// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Ağustos 2015

Yugoslavya'yı Birleştiren Lider: Josip Broz Tito













Not:  Herkesin sevdiği liderler vardır. Tito ismini ilk defa Babannem’den duymuştum. O, onu biliyordu, o'nu seviyordu eski Yugoslavya zamanlarından. Ben o kadar içli dışlı değildim Tito ismiyle, sonrasında kendisi hakkında çok bilgim olmasa da kendisi hakkında kimdir-nedir-ne değildir  diye yazmaya karar verdim. Bu bilgiler kıytırık İngilizce bilgime dayanılarak çevrilmiştir, kaynaklar Vikipedia’nın adresinden alınmış ve sonrasında yazıya dökülmüştür. Tito hakkında bugüne kadar Türkçe olarak ayrıntılı biyografiler okumadım ama bu belki yardımcı olabilir. Okuyanlardan hataları da belirtmeleri benim için daha iyi olur kanısındayım.

 Josip Broz, 1892  yılında Hırvatistan’ın Kumrovec köyünde Sloven bir anne ve Hırvat bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Franjo ve Marija Broz’un yedinci çocuğuydu. 1900’lerin başında  ilk okula başlayan Josip Broz Tito , bu okulda 2.sınıfta başarısız olmasıyla birlikte daha sonraları  1905’te mezun oldu. 1907 yılında kırsal çevrenin dışına taşındı ve Sisak içinde bir makinistin çırağı olarak çalışmaya başladı. Josip Broz ilk olarak  1 mayısla tanışması (İşçi Bayramı ) orada olmuştur. İşçi hareketini ilk orada fark etmiştir. 1910’da Hırvatistan Sosyal Demokratik Partisine ve Metalurji işçi hareketine katılması bu yıllarda olmuştur. 1911-1913 yılları arsında bazı işlerde  kısa süreli çalıştı. Cenkov, Münih,Mannheim’de ve daha sonraları Benz araba fabrikasında çalıştı. Daha sonraları Daimler için Avusturya’da test sürücüsü olarak çalıştı.

1913 sonbaharında Avusturya-Macaristan ordusuna katıldı. Bu orduya katıldıktan sonra astsubay için bir okula gönderildi .Zagrep merkezli olan Hırvat alayında uzman çavuş oldu.  1914’te Budapeşte’de bir eskrim yarışmasında  gümüş madalya kazandı. Yavaş yavaş başarılı oluyordu Josip Broz buralarda.  1914’te Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde savaş karşıtı propaganda yaptığı için tutuklanarak  Petrovaradin kalesine hapsedildi. 1915 yılının Ocak ayında  Rusya’ya karşı savaşmak için Galiçya Doğu Cephesine gönderildi.

Avusturya-Macaristan ordusunda en genç başçavuş ve en yetenekli asker olarak diğer askerlerden sivrildi.  Düşman karşısındaki cesaretinden dolayı Gümüş cesaret madalyasına layık görüldü  ama alamadan esir düştü.


 25 Mart 1915’te Bukovina’dayken  Ruslar tarafından ağır yaralı olarak yakalandı. Hastanede 13 ay kaldıktan sonra  Ural Dağlarında mahkumların olduğu çalışma kampına gönderildi. Şubat  1917’de isyan eden işçiler  hapishanedeki tutukluları kurtardılar.  Broz, sonradan Bolşevik grubuna katıldı. Nisan 1917’de yeniden tutuklandı, ama kaçmayı ve 16-17 Temmuz 1917’de  Petrograd(St.Petersburg)  Temmuz günleri gösterilerine katılmayı başardı.

Broz, Finlandiya’ya giderken yine tutsak düştü, bu defa  üç hafta boyunca Peter Ve Paul kalesine hapsedildi. Kungur’a yollandı ama o tren kaçmıştı artık. Her şey böyle giderken Broz, orada her şeyden habersizdi. Burada gelecekteki eşi Pelagija Belousova ile tanıştı. Bu tanışmadan sonra Sibirya’daki Rus bir ailenin yanında saklandı.  Ekimdeki Devrimden sonra Omsk’da Kızılyıldız birliğine katıldı  . Bir beyaz kontrgerillayı takip ederken kırgızistana kaçtı hemen ardından omsk'a döndü orda da Belousova'yla evlendi. Daha sonra Josip  1918 baharında  Rus Komünist Partisine katıldı.  

