// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2014

Ya Hep beraber, ya Hiçbirimiz ! : E-Bilete Hayır Protesto Yürüyüşü














" E-bilet’e Hayır"  demek için önceden yapılması gereken protesto geç yapıldı. 3 büyük takım başta olmak üzere Adanademir, Karşıyaka,Göztepe takımları az da olsa bu yürüyüşte yerini aldı.  İtalya’da e-bilet’e benzerlik gösteren Tessera del tifoso’yu  kaldırmak için 8000 kişinin katıldığı yürüyüşten çok eksiği vardı yürüyüşün. Ranta karşı mücadele etmek için ilk adımdı .  Sonrası olacak mıydı bilmiyorum.

 Fenerbahçe tribününden olanlar olarak yürüyüşteki yerimizi aldık.  3 büyük takım taraftarı  yanyana gelecek deseler kimse inanmazdı.  Birbirine düşman olan, birbirini karşısında görse öldürcek insanlar vardı bu yürüyüşte.  Istanbul United kavramına herkes karşıydı bu yürüyüşte, bu yürüyüşün tek amacı; taraftarlık kavramını yok etmek için elinden geleni yapanlara karşı tribünlerin “ taraftar” kavramını yok edemezsiniz mesajı vermesiydi.

Sadece amaç bu değildi, bazı para babalarının taraftar üzerinden kazanacağı para diğer anlamıyla ranta karşı çıkmamız bu yürüyüşte önemliydi. Tribün kültürünün bitmemesi için yaptığımız mücadeleydi.

Biz Fenerbahçeliler  tünelin sonunda yerimizi alırken, Galatasaraylılar tünelin biraz ilerisinde yerini almıştı. İyi sayıyla katılmışlardı, biz de pankartlarımızı hazırlayarak yürüyüşe doğru çıktık.  Sonrasında Beşiktaş taraftarı az bir sayıyla katılmıştı onlarda bize katıldı, E –bilet’e karşı protestolarımıza devam ettik. Rantçılara, taraftarı müşteri olarak görenleriydi tepkimiz.  

“ Rantınız batsın, Fişlenmeye Hayır, “ sloganları atarak tepkilerimizi dile getirdik. Belki bu kadar az sayıda kişinin mücadelesi çok ses getirmemiş olabilir ama E-bilet’e karşı ve taraftar kavramının bitmemesi için ilk adım önemliydi.   Sonrasında polisin müdahalesiyle birlikte ortalık biraz karıştı . Polisin,  her basın açıklamasında insanlara  gazla, tazyikli suyla, copla  saldırdığını düşünürsek orada olayın olmaması saçma olurdu. 

Bir arkadaşın sis yakıldığında, gelişine sisi polise yollaması, polise atılan meşaleler sonrasında polisin meşaleyi taraftara sallaması olaylar içinde olanlardı.   Bazı taraftarlar girdiği ara sokaklarda gözaltına alındı. Bunları düşünürsek passolig kartıyla kaç kişi fişlenecek düşünebilirsiniz, üstelik aldığınız kartta bütün kimlik bilgileriniz polise verilecek.

Istanbul Unıted kavramına karşı olan bizler için bu yürüyüşün ilk adımı önemliydi. Tribüncüler olarak düzenlenen bu eylemde Passolig saçmalığı kaldırılana dek bu şekilde protestolar olmalıdır, umarım aynı protesto Deplasman yasakları için yapılır. 

Son olarak diyeceğim şu; Bu gemide hepimiz aynı yerdeyiz.  Gün gelir öldüresiye kavga edebilir, çok şiddetli çarpışabiliriz, ama  takımına bağlı olan bizler passolig saçmalığına son vermeliyiz. Passolig saçmalığına son vermek  bizim elimizde.  " Ya hep beraber ya hiçbirimiz" demek zor olmamalı, aynı dirayeti deplasman yasakları konusunda da göstermeliyiz! 

Cem Kurtuluş, Nisan 2014

17 Mayıs 2013

E-bilet / Passolig Gerçeği : Taraftarı Bitirmek !

E-bilet..

Öncelikle E-bileti anlamamız için tarihsel içeriğine bakmamız gerekiyor. Fayda ve zararı ne şekilde? Kazançları mı daha çok yoksa tamamen zarara yönelik mi? Bu soruları öncelikle kendimize sormamız gerekiyor.
Tessera del tifoso adıyla İtalya’da çıkan  taraftar kartıyla gündeme oturan  İtalya’da bir çok şeyi öldüren bir proje. 

 İtalya’daki taraftar kart sistemi e-bilet projesine benzerlik gösteriyor. Güvenlik önlemlerini arttırıp, taraftarları olaylardan uzaklaştırmak isteyen yetkililer  olaylarda tam tersiyle karşılaştılar. Stadyumda taraftar sayıları azalmış, böylelikle  yöneticiler bu durumdan şikayetçi olmuşlardı. Her şey böyle yürürken , taraftar stattan uzaklaştırılırken dışarıda rakip takım taraftarları birbirleriyle kavga içindeydi. 

