Coven”   karanlık sounduyla, yeraltına gömülecekmiş gibi hissiyatlarıyla Venom vari havasıyla ve içinde bulundurduğu   doom esintileri ile  meydan okuyor. İki kişi tarafından  yapılıyor bu. 80’ler black metal havalarını hissetmek mümkün.  

Sırasıyla kaos ortamından besleniyor şarkılar, yüksek tempo ile kafamıza inen balyoz gibi davul darbeleriyle, gaddar ve şeytani kin kusan vokallerle “ The Curse Over Mankind “ güney amerika sounduna dair ne kadar hakim olduğunu göstermekle kalmıyor, karanlık atmosferiyle de insanlığın üzerindeki lanet tanımına da cuk oturuyor.

Toparlarsak baştan uyarıyı yapmak gerekirse  eğer eski okul  bestial black/ death metal  çiğ sound arıyorsanız Hades Archer bunu “ The Curse Over Mankind “ ile fazlasıyla karşılıyor.  Ama istediğiniz tür Obituary, Sepultura, ve Bathory, Venom gibi grupların müziğiyse  bu sizi tatmin etmeyebilir. Bathory ve Venom gibi  eski okul gruplardan  izler var ama müzikleri tamamen bunu yansıtmıyor.

 Cem Kurtuluş, 2012

06 Temmuz 2012

Kreator - Phantom Antichrist (2012)












Teknoloji öyle illet bir şey ki son dönemde metal müziğin içine oldukça karışır oldu. Son dönemi 2000’li yılları baz alarak söylersem bunun en büyük etkisi Kreator’a olmuştur, ki daha sonrasında   Kreator müziğin teknolojiye karıştırdıktan sonra  bunun yakasından kurtulamayan ya da kurtulmasını istemeyen  gruplardan.   Thrash metal grupları son çıkardıkları albümlerde melodikliği daha çok ön plana çıkarır oldular. Destruction, Kreator bunlardan ikisi sayılır.  Artillery’de bunu yapmıştı, fakat bunu 2009 yılında When Death Comes albümüyle müziğine başarılı şekilde uygulamıştı. 30 senedir klas işler yapmış bir gruptan aynı kalitede işler beklemek haksızlık ama müziğine entegre edeceği sound da en azından sırıtmaması gerekir.  Melodiklik arka planda, agresiflik ön planda, kayıt olarak da farklı bir şey beklerdim. Ve şu teknolojinin bu kadar kayıtlara yansıması grupların “ piyasa müziği yapıyorlar’’ diyenlere hiçbir söz hakkı tanımıyor.  Kreator , Phantom Antichrist’te  çalışmasında müzik anlayışı olarak melodikliği ön planda tutan bir soundla karşımıza çıkıyor.

" Ne Kreator ,ne Thrash Metal bu hale gelmemeliydi “  yorumu yapanlar da var bu albüm hakkında, Kreator'un  Hordes of Chaos'u  ve Destruction’un son albümü bunun yanında sırıtmıyor. Thrash metal’in içine fazla virtüözlük girince her şey bok oluyor. Endorama sonrası gruba katılan Yli-Sirniö; Violent Revolution – Enemy Of God – Hordes Of Chaos albümden olan çalışmasını “ Phantom Antichrist “ ile devam ettiriyor.  Albüm “ Mans Metra “ ile açılıyor,  bunun devamını albüme ismini veren “ Phantom Antichrist “ şarkısının Anti-religion temasıyla devam ettiriyor.  Ventor’un davulda atak üstüne atakları, Petrozza’nın saldırgan vokaliyle birleşince kaosun adı koyuluyor. 2000’ler Kreator soundu göz önüne alındığında tempo yönünden dinlenebilesi yüksek parçalardan.  " Death  to the World "  doğaya tecavüz eden insanlığa sesleniş adı altında sözünü söylüyor. Albüme en yakışmayan parçalardan biri “  From Flood into Fire “  Endorama sonrası gruba katılan Yli Sirniö’nin katkısı bunda fazla.  Finli gitarist bu yönüyle melodik death metal gruplarını hatırlatıyor.

2000’li yıllarda sound değişimine giden gruplardan biri Kreator’du. Bunu müziklerine yedirenler vardı; ama “ Phantom Antichrist “ sözsel olarak iyi besteler yapılmasına rağmen müzikal açıdan Kreator ruhuna yakışmayan bir albüm, bunda Finli gitaristin katkısı büyük. Her ne kadar otoritelerden yeni sound konusunda tam not alsa da Kreator; eski okul metal kafalar için bu albümün pek de bir önemi olmayacak. Kreator’un melodikliğini sevenler bu albümü bir şekilde sevecektir!

Cem Kurtuluş,2012

02 Şubat 2012

Abhorrence - Evoking the abomination (2000)




















Brezilya piyasasının yer altı çeteleri bitmek bilmiyor. Bunlardan birisi de  “  Abhorrence “   1997 yılında kurulan grup  death metal ‘in  öldürücü atmosferi  içinde barındırıyor.  Öldürücü sound,   ölüm  kusan vokaller, liriklerde  satanizm, savaş, ölüm temaları…   Asıl patlamayı  “ Evoking The Abomination’’  albümüyle yapıyorlar.  Bu grubun aynı zamanda üç demo kaydettikten sonra ilk albümleri olması özelliğini taşıyor.

Albümün açılış şarkısı olan  “ Abattoir’’  albümün nasıl gideceğine dair fikir veriyor.  Makineli tüfek gibi davullarla sarsan soundla   bir cehennem yaratılıyor. Sepultura, Morbid Angel eski okul dönemlerinin etkilerini bariz hissediyoruz.  Davulda Arroyo sınırını zorluyor, üç kişilik ekipte riff manyaklığı araya sıkıştırılan sololarla cehennem vari ortam yaratılıyor. “ Evoking the Abomination’’  tahribatıyla, Arroyo’nun davulda  kafamıza indirdiği balyozun devamı niteliğinde sözlerinde anti-religion teması hakimiyetinde, ki bu albümün geneline yansıyor.  Nefret ,bütün hızıyla “Sacrificial Offerings’’ ile  devam ediyor.  Kötülük, nefret, şeytan ve kiliselere duyulan nefret azalmıyor- büyük nefretle devam ediyor ve  " Rise Satan! Master of evil enthroned!’’ sözüyle özetleniyor.

Kaos’un içine  blasphemy temalı sözleriyle  bizi karşılayan bir yok oluş resitali sunan “  Hellish Annihilation’’ Fernando Arroyo’nun ölümcül davul darbelerinin devam ettiğini göstererek,vokalin ölüm kusmaya devam ettiğinin kanıtı.   Bunu takip eden nefret ordularını harekete geçiren sözleriyle “ Storming Warfare “ kaosun içinde kalmamızı sololarıyla da kendinden de söz ettiriyor.  “ Abhorrer Existence’’   Arroyo kardeşlerin delice performanslarıyla devam eden İsa’nın  lanetinden, şeytanın yeniden doğuşundan bahseden temasıyla öne çıkıyor.

