// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2014

Ya Hep beraber, ya Hiçbirimiz ! : E-Bilete Hayır Protesto Yürüyüşü














" E-bilet’e Hayır"  demek için önceden yapılması gereken protesto geç yapıldı. 3 büyük takım başta olmak üzere Adanademir, Karşıyaka,Göztepe takımları az da olsa bu yürüyüşte yerini aldı.  İtalya’da e-bilet’e benzerlik gösteren Tessera del tifoso’yu  kaldırmak için 8000 kişinin katıldığı yürüyüşten çok eksiği vardı yürüyüşün. Ranta karşı mücadele etmek için ilk adımdı .  Sonrası olacak mıydı bilmiyorum.

 Fenerbahçe tribününden olanlar olarak yürüyüşteki yerimizi aldık.  3 büyük takım taraftarı  yanyana gelecek deseler kimse inanmazdı.  Birbirine düşman olan, birbirini karşısında görse öldürcek insanlar vardı bu yürüyüşte.  Istanbul United kavramına herkes karşıydı bu yürüyüşte, bu yürüyüşün tek amacı; taraftarlık kavramını yok etmek için elinden geleni yapanlara karşı tribünlerin “ taraftar” kavramını yok edemezsiniz mesajı vermesiydi.

Sadece amaç bu değildi, bazı para babalarının taraftar üzerinden kazanacağı para diğer anlamıyla ranta karşı çıkmamız bu yürüyüşte önemliydi. Tribün kültürünün bitmemesi için yaptığımız mücadeleydi.

Biz Fenerbahçeliler  tünelin sonunda yerimizi alırken, Galatasaraylılar tünelin biraz ilerisinde yerini almıştı. İyi sayıyla katılmışlardı, biz de pankartlarımızı hazırlayarak yürüyüşe doğru çıktık.  Sonrasında Beşiktaş taraftarı az bir sayıyla katılmıştı onlarda bize katıldı, E –bilet’e karşı protestolarımıza devam ettik. Rantçılara, taraftarı müşteri olarak görenleriydi tepkimiz.  

“ Rantınız batsın, Fişlenmeye Hayır, “ sloganları atarak tepkilerimizi dile getirdik. Belki bu kadar az sayıda kişinin mücadelesi çok ses getirmemiş olabilir ama E-bilet’e karşı ve taraftar kavramının bitmemesi için ilk adım önemliydi.   Sonrasında polisin müdahalesiyle birlikte ortalık biraz karıştı . Polisin,  her basın açıklamasında insanlara  gazla, tazyikli suyla, copla  saldırdığını düşünürsek orada olayın olmaması saçma olurdu. 

Bir arkadaşın sis yakıldığında, gelişine sisi polise yollaması, polise atılan meşaleler sonrasında polisin meşaleyi taraftara sallaması olaylar içinde olanlardı.   Bazı taraftarlar girdiği ara sokaklarda gözaltına alındı. Bunları düşünürsek passolig kartıyla kaç kişi fişlenecek düşünebilirsiniz, üstelik aldığınız kartta bütün kimlik bilgileriniz polise verilecek.

Istanbul Unıted kavramına karşı olan bizler için bu yürüyüşün ilk adımı önemliydi. Tribüncüler olarak düzenlenen bu eylemde Passolig saçmalığı kaldırılana dek bu şekilde protestolar olmalıdır, umarım aynı protesto Deplasman yasakları için yapılır. 

Son olarak diyeceğim şu; Bu gemide hepimiz aynı yerdeyiz.  Gün gelir öldüresiye kavga edebilir, çok şiddetli çarpışabiliriz, ama  takımına bağlı olan bizler passolig saçmalığına son vermeliyiz. Passolig saçmalığına son vermek  bizim elimizde.  " Ya hep beraber ya hiçbirimiz" demek zor olmamalı, aynı dirayeti deplasman yasakları konusunda da göstermeliyiz! 

Cem Kurtuluş, Nisan 2014

17 Mayıs 2013

E-bilet / Passolig Gerçeği : Taraftarı Bitirmek !

E-bilet..

Öncelikle E-bileti anlamamız için tarihsel içeriğine bakmamız gerekiyor. Fayda ve zararı ne şekilde? Kazançları mı daha çok yoksa tamamen zarara yönelik mi? Bu soruları öncelikle kendimize sormamız gerekiyor.
Tessera del tifoso adıyla İtalya’da çıkan  taraftar kartıyla gündeme oturan  İtalya’da bir çok şeyi öldüren bir proje. 