Bunları niye anlatıyorum? E-bileti anlamamız için en etkili yollardan biri İtalya’da uygulanan “ Tessera del tifosu” ‘yu anlamaktan geçer. 

E-bilet ; spor müsabakalarına giden herkesi kapsıyor.  Hangi yaştan, hangi cinsten olursa olsun bu önemli olmuyor. Bir anne baba kızını ve oğlunu maça götürmek istiyorsa temiz kağıdı alarak  e-bilete müracaat etmek zorunda.  Bunlar olacakken en önemli soruyu sormak bize düşüyor. Her maç öncesi ,Kimlik numaranla gidip temiz kağıdı alıp e-bilete müracaat etmek bir eziyet değil midir? “ 

Otobüslere bindiğiniz akbilleri düşünün. O akbiller e-bilette sizin bütün kişisel verilerinizi güvenlik birimlerine veriyor. Kendi kartınız hakkında kendinize dair ne varsa e-bilet sisteminde ortaya çıkıyor.İstatistiklerin  hepsi e-bilet projesinde toplanıyor.  Kısacası sizin biyografiniz e-bilet projesiyle emniyet birimlerinin ellerine geçiyor ve “ kendi hayatım gizli olamayacak mı” diye kendinize soruyorsunuz.

İtalya’daki “ Tessera del tifoso” yasası bu konuda e-bilet’e yakın en somut örnektir. İtalya’da yaşanılan taraftar sayısının maçlarda oldukça azalması Türkiye’de de aynısına neden olacak gibi gözüküyor.
E-bilet projesini neden istememeliyiz?



-Kişisel haklara saldırı yapılmasını istemiyorsanız 
Futbolda taraftar kavramının önemli olduğunu düşünüyorsanız
 - Her maç öncesi kimlik numaranızla e-bilet yetkililerine karşı eziyet çekmek istemiyorsanız 
Her maça giden insanın yapmadığı bir suçtan dahi ceza almasını istemiyorsanız 
Anayasal temel hak olan kişisel haklarınızı korumak istiyorsanız


E-bilet projesine karşı çıkılmalıdır.

Coşkulu taraftarların tribünde olmaması için yapılan bu  yasayı istememek bir taraftarlık hakkıdır. 6222 yasasıyla can çekişen Türk tribünleri e –bilet projesiyle birlikte bitirilmek istenmektedir.

E-bilet projesi hayata neden geçirilmek isteniyor?

En önemli sorulardan biri bu olmalıdır. Taraftarın müşteri olarak görüldüğü Futbol piyasasında endüstriyelliğe karşı çıkan taraftar profili istenmemesi her şeyi göz önüne koyuyor. Özetlemek gerekirse; E-bilet kravatlıların cebine parayı koyması, taraftarları müşteriye dönüştüren bir projedir, kısacası taraftarı yok etmek isteyen,  Faşist uygulamalarla tribünleri yok etmek isteyenlerin projesidir. 

Not: Bu yazı 2013 yılında yazıldı, ve o günden bu güne çok şey değişti. Azınlık olarak kalanlar halen yoluna orada burada devam ediyor, kitle olaraksa çoğu şeyi kaybettik, en azından direnmek bir şeyleri değiştirebilirdi. Taraftarı bitirmek olarak sunulan bu proje şampiyonluğa oynayanlar için statları dolu gösterebilir, lakin başarısız takımlar için statlar her zaman boş kalacaktır. Ortada başarıya tapan yüksek bir yüzde varken işte bu yazdıklarımı not olarak buraya düşmek gerekli olur kanısındayım. Lakin bu passolig sisteminde yukarıdaki yazılanlar halen geçerli; stada giriyorsun, yüz tanımasıyla kameralar eşliğinde içeri alınıyorsun. Artık kimsenin umrunda değil fişlenip ya da fişlenmemek, ama bu olmasa bile en azından " bankaya para kazandırmak istemiyorum " denilebilirdi, ama bu da olmadı. 

Türk Tribünlerine hitaben şöyle haykırmak gerekir sanırım; " ŞAMPİYONLUK GİTTİ AFERİN ÇOCUKLAR..." 



Cem Kurtuluş,2013

02 Şubat 2012

Biz kim miyiz? Sen iyi bilirsin bizi !!

