// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2013

"Ali İsmail Korkmaz, Devlet korkar"














19 yaşındaydı, Fenerbahçeliydi
Herkes gibi o’nunda bir şeyler adına mücadelesi vardı
Geride kalan bir ailesi ve arkadaşları 
Yaptıkları ve yapacakları vardı
Sessiz kalmadı
Susmadı, Susturulamadı
O da diğerleri gibi polis saldırısına uğradı
20 saat bekletildi
20 saat komada kaldı
O da diğerleri gibi acımasızca katledildi
Sadece hükümet değildi onun katili!
Bir doktor vardı binlerce kez öldürmüştü Ali’yi
“ Git Karakola ifade ver ondan sonra gel” diyen bir doktor vardı karşısında
Vicdansızlık  o gün almış başını gitmişti
İnsanlık ortadan kaybolmuştu
Ali o ara  başından darbe almıştı
Üstelik bir defa değil!
" Vurmayın öldüm" diyordu
İnsanlık Ali İsmail’in ölümüyle iyice ve  acımasızca mezarlığın en derinine kazınmıştı
Parçalanmıştı her şey mezarlığın en derin yerine girmişti
Herkes gibi o da acımasızca katledildi!
Kimi dövülerek katledildi , kimi acımasızca kafasına isabet ettiği gaz fişeğiyle
Hep kimliği belirsizdir böyle şeylerin
Kimin yaptığı belli değildir
İnsanlar ölür ve öylece kalır ölümler!


Ölmeden Ali şunu söylemişti kendisini öldürenlere

" Korkacaksın
Titreyeceksin
Yıkılacaksın adi hükümet! "

Ali’nin arkadaşları yüksek sesle şimdi haykırıyor

“ Ali İsmail Korkmaz, devlet korkar..” 

Ali İsmail'in gidemediği stattan şimdi yüksek sesle yükseliyor tezahüratlar

 " Daha 19 yaşında düşlerinde özgür dünya
 öptüğü çubuklu forma yaşayacak anısında
 Ali İsmail Korkmaz , Fenerbahçe Yıkılmaz.."

Yazan: Cem Kurtuluş



17 Mayıs 2013

Ölüm: Bazen her şey üst üste gelir...



Ölüm..
 

Bazen her şey üst üste gelir. Olur öyle..

Engelleyemezsin. Tanrının acımasızlığı ya da dünyanın adaletsizliği mi bilinmez. Her şey boka döner. Bu sene şampiyonlukta da, kupa da yok olduk aniden. Bütün umutlar yerin dibine girdi. Sonrasında kayıplar başladı. Her şey boka dönmüştü bizim için.

Üstüne haince katledilen bir arkadaşımın cenaze haberini almakla yıkıldım. Haykırışlar ölümlerin masum hali miydi, yoksa acımasız hali miydi?...

Akşam vaktiydi, maçtan dönüyordum. Hiçbir şey beklendiği gibi değildi. Polisler bu defa iyimser bir tavır içerisindeydi. Muhtemelen amirlerinden aldıkları emirleri yerine getiriyor üstüne gelen torpillere yanıt vermiyordu. Akşam vakti otobüse binmemizle inmemiz bir oldu.

 Arkadaşımızın ölüm haberiyle yıkılmıştım. Kelimelerim kilitlenmiş, ayaklarım titriyor, boğazım düğümlenmiş, o gece uyku tutmamıştı. Nefes almakta zorlanıyordum. Hastaneye gitmek istedim, gidemedim. Söylenenlere göre Annesi “ evladıma sahip çıkamadınız” diye haykırıyordu. Her şey de haklıydı, bir şey söylenemezdi.

 Kahpece bıçak darbesiyle indirilmişti. Gerçek acıyı tattığınızda onu unutmanız olanaksızdır. 2 defa yediğin bıçak kahpece bir ölümden sonra her gün hançer gibi kalbine saplanır.

 Bunu engelleyebilmek güçtür. Bu ölümden sonra ertesi gün cenazeydim. Herkesin suratı asıktı, kahpece öldürülmenin acısı devam ediyordu ve devam edecekti. Her şey ne kadar da acımasızdı. “ Hadi kalk arkadaşların burada maça gideceksiniz daha” diyen annenin haykırışlarını unutmak mümkün müydü? Ya kahpece kalbe saplanan bıçağı?


Annenin hüzün dolu haykırışları, ağlayışı benim içimdeki bütün kelimeleri kilitlemişti. Kalbim göğsüme ateş ediyor, , nefes almakta zorlanıyordum. Parmaklarımı hissetmiyordum, ayaklarım titriyor, su şişesinin kapağını çevirmeye gücüm yoktu. Her şey bununla sınırlı değildi.

 Ölüm acımasızdı. Dünya adaletsizdi. İnsan lanetli bir maymun gibiydi. Yoldan geçen bir adam şunu dedi. Dinle diyerek söze başladı, sözü kısaydı. “ Ölüler özlenmez, hatırlanır” kaynar sular başımdan döküldü. 

 Çay kaşığını karıştırmaya devam ettim. Aynı yolda yürümek ve yolsuz kalmak ne kadar da berbat bir şeydi. Bunun tanımı bok yoluna gitmek miydi, bataklığa saplanmak mıydı?

 Hiçbirisi hakkında fikir yürütemedim.

 Ertesi güne uyandığımda her yer karanlıktı, sanki bir yarasa kulaklarımı kemiriyordu. Değişmeyen tek şey “ Her şey çok acımasızdı” Ölüm, tarlabaşındaki fahişeler kadar ucuzdu belki de...

Yazan: Cem Kurtuluş