 İtalya’daki taraftar kart sistemi e-bilet projesine benzerlik gösteriyor. Güvenlik önlemlerini arttırıp, taraftarları olaylardan uzaklaştırmak isteyen yetkililer  olaylarda tam tersiyle karşılaştılar. Stadyumda taraftar sayıları azalmış, böylelikle  yöneticiler bu durumdan şikayetçi olmuşlardı. Her şey böyle yürürken , taraftar stattan uzaklaştırılırken dışarıda rakip takım taraftarları birbirleriyle kavga içindeydi. 

Bunları niye anlatıyorum? E-bileti anlamamız için en etkili yollardan biri İtalya’da uygulanan “ Tessera del tifosu” ‘yu anlamaktan geçer. 

E-bilet ; spor müsabakalarına giden herkesi kapsıyor.  Hangi yaştan, hangi cinsten olursa olsun bu önemli olmuyor. Bir anne baba kızını ve oğlunu maça götürmek istiyorsa temiz kağıdı alarak  e-bilete müracaat etmek zorunda.  Bunlar olacakken en önemli soruyu sormak bize düşüyor. Her maç öncesi ,Kimlik numaranla gidip temiz kağıdı alıp e-bilete müracaat etmek bir eziyet değil midir? “ 

Otobüslere bindiğiniz akbilleri düşünün. O akbiller e-bilette sizin bütün kişisel verilerinizi güvenlik birimlerine veriyor. Kendi kartınız hakkında kendinize dair ne varsa e-bilet sisteminde ortaya çıkıyor.İstatistiklerin  hepsi e-bilet projesinde toplanıyor.  Kısacası sizin biyografiniz e-bilet projesiyle emniyet birimlerinin ellerine geçiyor ve “ kendi hayatım gizli olamayacak mı” diye kendinize soruyorsunuz.

İtalya’daki “ Tessera del tifoso” yasası bu konuda e-bilet’e yakın en somut örnektir. İtalya’da yaşanılan taraftar sayısının maçlarda oldukça azalması Türkiye’de de aynısına neden olacak gibi gözüküyor.
E-bilet projesini neden istememeliyiz?



-Kişisel haklara saldırı yapılmasını istemiyorsanız 
Futbolda taraftar kavramının önemli olduğunu düşünüyorsanız
 - Her maç öncesi kimlik numaranızla e-bilet yetkililerine karşı eziyet çekmek istemiyorsanız 
Her maça giden insanın yapmadığı bir suçtan dahi ceza almasını istemiyorsanız 
Anayasal temel hak olan kişisel haklarınızı korumak istiyorsanız


E-bilet projesine karşı çıkılmalıdır.

Coşkulu taraftarların tribünde olmaması için yapılan bu  yasayı istememek bir taraftarlık hakkıdır. 6222 yasasıyla can çekişen Türk tribünleri e –bilet projesiyle birlikte bitirilmek istenmektedir.

E-bilet projesi hayata neden geçirilmek isteniyor?

En önemli sorulardan biri bu olmalıdır. Taraftarın müşteri olarak görüldüğü Futbol piyasasında endüstriyelliğe karşı çıkan taraftar profili istenmemesi her şeyi göz önüne koyuyor. Özetlemek gerekirse; E-bilet kravatlıların cebine parayı koyması, taraftarları müşteriye dönüştüren bir projedir, kısacası taraftarı yok etmek isteyen,  Faşist uygulamalarla tribünleri yok etmek isteyenlerin projesidir. 

Not: Bu yazı 2013 yılında yazıldı, ve o günden bu güne çok şey değişti. Azınlık olarak kalanlar halen yoluna orada burada devam ediyor, kitle olaraksa çoğu şeyi kaybettik, en azından direnmek bir şeyleri değiştirebilirdi. Taraftarı bitirmek olarak sunulan bu proje şampiyonluğa oynayanlar için statları dolu gösterebilir, lakin başarısız takımlar için statlar her zaman boş kalacaktır. Ortada başarıya tapan yüksek bir yüzde varken işte bu yazdıklarımı not olarak buraya düşmek gerekli olur kanısındayım. Lakin bu passolig sisteminde yukarıdaki yazılanlar halen geçerli; stada giriyorsun, yüz tanımasıyla kameralar eşliğinde içeri alınıyorsun. Artık kimsenin umrunda değil fişlenip ya da fişlenmemek, ama bu olmasa bile en azından " bankaya para kazandırmak istemiyorum " denilebilirdi, ama bu da olmadı. 

Türk Tribünlerine hitaben şöyle haykırmak gerekir sanırım; " ŞAMPİYONLUK GİTTİ AFERİN ÇOCUKLAR..." 



Cem Kurtuluş,2013

26 Mart 2012

ŞAMPİYON FENERBAHÇE: Çevik Kuvvet'in Fenerbahçe Taraftarına Müdahalesi !!