Sepultura, Morbid Angel,Deicide gibi grupların bariz etkilerini hissedeceğiniz, Blashhemy temalı sözleriyle  kin kusan “ Evoking The Abomination”   Abhorrence grubunun ilk icraatı. Arroyo kardeşlerin öncülüğünde terör,pislik ve kaos karmasyonu vaat ediyor bize.  Güney Amerika death metal- brutal death metal  ihtişamını yaşamak için   yarım saatlik kaosa tanıklık edin!


Cem Kurtuluş, 2012

12 Ekim 2011

Morbid Flesh - Reborn in Death (2011)





















Siyah beyaz kapaklar her zaman ilgimi çekmiştir. Grubu bilmeyenler için kısa bir özet geçelim. 2007 yılında kurulan İspanyol Old School Death Metal grubu 2009’da bir demo yayınlamış, 2011 yılında ilk albümleri olan  " Reborn In Death"  albümünü yayınlarlar. Kronolojik sıralama olarak grubun bu ikinci ürünü. Ruh sağlıkları bozuk olan bu herifler " biz karanlık işlere bakarız’’ mesajı vermişler.

 Sound olarak eski okul izinden gidiyorlar. Bolca Dismember, Autopsy,Bolt thrower,Entombed etkileri var grupta. Grup ,İsveç death metal’inin karanlık yönünü almış.  Hızıyla birlikte o kükremelerle mezarlıkların içine dalmak istiyorsanız  Beneath the Earth’’ i  es geçmeyin derim, o kasvetli ve karanlık sololarıyla da başınız dönebilir bunun tedbirini alın veya almayın. Şarkının sonlarına doğru kendinizi mezarlığın içinde bulacaksınız.

Kendinizi hem kilisenin içinde gibi hissettiren hem zombilerle savaşıyor gibi hissettiren parçalardan biri de  Dying Lapidation’’. Yavaş tempoyla  başlayıp ,daha sonra tempo yükseliyor bu da delirmemiz için iyi bir neden.  Delirmeye  Impaled Ratzinger’’ ile devam ediyoruz, uğultulu gitar melodilerinin davulun hızı ile birleşmesiyle kendimizi mezarlıkların arasında buluyoruz.

  Aradaki o ilahi konuşmalar şarkıyı daha enfes hale getirmiş.  Mezarlık hikayeleri devam ediyor.    Walking With the Undead’’ yaşayan ölülere ithafen diyelim.   Şarkının karanlık yönü daha ağır basıyor aralardaki  enfes gitar sololar mezardakileri bile ayağa kaldırır.

“ Endless Hate’’ nefret,öfke,intikam üçgeninde birleşen bir şarkı. hız olarak bizi uçuruyor, kendimizi kontrol edemiyoruz.  Şarkı bitmeden gelen enfes sololara diyecek yok. Sonuç itibariyle  Eski okul death metal olarak yapılmış sağlam çalışmalardan biri " Reborn In Death " 

  Mezarlıklar sizi bekliyor, içine dalın!

Cem Kurtuluş, 2011



17 Eylül 2011

Hades Archer - For The Diabolical Ages(2011)






















Hades Archer ,Santiago  gibi günahkar memleketten çıkan black/thrash çalan bir grup. Bunları dinlerken Sepultura’nın ilk dönemleri ve Sarcafogo grubu aklıma geliyor.  Underground şili piyasasında isminden söz ettiren birkaç gruptan biri Hades Archer.   Kendilerine " Güney Amerika'nın terör estiren babalarından biri " tanımını yapmak yerli yerinde.   

  Sapıkça bir kayıt karşımızda bizi bekliyor. Albüm ilk çıktığından beri bağımlısı oldurası cinsten ,deli ediyor.  Black/thrash çalmalarının haricinde death’a kayan yerler de var.  Sololar ayrı lezzetli,yankılı vokaller çok ayrı. Gece dinlediğinizde bünyeye farklı etkide yapabiliyor. Albüme ismini veren parça favorilerimden. Davullar durmuyor, ama burada önemli olan o vahşi thrashy riffler ,yankılı vokallerle cehennemin dibine yolluyorlar bizi.  " Into The Black Mass " Hades Archer’e yakışır bir parça olmamış onun haricinde albüm yıkıyor geçiyor adeta. 

Gitarların öne çıktığı ''K.K.K ‘’  Yankılı vokaller parçanın başında kendini gösteriyor, davullar kontrolden çıkıyor. Sodoma Eden da favori parçalarımdan biri oldu bizi kaos ortamına sokuyor. Özellikle Sodoma edeenn haykırışları bizi delirtmeye yetiyor. Gece gece dinleyince bunun tarifi yok.  Nakaratlar basit olmasına rağmen verdiği haz tarif edilemez. Kaos ‘’ La Gran Vagina de Hadit’’ ile devam ediyor cehennemden çıkma vokaller,bazı kısımlarda yavaş tempolu giriş riffleri sonra davulun hızlanmasıyla birlikte kendimize gelmemiz diyorum.

 Özet olarak; Kara metal ile thrash'in buluştuğu kulaklarınızı sağır edecek bir albümle karşı karşıyayız. Cehennem yoluna saplanmak isteyenler için bu albüm. Şimdiden delirmek garanti. 

Cem Kurtuluş, 2011


25 Haziran 2011

Autopsy - Macabre Eternal (2011)






















Death metal’in efsane gruplarından Autopsy  16 yıl sonra geri döndü. Bu geri dönüşler konusunda endişeli biri olsam da ; bazı death metal grupları eskiden kopmayarak olduğu yerden devam ettirmek konusunda ustalaşmış durumdalar. Melodik olarak piyasaya sürülen çoğu death metal adı altındaki ürünler de ruhlarından yoksun oluyor.  Kabul etmeliyiz ki death metal 90’lı yılların başlarındaki gibi değil,bu açıdan  çok değişti, bunu devam ettirenler de azınlıkta. Melodik death metal olarak piyasa ürünü yapanlar death metalin mezarlık hikayelerini öldürmekle kalmıyor, death metalin kendi ruhunu da  öldürüyor. 

Autopsy'nin “  Macabre Eternal “  albümüne dönecek olursak; 16 yıl önceki gibi  kayıtlar ya da dinamik şeyler beklemek saçmalık olur. Ama bunu yapanlar günümüzde var . En basit örnek " Bastard Priest " olur.  Bundan önce 2010 yılında  “ The Tomb Within “ adında EP yayınlayan grup  “  Macabre Eternal “ albümüyle karşımızda.

