Geçen gün Hakkari’de yaşananlar manşetlerde yerini aldı. Kimileri faturasını Devlet’e kesti kimileride başkalarına kesti. Ama özgürlük nidalarıyla meydanlara çıkıp terör örgütünü savunanlar’ın devlet’e yüklenmesi bu olayın sorgulanmasını gerektirir. Sorgulanacak mıdır, hayır sorgulanmaz. Silah bırak çağrısı yapanlar ,barıştan kardeşlikten söz edenler hala silah ile barışıklar. Ne kadar özgürlük istiyorlar bu da ayrı muamma.
Onların istedikleri özgürlük değil ,en azından benim bildiğim özgürlük bu değil. Ne Polis’e destek veren biriyim ne de devlet’i seven biriyim. Devlet’in bu işlerde suçu yok mu ,elbette var. Ama devlet’e bu suçu atanlar onlardan daha suçludur. Bir de o çocuklara yasayı çıkaranlar ,şimdi nelerin olduğunu görmektedir herhalde.
Polis orda çağrı yapıyor ,ama onları dinleyen yok. Polislere güvenen biri miyim hayır. Orada çocuklar bazıları tarafından taş atmaya yönlendirilmiş durumda . Polis bunlara atmayın diye çağrı yapmasına rağmen olan polislere oluyor. Kafasına gelen taşları sayabiliriz. Diyarbakır’da dershane bombalanması olmuştu hatırlarsanız, orda da bunu devlet yaptı denildi.
Her ne kadar devlet’e güvenmesemde , devlet’e bunu söyleyebilmek terör örgütüne destek sağlamak gibidir.Bazıları ise faşistler yine meydanda diyip dursun. Bu Ülkede eğer ‘’özgürlükten,demokrasi’den,eşitlikten söz etmek istiyorsan’’terör örgütünü savunacaksın. Onlarda meydanlarda dolaşıyor.
Hükümet uyuyor, olayların farkında bile değil. Devlet’e güvensizlik ortaya çıkıyor. Çünkü devlet hiçbir sorumluluğu yerine getirmiyor. Öncedende getirmiyordu ,ama milletten oy toplamak için insanları yalanlarıyla kandıranlar ikiyüzlülüğe devam ediyor. Hakkari’de yaşananlar devlet gerçeğini ortaya koyuyor,ama terör örgütünü savunup’’faşizm’in ekmeğine yağ sürenler’’konuşmasın.
O günü hiçbir zaman unutmadık. Unutmayacağız.
En büyük mal kaybı ve can kaybı Gölcük civarında oldu. Heryer beter oldu, bunda Devletin suçu daha çok var. O zamanki binalara bakarsınız , çökecek binalardı.
Tam 11 sene öncesi, korkunç bir depremdi. Çoğu kişi yakınlarını kaybetmişti. Bizler ise ev yerine okullarda kalmaya başlamıştık.
Depremde ailelerini kaybeden binlerce insan oldu, ama bunlara yardım bile yapılmadı yazıklar olsun.
Hep onlar kendi cebini düşündü. Hiç bu yoksul insanları düşünmedi.
Herşey devrilmişti. Bu kötü bir gündü.
Gölcük'te şahit olmadım buna, ama televizyonlardan o çığlıklar geliyordu.
Devletin suçu bunda çok büyük, kendilerine özel uçak almayı bilenler o zaman bu şeyleri düşünmediler. Umurlarında mı şimdi, kesinlikle HAYIR.
Bugünlerde efenim gündemde bir konu var ,Yumruk. Kime yumruk ,neden yumruk. Ahmet Türk efenim yumruk yedi ama ortalık karıştı yazarların biri bu yumruk atan kişiyi faşist olarak değerlendirdi kimileri farklı bir şey söyledi. Peki Deniz Bakkal’a yumurtalı saldırıya neden bir şey denilmedi,’’Ona yapılan da faşistliktir’’diyen biri çıktı mı,faşistlik demek ağır bir itham olur. Ve Ahmet Türk’ü bu ülkede seven insan sayısı azdır herhalde.
Samsun vatansever ,milliyetçidir de denildi,Ahmet Türk ü savunanlarda oldu. Ahmet Türk yine bu arkadaşı faşistlikle suçladı,sonra yine bildiğimiz hikaye Halkların kardeşliğinden bahsetti. Halkların kardeşliği elbette yumruk atmak değildir,ama şöyle bir şey vardır ki Ahmet Türk’ü sevmeyen insan sayısı fazla,sen ‘’Pkk terör örgütünü’’savunursan yumruk yemen kaçınılmazdır.Ve sonra yine Türk milletini suçlaman ne kadar aciz olduğunu göstermektedir. Böyle yapmak kimseyi yükseltmez.
Başbakan’da geçmiş olsun diye aramış,doğru davranıştır yanlış davranıştır demem ama şöyle bir şey vardır ki aynısını neden’’Deniz Bakkal’a yapmadı’’hüsümetim var da diyebilirdi, ama bunu medya ya açıklamak ta ona kalmış. Ve Ahmet Türk’e yapılan saldırıdan sonra Pkk Terör örgütü yandaşları Otobüs yakmaya devam ettiler,demek ki sen haklıyken vuruyorken onlar haksızken yakıyor. Bu ülke de garip şeyler dönüyor.