Aynı yılın haziran ayında Bros  iş bulmak ve ailesini geçindirmek için Omsk’u terk etti,  ve bir yol boyunca Omsk yakınlarında bir tamirci olarak çalıştı. 1920 Ocak ayında Broz ve karısı uzun ve zor yolculuklarından sonra Eylül ayında Yugoslavya’daki evlerine ulaştılar. Döndükten sonra Yugoslavya Komünist Partisine katıldı. Yugoslavya Krallığı siyasal yaşamına CPY etkisi hızla büyüyordu. 1920 seçimlerinde Komünistler  Parlamentoda 59  sandalye kazanarak en güçlü üçüncü parti oldu. Çok sayıda yerel seçim kazanan onlar için önemli bir  kale olan Zagrep kenti Svetozar Delić önderliğinde belediye başkanlığını kazandı. Zagrep için büyük bir olaydı bu.

2 Ağustos 1921’de bir genç komünistin öldürülmesinden sonra İç İşleri bakanlığı CPY’yi Yugoslav  Devlet Güvenlik yasası altında illegal yasa dışı ilan etti. 1920 ve 1921 arasında komünistlerin kazandığı bütün yetkiler geçersiz sayıldı. Broz, hükümetin komünistlere yapılan baskılara rağmen işlerini yeraltından sessiz şekilde halletmeye çalıştı. Bu gelişmelerden sonra Bjelovar  yakınlarından Veliko Trojstvo bölgesine taşındı, bu bölgede bir makinist olarak iş buldu. 1925 yılında Kraljevica taşındı, tershanede çalışmaya başladı. 

Çalıştığı yerde bir sendika lideri olarak seçildi, bir yıl sonra tershane grevine önderlik etti. İşine son verildi, daha sonra tren fabrikasında çalıştı ordan Belgrad’a taşındı. İşçi Komiseri olarak görev yaptığı bir yerde CPY üyeliği açığa çıktığı için burdan da görevden alındı. Broz sonra “ Hırvatistan Metal İşçileri Sendikası Sekreteri”   olarak atandığı Zagrep’e taşındı. 1928 yılında “ CPY Zagrep Şube Sekreteri “ oldu . Aynı yıl tutuklandı, yasadışı komünist faaliyetlerinden dolayı mahkemede yargılandı, hapse gönderildi. 1928’den  1934 yılına kadar cezaevinde kaldı. Hapishane günleri sırasında “ Tito “ takma adını aldı. Hapishane günlerinde tanıştığı Moša Pijade Tito için ideolojik bir akıl hocası oldu. 

1934 yılında Yugoslavya Komünist Partisi Merkez Komitesi Viena’ya sığınak istemişti, Tito bunun için Zagrep İl komitesini yollamıştı.O komite görevlendirilenler arasında Edvard Kardelj, Milovan Đilas, Aleksandar Ranković and Boris Kidrič isimleri vardı. Bir süre sonra Tito Komünist Enternasyonal'de görev yapmak için Moskova'ya gitti. Tito aynı zamanda  Dimitro taburu gönüllülerden oluşan bir grupla İspanyol İç savaşına dahil oldu. Tito, 1936 yılında Komünist Parti'yi resmen kurmak için Yugoslavya'ya geri döndü. 1937 Stalin Moskovasında  CPY Genel sekreteri Milan Gorkic öldürüldü daha sonra yerine Tito geçti.

İkinci Dünya savaşıyla birlikte her şey farklılaşmıştı. 1941 Nisan’ında  Macarların ve İtalyanların yardımı ile Yugoslavya’ya doğru bir işgal başlattı. Almanya 1941 yılında hem Yugoslavya'yı hem de SSCB'yi işgal edince Tito tüm Yugoslavları Nazilere ve onları destekleyenlere karşı direnmeye çağırdı.  Tito, Yugoslavya halkını birlik, beraberliğe davet etti. Daha sonraları 1942 yılında geçici bir hükümet kuran Tito, bu hareketiyle Çetnikler (Monarşi isteyen aşırı milliyetçi Sırplar) ve Uştaşlarla (Faşist Hırvatlar) karşı karşıya geldi. Tito, bu birlik beraberlik çağrısından sonra Yugoslavya’da ve dünyada daha çok tanınmaya başlandı. Almanların yoğun baskısının ardından Partizan grubunun fikirleri benimsendi ve harekete geçildi. 