Autopsy atakları “ Hand Of Darkness”  ile başlıyor.  İlk albümden beri vokal ve davulda olan Chris Reifert  öfkesiyle,saldırganlığıyla nefretin kusarak agresifliğin had safhalarına ulaşıyor. Sözleri Eric Cutler imzası taşıyan   “Dirty Gore Whore “ bol riff ve sololarla kendinden söz ettiren, aynı zamanda sözleri önce öldürüp sonra tecavüz eden birisi üzerine kurulu. Mezardan fırlama vokalleriyle, karanlık atmosferiyle “ Always About To Die’’ yavaş tempolu parçalardan biri olarak   “no one gets out of this world alive “ sözüyle yolu gösteriyor. Albüme ismini veren “ Macabre Eternal “ Chris’in ölüm kusan vokalleri gitarlarda thrashy riffler, hızlı sololarıyla  eski okul işlere yatkın soundda dikkat çekiyor.  Danny Coralles-Eric Cutler ikilisinin işçiliği üst seviyelerde, sadece bu şarkıyla sınırlı değil albüm genelinde de durdurak bilmiyorlar.    “ Deliver Me From Sanity “  karanlık atmosfer vari alt yapısı ve  borderline temalı  insanın kendi ruhuyla çarpışmasına dair özet geçiyor.    Ölüm kusan vokaller ve daul aynı anda nasıl etki eder “ Born Undead “  bunun cevabı oluyor.

Albümde 13 parça mevcut. Albümün yıldızı Chris Reifert oluyor, bunun yanında Danny Coralles- Eric Cutler ikilisi işçilik yanından katkıları tartışılmaz, Joe Allen da bu alanda katkı sağlayan diğer isim. Bir kaptan belirleyeceksek, eski okul death metal soundunu yansıtan ruhuyla Chris Reifert kaptan görevini üstleniyor. Kayıt mezarlıktan fırlamış kadar çiğ, gaddar ve beklentiyi karşılıyor.  Bunun yanında   karanlık riffler, yer yer uzun sololarla birlikte kaotik atmosferin içine  ölüm kusan vokallerle dahil olmuş oluyoruz. 

16 yıl sonra yeni albümle dönen grup için “ Macabre Eternal “ tam da “ death metal nedir, ne değildir “ sorusunu cevabını veriyor.

Cem Kurtuluş,2011

31 Mayıs 2011

Neutron Hammer - Extermination Kommand (2009)




























Neutron Hammer, ağırlıklı black metal,death metal, thrash ,punk elementlerini bünyesinde barındıran finlandiya’nın sapkın seslerinden biri.  Kafayı bozmuş ,arsız, kapakta da göreceksiniz delirmiş herifler. Müziklerinde sahtelik yok ne hissederse onu çaldıklarını röportajlarında da belirtiyorlar ve kendilerini kategorize etmek istemiyorlar ve bu kategorize edilme işlerinden nefret ediyorlar. Biz neysek o'yuz diyorlar. 

 Müziklerinde oldukça Venom,sodom,bathory,sarcofago ,hellhammer gibi eski  moda  black metal,thrash  işlerine bakan grupların etkisi var. Extermination Kommand adında çıkardıkları ep’de grup sapkınlığa ve pis işleri kovalamaya devam ediyor.  Ep’nin içinde 5 parça bulunuyor. Ep ,kapağıyla dikkat çekiyor. Grup bir röportajında kapağın tanımını şöyle yapıyor.

“  Bir cinayet karesinden alınmış tecavüz / cinayet kurbanının resmidir. Neutron Hammer'ın müziğinde çok işlenen bu dünyanın hastalıklı bunun yanı sıra ne kadar çılgın bir biçimde zorba olduğunu sembolize etmek için hazırlandı! 

Dünyanın hastalıklı bir şey olduğunu ep’nin kapağıyla gözler önüne seriyor grup.  Kapak yanlış anlaşılmalara ne kadar sebep olsa da mesaj gayet açık.

“  Extermination Kommand’’  ile saldırı başlıyor.  Balyoz davullarla beynimizin içini sarsacak kadar gürültü yaratan bu parça bizi kaos’un içine sokuyor.  Sözler yok etmeye yönelik.  Kan ,cinayet ,mezara girmek üzerine kurulu parçanın sözleri.

 Caustic Aggression’’  Punk etkisi’nin en çok hissedildiği parçalardan biri. Davullar yine balyoz gibi , öfkeli ve nefret dolu vokaller,kirli riffler. Barbarlığı anlatan parçalardan biri.  Denying laws of god   Slaying these fucking cunts!’’ diyerek bitiriyorum. Dinlediğimden bu yana favorilerimden biri oldu.

“ Ride with Vengeance’’  caustic aggression parçasına benzemiyor değil. Fazlaca punk dokunuşları bu parçada da var. Yine davullar balyoz gibi kafamıza iniyor, agresif vokaller, kıç tekmeleyici riffler yine başrolde.  Sözlerinde insanlığın kanayacağını dünyanın yanacağını ifade eden parçalardan.

“ Intoxicadead’’  Yüksek tempolu parçalardan biri bunu girişiyle belli ediyor.  Riffleriyle insanı çılgına çeviren kafayı yedirten parça aralara sıkıştırılmış sololarda parçanın tuzu biberi.
2009 yılının en sapkın çalışmalarından biriyle karşımıza çıkıyor Neutron Hammer. Eski moda black metal/death metal kovalıyorsanız bu albümü seversiniz.

Yazan:Cem Kurtuluş


30 Mayıs 2011

Drünken Bastards - Horns Of The Wasted (2010)




















Tarzları için "Punk Rockin' Black Fuckin' Thrash Killin' tanımını yapan Drünken Bastards için fazla söylenecek bir şey yok.  Alkolik herifler; thrash -punk-black metal karışımı işler çevirelim kafasında tartıp yola koyulmuşlar. Bu herifleri 2007 yılında çıkardıkları " Posercrusher " adlı albüm ile tanıdım. Eğlenceli aynı zamanda  karanlık punky metal işlerini sevenler bu çalışmanın içine dalsınlar. Bu çalışmadan 3 yıl sonra Drünken Bastards “ Horns Of The Wasted’’ albümüyle  karşımıza çıktı. Yine thrash,punk,black metal işlerine dair klas işler koyduklarını yine belli ediyorlar.

Drünken Bastards genel itibariyle müziklerinde Venom,Sodom,Bathory  gruplarının izlerine rastlamak mümkün, 2000'lerde pek çok grup bu grupların yansımasını gördük.Bu albümde de yine ne kadar klas bir grup olduklarını grup bizlere gösteriyor.  Albümde sekiz parçanın yanında  ama eski parçaların yeni kaydedilmiş olanları da var. Abigail, Motörhead etkileşim müzikleri  “ Toxic Patrol “ da açığa çıkıyor. Saldırgan gitarlar, kirli vokaller blackened thrash mevzusunu anlamak için yeterli.  Bunu takip eden “ Posercrusher “ true metal temasıyla poz kesenlere haddini bildiriyor.  Eat Me Fuk’dan “ Destroy Factory “ orjinalinden daha iyi yorumlananlar yorumu yapılacak klaslıkta ve GG Allin’i böylelikle selamlıyorlar.  “ Drink with Satan’’ ile şeytan’a selam çakıyorlar buradan.  Hikayesini barlarda sürtünen fahişelerden alan  “  Alcoholic Big Tits’’   kirli vokaller, speedy riffler, süratli davullar ve  crust  punk,black,thrash  işlerini sevenlere ithafen.  Alkolün dibine vurmak daha mümkün, hikayesini de bara giden kendinden geçmiş birini anlatır.