Tam 3 senedir  Avrupa Şampiyonasında final oynayan Fenerbahçemiz,  hak ettiği kupayı aldı. Elbet bir gün alacaklarını biliyorduk ve öyle oldu.  Binlerce kişi Şampiyon takımı karşılamak için havaalanı’nın yolunu tuttu.  Meşaleler, fişekler, büyük sevgi gösterileri..

 Hiçbir şey engel olamazdı sevgimizi haykırmaya ,tabii bunlardan birini unutmuştuk Emniyet Mensupları. Takımdan oyuncular yavaş yavaş çıkıyordu,ve otobüs yaklaşmıştı artık.  Sonrasında Emniyet olaya el attı. 

Duygu Bal’ın doğum günü nedeniyle bir Fenerbahçe taraftarı atkı vermek isterken polis müdahalede bulundu. Ve olaylar böylece ateşlendi. 12 yaşında kız çocuğunu yerde coplayan Türk Polisi (!),  Şampiyon Takımın Otobüsüne taş atan Türk Polisi, copunu her türlü şekilde kullanan, kalkanlarının arkasına sığınan Türk Polisi, Fenerbahçe taraftarına ağıza uygun olmayan küfürleri eden yine Türk Polisi.

Şaşırdık mı hayır ?  Bunlar daha bizim iyi günlerimiz. Daha kötülerine karşı mücadeleyi elden bırakmamalıyız,pes etmemeliyiz.  Ne zaman ki pes eden taraf biz oluruz o gün kaybettiğimizin resmi olur bu. Polis şiddeti Türkiye’de çok farklı bir yerde, bunu görmek  zor olmamalı. 

Türk Polisi ile Fenerbahçe taraftarının mücadelesi bir süre devam etti. Bir küçük kardeşimizin ayağı kırıldı Türk Polisi tarafından yerde coplanarak. İşte güvendiğiniz Türk Polisi (!).  Bizimle birlikte bu mücadele de yer alan herkes sağolsun,var olsun. İşte FENERBAHÇE bu yüzden YIKILMAZ !! Anlamayanlar Anlasın !!

Yazan:Cem Kurtuluş                      

15 Mart 2012

Fenerbahçe Yönetimi Bizi Yine Şaşırtmadı !

Fenerbahçe yönetimi yine şaşırtmadı bizleri daha önce yapılanların yanında bu ağır kaçtı. 500 liralık alışverişe   Migros Tribünü bileti bedava. Anlayış bu.

 Farklı tanımlar yükleyebiliriz bunlara. İlk başta Taraftarı müşteri gibi gören zihniyet sonrasında yolunacak kaz arayan bir anlayış sonrasında endüstriyelliğe dayalı ve her şeyi para olmuş yönetim anlayışı  Ve Karaborsa ’ya ses çıkarmayan ,zamanında hep destek tam destek palavralarıyla ortalıkta dolanan suskunlar tekkesi mi desek..

Ey Fenerbahçeli .. Cebinde paran  olmayabilir, Fenerium’dan şu güne kadar ürün almayabilirsin, yüreğinde taşıdığındır seni yaşatan. Okul harçlıklarından, iş mesailerinden kalan parayla bilet alansın sen.

 Neden Halk demiştiler Fenerbahçe’ye biliyor musun? Halk Fenerbahçe’yi omuzlarda getirdi işte bu yüzden.  Yeşilçam filmlerinde hep bir Fenerbahçe, cilalı  İbo, Hababam sınıfı ve bir çoğu. Her şey endüstriyelleşmeden iyiydi, bunlara çanak tutanlar vardı elbette. Gözü paradan başka bir şey görmeyen anlayış. Lefter,-Basri ve nicesi bunları gördü mü üzülmeyecek miydi? 

 Ve şu an kemikleri sızlıyordur onların.  Bu taraftar takımı için her yerde bulunmasına rağmen karşılığı bu mu olacaktı?  hem de sizden destek almayarak. Karabük, Eskişehir,Trabzon ve nice yer de yalnız kaldı. Trabzona çaylar bize cezalar ne çabuk unutuldu?  Taraftarı bitirmeye yönelik operasyonların ardı arkası kesilmiyor. Ve Feneriumlar para tuzağı. Eğer sen Fenerbahçe’yi yüreğinde yaşatıyorsan en büyük Fenerbahçeli sensin, sana para tuzağı kuran yöneticiler değil!

Yazan:Cem Kurtulus

02 Şubat 2012

Biz kim miyiz? Sen iyi bilirsin bizi !!