Tito bir süre sonra ülkenin bütünlüğü bozulmaması ve bağımsızlık için savaşan gerilla tugayları kurdu. Tito’nun yanında olanlar kayıp vermesine rağmen düşmanı bölgeden uzaklaştırmayı bildiler.  Tito'ya 1943'te Yugoslavya Mareşalliği, daha sonra Hükümet Başkanlığı ve Başkomutanlığı verildi.   .1944 yılında savaşta Almanya'nın karşısında yer alan müttefiklerin de desteğini alan Tito, Mart 1945'te devlet başkanı seçildi. Bir süre sonra Tito ile Stalin konusunda görüş ayrılıkları yaşandı.  Tito ve Stalin müttefik olmalarına rağmen savaş biter bitmez  Stalin,  Yugoslav Komünist partisi içinde  kendi casus ağını oluşturdu. 

Tito devlet başkanı seçildikten sonra  13 Ocak 1953’te  Yugoslavya'yı Sosyalist Federal Cumhuriyet haline getirdi.  Tito bu durumdan sonra devlet ziyareti için İngiltere’ye gitti, Winston Churchill ile bir araya geldi. Cambridge’i gezip Üniversite’nin kütüphanesini ziyaret etti. 1955 ile 1959 arasında Burma’ya seyahat etti, bu seyahatte  U Nu ile  sıcak ilişkiler geliştirdi.  Sonrasında Tito 1959 yılında Burma Sosyalist Program partisinin ilk başkanı olan Ne Win’den   aynı muameleyi görmedi.  Çünkü Yugoslavya’da sağcıların, anti-komünizm düşüncesiyle hareket eden partilerin komünistlerle anlaşması nadir olurdu. Mesela; Yugoslavya büyükelçiliğinden izin alan tek komünist ülke Paraguay oldu. Yugoslavya’nın  anti- komünist ülkeler arasında istisna sayılabilecekler vardı. Pinochet’in Şili’si bunlardan biriydi. ABD destekli askeri darbeyle  sosyalist Salvador Allende’yi deviren Pinochet’in Şilisiyle daha sonraları diplomatik ilişkiler kopmuştu.  Yugoslavya’da anti komünist rejime sadık olanlara Kjell Eugenio Laugerud García altında askeri yardım ve malzeme sağlandı.



Reform: 

Tarihler 7 nisan 1963’ü gösterdiğinde 7 ülke Sosyalist Federal Cumhuriyetine resmi adını değiştirdi. Reformlar ; özel girişim, konuşma ve  dini ifade özgürlüğünü rahatlatmıştı ama bunun yanında bazı kısıtlamalar getirmişti. Tito daha sonrasında Amerika’da  bir tura çıktı. Şili’deki devlet bakanları bu ziyaret üzerine istifa etti. Tito, 1960 Sonbaharında  başkan Dwight D. Eisenhower ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir araya geldi.  Bir araya gelen bu ikili  bu görüşmede  silah kontrolünden tut ekonomik sorunlara kadar bir dizi konu tartıştı.  

Eisenhower, Yugoslavya’nın “ kendi tarafında nötr “ olduğunu belirtti. Tito, nötr olmanın pasifsizlik anlamına gelmediğini “ taraf tutma anlamına “ geldiğini söylüyordu.  1966 yılında Vatikan ile anlaşma yapıldı. Bu anlaşmada yeni özgürlüklerden bahsedildi.  Bu anlaşma aynı zamanda Tito'nun yeni sosyalizme karşı taraftan  gelen geleneksel komünistleri ve  Aleksandar Ranković’i bir araya getirdi. Tam anlamıyla gerginlikler bitmese de bu anlaşma gerginlikleri azaltma yolunda bir adım atıldı. 

Aynı sene Tito komünistlerin Yugoslavya'nın davasına argümanlarıyla o andan itibaren katılmalarının lazım olduğunu bildirdi  (Leninist ortodoxluğunu terk etmeyi ve liberal komünizmi yaratmayı işaret ederek) Devlet Güvenlik Dairesi, personel sayısını 5000’e düşürdü.  1 Ocak 1967 tarihinde ilk Komünist ülke olan Yugoslavya tüm yabancı ziyaretçilere vizeyi ortadan kaldırdı. Aynı yıl Tito  Arap-İsrail çatışmasını barışçıl çözümünü teşvik eder hale geldi. Araplar İsrail topraklarında kazanmıştır, bunun karşılığında  İsrail Devletinin bu planı tanımıştır. 1967 yılında Tito Prag’a gitmesi için  Çekoslavak lideri  Alexander Dubcek’i  davet etti. 