“  Baptized In Speed And Blood’’  kirli vokaller yine başrolde, back vokallerle birlikte kirli atmosfere yaklaşılıyor. Thrash punk mevzularına en yakın şarkı olma niteliğini taşıyor.

2000’ler bazında değerlendirirsek  “ Horns Of The Wasted “  punky metal işlerini sevenler için klas bir iş. Biraz motörhead, biraz abigail kafaları, alın size Drünken Bastards.

 Cem Kurtuluş, 2011

26 Mayıs 2011

Miasmal - Miasmal (2011)



















" Testereyle beyin kazımak " diye bir deyim var mıdır  bilmem ama böyle bir deyim varsa   bu deyimi kesinlikle Miasmal'ın kendi ismine verdiği albüm için  söyleyebiliriz. Eski moda death metal kafasında, testereyle beyin kazımak için bu yola başvuran , d-beat davullar,öfkeli ve oturaklı vokal,fantastik sololar, kaos,intikam,nefret üçgeninde birleşen bir çalışma. İsveç’in 80’lerdeki crust havaları da albümde mevcut. Albümde 14 parçayla bulunmasının yanında Miasmal' ın eski çalışmalarından şarkılar da mevcut. 

 “ Mesmerized’’ ile dalıyoruz ortama. Yavaş yavaş başlayan parça daha sonra hızlanıyor.  Cehennemin öfkeyle yandığını alevlerin yükseldiğini bizlere anlatan bu parça acıyı ruhumuza işliyor.  Ortalığı karıştırıyorlar crusty death metal kısımları ortalığı karıştırmak için müsait.  Parça’nın  sonlarına doğru gelen fantastik soloyla parça bitiyor.
Kaos’a  “  Equinox 432’’ ile devam.  Bodoslama şarkıya giriliyor,davullar iyi iş çıkartıyor. Parça  bitmeden önce gelen sololar epey delirtici. Öfke solodan sonra da devam ediyor. Adamlar işlerini biliyor.

" Blissful Cannonades’’ ile devam ediyoruz yola. Punk etkilerinin daha fazla hissedildiği parçalardan biri.  Gaddar vokaller ,death metal’in crust’ın birleşimi ve farklı bir atmosfer.   
“ We will live forever’’ bodoslama ,yüksek tempo , kaos’un hakim olduğu parçalardan biri,evil death metal kafasında giden parça etrafa öfke saçıyor.  Hep  yüksek tempo gittik  şimdi akustik intro ile başlayan parçalardan biri ‘’Mist’’ile karşı karşıyayız.  Yalnız parça daha sonradan yüksek tempo ile devam ediyor bu da parçayı özel kılıyor. “ Toxic Breed’’ Yardırmaya devam ediyoruz, kaos ve nefretin hakim olduğu parçalardan biri. Gitar riffleri tam delirmelik. 

Eğer modern bir şey ya da melodik şeyler arıyorsanız bu albümden uzak durun. Bu albüm sizi çarpabilir. Eski moda death metal arıyorsanız bu albüm  tam size göre! 


Cem Kurtuluş, 2011





24 Mayıs 2011

Alcoholic Rites - Alkomanifesto (2010)






















Sizi bilmem ama  ben klas plakçılar sıralamasında her daim Iron bonehead’i ilk sıraya koyarım. Plak şirketi olarak  eski okul işleri kovalıyorlar.   Elimizde müthiş ve çiğ  bir kayıt var. Kafayı kıracağınız  albümde ekvatordan gelme alkolik manyaklar alkol manifestosunu yazmış. Speed-black-thrash üçlemesiyle karşımıza çıkıyor Alcoholic Rites. Albüm, ismini veren şarkı olan   “ Alkomanifesto. “  ile açılıyor.  80’lerin o evil havası Running Wild, yer yer Motörhead etkileri, Sarcofago ,Beherit grubunun izinden gitmeler, Sodom, Kreator gibi gruplara müziklerinde selam çakıyorlar. "My dick is the gun, alcohol psychopath" sözleriyle de olayı özetliyorlar.

 Şarkı isminden anlaşılacağı gibi  " Thrash and Heavy Metal of War " bass'ların konuştuğu, karanlıkta speed metal'in şeytanilikle birleştiği hissiyatı vermek de zorlanmıyor.  Saldırının, gitar ve davulun kafamıza balyoz gibi indiği " Evil Zone " şeytani işlerin peşinde olduklarını söylüyorlar.  " Doom Cage" kafamıza balyoz gibi inen davul ataklarıyla açılır, bu saldırı da şarkı isminden anlaşılacağı gibi ölüm vari sözleriyle, kaotikliğini karanlıkta gösterir.  " Masturbation "  albümün en uzun sözlerine sahip şarkılarından biri olmakla birlikte seks vari sözleriyle öne çıkar. Your excrements are the sacraments of insane sex "    sözüyle seksin leşlik seviyelerine doğru yolculuğa çıkarlar. 

Black/ thrash ruhunu  yansıtan " Massacre  On The Street " alkol vari sözleriyle yerinde durmama hissine sahip. Kısa ama etkili, Speed metal saldırganlığını yansıtan ve  davulun kafamıza balyoz gibi indiği "  Violent Desecration "   şeytani liriklere sahip  " you will be fucked by Satan " sözüyle fikrini söylüyor.  Sadistliği övücü sözleriyle " Tortured "  blacky vokallerinin etkisiyle albümün dinamit şarkıların merkezi olması konumunda.  Anti-religion temasıyla öne çıkan " I 'm your Fucking Goat Penetrator "  bununla devam eden  “ 666 Shooting In Head “  eski okul black metal gruplarının etkisinde devam ediyor.  Albümün kapanışı  " Scard And Horror " şarkısının  " hail satan, hail death " vari sözleriyle özetleniyor. 

Eski okul black metal gruplarının izinin olduğu, ilk dönem Sodom, Kreator gibi gruplarından müziklerine taşıdığı " Alcoholic Rites " speed metal riffleri, thrashy black vokaller ve kirli speed sololarıyla Venom ve Motörhead'i karıştırarak " Alcomanifesto " adında alkolik manifesto sunuyor. Halen dinlememiş olanlar varsa Güney Amerikalı ruh hastası Ekvatorlu alkoliklere şans versin! 