Biz Kim miyiz
Biz parasıyla bilet alanlarız
Biz  sizin satın alamadıklarınız
Siz, bizle uğraşmayı sevenlersiniz
Biz, siz istediniz diye bağıranlar değiliz
Kendimiz istedik mi bağıranlarız
Protesto ettik mi kodese tıkılanız 
Arkamızda yönetici bırakmayanız biz 
Yöneticilerin bize muhtaç olduğu kişileriz biz de
Bir deplasman otobüsü koltuğunda 2 koltuğa 4 kişi oturanız
Siyasi partimiz , bizim takımımızdır


Koltuğumuz yok
Koltuk sevdalısı olmayanız biz
Biz arada kavga ederiz
Ama biz hep biriz
Biz hep bir arada bulunanlarız
Aynı renge gönül verenleriz
Renklerden koparılması istenen ama pes etmeyenleriz
Biz yöneticilerimiz tarafından aşağılananlar
Çapulcu olarak görülenleriz

Ama biz aramızda her şeyi paylaşanlarız
Bir birayı 10 kişi içenleriz
bir çorbaya 10 kişi bandıranız
Acı çekenleriz
Acı çektirenleriz
Ama sonu ne olursa olsun pes etmeyenleriz
Biz ,sizin istemedikleriniz
İşiniz görüldüğünde bizi siktir edenlersiniz siz
Biz mi kim miyiz?
Biz her şeyi elinde bulunduranlarız
Yasaklara karşı dik duranlarız
Biz paraya değil  sevgiye bakanlarız

Siz kim misiniz?
Taraftarını dövdüren, fişleyen, taraftarın deplasman hakkını elinden alan,  kravatlılarsınız 
Parası olmayanları dışlayanlarsınız
Dışarıda üşümesine, donmasına rağmen " bırakın donsun diyenlersiniz " 
Biz endüstriyel ‘e karşı olanlarız
Pankartlarla dertlerini anlatmaya çalışanlarız
Emeğin yanında olanlarız
" Formanın hakkını verenler yalnız kalmazlar ‘’ diyenleriz
Her şeyin bir oyundan değil daha ötesinde olduğuna inananlarız
Biz kimiz anladın mı?
Biz sadece biriz
bir arada olanlarız
Yıkmaya çalıştıkların ama yıkılmayanız..

Yazan:Cem Kurtuluş






26 Ocak 2012

TRİBÜN VE SİYASET:Farklı Görüşlerin Tek Bir Ruhta Birleşmesi !!!

Siyaset her zaman Tribün’ün içinde olmuştur. Tribün Kelimesi  Roma İmparatorluğu döneminden gelme tam açılımı ise şöyle ;

 “   Roma Cumhuriyeti ve İmparatorluğunda  2-3 seçilmiş magistra ve idari ve / ya da askeri görevlilerce paylaşılan unvan. Kelime, Antik Roma’da  insanların askerlik ya da oy verme amacıyla bölünmüş oldukları kabile anlamındaki Tribe (tribus) sözcüğünden türetilmiştir.’’

   Eski Roma’da böyle denilse de günümüzde Futbol maçlarında,Basket maçlarında ve diğer maçlarda  çok  ayrı anlamı var.. 

Tribünün içinde aynı renge gönül vermiş insanlar çoğu zaman dışlanmıştır. Aynı 70’ler ve 80’ler döneminde olduğu gibi insanlar kendini belli kategorilere ayırmıştır. Kimi İslami düşüncelere yönelirken kimi ise aşırı sol gibi düşüncelere kapılmıştır.

 Sadece bu siyasi fikirlerden dolayı insanlar birbirine kırdırılmıştır.  Aynı renklere gönül verenler sanki farklı renklere gönül veriyor gibi gözükmüştür. Siyasette insanlar Kürt –Türk- beyaz –siyah diye ayrılırken Tribünde ‘de bu böyle ayrılmıştır. Oysa ki tek bir renk yeterli değil miydi? Bunların hepsi nedendi? 

 St.Pauli Tribünlerinin  “ Dazlakları siktir edin bizimle bağırın “ deyişi bile bunun için önemliydi. Birlikte olabilmek için bu yeterliydi.  Herkes bir siyasi simgenin peşinde olmak zorunda mıydı? Hazımsızlık söz konusu muydu? Çekememezlik?  

Tek bir grup altında toplanıp bağırmak zor muydu ya da farklı farklı düşüncelere ayrılıp diğerlerini dışlamak doğru muydu?  Herkesin ideoloji vardır elbette, ama bunu  takımından üstün tutmak ahmaklıktır ya da ideolojisi uğruna belli şeyleri hiçe saymak doğru değildir.