Biz Kim miyiz
Biz parasıyla bilet alanlarız
Biz  sizin satın alamadıklarınız
Siz, bizle uğraşmayı sevenlersiniz
Biz, siz istediniz diye bağıranlar değiliz
Kendimiz istedik mi bağıranlarız
Protesto ettik mi kodese tıkılanız 
Arkamızda yönetici bırakmayanız biz 
Yöneticilerin bize muhtaç olduğu kişileriz biz de
Bir deplasman otobüsü koltuğunda 2 koltuğa 4 kişi oturanız
Siyasi partimiz , bizim takımımızdır


Koltuğumuz yok
Koltuk sevdalısı olmayanız biz
Biz arada kavga ederiz
Ama biz hep biriz
Biz hep bir arada bulunanlarız
Aynı renge gönül verenleriz
Renklerden koparılması istenen ama pes etmeyenleriz
Biz yöneticilerimiz tarafından aşağılananlar
Çapulcu olarak görülenleriz

Ama biz aramızda her şeyi paylaşanlarız
Bir birayı 10 kişi içenleriz
bir çorbaya 10 kişi bandıranız
Acı çekenleriz
Acı çektirenleriz
Ama sonu ne olursa olsun pes etmeyenleriz
Biz ,sizin istemedikleriniz
İşiniz görüldüğünde bizi siktir edenlersiniz siz
Biz mi kim miyiz?
Biz her şeyi elinde bulunduranlarız
Yasaklara karşı dik duranlarız
Biz paraya değil  sevgiye bakanlarız

Siz kim misiniz?
Taraftarını dövdüren, fişleyen, taraftarın deplasman hakkını elinden alan,  kravatlılarsınız 
Parası olmayanları dışlayanlarsınız
Dışarıda üşümesine, donmasına rağmen " bırakın donsun diyenlersiniz " 
Biz endüstriyel ‘e karşı olanlarız
Pankartlarla dertlerini anlatmaya çalışanlarız
Emeğin yanında olanlarız
" Formanın hakkını verenler yalnız kalmazlar ‘’ diyenleriz
Her şeyin bir oyundan değil daha ötesinde olduğuna inananlarız
Biz kimiz anladın mı?
Biz sadece biriz
bir arada olanlarız
Yıkmaya çalıştıkların ama yıkılmayanız..

Yazan:Cem Kurtuluş






31 Ağustos 2011

Fenerbahçe Yönetiminin Suskunluğu Ve Üzerimize Oynanan Senaryolar


Bir süredir ortalıkta senaryolar dönüyor fakat belgeler ve kanıtlar yok. Erman Toroğlu,Ahmet çakar, Mehmet Baransu, Rasim ozan Kütahyalı daha bir çok yazar Fenerbahçe’yi  nasıl suçlarım diye adeta sıraya girmişler. Gelişmeleri uzun zamandır takip ediyoruz. İlk zamanlar Mehmet ali aydınlar farklı konuşurken şimdi ne oldu da u dönüşü yapar oldu? Eee Hukuk’uda hiçe saydığını bizlere gösterdi TFF.Hani hep hukuktan bahseden TFF.  Uefa onlara ne derse onun izinden gitmeye kararlılar belge ve kayıt olmasa da. İspatlanan bir şey olmasa da.

 Ve Mehmet ali aydınların’ın açıklamaları gülünç. Beşiktaş’ı iyi niyetinden dolayı bu olaylarla ilgisi olmadığını söylemiş ve olayların arka perdeleri de var. Bursaspor’un cezası kalktı,Trabzon başkanı sadri şener’in yurt dışı yasağı kaldırıldı ve Fenerbahçe şampiyonlar liginden men edildi Fenerbahçe yerine Trabzon şampiyonlar ligine gitti. Ve biz soruyoruz Şampiyonlar liginden men ediyorsun neden Türkiye liginde bizi oynatıyorsun? TFF ,cevap veremiyor.

 TFF,üst makamdakilere boyun eğdiği için böyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Senaryo böylece güzelce işleniyor bunu uygulayanlar güzelce keyiflerini yapıyorlar. Trabzonspor taraftarı ise yerel gazetelerinde yaşasın adalet başlığını atıyor. Şampiyonlar ligi kararını onlar da beklemiyorlardı.

 Sonra seslerini çıkaramaz oldular zaten ‘’Yaşasın adalet ‘’ başlığından her şey anlaşılıyordur. Adalet bu ülkede bazılarına daha fazladır ama Adalet’in bize hiçbir zaman uğramadığı malum . Lobisi güçlü olan Trabzon bu işlerin üstüne iyi gidiyor doğrusu. Fenerbahçe yönetimi sınıfta kalmıştır. Sadece Ali Koç açıklamaları yapmıştır.

 Nihat Özdemir istifasını yönetime sunmuş kabul edilmemiştir ama o gün bugündür kulübe uğramamıştır. Bizleri bugünler de yalnız bırakanlar hiçbir zaman unutulmayacaktır. Santos,lugano yönetim kurulu  kararıyla satılmıştır. Lugano’nun 3.5 milyon Euro maddesi vardı onu anlarım,fakat santos’u 7 milyon euro’ya satılması hiç doğru değildir.

 Arda Turan’ın 12 milyon Euro ettiği bu piyasada santos’un 10 milyon Euro etmemesi garip olurdu. Ama yönetim’in bu konular da becerikli olması gerekir. Daha önceden yönetimin böyle hataları vardı ve bu hataları yapmaya devam ediyor. Taraftar da başka deyişle yönetimin bu suskunluğuna dayanamıyor. 

