// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Wasp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wasp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2011

W.A.S.P - The Crimson Idol (1992) Hayat Kaydıran Albüm













































Birçok gencin, ergenin çocukluk boyunca hayatını değiştiren albümler vardır. Dışlanmıştır ,aşağılanmıştır ,ezilmiş ve odasına kapanmış kendini müziğe vermiştir.  Karşınızda bulunan albüm olan  “ The Crimson Idol “  Döneminin en ruhlu heavy metal albümü olduğu yorumu bu albüm için doğru olsa gerek. Benim için konsept albümler köşesinde(öyle bir köşe yok ama onuda biz oluşturalım) Pink Floyd ve Iron Maiden’ın yeri ayrıdır elbet daha akla gelecek isimler vardır. Konsept’in konusu şudur;

 Rock dinleyen bir gencin toplumdan ve ailesinden dışlanışı (bir yandan da sevgi açlığı ve kabullenme arzusu), yavaş yavaş zirveye yükselişi ve müzik piyasasını iç yüzünü görüşü, gitgide yalnızlaşması anlatılır bu şaheserde. Konsepteki karakter Jonathan isimli genç çocuktur. Başından sonuna Jonathan isimli genç’in rock yıldızlık kariyerine girişini ailesiyle ,çevresiyle insanlarla sorunlarını ve bunalımlarını anlatır.

“ The Idol”  kırmızı şarap ve mum ışığında daha iyi giden albümün dinamiklerinden olan bir parça . Hayatınızı kaydırır, şarkı sizi tesir altına alıyor birden sanki küçüklüğünüze gidiyorsunuz. Solosuyla intihar ettirebilecek, Blackie’nın o muhteşem sesiyle aniden yüzünüz büzüşür, üstünüze bir ağırlık çöker. Bir acı bir yalnızlık ifadesi.

En az The Idol kadar etkileyici “  The Titanic Overture’’ duygusal girişiyle dinleyeni mest eden bir parça.  Ayna’da yüzüne bakan bir çocuk ama hiçbir şey hissetmeyen. Davullarda iyi çalışıyor.  Babası tarafından hoş görülmeyen ezilen , ezilmeye mahkum olan bir çocuk. Rocker’ın hayatı ve onun bunalımları. “ He don't like what he sees , He don't know what I am’’ ve işte burası Babasını vurguluyor. Giriş ise bitirici. Parça kendini baştan belli ediyor.

Diğerlerine göre daha önde bir parça “ The Invisible Boy”   Rivayetlere göre "some people never go crazy. what truly boring lives they must lead" kısmı, orijinali "some people never go crazy. what truly horrible lives they must live." şeklinde olan bir Charles Bukowski sözü olduğu söyleniyor. Yine acı çeken bir çocuğun isyanından bahsediyor.

“ Arena Of Pleasure”  tempo düşmüyor daha hızlı bir şekilde kaldığı yerden devam ediyor. Sözler yine o öfkeli çocuğun ağzından dökülüyor, nereye gittiğini bilmeyen ama sadece gittiğini bilen bir çocuk. Heavy metal’in çılgın vokalisti Blackie bu şarkıda çığlıklarıyla yeri göğü inletiyor, sololarda akıyor.

“ Chainsaw Charlie (Murders In The New Morgue)”   alışık olduğumuz motor sesleri. Blackie’nin ne kadar usta bir şarkı yazarı olduğunun kanıtı bu sözlerde saklı. Konsept albümün hikayesini anlattığı rockstar jonathan’ ın ilk büyük bir prodüktör olan charlie ile anlaşmasını ve anlaşmayı imzalamasını, charlie’ nin jonathan’ı kullanarak işler yapmasını onun üstünden kar sağlamasını anlatıyor.

Rockstar Jonathan’dan gidiyoruz. Jonathan bildiğiniz üzere daha önceden Crimson Idol olacağını görmüştür, “ The Gypsy Meets The Boy” ’da da çingene bunu onaylamış ve  jonathan'ı uyarmıştır "dileklerine dikkat et; gerçeğe dönüşebilirler" diyerek.  Böylece olaylar gelişmiştir. Parça sakin ve sessiz bir ortamda ilerliyor blackie sessiz sessiz gidiyor.