 Amerika karşıtı ve İsrail karşıtı insanlar olabilir dünyada olduğu gibi ,bulunduğun yerde de olabilir. Tribünlerde pankartlar hep bir mesaj vermiştir.   Bunun için pankart idealdir. Ama sadece İsrail ve Amerika’yı sevdiği veya sevmediği için dışlanmak.. İşte Tribünde de bu gibi durumlarla karşılaşıyoruz.

 Aynı otobüste gittiğin birine sadece görüşü ayrı diye dışlamanın doğru olmadığını söylemek gerekir. Sadece rengi ya da dini farklı diye otobüsten dışlanmak. Bu gibi durumlar mevcut.
Tribün grupları arasındaki siyasi düşünceler de çok  ayrı. Ama bu siyasetin Tribünde olmadığı anlamına gelmez elbette. Kimi zamanlar sadece Emniyetin söylediklerine hareket edenler varken kimileri ise bundan bağımsız hareket ediyor.

 Kimileri takımları için yapılan eylemler için yürümezken kimileri bu bağımsız düşüncede birleşiyor. Tribün gruplarının kendi dünya görüşünü belirtmesinde sakınca olmasa da ,kendisine karşı siyasi düşüncede saygı duymalıdır.

  Şöyle bir gerçek var ki siyaset gerçeğini Tribünlerden silemeyiz. Endüstriyel Futboldan önce Siyasette Futbola Hayır diyemeyiz belki ama saygı ortamını oluşturabiliriz.  Bunu gerekirse Pankartla gerekirse başka yollarla anlatmalıyız.

Yazan:Cem Kurtuluş


13 Ağustos 2011

Tribünlerde ''Reis''Kavramı Üzerine



Reisçilik Kavramı tribünlerde çok tartışılan bir kavram. Reis kime denir? Reis denilen kişi kimden emir alır ?neye hitap eder? bunlar sorgulanması gerekenler. Türkiye tribünlerinde ise durum  gayet açık.  Bu bir iki takımı kapsamıyor çoğu tribün de görülen bir şey olarak gözümüze çarpıyor. 

Eskiden Reis kavramı daha önemliydi. Reis,bir önder bir lider demekti o zamanlar sözü geçen kişi anlamına gelir yaşça küçük kardeşlerini maça sokar en son kendi girerdi. ‘’Reis’’ kavramıyla hiçbir zaman ilgim olmadı.
Benden yaşça büyük, Tribünler de kendi takımı için mücadele etmiş, başkalarından emir almayan,rantın peşinde koşmayan kişilere " Abi’’ diye hitap etmişimdir her zaman. Günümüzde reislik kavramına değinmeye çalışacağım kısa da olsa. . 

Derbi maçı olduğunda akşamdan adamlarını bilet sırasına yollar adamları orada sabahlar. Bu adamları maçta pek göremezsiniz. Biletlerin kişi başı 1 tane verildiğini düşünürsek ya da 2 diyelim o koyduğu adamlardan biri küçük çocukları toplar ve onlara bilet aldırırlar.  Biletleri erkenden alırlar sonra bakarsınız bilet kalmamıştır. Biletleri 3-4 katına kendi takımına gönül vermiş kişilere satarlar, kendi çarklarını döndürürler.

  Tribünde en önemli şey kimseye itaat etmemek çünkü herkes gelip geçer. Reis kısacası eskilerde bütün sorumluluğu üstüne alan olayların yükünü çeken kişidir. Ama Bu kavram’da tarihe karıştı. Çünkü işin içine Rant girdi para girdi cemaat girdi siyaset girdi bir şeyler girdi…

Cem Kurtuluş, 2011

27 Mart 2011

Kill For You :Senin İçin Öldürürüm !!























Her şey benim için küçük yaşta başlamıştı. O zamanlar grup ismi bilmezdim. Babamın omzunda maçlara giderdim, çoğu zaman biletlerin pahalı olması nedeniyle babam maça götüremezdi, ama çocukluğumdan kalan anılar  aklımda kalmıştı. Meseleye gelirsek ben ve benim gibilerin çocukluğunda sempati duyduğu gruplardan biriydi Kill For You. Anlamı itibariyle, yaptığı icraatlerle çok şeyle.

Çoğu isimsiz kahramandı. Küçüklüğümden beri onları takip ettim, hep takip etmekle yetindim. Karşıdan izliyorduk. İlk önce numaralıdaydılar.  Her Galatasaray maçı öncesi galatasaraya olan nefretlerini görmeniz kendinizi onlardan biri görmenizi sağlıyordu. Onlardan biri derken; her Fenerbahçeli gibi.