Taraftar kart’a destek denildi ama futbolcular satılmaya başlandı. Yanlış olan şeyler ortada da doğru olan bir şey yok ortada. Yönetim takımın düşürüleceğini biliyorsa bunu taraftara neden açıklamıyor. Çok büyük sorunlar var ortada ama taraftardan sessiz mi yürütülüyor bu. Taraftar,isyan ediyor ama yönetim Taraftar’ın yürüyüşlerini  resmi siteden  kınıyor.


Her şeye rağmen diyeceğim şudur ki kişiler gelip geçer ''FENERBAHÇE''her zaman dimdik ayakta kalır.

Yazan:Cem Kurtuluş

15 Ağustos 2011

CANLAR VAR VERİLMEYE FENERBAHÇE'YE:14 AĞUSTOS 2011















14 ağustos geldi çatmıştı herkes bugünü bekliyordu bütün Fenerbahçeliler.  Herkes internet aracılığıyla örgütlenmişti. Çevik kuvvet tarafından buluşma noktaları kontrol altına alınmış Fenerbahçe formaları olanlar Taksim’e giremiyordu. Bunun daha öncesinden bahsetmek gerekirse bu organizasyonu 12numara.org adlı bir site düzenliyordu. Valilikten izin çıkmamış onlar organizasyonlarını iptal etmişti.




 Ama eylem’in internetten değil sadece sokakta yapılacağına bizler inanmıştık. Saat 13.00 gibi Kasımpaşa tekke parkında toplandık. Fenerbahçe tribünü oradaydı. 80’lerde Fenerbahçe tribünü için mücadele eden,savaşan Fenerbahçe’yi karşılıksız seven insanlar orada toplanmıştı. Küçük,büyük önemli değildi önemli olan Fenerbahçeli olmalarıydı onların. Ama orada yaklaşık 1 saat bekledik ve bu bekleyiş bizim için hiç iyi olmadı çünkü daha sonra çevik kuvvet etrafımızı sarmıştı.


 Taksim’e gitmemize izin vermiyordu. Benim bulunduğum arkadaş grubu taksim’e gitmeyi gözüne koymuştu. Tek çare Taksim’di. 3’er 5’er taksilere binmiş taksim’e doğru yola çıkmıştık ama hiçbir taksi durmuyordu. Bazılarımız ayrı ayrı gruplara ayrılmış Şişli Etfal’a gitmişti ama burada amaç polisleri şaşırtmaktı  Taksilerden inmiş  tek başımıza yürüyorduk dikkat çekmeden.


 Taksim’de Galatasaraylılar da vardı. İyi ki karşılaşmamıştık. Çünkü iyi şeyler olmazdı.  Her köşe başında Fenerbahçeli tanıdıklarımızı görüyorduk.  Tünel’in sonuna gidene kadar. 150-200 kişi vardı baktığımda ama daha sonra bu daha da artmaya başlamıştı.

 İstiklal caddesinde sıradan bir gün. Ve ansızın gök gürültüsü gibi bir ses. FENERBAHÇEEEE SEN ÇOK YAŞAAAA..!!!! işte aynen böyleydi.


 Çevik kuvvet’in bize izin vermeyeceğini coplayacağını biliyorduk bunu herkes biliyordu.  Ama biz vazgeçmeyecektik bu yoldan. Fenerbahçe sen çok yaşa sesimizi kimse kısamazdı .  Sonra " ararım,sorarım ararım seni her yerde sorarım ıssız gecelerde cimbom bom nerede diye girmemiz efsaneydi. Aynı 20 yıl önceden olduğu gibi. Kol kola Fenerbahçe diye haykırarak yürüyorduk.  Çevik kuvvet ve amirleri coplayarak insanları geçiyordu bana vurduklarında kendimi savunup bende onlara müdahalede bulundum. Ama onlar acımıyordu. Sonra sokaklara dağıldık bu kaçtığımızdan değildi elbette.


 Sayıca bizden fazlalardı.  Nefes nefese kaldık. Sonra ikinci defa toplandık. Vazgeçmek yoktu. Sonra yine " hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyada" diye girdik yine polisler karşımızdaydı bizim. Ama vazgeçmek yok demiştik. Yine copla müdahale de bulundular. Bir dönerciye sığınmak zorunda kalmıştım ve 5 polis  zapt etmek istiyordu.  İçeri girdiler beni almışlardı alınma nedenim polise müdahale de bulunmamdı.   Polis tarafından alınmıştım emniyet’e götürülecektim. 1 saat kadar bekledik otobüste. Ve otobüste çevik kuvvetin diyalogları şuydu bana karşı


‘’Gebersin ibneler klimayı açmayın’’
‘’konuşmak isteyenin sesini kesmeleri’’
‘’en ağır küfürleri etmeleri’’
‘’kendini padişah gibi hisseden çevik kuvvetler’’

Bunun gibi daha da şeyler ve yazımı bitirmeden önce spor büro amirlerinin bana karşı söylediği bir şey vardı.