Cem Kurtuluş,2011

06 Mart 2011

Running Wild - Branded And Exiled (1985)




















" Karada Manowar, Korsanda Running Wild " diye bir tanımlama vardır,ilki herkes için geçerli mi tartışılır ama ikincilik konusunda çoğu kişi aynı fikirdedir.  1980'lere geldiğimizde heavy metalin altın çağı olmakla beraber dünyada Nwobhm ile birlikte beraberinde speed metal'in etkisinde olan grupları da ortaya çıkarmıştı. Bu gruplar aynı zamanda daha önceki dönemde heavy metal gruplardan aldığı ilhamla ileride bunu yaptığı işlere göstereceğini gösteriyordu. Alman speed /heavy metal efsanesi Running Wild için her şeyin başlangıcına gidecek olursak; ilk demoları 80'lerin başında gerçekleşir.  Bunun üstüne birçok  demo çıkarırlar. Başka gruplarında yer aldığı Split'te kendilerine yer bulurlar. 1984 yılında ilk albümünü yayınlar Running Wild,   hiç vakit kaybetmeden biz işe koyulalım derler ve 85 yılında  Branded and Exiled albümünü yayınlarlar.

Running Wild , Almanya’da "Accept ve Scorpions ile birlikte en saygı duyulan grupların başında geldiğini söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Prodüksiyon dehşet verici olmakla birlikte ilk albümde ağırlıklı olan satanik imaj, şeytani sözler bu albümde fazla gözükmez.  Aynı zamanda albüm çıkarken gitarist değişikliği olur.  Preacher’ın yerine Majk Moti katılır gruba. Gitarlar etkili olsa da ilk albüme göre farklılık gösterir.   Rock’n  Rolf yine üstün bir vokal olduğunu albümde bizlere gösteriyor.   Bu albüm Heavy ve speed metal’in yükselişte olduğu dönemde çıkmış korsanlar  bize yine iş başında olduğunu gösteriyor.

Albüm “ Branded And Exiled’’ ile giriş yapılır.  Rolf’un o enfes vokalleriyle kendimizden geçiyoruz.  İlk albümdeki gibi güçlü gitarlara tanıklık etmesek de  şarkının gitar girişi jilet gibi.  Sololar dikkat çeker, heyecan verici sololara tanıklık ediyoruz. Rolf’un vokaliyle bütünleşmesiyle enfes bir şarkı ortaya çıkıyor.  Şarkının lirikleri sürgüne gönderilen ve orada damga yiyenleri anlatıyor.  Ancak bir arada durabilirlerse karşı güçlerle başa çıkabileceklerini anlatılıyor.

“ Gods Of  Iron’’  gitar saldırılarının hakim olduğu, “  Evrenin yöneticilerine meydan oku’’ diye mesajı veriyor.  Kölelik, isyan edenler ve özgürlük için kavga edenler şarkının teması oluyor. Mitolojik unsurlarla şarkı sözlerinin bağlantısı yüksek.  Rock'n Rolf'un güçlü vokaliyle zirveye ulaşıyor.  " Realm Of Shades’’  klas bir gitar girişiyle açılan parça sonra şekil değiştiriyor. Rolf yine görevini yerine getiriyor.    “Biz,tüm dünyanın yalanlarından sıkıldık " sözüyle de ana fikrini ortaya koyuyor. 

“ Mordor’’ bir marş edasıyla akılda kalıcı notalarla, sololarıyla kendinden geçiren şarkılardan biri olarak öne çıkıyor.   Dünyayı esareti adı altına alan bir düzende yalancı yöneticilere,kendilerini savaşata götürenlere, zulüm ile baskı altına alanlara     “ Fight the Oppression”  ile sözünü fazlasıyla söylüyor. Çift gitarın etkili olduğu riff bolluğuyla  Rolf’un güçlü vokaliyle, baş döndüren sololarıyla da klasını konuşturuyor.   

Judas Priest etkilerine  rastladığımız “ Evil Spirit “ gücü elinde bulunduran statü sahiplerine, şiddetten beslenenlere  money and fame were his conviction” sözüyle  sesleniyor.  Şarkının genelinde Judas Priest etkileri görmek mümkün, ki  80’lerin ortalarında heavy metal ile yolu kesişen  çoğu grupta Judas Priest etkileri görmek mümkün.  Albümün genelinde de Downing-Tipton etkileşimli rifflere denk geliyoruz. 

 Gitarların hakimiyetinin sürdüğü, Rolf’un da güçlü vokaliyle  enerjisini yaydığı albümün dinamiklerinden “ Marching to Die “  nedensiz savaşa sürüklenen nedenini sormadan   soykırım yapan insanlığa sesleniyor. Albümün finali  80’lerde deri ceket giyerek- motor sürerek konserlerde hunharca eğlenen, headbang yapan gençliği “  Chains  and Leather “ ile selamlıyor.  Bunu ilk yapan gruplardan biri de Judas Priest’ti, albümün genelinde Downing-Tipton rifflerinden etkilenme olduğu bariz belli oluyor.

Toparladığımızda;  1984’te Running Wild şeytani sözlerden biraz daha toplumsal olaylara, nedensizce savaşa yollayan savunma bakanlarına sözünü söylüyor. 1985 itibariyle Majk Moti grubun soundunun gelişiminde farklılık yaratıyor.  “ Branded And Exiled “ 80’lerin en iyi heavy metal albümü değil ama 80’lerin ortalarında çıkan işler arasında konuşulması gereken başarılı bir albüm olmasıyla klasını konuşturuyor

Cem Kurtuluş, 2011

11 Şubat 2011

Black Sabbath - Paranoid (1970)






















1970’li yılların başı Heavy Metal’in altın çağı olmasa da, şeytani notaların Black Sabbath tarafından atıldığı bir çağdı. En azından dönemin medyası böyle söylüyordu Black Sabbath için. Şeytani notalar, korkutucu figür ve albüm kapakları, şeytani liriklerle birlikte Heavy metal kendini belli ediyordu . 1970’li yılların başında Geeze Butler ve Iommi öncülüğündeki Black Sabbath korkutucu müzikleri ve albüm kapağıyla gençleri korkutmayı fazlasıyla başarmıştı. Kendi isimlerini verdikleri " Black Sabbath" albümü dünyada başlı başına olay niteliği taşımıştı, bu albümden sonra aynı sene içinde “ Paranoid”  albümünü çıkardı  Black Sabbath üyeleri. Bu şarkıyla Sabbath daha da politikleşmiş bir hal alıyordu.

 Bu albüm her türlü içeriğe sahip bir albümdü. Gerek toplumsal sorunlar, gerek  albümün isminin  Paranoid olmasıyla her türlü içeriğe sahipti. Black Sabbath, sound olarak ise aynıydı. Ama Paranoid’den farklı sezgiler alıyorduk. Paranoyaklaşmış bir adamı anlatan Ozzy Osbourne bize bu duyguları yaşatmaktaydı. Bu albümü önemli Kılan tek şey ise Tony Iommi’nin eşsiz gitar tonlarıydı. Albümde anlatılan konular ise Metal müziğin bu olması gerektiğini savunuyordu. Vietnam savaşına albümde göndermeler olmuştu.  Çünkü bu savaş 1965’ten başlayarak 1973’e kadar sürmüştü. Bunun sonucunda bir sürü felaketi ve zararı beraberinde getirmişti.