 Numaralıdan sonra maratonda oldular.  O sarı montlular olarak aklımızda kalmıştı, sonrasında beyaz montlular. Yaptıkları pankartlarla önde oldular ama önde olmaları reklamcı bir tribün politikasında değillerdi.

Numaralıyı efsane yapan onlardı, Türkiye’nin bağıran tek numaralısıydı.  ama onun daha da öncesi vardı. Grubun resmi kuruluşu 1996 yılıydı. Onun daha öncesinde 80’lerde numaralıyı efsane yapan kadro aynı zamanda Kill for you’nun kurulma sebeplerindendi.

Onlar hiçbir zaman reklam yapmak için bu yola çıkmadılar (!)

Her şeyi derin ve sessiz hallettiler. Olmadığını düşündüğünüz anda onlar çıktılar. İsimsizdiler. Yapılan çoğu şey vardı bu icraatlerle birlikte.  Köprüde Galatasaray bayrağı kesen onlardı, fatih terim’e yendiğimiz maç sonrası ‘’iyi ki doğdun terim’’ diye sürpriz yapan onlardı. Yunanistan takımı panathinaikos ‘a karşı 1453 fatih sultan Mehmet pankartı açan yine  onlardı. 

1998 yılı Parma maçındaki efsane tribünde Kill for you yazılı tişörtlerle zihnimizde yer etmişti, sadece bunlarla sınırlı değildi. İlk kar maskesi onlar tarafından çıktı.  Taktığınız atkı ile onların giydiği ürünlerle ‘’KFY ‘’olunmadığını her Kill for you ruhunu bilen biliyordu. Onları özelliği Fenerbahçeye olan bağlılığı, isimsiz bir şekilde icraatlarını yapmasıydı. 

Kendinizi onlardan görebilirsiniz her Fenerbahçeli gibi. Onlar sessiz ve derinden yaptıkları icraatlarla bilindi. Gerisini söylemeye gerek yok.

KFY’nin küçüklüğünden beri sempatizanı oldum.  Seneler geçtikçe o KFY ruhuna sahip olan insanları tanıdım. Fenerbahçelilik ruhunun en büyük temsilcileriydi onlar. Kimileri sevdi onları kimileri sevmedi. Onlar birbirlerini uzun zamandan beri tanıyan insanlardı. Herşey underground olmakla başlamıştı zaten. Ama her şey şimdi çok başkalaştı, çünkü o underground ruh kayboldu…

27/03/2011

Yazan:Cem Kurtuluş


25 Şubat 2011

Fenerbahçe Tribünlerine Genel Bir Bakış


Fenerbahçe Tribünleri eskiden bugünlere kadar mücadelesinin en büyüğünü vermiş,  2000’lerde farklı bir yapıya bürünmüştür. Bunda bazı etkenlerin rolü yadsınamaz. Aziz yıldırım’ın uyguladığı politikalar baş etken. Taraftarı uzaklaştırma politikaları izlenmiştir..

 Fenerbahçe tribünleri  her zaman abiler ve kardeşlerin olduğu zaman farklı bir noktada olmuştur. Gerçek birliktelik hikayelerini 80’lerde yaşayan tanıdıklarımızdan duymuşuzdur O zaman insanların gözlerinde “ ben lider olacağım, ya da parayı cebe indireyim ’’diye kaygısı yoktu. O zamanlar amigolar vardı, ilk amigo kavramı eskişehir’li amigo Orhan’a aittir. Kendisi yanılmıyorsam Mustafa Denizli’ye kafa atmasıyla ünlüdür.

Fenerbahçe tribünlerinde ise “ amigo efsane Adnan ağabey, Amigo Kemik Ağabey ’’bu sıfatları taşıyan amigolarımızdandır.  Ama her şey bir zaman sonra farklılaştı. Amigo kavramı tarihe karıştı, tribünlere rant karışıp,  böylece bu insanlar tribünden ayrılınca tribünler farklılaştı. O kişilerin tribüne girmesiyle tribünler çok çok değişti. 80’lerde sabahlamaları yaşayanların efsane olduğu unutulmuş oldu, mücadeleleri unutuldu , ve işin içine başka şeyler girmiş oldu.

80'ler hep mücadele ile geçti.  Savaşlar ile geçti. Tribünler hep ön plandaydı  Sabahlamalar ve sabahlamalarda alınan yaralar, takımı için mücadele edenler. Aşağıdaki alıntıya da önem vermek gerekir.

Tunç Demirci’nin bir yazısından


“ Doksanlı yıllardan başlayarak Türkiye’deki ekonomik ve sosyal değerlerin yozlaşmasıyla, o güzel insanlar o tribünlerden kovulmuş, koparılmış, sürülmüş, yıldırılmış ve yerlerini çift tabancalı, cipli reisler almıştır.’’