"Fenerbahçe senin karnını mı doyuruyor
Ulan ben hayata karnımı doyurmak için mi geldim"


Bir daha olsa yürür müsün dedi adam evet yürürüm dedim. Fenerbahçe sana ne veriyor? Paranın üstün güç olduğu şu dünyada bir şey vermesine gerek yok tarifi edilemez verdiği şeyin ama bunu herkes anlamaz tabii. Ve güldüğünüz de bile gülmek yasaktır orada..

Ne diyelim Senin için Fener senin için…



Yazan:Cem Kurtuluş

13 Ağustos 2011

Tribünlerde ''Reis''Kavramı Üzerine



Reisçilik Kavramı tribünlerde çok tartışılan bir kavram. Reis kime denir? Reis denilen kişi kimden emir alır ?neye hitap eder? bunlar sorgulanması gerekenler. Türkiye tribünlerinde ise durum  gayet açık.  Bu bir iki takımı kapsamıyor çoğu tribün de görülen bir şey olarak gözümüze çarpıyor. 

Eskiden Reis kavramı daha önemliydi. Reis,bir önder bir lider demekti o zamanlar sözü geçen kişi anlamına gelir yaşça küçük kardeşlerini maça sokar en son kendi girerdi. ‘’Reis’’ kavramıyla hiçbir zaman ilgim olmadı.
Benden yaşça büyük, Tribünler de kendi takımı için mücadele etmiş, başkalarından emir almayan,rantın peşinde koşmayan kişilere " Abi’’ diye hitap etmişimdir her zaman. Günümüzde reislik kavramına değinmeye çalışacağım kısa da olsa. . 

Derbi maçı olduğunda akşamdan adamlarını bilet sırasına yollar adamları orada sabahlar. Bu adamları maçta pek göremezsiniz. Biletlerin kişi başı 1 tane verildiğini düşünürsek ya da 2 diyelim o koyduğu adamlardan biri küçük çocukları toplar ve onlara bilet aldırırlar.  Biletleri erkenden alırlar sonra bakarsınız bilet kalmamıştır. Biletleri 3-4 katına kendi takımına gönül vermiş kişilere satarlar, kendi çarklarını döndürürler.

  Tribünde en önemli şey kimseye itaat etmemek çünkü herkes gelip geçer. Reis kısacası eskilerde bütün sorumluluğu üstüne alan olayların yükünü çeken kişidir. Ama Bu kavram’da tarihe karıştı. Çünkü işin içine Rant girdi para girdi cemaat girdi siyaset girdi bir şeyler girdi…

Cem Kurtuluş, 2011

30 Temmuz 2011

Recep Tayyip Erdoğan'ın Fenerbahçe taraftarı ders almamış açıklaması üzerine

Şimdi  Recep Tayyip Erdoğan   bir takım açıklamalar yaptı şu Shakhtar Donetsk  maçıyla ilgili. Taraftarın yaptıklarından bahsetmiş ve ince ,ince dokundurmuş. Taraftar da şimdi çok korktu Recep Tayyip Erdoğandan. Ne üzüldük ne üzüldük bilemezsin Recep Tayyip Erdoğan.  Ama şunu bilmelisin ki Fenerbahçe taraftarı sadece Fenerbahçe'nin yanındadır. Fenerbahçe taraftarı olanlardan ders almamış derken ne demek istiyorsun anlayamadık.  Bir de daha önce başbakan ''olgunlukla karşılamalılar'' diye açıklama yapmıştı hatırlarsınız.   
                                                                                                                                                                       Hangi olgunluktan bahsediyorsun bak bunu da anlamadım. Hakları gasp edilen 104 yıllık bir camiadan bahsediyoruz, alın teri ile kazanılmış şampiyonluğa atılan iftiralar  mı olgunluk?  Şike ile suçlanıp elde kanıt olmaması mı olgunluk? Hangisi açıkla  da bilelim Başbakan  Fenerbahçe taraftarı da  rahatlasın. Ee olgunluğun da sınırı var değil mi ama?   Bir gün Fenerbahçeli değilim diyip sonra Fenerbahçeliyim demek midir olgunluk? Hangi birini yazayım karar veremedim artık. Bir de Fenerbahçe taraftarı ders almamış söylemi vardı bugün hatırlarsınız.

Fenerbahçe taraftarı neyden ders alacaktı onu da anlayamadık. Haksızlıklara karşı boynunu mu eğecekti yoksa, yoksa koyunlar gibi her şeye tamam cevabını mı verecekti.  Kulüp yöneticilerine seslenmiş bir de Recep Tayyip Erdoğan. Ama kulüp yöneticileri ne yapabilir ki? O zaman stada alınmadan taraftarlar uyarılmalı sert şekilde susmalı değil mi Başbakan? Hani nerede demokrasi? İnsanlar haklarını ararken bu talihsiz açıklamalar nedir? Ayrıca bedelden de bahsetmişin. O zaman Başbakan'ın milyonları karşısına alması gerek. Çünkü bedeli ödeyen kendisi olacaktır. 





