// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Çağan Irmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağan Irmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Ocak 2015

Aslında Hiçbirşey Göründüğü Gibi Değildir: Mustafa Hakkında Herşey (2004)














Bazen cinnet geçirecek sebepler bulabilirsin. Hayattan nerden tekmeyi yiyeceğini  bilemez insan ve o tekmeyi yedi mi her şey kendisi için bir cinnet hali olur, ve beraberinde öfke ve nefret gelir.  “ Mustafa Hakkında Her şey “ Çağan Irmak’ın kendisinden izler taşıdığı, içinde öfke, nefret, aşk,intikam, aldatılma temalarını işleyen bir film. Çağan Irmak filmdeki Mustafa’dan izler taşıdığını bir röportajında şöyle belirtiyor

“  Mustafa'nın bende olan kısımları şunlardı; Bazı şeyleri çok kafaya takması, paranoyak olması, öfkeli olması. O dönemler hep öyle duygularla yaşıyordum çünkü 22-29 yaş arasında 29'a kadar ne yapacağımı kendimde bilmiyordum, hayatın neresinde olmam gerektiğini de bilmiyordum. Nasıl işler yapmalıyım, senaryolarımı nasıl yazmalıyım, bunları düşündüğüm için bu beni öfkeli kılıyordu, paranoyak kılıyordu, hayata dair çok büyük bir teenage öfkesiyle dolduruyordu ki teenage öfkesi en tehlikeli öfkedir.

Film;  Mor ve Ötesinin şarkılarının eşlik ettiği Mustafa Ve Ceren’in evlendiği ve mutlu olduğu zamanlarla başlıyor. Başta seyirciye mutlu aile tablosu imajı çizen film, daha sonra Ceren’in kaza yapması ve kaza yapmasındaki sır perdesinin aydınlanmasıyla devam ediyor. Her şeyin başladığı her ne kadar Ceren ve Mustafa’nın mutlu görüntüleri olsa da biraz daha geriye sarınca Mustafa karakterinin elinde silahıyla oynadığı sahnelerde aslında bize asıl mevzuyu anlatıyor.  Sonrasına gidecek olursak

 Mustafa’nın hikayesi karısının onu aldatmasıyla bambaşka bir boyut değiştiriyor. Aldatılmanın acısını  Ceren’in yatıp kalktığı Fikret isminde genç adamdan çıkarıyor. Filmin ilk yarısı  mutluluk çerçevesinde ilerliyor, filmin ikinci yarısında mevzu nefret, öfke,intikam temasına dönüşüyor.

 Filmde tipik burjuva insanını alt kesim insanına dair mesajlar da filmdeki yerini alıyor. Film sadece bunlarla sınırlı kalmıyor, Mustafa’nın çocukluğuna inmesi filmi daha etkileyici kılıyor.  Mustafa’nın aldatılma sonrası öfkesi ve nefreti yeni değil, çocukluğunda abisini yastıkla boğmasından da anlaşılabilir bir nefret.  Filmin başlarından itibaren Mustafa’nın  “ Ben insanlara inanmakla doğru adım attığımı düşünüyorum “ sözüyle Mustafa’nın hikayesi sonrasında karşıt bir duruma dönüştüğünü film başından itibaren gözlemliyoruz.  Filmdeki geri sarmalar, zoom-in-out’lar da filmde başarılı açılardan olduğunu söylemek mümkün. Filmin finaline doğru Mustafa’nın çocukluğuna uzanan gerçek hikayesiyle tanışıyoruz.

 Sonuç olarak “ Mustafa Hakkında Herşey “   müzikleriyle, Nejat İşler, Şerif SezerFikret Kuşkan'ın muhteşem oyunculuklarıyla taçlanan,  Çağan Irmak’ın akıcı anlatımıyla  benim nazarımda zirveye oynuyor.  Özellikle Fikret Kuşkan'ın psikopat rolüne ve oynadığı sahnelerde nefretsel kişiliğe bürünmesi seyirciyi büyülüyor, ama  Bu film herkesin sevebileceği bir film olmadı.  Çağan Irmak’ın dediği gibi “  Mustafa Hakkında Herşey seyirciyle empati kurmayı reddeden bir filmdi “  ve öyle de kaldığını söylemek yanlış olmaz.