Yönetimlerin reis adı altında bazı kişilere elden verdiği biletler, bu kişilerin paralarını Fenerbahçe üzerinden kazanması ve birçok diyebiliriz. Bedava bilet her dönem olmuştu, 90’lı yıllarda semtlere inen bedava biletlerle tribün dışında kimse kalmaması bu noktada önemliydi.

Çeşitli semtlerden gelen insanların  semt sevgisi Fenerbahçe’nin önüne geçemezdi. Şimdi öyle bir şey oldu ki grupların çoğalmasıyla grup sevgisi Fenerbahçe’nin önüne geçti.  90’lı yıllarda kavgalar azalmamıştı ,çatışmalar had safhadaydı. Beşiktaş tribünüyle kapalı tribünü kapma mücadelesi o dönemlerin önemli olaylarındandı.

 Kapalının sağ tarafı hep Fenerbahçe tribünün olmakla birlikte kapalı savaşı o dönem iki tribün arasında geçti. Galatasaray tribünü bu savaşın dışında kalmıştı. Elbet eksik bilgiler olabilir ,bizim büyüklerimizden dinlediklerimiz bunlar.


Ve Bir alıntı daha yapmak istiyorum.

 “ İhale ve açık artırma usulüyle hareket eden devşirilmiş ‘Reisler’, etraflarında oluşturdukları yüz, ikiyüz kişilik gruplarla fiziki şartları elverişsiz ve seyirci kapasitesi sınırlı stad tribünlerinde etkili olabilmişlerdir.Bedava biletle, karaborsayla, yönetimin ya da muhaliflerin beslemesiyle palazlanan, çıkar ve güce göre anında kıble değiştirebilen bu ‘Reis’ler, o masum çocuklardan ‘menfaat çetesi’ oluşturmuştur.’’


Menfaat olayı devreye girer. Reis diye hitap edenler , Fenerbahçe’ye değil de bedava bilet verdikleri reis diye hitap ettikleri kişiye bağırırlar. Şimdi Tribünde önemli olan gruplara ayrılmak mı, yoksa birlik olup herkesi aynı görmek mi.

 Fenerbahçe tribünleri belki bir gün eski günlerine dönecektir , ama bir tek şartla dönmesi olasıdır. Reis kavramını rafa kaldırılmasıyla. Zamanında da liderler vardı ,ama gerçekten liderlerdi. Bu bir komutanın askerlerini yönetmesi gibi. Tribünde de şuna şöyle açıklık getiririz paraları cebe indirmek gibi değil. 

 Fenerbahçe tribünleri bilinmelidir ki yönetimci değildir ,ama şimdi durum çok farklıdır. Zamanında tahsin kaya'yı her ne olursa olsun protesto eden bir topluluktur Fenerbahçe taraftarı. " " Es eslerde yalnız kaldık helal olsun Tahsin kaya" 1987 Eskişehir deplasmanı.

Kısacası Fenerbahçe tribünlerinde " Sadece Fenerbahçe" ilkesiyle yola çıkanlar vardır ,olacaktır. Ama Fenerbahçe üzerinden rant sağlayanlar, parayı cebe indirenler oldukça durum daha da kötüye gidecektir..

Yazan:Cem Kurtuluş



12 Ocak 2011

Fenerbahçe'li Gözüyle Ali Sami Yen Vedası..



Bir Fenerbahçeli’nin  gözünden Ali Sami yen stadı..

Çoğu zaman bütün sevinçlerimizi yaşadığımız bir yer. Galatasaraylılar için cehennem bizim için cennet.  Hiç sevmediğim bir yer Ali Sami yen. Bütün Galatasaraylıların kahrolduğu gündü dün. Ali Kırca’nın şiiri okumasıyla insanlar hıçkırığa tutuldu. Kiminin doğduğu yerdi orası..

Bizim nasıl Kadıköy ise onlarında mabedi orasıydı. Her taraftarın mabedi farklılık gösterebilir. Avni Aker, Saraçoğlu, İnönü, Ali Samiyen.. Statlar yıkılsa da içlerindeki anılar kalıcı oluyor.

Saraçoğlu'nun yeni düzene ayak uydurduğunu görüp yıkılmasını istedim.  Endüstriyel futbol karşıtı biri olarak Ali Samiyen stadı ya da başka statlar  Kimisi için bir betondan ibaret , kimisi için hiç tükenmeyecek bir şey. Dediğim gibi kimilerinin doğupda büyüdüğü yer. Sabahlayanların mekanı.  Galatasaraylılar  için dün gece hiç kolay olmadı.