En meşhur parçalarından biri olan Doctor Rockter albümün favorilerinden. Hızlı ,enerjik. Bunalımda olan bir çocuğun doktor’a yalvarışının bir isyanı. Blackie’nin o isyankar çığlıkları buna işaret. Ayağa kalkmak istiyorsan, dimdik kalmak istiyorsan herhalde bu parça seni ayağa kaldırır işte bu mesaj verilmiş ya da benim anladığım bu.

90’larda rock/heavy metal piyasasına damgasına vurmuş, Blackie'nin isyankar çığlıklarına şahit olduğumuz çoğu gencin hayatını kayırdığı bir albüm" The Crimsol Idol" Ölmeden önce bir şeyler yapılacaksa,o da bu albümü dinlemek olmalı!

CEM KURTULUŞ

19 Ağustos 2009

W.A.S.P. - Helldorado



















W.A.S.P. özellikle okyanusun ötesi Amerika'da her dönem sevilen bir grup oldu. Ülkemizde ne kadar sevildiği aşikar, konserine bile 300 kişi gelmişti... Her ne kadar kariyerlerinin ilk aşamasında ve son dönemde faşizan çağrışımlı, seksist sözler yazsalar da Blackie Lawless her zaman kendini sol kanatta gördüğünü söyler - ) Kritik konumuz albüm 1999 yılında çıktı kimileri sevdi kimileri sevmedi. Blackie her zamanki o isyankar sesiyle yeri göğü inletiyor. Riff ve melodilerde de alışılageldik W.A.S.P kalitesi var albümde. Bu bariz albümün başından itibaren belli ediyor kendini.

 Albüm, kısa konuşmaların olduğu  motorsiklet seslerinin geldiği " Drive By"   açılıp “ welcome to hell “ mesajıyla karşılıyor bizi, bunun ardından eski W.a.s.p dönemlerini hatırlatan Blackie’nin yırtıcı vokaliyle “ Helldorado  ile yükseliyoruz. Temponun düşmediği, Blackie’nin üst performans gösterdiği haliyle kendine hayran bırakıyor.  Cehennem yolculuğuna davet ediyor şarkı bizi. Western filmlerinden bir parça bulmak mümkün. Blackie, isyankar sesiyle her zamanki gibi damga vuruyor şarkıya.

 Sapkınlık,seksüalite ve oral seks tabanlı lirikleriyle   “ Don’t Cry(Just Suck)"  Blackie Lawless yine kendini belli ediyor. “ You'll be my little whore “  nakaratlarıyla  konuyu özetliyor. Tempo yönünden durmuyor, enerji depoluyor. Bir rivayete göre şarkının lirikleri Chris Holmes’ın anıları üzerine yazılmıştır. Diğer şarkılara göre sakin bir girişe sahip "Damnation Angels" mid tempoda ilerleyen, klas ve lezzetli sololarıyla kendinden geçiren  günahkar olduğunu simgeleyen lirikleriyle cehennem yolculuğundan kesitler sunuyor.  
Klasik Blackie  yasaları  “ Dirty Balls”   liriklerinde kendini belli ediyor.  “High on the Flames” gitarlarda Ac/Dc  rifflerini hatırlatıyor. Albümdeki genel itibariyle denk geldiğimiz lezzetli sololara burda da rastlamak mümkün.

"Cocaine Cowboys"  albümün  enerji yönünden en yüksek şarkılarından biri oluyor. Blackie’nin yırtıcı sesiyle enerjisine yetişmek mümkün olmuyor, sesini öylesine sergiliyor ki gövde gösterisi yapıyor adeta.

Hızlı bir o kadar enerjik dinlerken insana keyif ve gaz veren  "Can’t Die Tonight"  alkole dair gecenin tadını çıkarmalık lirikleriyle, klasik lezzetli sololarıyla da iyi iş çıkartıyor.

Albümü toparladığımız zaman; “ Helldorado “ alkolün, seksin kol gezdiği daha çok seksülalite sözlerin hakim olduğu, Blackie’nin isyan çığlıklarını duyduğumuz, klas sololarla baş döndüren sıkı bir heavy metal klasiği. Her ne kadar bazı kişiler tarafından kötü bir albüm olarak lanse edilse de 90’ların sonuna  doğru çıkan en kıyak heavy metal albümleri arasında baş sıraya konulabilir.

Cem Kurtuluş,2009