Filmde Altını Çizdiklerim:

 “ Bok bu bok herkesinki kokar
Benimki kokmaz “
"Geçmiş, bazen hatırlamak istediğin gibidir.


Bir şey sormak isteseydim ne sormak isterdim diye düşününce şu geliyor aklıma . Hoş bir nedene neden ihtiyaç duyuyoruz sorusu da var diğer sahada.+ Senin için ilk cümleyi başlatıyorum:
”O gün karına tecavüz ettim.” Buyur, başla

-Öyle olmasını çok isterdin, değil mi?
Yani, her şey tıkırındaydı. Evliliğin kusursuzdu.
Sevgi dolu yuvan vardı. Çocuğun en iyi okullara gidiyordu.
Faturalar ödeniyordu. Oh mis! Tek derdiniz, banyonun fayansları
yeşil mi olsun, mavi mi? Aynı dandik dizilerdeki gibi.

+ Kes lan, anlat!

- Sen bir sebep arıyorsun, değil mi?
İlle de bir sebep. Kafanın içinde dönüyor. Neden? Sana bir şey diyeyim mi, beyim? Nedeni yok. Kadın da aldatır, erkek de. Öyledir işte bu işler. Bu kadar da basittir aslında. Birbirini beğenirsin,
sonra da gider sevişirsin. Karın senden intikam mintikam almadı. Eğer neden ararsan, binlerce yıllık insanlık tarihine bir bakıver. Nedeni yok.

“  Geçmişi kendim var ettim ben oğlum. Bazen olan şeyleri değiştirirsin hatıranda, olmamış gibi davranırsın. Olmazlandım yok saydım bazı şeyleri. Aklımı kaçırmamak için aklımı çıkarıp attım. Tek çare buydu, düşünmedim. Başka yolu yok, insan dersin geçer gider, başka yolu yok.. Karın seni severdi rahmetli, varsın öyle kalsın düşünme ötesini. Unutma geçmiş sen nasıl hatırlamak istersen öyledir bazen. Sen Ceren’ in mezarının yerini bilmiyorsun. İstersen yalnız gidersin. Bekçi tarif eder isim söylersen. Sen nasıl istersen. Sen bilirsin. Sen bilirsin deyince kavga olmaz mı? " 

" sakın bir yere kaybolma orospunun evladı "

" Taksiciyiz abi biz. can taşıyoruz " 

" hikayen bitince seni öldürcem"

" -sana neden yalan söyleyeyim?
biraz daha yaşamak için " 

" hepiniz beni idare ediyorsunuz " 


Film Adı: Mustafa Hakkında Herşey
Oyuncular: Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Başak Köklükaya, Şerif Sezer ,
Zeynep Eronat, Yaman Tarcan , Kutay Köktürk, Arda Seçgün,
Emre Başak, Borgahan Gümüşsoy, Hakan Ka, Tuncay Kaynak
Kurgu: Şafak Bal
Teknik Koordinatör: Şener Onar
Ses Kayıt gramafon ışık: Orion-Hakkı Yazıcı
Sanat Yönetmenleri: Aynur Topalak-Murat Güney
Müzik: Mor Ve Ötesi
Görüntü Yönetmeni: Selahattin Sancaklı
Yapımcı Jr: Timur Savcı
Senaryo: Çağan Irmak
Yapımcı: Abdullah Oğuz
Yönetmen: Çağan Irmak
 Film süresi: 115 Dakika 


Cem Kurtuluş, Ocak 2015

25 Aralık 2014

Çağan Irmak'ın İlk Kısa Metrajlı Filmi : Bana Old And Wise'ı Çal (1998)











Bazı gecelerin sabahı yoktur, böyle gecelerde radyo  tek sığınağınız olur. Biraz cızırtı, biraz sessizlik anı ve birkaç şey. Radyolarda çalan şarkılar bitmez, gece biter ve sabah olur. Radyo dinleyen çağa Çağan Irmak ilk kısa metraj filmi “ Bana Old And Wise’ı Çal “ filmiyle sesleniyor. Yönetmenin kariyerine başlangıcı bu film aynı zamanda, sonrasında yönetmen kendini başarılı filmlerinden söz ettiriyor. Elinizdeki film kurgu yönünden başarılı, müzikleriyle 90’lar  dönemine selam eden ve aynı zamanda bir mekan içinde anlatılan olaylara tanıklık etmemizi sağlıyor.