Madrid’i,milan’ı,  bu statta devirdiler. Biz bu stattan kimi zaman üzgün çıktık, kimi zaman sevinçli.  Bir Fenerbahçeli Galatasaraylıdan nefret eder, Galatasaraylıda Fenerliden nefret eder. Bu hep böyle gitmiştir. Ama Ali Sami yen stadının yıkılması sadece Galatasaraylıları değil, o stada taraftar olarak gelen bütün herkesi üzmüştür.

Saraçoğluna ilk gittiğim günü hatırlarım oradaki hava bambaşka bir havaydı.  7 yaşındaydım Jay jay okocha seslerini duyduğumda, içimde ürperti hissetmiştim. Böyle anılar çoktur. İşte Ali Sami Yen ve nice stadların bunun için değeri çoktur.

Okul harçlığını biriktirdiğiniz, sevgilinizle buluşmayı erteledğiniz ve gittiğiniz  yer sizin mabedinizdir. Benim bir zamanlar saraçoğluydu. Bir zamanlar deme nedenim; endüstriyel futbola yenik düşmemizden ötürü. Para ile kendini güçlü zanneden yöneticiler ele geçirdi. Bir zamanlar kadıköy’de meşaleler yanmasından, konfetilerin sahaya atılmasından günümüze bir şey kalmadı.  İşte Galatasaray ‘da bu duruma geliyor. Artık onlar yeni stada geçse de onlar için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Aynı Saraçoğlu’nda bizde olmadığı gibi Onlar da  eskiyi özleyecekler aynı bizim özlediğimiz gibi. Son kez gittiği tribüne baktılar ve gittiler. Devamlı bakmak istediler ama artık zaman onlar için ayrılık zamanıydı. Stadları stat yapan onların ruhlarıdır. Fenerbahçe tribününde bu ruh ne zaman mı vardı 80’lerde 90’larda 2000’de kazanılan Antep maçında. Eminim Onlarda Ruhlarını çok özleyecekler...

Sevdasının Peşinden Gidenlere Selam Olsun.
 Kahrolsun Endüstriyel Futbol, Yaşasın Amatör Ruh!

12/01/2011
Yazan:Cem Kurtuluş

17 Aralık 2010

OKUL AÇIK RUHU!



Okul Açık, Fenerbahçe Tribünleri için çok şey ifade eder.  Tribüne girenlerin çoğunluğu Kale arkasından tribüne girmiştir. Eskidende gelme bir gelenek olduğunu var saymalıyız. Ama Fenerbahçe Tribünlerinin kültürü maraton ,kapalı ve numaralıda birleşmiştir. Numaralıda sesler hep yankılanırdı bir zamanlar.

Sonra maraton’a geçildi. 80’lerin sonu 90’ların sonu Fenerbahçe tribünleri için milattır. 80’lerde Fenerbahçe tribünü bir milattır..

 OKUL Açığın ruhu vardır o ruh Fenerbahçedir. Ahmettir,mehmettir,alidir,velidir. Okul açık bir kültürdür. Endüstriyel futbol’a karşı bir kültürdür. Zengin-fakir, işçi-memur- öğrenci-doktor ,yaşlı-genç her türlü kesimin toplandığı yerdir Okul Açık. 

Okul Açık Halktır. Karşılıksızdır . Pankartları namustur. Koreagrafiler çok şeydir .Hepsi el emeğidir. Siyaseti sadece Fenerbahçedir. Haksızlığa karşı çıkandır.  Din ,dil,ırk gibi bir sorunların olmadığı yerdir.   Eğer Fenerbahçeliysen  orada nokta konur.

 Geçmişe saygıdır, Değerlere sahip çıkandır, Yenildi mi kaçmayandır.  Sesler kısılan maratonla birlikte meşaleleri yakandır. Birlikte haykırabilmektir Okul Açık Ruhu. Adını arkasındaki okuldan alır. 

 Gücünü Fenerbahçenin tarihininden alır ''OKUL AÇIK''. Paranın geçerli olmadığı, yüreklerin çarptığı yerdir.  ''ATEŞLER YAKARDIK FENER İÇİN''diye haykırandır OKUL AÇIK. 

Genellikle Maraton'a giremeyenlerin toplandığı tek yerdir.   Eskiden de bu böyleydi. Maraton ve numaralı fiyatlarının pahalı olmasından dolayı Halk'ın Fenerbahçesi okul tarafında toplanırdı.

Birlikte yemek yiyen,tezahüratlar söyleyen, sesleri sonuna kadar kısılandır. Kurulan Dostluklar ebedidir.   Ya heptir ya hiçtir! Fenerbahçe uğruna mücadele eden savaşçılardır 

17.12.2010

Yazan:Cem Kurtuluş