Yazan:Cem Kurtuluş





16 Haziran 2011

Taraftar

Geçen gün Sinan erdem’de Fenerbahçe-Galatasaray maçındaydım
Bizler ses tellerimizi patlatıyor iken 
Karşımızdaki insanın sessizliğini gördüm
Cenaze’ye gelmiş gibiydiler
Sanki tatil’e  gelmiş güneşleniyor gibiydiler
Bir heykel düşünün
Aynen onun gibiydiler
Bir taraftar takıma maç kazandırır diye bağırırken 
insanların ayağa kalkmadığını görmek kötüydü
Maçta olanların hepsi bilir
Ama maçta yaşadığım bir olayı anlatacağım
Bu olaylar hiç birinize yabancı gelmeyecektir
Bir koltuğun üzerine çıkıp bağırıyordum takıma destek vermek için
Bizlerin suçu takımımızı her yerde desteklemek
Birisi arkamdan çekilsene şu koltuktan göremiyorum dedi
Merdiven’e geçebilirsin dedim
Geçemem
Göremiyorum dedi bana
Profil buydu

Eğer şampiyonluğa oynuyorsan
Aileler
Sevgilisi ile fotoğraf çekilen kişilerin olması çok doğal
Taraftarlık yeri geldiğinde eleştirmek yeri geldiğinde övmektir
Doğruları görmektir
Ayağa kalkmayan cimbomlu olsun diyince ayağa kalkmayanlar vardı
Bunu  Kadıköy şükrü Saraçoğlu stadında maraton alt tribünün de görebilirsiniz
Param var
Kombinem var
Ürün alırım
Zihniyetidir bu

Yaşasın amatör ruh
Bu mücadeleye her zaman devam edeceğiz
Başarılar gelsin veya gelmesin
Hakedene hak ettiği kadar değer verilir
Mücadelenin hakkını verenler yalnız kalmazlar

Yazan:Cem Kurtuluş


27 Mart 2011

Kill For You :Senin İçin Öldürürüm !!























Her şey benim için küçük yaşta başlamıştı. O zamanlar grup ismi bilmezdim. Babamın omzunda maçlara giderdim, çoğu zaman biletlerin pahalı olması nedeniyle babam maça götüremezdi, ama çocukluğumdan kalan anılar  aklımda kalmıştı. Meseleye gelirsek ben ve benim gibilerin çocukluğunda sempati duyduğu gruplardan biriydi Kill For You. Anlamı itibariyle, yaptığı icraatlerle çok şeyle.

Çoğu isimsiz kahramandı. Küçüklüğümden beri onları takip ettim, hep takip etmekle yetindim. Karşıdan izliyorduk. İlk önce numaralıdaydılar.  Her Galatasaray maçı öncesi galatasaraya olan nefretlerini görmeniz kendinizi onlardan biri görmenizi sağlıyordu. Onlardan biri derken; her Fenerbahçeli gibi.

 Numaralıdan sonra maratonda oldular.  O sarı montlular olarak aklımızda kalmıştı, sonrasında beyaz montlular. Yaptıkları pankartlarla önde oldular ama önde olmaları reklamcı bir tribün politikasında değillerdi.

Numaralıyı efsane yapan onlardı, Türkiye’nin bağıran tek numaralısıydı.  ama onun daha da öncesi vardı. Grubun resmi kuruluşu 1996 yılıydı. Onun daha öncesinde 80’lerde numaralıyı efsane yapan kadro aynı zamanda Kill for you’nun kurulma sebeplerindendi.

Onlar hiçbir zaman reklam yapmak için bu yola çıkmadılar (!)

Her şeyi derin ve sessiz hallettiler. Olmadığını düşündüğünüz anda onlar çıktılar. İsimsizdiler. Yapılan çoğu şey vardı bu icraatlerle birlikte.  Köprüde Galatasaray bayrağı kesen onlardı, fatih terim’e yendiğimiz maç sonrası ‘’iyi ki doğdun terim’’ diye sürpriz yapan onlardı. Yunanistan takımı panathinaikos ‘a karşı 1453 fatih sultan Mehmet pankartı açan yine  onlardı. 

1998 yılı Parma maçındaki efsane tribünde Kill for you yazılı tişörtlerle zihnimizde yer etmişti, sadece bunlarla sınırlı değildi. İlk kar maskesi onlar tarafından çıktı.  Taktığınız atkı ile onların giydiği ürünlerle ‘’KFY ‘’olunmadığını her Kill for you ruhunu bilen biliyordu. Onları özelliği Fenerbahçeye olan bağlılığı, isimsiz bir şekilde icraatlarını yapmasıydı. 