Yazımdan ‘’Pkk Terör örgütünü savunduğum,Ahmet Türk’ü savunduğum,ve Halkların kardeşliğini savunduğum düşünülmesin’’. Bu ülkede Kürt,Türk,Laz,Çerkez,Arnavut,Boşnak,Ermeni yaşamaktadır ve hiçbir sorun yokken Kürt tarafından neden sorun çıkar anlamak ta güç.
Daha doğrusu Ahmet Türk gibi insanlar yüzünden bütün bu şeylerin Kürtlere mal edilmesi üzücü bir şey. Şimdi soracaksınız Ahmet Türk e yapılan saldırıyı doğru buluyor musunuz ,’’İyi ki vurmuş,keşke daha sert vursaymış mı diyeceğim ama hak edene dayak atılmalıdır, hep barıştan bahseden Ahmet Türk otobüslere Molotof atan kişilere barış çağrısı yapsın, tabi onlar Ahmet Türk ü dinlerse.
Nerede o eski bayramlar.Bayram geldiğinde insanlar heyecanlanırdı.Ama artık sokaklar bomboş,ve insanlar tatile geliyor.Akraba ziyaretleri eskidenmiş,o bayram kutlamaları eskidenmiş.Küçükken apartman apartman gezerdik,çocukluğun verdiği bir şeydi bu.Ama çok zevk alırdık. Yıllar geçtikçe demek ki bir şeylerde değişiyormuş. Şimdi insanlar yakınlarını ziyaret etmek yerine tatil yapmayı tercih ediyor ne garip!
Bayramların amacı küs insanları barıştırmak,yakınlarınla beraber olmaktır. Ama bayram bile artık’’Bayramlıktan’’çıktı. Artık ziyarete gelen de az. Her şey çocukken güzeldi,toplardık bütün mahaleyi hurra para toplamaya.bozuk paraları toplar toplar harcardık,bazıları hep şeker verirdi,al çocuğum derdi.bizde alırdık çocuğuz ya o bakımdan. İnsanlar bayramlarda sevdikleriyle beraber olmak ister,görmediklerini görmek,onlarla hasret gidermek ister.
Bayramlar artık bana bayrammış gibi gelmiyor.Normal bir günden farksız sanki.Özlüyorum o günleri.Şimdi ise her şey bomboş geliyor.
Bu sel baskınları ülkemizde sıklıkla görülen olaylardan biridir,bununla ilgili yazı yazmak istedim,Eminim bana hak verenler olacaktır.Çoğu insan 2 gündür bir çok kayıba uğradı.Şu anlık İstanbul’da ölen kişi sayısı 30,Trakya’da da sanırım 8 kişi ölmüş.Bunların nedeni alt yapımızın olmayışıdır.Eğer bir şeyleri engellemek için uğraşalardı eminim bu kadar maddi hasar olmazdı.Ama ilgisizlik böyle bir şey işte. İnsanlar didinsin evlerinde suları çıkartmak için uğraşsın,belediyeciler kendi ceblerini doldurmaya çalışsınlar. Maalesef Ülkemizdeki gerçekler böyle işte.İstanbul Belediye başkanı Kadir Topbaş şu an Bosna maçını izlemeye bosnaya gitti ,ama insanlar böyle felaketlerle uğraşıyorlar.Hiç bu insanları düşünüyorlar mı acaba
Düşünürüm derler,geçmiş olsun dileklerini ordan iletirler ama ziyaret edip masraflarını karşılamazlar.Sadece bunlar sözlerden ibarettir. Elbet Milli maçta önemli de bu sorunlar daha önemli,çünkü milli maçı kazanırsın veya kaybedersin o kadar önemli değil ama insanların ihtiyaçlarını karşılamak daha önemlidir.
Küçükçekmece deki hasarlara değinmemek olmaz ,yaklaşık 18 ceset de ordan çıkmış,yağmalamalar başlamış ,insanların evlerine girip buzdolabı,televizyon, insanların ihtiyaçlarını evlerinden çalıyorlar.Aslında Ülkemizde insanlar bunları normal karşılıyor,insanlar yağmalanıyor,ölüyor ve bu normal bir şey?,ben bunu normal karşılayamam.
Çünkü İnsanların Ölmesine Göz yummak,tepkisiz kalmak aptallıktır.Gerçi Biz sesimizi yükseltsekte bizi duyan var mı asıl sorun orada?
Bugün rock ve türevlerini borçlu olduğumuz elektro gitarın yanı sıra üstüste ses kaydetme, çok sayıda şarkı kaydetme gibi tekniklerin de mucidi olan Les Paul’ü öte diyarlara uğurladık.Les Paul,94 yaşında hayata gözlerini yumdu.Gibson Şirketinin açıklamasına göre,Les Paul’un Zatüre’den öldüğü bildirildi.
Barış Manço'nun grubu Kurtalan Ekspres'in gitaristi Bahadır Abi'yi kaybettik.Huzur içinde yatsın.İyiler yavaş yavaş gidiyor geriye ne kaldı ki,Barış Manço,Cem Karaca,şimdi de Bahadır abimiz.
Umarım gittiği yerde rahat eder ve Barış Manço ile müzik yapmaya devam eder... Rahat edesin gittiğin diyarlarda.