Filmin kahramanı öğlene kadar uyuyup, sabaha kadar radyo programı yapan Oğuz karakteri. Dinleyicilerin radyoda isteklerine cevap verip, istediklerini çalıyor.  Filmin ilk çeyreğinde radyo programının " Yalnızlar saati " olmasıyla ilgisiyle ilgili,olgun bir o kadar kendi içinde yalnız bir karakter olan Oğuz'un dinleyicisine cevabı  " Programın saatinin yalnızlar saati oluşu  şeyden kaynaklanıyor.  hani bilirsin, insan düşünceleriyle yalnız başına kalır ya  işte bu saatlerde biz de yayına geçtiğimiz için  o yüzden böyle bir isim koyduk"  cümlesinden ibaret oluyor. Annesinin kendisini anlattığı bölümde " artık gülmüyorsun sadece başını eğiyorsun " cümlesi bir o kadar hüzün kokuyor ve bunun devamında " dışarda bir dünya var insanlar yaşıyor " cümlesi bir o kadar depresifliğin bağrından gelip hüznün merkezi oluyor.  Oğuz'un hayatının özeti " hem çalışıp,hem okumaya daldım" sözünde yatıyor. 

 Alan Parsons’dan “ Old And Wise “ çalınmadan önce ve çaldıktan sonra olarak kısa filmi iki bölüme ayırmak mümkün.  Old And Wise isteği bulunan kişi ile  kadın arasında süregelen  gerçek ve rüya aleminde dolaşan hikayeye yalnızlık, depresif, melankolik bir şekilde işliyor. Oğuz'un " birlikteliğimiz  her geceki gibi sabah 5 sularına değin sürecek " cümlesi bir nevi,hüzünden fazlasını hissettirir.

Erkan Can , Derya Alabora başrollerde etkili bir oyunculuk dersi verse de Tomris İncer anne  rolüyle filmde unutulmazlar arasına girmeyi başarıyor. Özellikle çocuğuna  “ Uyanmalısın dışarda bir dünya var, insanlar yaşıyor, onları görmelisin oğlum! Uyanmalısın! “ seslenişi filmin en etkileyici sahneler arasında yerini alıyor. Bu sahnenin haricinde filmin finali de bir o kadar etkileyici şekilde hafızalarda yerini korumayı başarıyor.

Sonuç olarak; bazı gecelerin sabahı olmadığını, bazı sabahların da acımasız olduğunu depresif şekilde dile getiren bir film “ Bana Old And Wise’ı Çal “ çok başarılı bir şey beklenmesi lüks kaçar, İçinizi cız ettiren, gece izlendiğinde bünyeye etkisi olan filmlerden. 30 dakikada içinizi cız ettiriyor, depresif havaya sokmayı başarıyor. 

Altını Çizdiklerim: 

“  Sen büyüdün sokak aynı kaldı. Köşedeki sevdiğimiz büyük ağaç aynı kaldı.İlkokulda yaptığında o resmi çerçeveletip duvara asmıştım, aynı kaldı. Değişen sadece bu ev!  Artık çok sessiz, sana bakıyorum artık gülmüyorsun! Sana burada dostlarının olduğunu söylemiş miydim? Evet burda bile..  Onlarla konuşuyorum,seni anlatıyorum. Bişeyler yap, bunu hak etmiyorsun.Bu ev artık çok sessiz, bak burdayım! Uyanmalısın dışarda bir dünya var, insanlar yaşıyor, onları görmelisin oğlum! Uyanmalısın! “  

" artık gülmüyorsun,sadece başını eğiyorsun" 


“ Uzun zamandır her şeyi, hayatı tek başıma sırtlamaya alıştım zaten. Annemi kaybettikten sonra babam başka bir kadınla gittiğinden beri yani. Hem çalışıp, hem okumaya daldım. Olmadı. Ben de okulu bıraktım. Tek şikayetim gündüzleri uyuyup geceleri çalışıyor olmam. Oysa bütün insanlar gündüzleri yaşıyor. Geceleri öyle sessiz oluyor ki. O kimsesizliği bilir misiniz siz? Hiç yaşamıyormuş gibi, dışardaki bütün yaşam benden habersiz geçip gidiyor, ben de ondan habersiz… “ 

" dışardaki yaşam benden habersiz geçip gidiyor..." 

CEM KURTULUŞ, 2014