Tony Iommi ise Black Sabbath’da ise  farklı konumdaydı. Bizzat grubun beyni, riffleri çıkaran kişi kendisiydi, kendisinin eşşiz riffleri ve gitar tonları  Ozzy’nin acılı haykırışları birleşince önümüze mükemmel bir portre çıkıyordu.   Black Sabbath yine Doom metali şarkı sözlerinde yansıtıyordu. Doom Metal dedik mi ,Black sabbath doom metal’in öncülerindendi. Çoğu doom metal grubu Black Sabbath’ın ilk dönemlerinden etkilenerek bunu kendi müziğine yansıtmıştı.  Candlemass ile Black Sabbath’ın ortak özelliği vardı. İkisi de Solitude denen bir şarkı yapmışlardı. Black Sabbath’a dönecek olursak; bu albüm Black Sabbath’ın ve Metal dünyasının en önemli albümlerinden biri olmakla birlikte Black sabbath’ın başarısını devam ettirdiği çalışması olma özelliğini taşıyordu.

Parça Listesi

1. Luke's Wall/War Pigs (7:55) *
2. Paranoid (2:47)
3. Planet Caravan (4:24)
4. Iron Man (5:53)
5. Electric Funeral (4:47)
6. Hand of Doom (7:07)
7. Rat Salad (2:29)
8. Fairies Wear Boots/Jack the Stripper (6:13) #


Önceki albümle karşılaştırıldığında şarkılar daha güçlü ve direktti ama doğaçlamaya imkan vermiyordu. Sözler yine karanlıktı ama. Yine savaştan, akıl hastalıklarından, uyuşturucu, bilim kurgu ve korkudan bahsediliyordu. Albüm bir nevi toplumsal bir yorumdu. Spin dergisi "Heavy Metal'i korkuları ve düşüşteki dünyayı anlatırken görüyorsunuz.." diyordu. Black Sabbath ilk albümdeki korkutucu imajdan sonra kendini toplumsal mevzulara el atmıştı. 

Albümün açılış şarkısı "War Pigs   Vietnam savaşına ithafen yazılmıştı. Albümün adı İlk önce “ War Pigs “ olarak düşünülmüş, fakat kaydı yapan şirket tarafından Vietnam Savaşı hassasiyeti sebebiyle adı değiştirilerek "Paranoid" de karar kılınmıştır. Heavy metal tarihinin savaş karşıtı olan en önemli parçalarından biri Black Sabbath tarafından yazılmıştır. .Savaş Domuzları anlamına gelen “ War Pigs “ yazılmadan önce Cadı Bayramı anlamına gelen  “Walpurgis” diye düşünülüyor şarkı daha sonrasında  anti savaş temasına çevriliyor. 

Savaşan domuzlar ya da Savaş Domuzları  diye iması olan kelimeler Patronlar tarafından zorla eziyet gören gençlere mesaj gönderiyordu Black Sabbath üyeleri. Birmingam gibi işçi kesimin sanayi bölgesinden gelmenin izlerini taşıyorlardı.  Her şey bununla da sınırlı değildi. Vietnam savaşına dair sözlerini sıralıyordu. Bir sınıfsal kavganın ortasında insanları savaşa yollayanlara,savaşmayı emredenler ve bu savaşmanın sonunda sadece zafer çığlığını emreden politikacılara ağır şekilde sesleniyordu " War Pigs " ile Black Sabbath. Sözünü  "Politikacılar saklarlar kendilerini, onlar sadece savaşı başlattılar "   sözleriyle dile getiriyordu.


Vietnam savaşı sırasında İngiltere’ye gelen Amerikan askerleri savaş sonrasında ülkelerine dönerken beraberinde getirdikleri bir çok blues ve rock’n roll albümlerini İngiltere’de bırakmıştı. İngiltere’de bu albümleri dinleyen bir kuşak büyüyordu. Vietnam savaşıyla her şey açığa kavuşmuştu .Vietnam savaşı Hem ABD Hem de Avrupa’daki İlişkileri gerginleştirmişti. Hem de Sovyetlerin güçlenmesine neden olmuştu. Vietnam savaşı, ABD’da gençliğin bir bölümünün komünler halinde uyuşturucuyla iç içe yaşamasına neden oldu. Hippilik bir yaşam felsefesi haline gelmişti. Sloganları ise Savaşma Seviş idi. Bu felsefenin getirdiği savaş karşıtı düşünce 1969′da Woodstock festivalinin yapılmasını sağladı.

Buradaki Milyonların amacı Savaş’a karşı seslerini duyurabilmekti. Oradaki tüm insanlar Barış için toplanmıştı. Barışın tek çıkar yol olduğunu düşünüyorlardı, Amaçları ise bunu bütün dünyaya yaymaktı. Bu bir Hippi hareketiydi. Amerikan Hükümetini reddetmiş, Anarşizm’i istememiş ,zorunlu askerliğe hayır demişlerdi. Festivalin amacındaki gerçekler buydu, ordaki bütün insanlar barış, sevgi, savaşların bitmesi için orada toplanmıştı.

Bu şarkıda Rock müziğin geniş yelpazesi olarak anlatılmıştı. 1960’lı yıllara kadar Rock müzik savaşlara sanıldığı kadar protest bir tavır sergilememiştir. Aksine devlet politikaları bazı müzisyenler tarafından destek bile görmüştür. Hatta Kral diye tabir ettiğimiz Elvis Presley bile Askerlik görevine çağrıldığında bunu memnuniyetle kabul etmiştir. Ama Elvis Presley’e Rock müzisyenlerinden tepki çoğalmıştı. Hatta The Beatles grubundan John Lennon “ Elvis askere gittiği gün ölmüştü’’ diyerek öfkesini dile getirmişti.