Nisan 1969’da Tito, Çekoslavakya’nın işgali sonrasında generallerden Ivan Gošnjak ve Rade Hamović ortadan kaldırıldı. Yugoslavya ordusunun hazırlıksızlığı nedeniyle  Yugoslavya’nın benzer bir işgali söz konusu olduğundan bu saldırıya karşılık verildi. 1971 yılında Tito altıncı kez  Federal Meclis tarafından  Yugoslavya Cumhurbaşkanı olarak yeniden seçildi.  Federal Meclis önünde yaptığı konuşmada; ülkenin esas alınacak güncellenmiş, radikal 20 anayasa değişikliğini tanıttı.  Kolektif başkanlık süresinde 22 üyeden oluşan bir grup, 6 Cumhuriyetçi üye, iki özerk il temsilcileri seçildi.  1974 yılında yeni anayasa  kabul edilmiş, Tito’nun yaşı ilerlemesine rağmen 5 yıl daha görevinin başındaydı. Bir süre sonra işler iyice karışmaya başlıyordu.  Tito’nun ziyaret ettiği yerlerde “ Tito Katil “ sesleri yükselmişti. Tito yaptığı ziyaretler sonrasında protestolar artıyordu. Gittiği yerlere sıkı güvenlikle gidiyor anti komünist olan Hırvat,Sırp,Arnavut gruplar tarafından protesto edilmeye devam ediyordu.

Tito’nun 1979 yılında durumu kötüye gidiyordu. Tito’ya yeni bir yer inşa edilmişti. Bu yerin ismi  Morovic yakınlarında Vila Srna’ydı.  7 Ocak ve 11 Ocak 1980 tarihinde Tito’nun bacaklarında dolaşım bozukluğu tespit edildi. Sol bacağı kısa süre sonra damar tıkanıklığı ve kangren nedeniyle kesilmişti. Tito buna fazla dayanamamıştı. Doğduğu aydan 3 gün önce (7 Mayıs 1980’de ) saatler 15.05’i gösterdiğinde  ölüm haberi gelmişti. Bütün dünya yas içindeydi. Her ne kadar sevmediği olduğu kadar sevdiği de vardı. Çünkü Yugoslavya’nın parçalanmasına engel olan sembol isimlerden biriydi. Otoriter biriydi, halkının bağımsızlığını isteyen biriydi.  Ölümünden sonra birçok etnik bölünme, çatışma oldu. Bu, bu etnik çalışmaları engelleyen biriydi. O yüzden Tito komünistliğiyle Yugoslavya Halkında derin iz bırakmış bir liderdir. Belki de yazıyı bitirmeden şu soruyu sormamız gerekir; " Tito olmasaydı Yugoslavya nasıl olurdu ? " 

Cem Kurtuluş, 2015

01 Ocak 2015

Sheffield'ın Punk Çocukları: Mau Maus













70’lerin başları ve  sonları, Punk her tarafa iyice yayılmıştı, konserlerde müziğe aç bir kitle vardı, bu kitle aynı zamanda müziğin saldırgan tarafını da ortaya çıkarmıştı. Bu kitleye ciddi şekilde seslenen birileri vardı.Mau Maus”  adını verdikleri İngiliz punk stilini yansıtan müzikleriyle öne çıktılar. Mau Maus ismini Kenya'nın 1950’ lerdeki gizli siyasi eylemi, adını aynı adı taşıyan bir Amerikan Hardcore hareketinden esinlenerek aldı.  1979’da Sheffield bölgesinde kuruldu.

 Hiçbir donanıma sahip değillerdi kurulduklarında. Grup 1981 gibi küçük barlarda sahne almaya başladı. Bu onlar için tecrübe demekti, kazanç demekti. Grup daha sonra Pax Record’un kurucusu, konser organizasyonunu ayarlayan Marcus Featherby ile bir araya geldi, Angelic Upstarts  Sheffield Marples Club’e davet etti.  Grup 1982 yılında Londra’da  Upstars, Urban Dogs ve Dead Kennedys ile birlikte çaldı, grup Pax Records ile anlaştıktan sonra punk ortamlarında önemli başarılı elde etti.