Kendinizi onlardan görebilirsiniz her Fenerbahçeli gibi. Onlar sessiz ve derinden yaptıkları icraatlarla bilindi. Gerisini söylemeye gerek yok.

KFY’nin küçüklüğünden beri sempatizanı oldum.  Seneler geçtikçe o KFY ruhuna sahip olan insanları tanıdım. Fenerbahçelilik ruhunun en büyük temsilcileriydi onlar. Kimileri sevdi onları kimileri sevmedi. Onlar birbirlerini uzun zamandan beri tanıyan insanlardı. Herşey underground olmakla başlamıştı zaten. Ama her şey şimdi çok başkalaştı, çünkü o underground ruh kayboldu…

27/03/2011

Yazan:Cem Kurtuluş


25 Şubat 2011

Fenerbahçe Tribünlerine Genel Bir Bakış


Fenerbahçe Tribünleri eskiden bugünlere kadar mücadelesinin en büyüğünü vermiş,  2000’lerde farklı bir yapıya bürünmüştür. Bunda bazı etkenlerin rolü yadsınamaz. Aziz yıldırım’ın uyguladığı politikalar baş etken. Taraftarı uzaklaştırma politikaları izlenmiştir..

 Fenerbahçe tribünleri  her zaman abiler ve kardeşlerin olduğu zaman farklı bir noktada olmuştur. Gerçek birliktelik hikayelerini 80’lerde yaşayan tanıdıklarımızdan duymuşuzdur O zaman insanların gözlerinde “ ben lider olacağım, ya da parayı cebe indireyim ’’diye kaygısı yoktu. O zamanlar amigolar vardı, ilk amigo kavramı eskişehir’li amigo Orhan’a aittir. Kendisi yanılmıyorsam Mustafa Denizli’ye kafa atmasıyla ünlüdür.

Fenerbahçe tribünlerinde ise “ amigo efsane Adnan ağabey, Amigo Kemik Ağabey ’’bu sıfatları taşıyan amigolarımızdandır.  Ama her şey bir zaman sonra farklılaştı. Amigo kavramı tarihe karıştı, tribünlere rant karışıp,  böylece bu insanlar tribünden ayrılınca tribünler farklılaştı. O kişilerin tribüne girmesiyle tribünler çok çok değişti. 80’lerde sabahlamaları yaşayanların efsane olduğu unutulmuş oldu, mücadeleleri unutuldu , ve işin içine başka şeyler girmiş oldu.

80'ler hep mücadele ile geçti.  Savaşlar ile geçti. Tribünler hep ön plandaydı  Sabahlamalar ve sabahlamalarda alınan yaralar, takımı için mücadele edenler. Aşağıdaki alıntıya da önem vermek gerekir.

Tunç Demirci’nin bir yazısından


“ Doksanlı yıllardan başlayarak Türkiye’deki ekonomik ve sosyal değerlerin yozlaşmasıyla, o güzel insanlar o tribünlerden kovulmuş, koparılmış, sürülmüş, yıldırılmış ve yerlerini çift tabancalı, cipli reisler almıştır.’’

Yönetimlerin reis adı altında bazı kişilere elden verdiği biletler, bu kişilerin paralarını Fenerbahçe üzerinden kazanması ve birçok diyebiliriz. Bedava bilet her dönem olmuştu, 90’lı yıllarda semtlere inen bedava biletlerle tribün dışında kimse kalmaması bu noktada önemliydi.

Çeşitli semtlerden gelen insanların  semt sevgisi Fenerbahçe’nin önüne geçemezdi. Şimdi öyle bir şey oldu ki grupların çoğalmasıyla grup sevgisi Fenerbahçe’nin önüne geçti.  90’lı yıllarda kavgalar azalmamıştı ,çatışmalar had safhadaydı. Beşiktaş tribünüyle kapalı tribünü kapma mücadelesi o dönemlerin önemli olaylarındandı.

 Kapalının sağ tarafı hep Fenerbahçe tribünün olmakla birlikte kapalı savaşı o dönem iki tribün arasında geçti. Galatasaray tribünü bu savaşın dışında kalmıştı. Elbet eksik bilgiler olabilir ,bizim büyüklerimizden dinlediklerimiz bunlar.


Ve Bir alıntı daha yapmak istiyorum.

 “ İhale ve açık artırma usulüyle hareket eden devşirilmiş ‘Reisler’, etraflarında oluşturdukları yüz, ikiyüz kişilik gruplarla fiziki şartları elverişsiz ve seyirci kapasitesi sınırlı stad tribünlerinde etkili olabilmişlerdir.Bedava biletle, karaborsayla, yönetimin ya da muhaliflerin beslemesiyle palazlanan, çıkar ve güce göre anında kıble değiştirebilen bu ‘Reis’ler, o masum çocuklardan ‘menfaat çetesi’ oluşturmuştur.’’