Ozzy Osbourne’un efsane performans sergilediği, kadınından ayrılan ve paranoklaşan bir adamın portresini çizmiştir " Paranoid"   Aklını kaybetmenin eşiğine gelen bir adamı çiziyor Black Sabbath. Paranoya’nın yunanca anlamının "delilik" anlamına geliyor.  Ozzy şarkının nasıl ortaya çıktığını, nasıl yazıldığını şöyle anlatıyor;

 " Prodüktör  Roger Bain albümü bitirmek icin 3 - 4 dakikalık bir şey lere ihtiyacı olduğunu söyledi. Tony o an aklına gelen riffi caldı, ben melodiyi yarattım, geezer' da sözleri yazdı. 10 dakika sonra şarkı hazırdı. şarkı bittiğinde ne isim vereceğimiz hakkında hiç fikrimiz yoktu.  geezer "paranoid" in ne anlama geldiğini dahi bilmiyordu, ama insanlar sürekli ona takılırken Paranoid derlerdi. o da Paranoid olsun dedi. ve ismi de Paranoid oldu" 

Pantera’nın coverladığı Black Sabbath şarkısı olmakla birlikte bu şarkının bazı çevrelerce Pantera’nın daha iyi yorumladığı söylenir.  " Planet Caravan "  bizi özellikle Metal’in dışına iter, 60’lardaki Rock’a yönlendirir ,Blues’dan da beslenir.  Ayrıyetten ezgileriyle eski saykodelik gruplara selam çakıyor.  Şarkı insana boşluktaymış gibi bir his vermesinin ötesine geçiyor.  Black Sabbath bu şarkılarda bizi evren basamaklarına ulaştırıyor.  Evren, Mars, Galaksi gezegenler, Yıldızlar ve gökyüzünden de bahsedilir. Oralara ulaşamayan bir insanı anlatır.  Şarkıda asıl anlatılmak istenen verilmesi gereken mesaj ise bu koca evrende bu yaşadığımız gezegende sonu bilinmeyen bir yolculuk içindeyiz diye his veriyor. Çünkü yaşadığımız evren bir sonsuz yaşadığımız hayat ise bir yolculuktur.

Bilim kurgu dünyasına " Iron Man" ile ulaşır albüm. Zaman yolculuğuna çıkan bir adamın demir adama dönüştüğünü resmeder.  Kıyameti insanları yok ede ede kendisi yaratır hikayede. Böyle bir paradoks üzerine kurulu olmasının yanında, şarkıdan yıllar sonra konunun üzerine sinemaya uyarlanmıştır. Şarkının sözleri filme uyarlanmıştır.  Filmlerde ve televizyonlarda seslendirilmesiyle ünlüdür ‘ Iron Man’  Butler ve Iommi fazlasıyla üstüne düşeni yapar.

Savaş domuzlarıyla (War Pigs) savaş karşıtı mevzuya giren Black Sabbath  bunun yanında Electric Funeral l'a toplumsal mevzuya devam ettiğini kanıtlıyor. Şarkı nükleer savaşla ilgili ayrıca temaları War Pigs şarkısıyla aynı içeriği taşıyor. Radyasyonla ilgili dünyaya verdiği zarar şu sözlerle anlatılır şarkıda. “  Radyasyon dünyayı bitiriyor, insanlık kurbanları öfkeleniyor’’ Hand Of Doom'  da   Back Sabbath’ ın neden ilk Doom Metal grubu olarak kabul edildiğinin kanıtı olabilecek bir parça niteliğini taşır.  Bill Ward'ın davulculuk dersi verdiği " Rat Salad"  bir kaptan gibi sahneye çıkıyor, gitarlar ne kadar etkili olsa da şarkının hakimi Bill Ward'da vücut buluyor.  Butler ve Iommi öncülüğünde " Fairies Wear Boots "    masallardaki gibi hikayesini anlatmaya devam eder. Iommi'nin gitarda yarattığı sihirbazlık karşısında Butler de kendisine takviyeye geliyor. Tam bir ekip işi olduğunu ve finale uygun kapanış yaptıklarını  gösteriyorlar. 

1970 yılında iki albümle dönen Black Sabbath ilk albümünü insanların sinemaya korkmak için gittiğinden dem vurup biraz da kendilerini dinleyip korkmalarını istediği için yapmıştı. Aynı yıl içinde çıkardığı " Paranoid " albümü Vietnam savaşından tutun,toplumsal konulara eğilmesiyle; bilim kurgudan insanın iç yolculuğuna kadar pek çok konuda sözünü söylüyordu; belki ilk albüm kadar etkili olmuyordu ama savaşın babalarına mesajını vermeyi ihmal etmiyordu. 

Albüm Hakkında Bazı Notlar:


Albüm hakkında bazı notlar da şöyle ortaya çıkıyor. En çok bilinen ve en büyük yükselişi yaptıkları albümlerden biri Paranoid’di.  Black Sabbath ismi ile özdeşleşmiş, "Iron Man" (Demir adam) ve "War Pigs" (Savaşan Domuzlar) bu albümde yerini almıştır.


1970 yılının Eylül ayında İngiltere'de piyasaya çıkan albüm, listelere ilk sıralara kısa süre içinde tırmandı. Yapımcılar "Paranoid" şarkısını albümün lokomotifi olarak değerlendirdiler.   Vietnam Savaşı'nı eleştiren, hem görece yavaş bir şarkı olan War Pigs'in albüm ismi olmasına karşı çıktılar. Fakat albüm kapağı ise değişmedi; kasklı, elinde kılıçlı koşan adam resmi olan kapak, Paranoid'in kapağı olarak kaldı.

Paranoid şarkısı, tekrar birleşen orjinal kadronun, son dönemlerindeki konserlerinde çalındığı son şarkıdır. Albümde Electric Funeral, War Pigs gibi sosyal içerikli şarkıların yanında sözsüz, Rat Salad ve melodi yoğunluğu bulunan Planet Caravan ve zengin ve çok ritimli Hand of DoomFairies Wear Boots gibi şarkılar bulunuyor.

Kuzey Amerika Billboard listelerinde 12. sıraya, İngiltere listelerinde ise 1. sıraya kadar çıktı. Pop 45likler, listesinde ise, Iron Man ve Paranoid sırayla 52. ve 63. sıraya kadar çıktı. Paranoid ise tek başına 45lik olarak İngiltere'de 4. sıraya çıktı. 2003 yılında Rolling Stone dergisi, albümü en iyi albümler listesine 500 albüm arasında 130. sıraya koydu. Iron Man şarkısı, VH1 televizyon kanalı tarafından en iyi 40 metal şarkısı klasmanında birinci gösterildi. 2006 yılında Guitar World dergisi, en iyi 100 gitar albümü sıralamasında 6. sırada buldu.



" Megadeth, Nativity in Black- Black Sabbath'a saygı- albümünde Paranoid şarkısını tekrar yorumladı. Ayrıca grup performanslarına bu şarkıyı dahil etti.Planet Caravan", Pantera tarafından 1994 yılında Far Beyond Driven albümüne dahil edildi. Faith No More, "War Pigs"'i 1989 yılında The Real Thing adlı albüme dahil etti. Iron Man" The Cardigans taradından ilk albümleri First Band on the Moon'da tekrar yorumlandı. NOFX'in de "Iron Man" yorumu bulunuyor."