 82 yılının nisan ayında grup 5 saat içinde 8 şarkı kaydetti.  “ The Kill”  başarılı Wargasm derleme albümünde yer aldı.  Society's Rejects  adında bir süre sonra piyasaya sürüldü.  Grup boş durmayarak 1982 Eylülünde yeni EP’si için stüdyoya girdi. Lee Wilsin Infa Riot prodüktörlüğünde Londra Matrix stüdyolarında 4 şarkı kaydettiler.  İlk single kadar on kat maliyet çıktı

1983 yılına geldiğimizde grup boş durmadığını “ No Concern “  ve “ Fact Of War “ Ep’siyle bize gösterdi.   Fact Of War çalışmasında grup  “ Just Another Day “ gibi işsizlik marşını barındırıyordu. Savaşa karşı olduğunu grup  “ Running With the Pack “ şarkısında dile getiriyordu. Grup bu çalışmaları yaparken zirveden de geriye kalmıyordu, birçok grubun gerisindeydi ama başarısından söz ettiriyordu.

1984 yılında grup yeniden stüdyo ortamlarına geri döndü.  Söylenenlere göre Featherby paraları alıp kaçmıştı.  1984 yılı geldiğinde EP’lerden sonra grup “ Live At the  Marples” adında bir LP ile yoluna devam etti . Bu grubun aynı zamanda İlk LP’siydi.  Bu LP’den sonra  aynı yıl içinde  “ Tear Down The Walls “ adında bir EP çıkardı. Yine saldırgan, yine İngiliz punk ortamlarının iyi çalışmalarından biriydi bu.  1 sene sonra ikinci LP’leri  “ Fear No Evil “ çıktı, sonra da “ Nowhere To Run”  adında EP çıkardılar. 

Grubun son çalışmalarında back vokal görevini üstlenen Bunny bu çalışmada bas gitara geri dönmüş, ikili gitara Richard  Hall gelmişti. Grubun diğer çalışmalarını “ Running With The Pack “ ve 1996 yılında çıkardıkları “ The Punk Singles Collection “ isimli oi çalışması izledi. Bu çalışmayla grup en üretmeye devam ettiğini gösterdi. Bu çalışmanın diğer bir özelliği eski şarkıların bu albümde yer almasıydı.  Sonuç olarak “ Mau Mau’s “ 70’li yıllara damgasını vurmuş rock’n roll tabanlı, İngiliz punk ortamlarına balyozla darbesini vurmuş gruptur. 70’li yıllardaki punk ortamlarını seviyorsanız böyle bir gruba kayıtsız kalmayın!

Cem Kurtuluş, 2014


27 Nisan 2013

Brezilya'dan gelen sert ataklar: Skullkrusher

















Brezilya’dan 1980-90 yılları arası çıkan gruplar hep iyi işler çıkaran gruplar oldu. Çoğu grup  yeraltından işlerini yürütmüştür, ticari kaygıları olmadığından piyasada tutunamamıştır.  Bazıları 1-2 demo çıkarıp dağılmış bazıları da yoluna devam etmiştir. Skullkrusher’de 2 demo çıkarıp dağılan gruplardan. Death/thrash metal grubu skullkrusher  Osasco, São Paulo’da kuruldu. Grubun kaç yılında  kurulduğuna dair bir bilgi yok ama grubun çıkardığı ürünlerden bahsedelim.

 Skullkrusher, 1988 yılında Walking To Disgrace adında bir demo yayınlar. Demo’nun içinde 3 parça bulunuyor. Cayır cayır gitarlar, jilet gibi riffler, death/thrash etkili vokallerle kasıp kavuruyor. Bu çalışma daha çok death/thrash metal etkilerinin ağırlıklı bastığı bir çalışmadır. Kayıtta o döneme göre  cayır cayır,leş bir kayıt.

Yıkıcı ve agresif bir çalışma olduğunu söyleyebilirim bu demo için. İkinci çalışmaları 1990 yılında yayınladıkları  Protect Your Skull  demosu. Bu ilk çalışmadan biraz daha farklıdır. İlk kayıt death/thrash etkilerinin fazla olduğu bir demo olur iken bu death metal etkilerinin daha baskın olduğu bir demodur.