Menfaat olayı devreye girer. Reis diye hitap edenler , Fenerbahçe’ye değil de bedava bilet verdikleri reis diye hitap ettikleri kişiye bağırırlar. Şimdi Tribünde önemli olan gruplara ayrılmak mı, yoksa birlik olup herkesi aynı görmek mi.

 Fenerbahçe tribünleri belki bir gün eski günlerine dönecektir , ama bir tek şartla dönmesi olasıdır. Reis kavramını rafa kaldırılmasıyla. Zamanında da liderler vardı ,ama gerçekten liderlerdi. Bu bir komutanın askerlerini yönetmesi gibi. Tribünde de şuna şöyle açıklık getiririz paraları cebe indirmek gibi değil. 

 Fenerbahçe tribünleri bilinmelidir ki yönetimci değildir ,ama şimdi durum çok farklıdır. Zamanında tahsin kaya'yı her ne olursa olsun protesto eden bir topluluktur Fenerbahçe taraftarı. " " Es eslerde yalnız kaldık helal olsun Tahsin kaya" 1987 Eskişehir deplasmanı.

Kısacası Fenerbahçe tribünlerinde " Sadece Fenerbahçe" ilkesiyle yola çıkanlar vardır ,olacaktır. Ama Fenerbahçe üzerinden rant sağlayanlar, parayı cebe indirenler oldukça durum daha da kötüye gidecektir..

Yazan:Cem Kurtuluş



12 Ocak 2011

Fenerbahçe'li Gözüyle Ali Sami Yen Vedası..



Bir Fenerbahçeli’nin  gözünden Ali Sami yen stadı..

Çoğu zaman bütün sevinçlerimizi yaşadığımız bir yer. Galatasaraylılar için cehennem bizim için cennet.  Hiç sevmediğim bir yer Ali Sami yen. Bütün Galatasaraylıların kahrolduğu gündü dün. Ali Kırca’nın şiiri okumasıyla insanlar hıçkırığa tutuldu. Kiminin doğduğu yerdi orası..

Bizim nasıl Kadıköy ise onlarında mabedi orasıydı. Her taraftarın mabedi farklılık gösterebilir. Avni Aker, Saraçoğlu, İnönü, Ali Samiyen.. Statlar yıkılsa da içlerindeki anılar kalıcı oluyor.

Saraçoğlu'nun yeni düzene ayak uydurduğunu görüp yıkılmasını istedim.  Endüstriyel futbol karşıtı biri olarak Ali Samiyen stadı ya da başka statlar  Kimisi için bir betondan ibaret , kimisi için hiç tükenmeyecek bir şey. Dediğim gibi kimilerinin doğupda büyüdüğü yer. Sabahlayanların mekanı.  Galatasaraylılar  için dün gece hiç kolay olmadı.

Madrid’i,milan’ı,  bu statta devirdiler. Biz bu stattan kimi zaman üzgün çıktık, kimi zaman sevinçli.  Bir Fenerbahçeli Galatasaraylıdan nefret eder, Galatasaraylıda Fenerliden nefret eder. Bu hep böyle gitmiştir. Ama Ali Sami yen stadının yıkılması sadece Galatasaraylıları değil, o stada taraftar olarak gelen bütün herkesi üzmüştür.

Saraçoğluna ilk gittiğim günü hatırlarım oradaki hava bambaşka bir havaydı.  7 yaşındaydım Jay jay okocha seslerini duyduğumda, içimde ürperti hissetmiştim. Böyle anılar çoktur. İşte Ali Sami Yen ve nice stadların bunun için değeri çoktur.

Okul harçlığını biriktirdiğiniz, sevgilinizle buluşmayı erteledğiniz ve gittiğiniz  yer sizin mabedinizdir. Benim bir zamanlar saraçoğluydu. Bir zamanlar deme nedenim; endüstriyel futbola yenik düşmemizden ötürü. Para ile kendini güçlü zanneden yöneticiler ele geçirdi. Bir zamanlar kadıköy’de meşaleler yanmasından, konfetilerin sahaya atılmasından günümüze bir şey kalmadı.  İşte Galatasaray ‘da bu duruma geliyor. Artık onlar yeni stada geçse de onlar için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Aynı Saraçoğlu’nda bizde olmadığı gibi Onlar da  eskiyi özleyecekler aynı bizim özlediğimiz gibi. Son kez gittiği tribüne baktılar ve gittiler. Devamlı bakmak istediler ama artık zaman onlar için ayrılık zamanıydı. Stadları stat yapan onların ruhlarıdır. Fenerbahçe tribününde bu ruh ne zaman mı vardı 80’lerde 90’larda 2000’de kazanılan Antep maçında. Eminim Onlarda Ruhlarını çok özleyecekler...

Sevdasının Peşinden Gidenlere Selam Olsun.
 Kahrolsun Endüstriyel Futbol, Yaşasın Amatör Ruh!

12/01/2011
Yazan:Cem Kurtuluş