Kadro:

# Tony Iommi - Lead Guitar & Keyboards
# Geezer Butler - Bass
# Ozzy Osbourne - Vocals
# Bill Ward - Drums


Diğer emeği geçenler

# Roger Bain - Producer (for Tony Hall Enterprises)
# Tony Allom & Brian Humphries - Engineers
# Recorded at Regent Sound & Island Studios


Web Site: http://www.black-sabbath.com/

Cem Kurtuluş, 2008


Bruce Springsteen - Born In The USA (1984)



















O bir müzisyenden veya bir şairden çokça fazlası. Yanlış anlaşılmalara  çok maruz kaldı.  Amerika’da en saygın müzisyenlerin başında geliyor. Öyle popüler olmak için kendini yırtan biri değil. Politik konularda mesajları gitmek istediği yere gider. Almak isteyenler  mesajı alır.Bruce Springsteen,   1984 yılında  Born In The USA albümüyle  dünyaya kendini kanıtlar. Bunun daha öncesi  vardır. Ama “ Born in the USA” bana kalırsa en  tanındığı albümdür.  Albüm, içinde 12 parçayı barındırır. Albüm kapağında Bruce’un  poposu görülmektedir. Popoyu saran eski bir levis jeans ve bu jeans’in sağ arka cebindeki  kırmızı şapka . Şapka söylenenlere göre Amerikan işçi sınıfını temsil etmektedir.. 


Albüme ismini veren şarkıyla albüm  ile açılışı yapıyor “ Born In the Usa “ . Bu şarkı yüzünden Bruce springsteen Amerikan toplumuna eleştiri getirse de sonrasında  Amerikancı olduğu düşünülmüştür.  Vietnama gönderilen askerlerden, eline silah verilen insanlardan bahseder. Savaş karşıtı olduğunu da önceki röportajlarında belitmiştir Bruce.   Bruce’un enfes sesiyle temposuyla dinleyene  yeterli coşkuyu  veriyor.  Mest eden bir girişe sahip..

“ Cover me’’ ile devam ediyoruz.     Bu şarkıda vermek istediği mesajı şarkı başında verir. Dünyanın çok rahatsız edici olduğundan yine sevgi mesajları yer alıyor.  Onu koruyacak bir sevgiliye ihtiyaç duyduğunu şarkı sözlerinde “ come on baby  cover me ‘’ diye dile getirir kahramanımız.  Şarkının başlarındaki nakaratları yazmazsak olmaz. " The times are tough now, Just getting tougher,  This old world is rough,  It's just getting rougher’’. Şarkı eğlenceli bir şekilde ilerler.  Sololarıyla enerji saçan , bruce’un vokaliyle heyecanımız arttırıyor. 

Şimdi Rock’n Roll zamanı diyerek "  Darlington County’’ ile devam ediyoruz. 

'Sha la la Sha la la la Sha la la la la la la ' Diye söylemek çok eğlenceli kısımlar.  Saatlerce dinleyip de  sıkmayan bir şarkı.  Bob Dylan etkileşimi göze çarpıyor, ki Bruce Springsteen Bob dylan’dan etkilenmiştir. Şarkı başlarda sakin sakin ilerliyor. Zaman geçtikçe şarkı daha eğlenceli bir havaya bürünüyor.  Caddelerde gezinen iş arayan birini anlatıyor aynı zamanda müziğin keyfini çıkaran biri. İş arayan birinin haricinde şu sözlerle de mesajı veriyor . ‘’ We drove down from New York City where the girls are pretty but they just want to know your name’’ 

“  Working On The Highway’’ ile yola devam. Rock’n roll vari ritimler bizi eğlendirmeye yeter ve artar bile.  Seyahatlerde dinlenecek şarkıların başında gelir bu şarkı.  “ Someday Mister I'm gonna lead a better life than this’’ şu söz bir çok şeyi anlatmaya yeter.  Daha bir yaşam sürmek için varı yoğuyla çalışan biri.  Para biriktirip sevdiği biriyle uzaklara kaçmak isteyen biri. 

“ Downbound Train’’  tam bir yolculuk şarkısı. Sakin sakin ilerler, Bruce’un duygulu vokaliyle hüzünlenirsiniz.     Bruce söylerken adeta kendinden geçiyor.   Albümdeki favorilerimden.   Ağlatır, düşündürür, hüzünlendirir, ruh haliniz değişir.   Bruce söylerken nasıl kendinden   geçiyorsa sizde dinlerken kendinizden geçip hüzünlenirsiniz.  

Çok sade bir şarkı olan “ I’m on fire “ ile devam ediyoruz. Sakin ,tek başına dinlenebilecek bir şarkı.
  
Amerikan toplumunu zamanında yerin dibine sokan, inceden mesaj veren bu albümde zamanının Amerikasında çokça eleştiri olmuştur.. Halen dinlememişseniz boşuna yaşıyorsunuz demektir!

Yazan:Cem Kurtuluş

10 Şubat 2011

Electric Wizard - Black Masses (2010)

























Bazı gruplarla aranız yoktur, keşfedip dinler yola devam edersiniz. Electric Wizard'da benim için öyle bir grup oldu. Son zamanlar ismini duyduğum gruplardan biri oldu Electric Wizard.  bi Grubun 2010 yılında çıkardığı Black Masses albümünü tavsiye üzerine dinlemeye başladım. Grup hakkında kısa bilgi vermek gerekirse;   Electric Wizard,1993 yılında müzik kariyerine başlamış stoner doom metal grubu. Müziklerinde bir çok grubun izleri var. Black sabbath’ten etkilenme bariz görülüyor, ki Black Sabbath’tan etkilenmeyen grup yok denecek kadar az.

 2010 yılında çıkan Black Masses albümü içinde 8 şarkıyı barındırıyor. Saykodelik öğelerde albümün içinde var. 70’lerden fırlamış bir sound . Black sabbath geleneğinden kopmayan safkan bir doom metal albümü.   Köklerinden vazgeçmiyorlar.  Öldürücü ağırlıkta şeytani riffler ile etrafa korku salıyorlar. Cadılar ve büyücüler hakkında sözler. 

“ Black Mass’’ ile   ‘ Beni duy Lucifer ‘ diye sesleniyor Electric Wizard . Black sabbath’tan etkilenme bariz ortada demiştim.  Şarkı sizi 70’lere götürüyor, öldürücü ağırlıkta riffler, boğuk vokaller.  Atmosfer karanlık, şarkı böyle devam ediyor.  Black Sabbath izinden “  Venus In Furs’’ ile devam.  Vokalin sesi bizi bir sisin altında gömülü hissettiriyor. Daha sonra araya sıkıştırılmış lezzetli sololarla birlikte şarkı farklı bir boyut değiştiriyor.  

 “ The Nightchild “  ile devam ediyoruz , orada mesajı veriyor “  Your rotten world means nothing to me.’’ Korkutucu bir atmosferde şarkı devam ediyor, devamında  yine o öldürücü ağırlıktaki riffler.  Kötülük devam etsin. “  Patterns Of Evil’’ bize tony ıommi rifflerini hatırlatıyor. Korku salan bir o kadar şeytani bas gitarda ön planda.  Ama vokal bu parçada farklı geliyor,ama kesinlikle kötü değil.  Albümde bütün şarkıları açıklamaya gerek yok.  Electric wizard iyi iş çıkarmış. Black sabbath soslu stoner doom metal dinlemek istiyorsanız mutlaka bu albümü dinleyin!

Cem Kurtuluş, 2011