 Bu demo içinde 4 parçayı barındırır. Eski moda death metal gruplarından etkilenme göze çarpmaktadır. Aralara sıkıştırılmış enfes sololar, kükreyen vokaller demo için söylenebilecek şeyler arasındadır. Demoda thrash metal etkileri hissedilir.  Eski okul kafasında bir şeyler arıyorsanız Skullkrusher tam size göre. Grup faaliyetlerini uzun süre önce bıraktığından dolayı aktif değil.

Discography
1988 - Walking To Disgrace Demo
1990 - Protect Your Skull Demo

Kadro:
Andre:Bass
Marcos:Davul
Fabio Jhasko:Gitar
Sidney Becky:Vokal


Not: 2010 yılında yazdığım bir yazıydı.

Yazan:Cem Kurtuluş

28 Temmuz 2011

AIRRACE























  Airrace  “ başlangıçta  Laurie Mansworth’ın çevresinde toplanan bir Aor grubuydu. Zaman geçtikçe gruba başka elemanlar geldi. Eski  girl vokalisti Phil lewis, Davulcu Jason Bonham , White Spirit klavyecisi Toby Sadler ve Moontier vokalisti Keith Murell geldi. Grubun kadrosu böylece şekillenmiş oldu.  İlk çalışmaları olan Shaft Of Lıght’ı  1984 yılında yayımladılar. Bu çalışmanın ardından  bir de bootleg yayınlandı. Senelerdir sesi soluğu çıkmayan grup 2011 yılında Back To the start adlı albümle geri döndü.   Bu albüm çıkarken Jason bonham grupta değildi. Onun yerine davula Simon Dawson geçti.  Grup yoluna devam ediyor

Diskografi
Shaft of Light (Lp-1984)
Live 1985 (bootleg- 1985)
Back to the start (2011)

Grubun son albümünde çaldığı kadro:
AIRRACE
Keith Murrrell – vocals
Laurie Mansworth – lead guitars
Simon Dawson – drums
Dean Howard – guitars
David Boyce – bass
Toby Sadler – keyboards

Cem Kurtuluş,2011

14 Temmuz 2011

BOIKOT!




















1987 yılında İspanya’nın Madrid şehrinde kurulan Boikot, İspanya’ da sol görüşü temsil eden bir Hardcore/Punk grubudur.  Grup 1987 yılında barlarda,partilerde  çalmaya başladı. Grup kurulduktan 3 sene sonra ilk albümünü yayınladı. 

Albüm çıkardıktan sonra  grup çeşitli rock festivallerinde boy göstermeye başlamıştır. Çeşitli sosyalizm/devrim içerikli parçaları coverladıkları görülür. Bunlardan en önemlileri Hasta Siempre (Che Guevera), Bella Ciao ve Ines’tir    Grup bugüne kadar 12 albüm çıkarmıştır. Müziklerinde ska etkilerini görmek oldukça mümkün.

  Boikot’un etkilendiği grupların başında The clash geliyor.  Sadece ska değil grubun müziklerinde balkan müziğinin etkisi de boy göstermektedir. Ayrıca Latin ritimleri de dinlerken gözümüzden kaçmıyor.

Grubu ‘’ La Ruta del Che I - No Mirar’’ albümüyle tanıdım. Eğlenceli,ska etkisinin daha fazla olduğu bir albüm.  Ska sevenlere önerebilirim grubu. Ülkemizi 2007 yılında Barışarock kapsamında ziyaret etmişlerdir.

Kadro
Alberto Pla: ritim gitar ve vokal
* «Kosta» Vázquez: solo gitar ve vokal
* Juankar: bas gitar ve vokal
* J.C. «Grass» Zapata: davul
Discography
  • Los Ojos de la Calle, 1990
  • Con Perdón de los Payasos, 1992
  • Cría Cuervos, 1995
  • Tu Condena, 1996
  • Ruta del Che - No Mirar, 1997
  • Ruta del Che - No Escuchar, 1997
  • Ruta del Che - No Callar, 1998
  • Historias Directas de Boikot, 2000
  • De Espaldas al Mundo, 2002
  • Tus Problemas Crecen, 2004
  • Amaneció, 2008
  • Ni un paso atrás (en directo), 2008

Yazan:Cem Kurtuluş

28 Mart 2011

GRUP VİTAMİN

















90’lara damgasını vurmuş grupların başında gelir Grup Vitamin. İsmail şarkısıyla akıllara kazınmıştıır Şarkılarında her şeye eleştiri vardı. 90’ları anlatıyordu şarkıları. Her şeyi buluyordunuz şarkılarında.   Hem gülüyordunuz hem düşündürüyordu.  

Her ne kadar  onların çıkışı benim bebeklik dönemime denk gelse de seneler ilerledikçe onları keşfetmiştim.  Bir yerlerden duyuyorduk şarkılarını.  Popüler kültüre karşıydılar. Gökhan semiz grubun her şeyiydi. 

Herkesin gözünde de öyledir. O öldükten sonra her şey beter oldu. Büyük hüzün hakimdi. Sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. İsmail,dozer abuzer,rambo şarkıları  akıllara kazınmıştır.  Grubun ilk dönemleri  bombadır . Bizleri güldürmeye başarmışlardır. 

Ama Gökhan semiz’in ölmesi hiç iyi olmamıştı. Gökhan semiz ölmüştü ama iyi günler Türkiye albümünü grup çıkarmıştı.  Gökhan semiz öldükten sonra hiçbir şeyin tadı tuzu yoktu. Grubun ruhuydu,elbette diğer elemanlarında katkısıda vardı ama Gökhan semiz başkaydı. Ve dozer abuzer şarkısının sözlerini yazalım tam olsun.

lan abuzeeeeeeer... abuzeeeeeer

magandalık ırsi mi, gaciler benden tırsiy mi?
ben sevdim eller aldı, ellerim bomboş kaldı.

benim adım abuzer
arkadaşlar der dozer
kızın abisi çok üzer
"ellerim bomboş"

suç mu arabesk dinlemek?
ayıptır kıro demek
okuma yazma bilmemek... bir lisan, bir insan, iki lisan.. sakla samanı (...) yorganına göre şeeet.

lan abuzeeeeeer.. abuzeer
lan abuzeeeeeer.. abuzeer

beni hor görüyorlar! kötü davranıyorlar!
acep ne istiyorlar? (istedim de vermedin)
zonta fransızca mi? nedir bunun anlami? en sonda bizim dursun
(eline gözüne dizine de dursun)

kimse beni duymadı! bacılar bana bakmadı!
çok sevdim yine olmadı (olmadı olmadı gitti)
okumayı örgendim, çok kolaymış efendim. isterseniz biraz okuyim:
oku bakiim (aayı) oku bakiim (aayı)
oku bakiim (aayı) oku bakiim (aayı)
oku bakiim (aayı) oku bakiim (aayı)

lan abuzeeer.. abuzeer
lan abuzeeer.. abuzeer

telaffuz et (aayı) oku bakiim (aayı)
ismin neydi (aayı) oku bakiim (aayı)
burcun neydi (ayı burci!) nerelisin (aayı).
oku bakiim (aayı)

GRUP VİTAMİN, 90’ların unutulmaz gruplarından biridir. Onlar hakkında ne söylesek az olur. Söylenecek tek şey herhalde ‘’Çılgın çocuk iso peşindeyim’’ Olurdu.

28/03/2011

Yazan:Cem Kurtuluş

08 Mart 2011

BAPHOMET'S BLOOD





İtalyan pure speed metal grubu Baphomet’s blood’un kuruluşu 2003 yılına dayanıyor.  Vokal, gitar ve basta Necrovomiterror, davulda R.R. Bastard tarafından oluşturulan grup tarz olarak Thrash metal, Speed Metal ve Rock'n'Roll öğelerini birleştirerek ve liriklerinde şeytan, seks, alkol, anti-hristiyanlık gibi öğeleri temel alarak bu tarzda son yıllarda çıkan gruplar arasında. Grubun vokali tam bir lemmy taklitçisi. Gruptaki elemanların hepsi birer Motörhead hayranı. 

 Grup, Motörhead,Tank,Exciter,Sodom,Venom gibi dev gruplardan büyük ölçüde ilham almıştır. Özellikle Venom ve Motörhead etkileri bariz belli oluyordur. Grup 2003 yılında kurulmasından sonra 2005 yılında " Satanic commando"  adında bir demo yayınlar.  Hiç vakit kaybetmeden 2006 yılında " Satanic metal " atacak albümünü yayınlar. Albüm speed metal’in bütün öğelerini içerir. Hızlı gitarlar,speed metal ritimleri,kirli vokaller.. Her şeyiyle mükemmel albüme imza atmışlardır. Şarkı sözleri ise antihristiyanlık,alkol,seks ile ilgilidir. 

Grup 2007 yılında 7 parçadan oluşan bir toplama albüm yayınlamıştır. Albümün içinde Satanic Metal Attack albümünden parçalarda bulunur. Bu toplama albümden sonra grup yeni albüm çıkarmaya karar verir. 2008 yılında second strike adında albümleri yayınlanır. Grup yine tam gaz yoluna devam etmektedir.   

Grup bu albümden 1 sene sonra " Metal damnation"  albümünü yayınlar. Yalnız grubun şöyle bir takıntısı var sanırım albüm hangi plak şirket'ten  çıkıyorsa o  plak şirketiyle ilgili şarkı var.  Metal damnation albümüyle ne kadar iyi yolda olduklarını bizlere gösteriyorlar.  Grup şu ara biri live olmak üzere 2  ep çıkaracak. Ep’nin ismi Back from the fire diğeri Live In Italy.

Grup Üyeleri;

Necrovomiterror - Vocals, Guitar, Bass
R.R. Bastard - Drums
A.Trosoramanus - Guitar
Speednecromancer - Bass




Diskografi;

Satanic Commando (Demo), 2005
Satanic Metal Attack, 2006
Blood Vomit and Satan (Toplama), 2007
Second Strike, 2008
Metal Damnation (2009)
Back from the Fire EP, 2011
Live in Italy EP, 2011

CEM KURTULUŞ,2011

18 Ocak 2011

AUS-ROTTEN
























Aus-Rotten
  1991’de Amerika’da kurulmuş olan punk/crust grubudur. Aynı zamanda anarko hardcore punk grubu diyede adlandırabilir.  Şarkılar ve sözleri genelde küreselleşme, kapitalizm, toplumlarda koşullandırılmış seksizm, sistem, din misyonerliği gündemi, hayvan hakları ve diğer benzer tartışmalı konuları ele alır.  Grup;  Crass, Conflict, Subhumans gruplarından fazlasıyla etkilenmiştir. Ayrıca grubun müziğinde Motorhead etkileride bariz görülüyor.

 Grup ilk kurulduğunda kadroda lead vokalist Dave trenga ,Vokal /gitarist  Eric Good Bass gitarda Corey Lyons,  davulda Matt Garabedian yer almaktadır.  Spitboy grubundan Adrienne Droogas daha sonra gruba katılır. Gruba katılmasındaki başlı neden sık sık cinsiyet sorunları ile yazdığı sözlerdir. Aus-Rotten’ın 94 çıkışlı «Fuck Nazi Sympathy» EP’si tüm zamanların en iyi çalışmalarından biridir. Grubun şarkı sözlerini dave trenga yazar. Şarkı sözlerininin içeriği yukarıda belirtildiği gibidir.

Grup 2001 başlarında dağıldı ve üyeler daha sonra Caustic Christ ve Behnind Enemy Lines’ı kurdular.
Fuck Nazi Sympathy sağlam bir çalışmadır. Etrafa saldırma hissi uyandıran bir çalışma. Fuck Nazi Sympathy ve A.I.D.S dikkat çeken şarkıların başında geliyor. Özellikle anti faşist olan grup bunu fuck nazi sympathy şarkısında belli ediyor. 1996 yılında yayınladıkları The System Works For Them  en sevdiğim çalışmalar arasında yerini alır.

Son kadro:
* Corey Lyons - Bas
* Dave Trenga - Vokal
* Eric Good - Gitar, Vokal
* Bill Chamberlain - Gitar
* Matt Garabedian - Davul
* Adrienne Droogas (ex-Spitboy) - Vokal

Eski üyeler:
* Ajax - Gitar
* Richie Carramadre - Davul
* Doug Weaver - Davul
* Pat Crawford - Davul
* Tim Williams - Davul

DİSKOGRAFİ:

Demolar:
* «We Are Denied, They Deny It» (1992)

EP’ler:
* «Anti-Imperialist» (1993)
* «Fuck Nazi Sympathy» (1994)

Stüdyo albümleri:
The System Works For Them» (1996)
And Now Back To Our Programming» (1999)
The Rotten Agenda» (2001)

Compilation’lar:
Not One Single Fucking Hit Discography» (1997)

Splitler:
Aus-Rotten / Naked Aggression» (1994)

Cem Kurtuluş,2011