// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Kronik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kronik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2019

Eskisi Gibi: Masters Of Thrash (21.12.2019)















Kuşkusuz 80’lerin ortasında imkanlar kısıtlı , ama gençlerin enerjileri daha hızlıydı.  Her ne kadar dönemin getirdiği zorluklar olsa da bazı gençler taşın altına elini koymuş metal müzik adına kıvılcımı yakmıştı. Yazıya böyle başlamam gerekecekti ; Masters Of Thrash adı altındaki geceye ancak böyle bir giriş yapılabilirdi. Bu her ne kadar abartı olacaksa da 80 ruhu da buna benzer cümlelerle anlatılabilirdi. Üzerinden geçmiş 30 sene olsa da bir araya geliş amacı o günleri hatırlamak.

Mevzu bahis konumuza gelecek olursak;  Metafor, Pentagram, Kronik, Metalium dörtlüsünden Metafor grubunun  demosu bilindiği üzere  ya çıkmadı/çıkamadı  ya da bazı kişiler sadece onları az verilen konserlerden bildi. Pentagram bu dönemin en evil sound  konusunda  yaratıcılarından biri oldu.  Ses getiren Metalium ile çıktıkları efsanevi Moda konseri herkesin malumudur. Kronik de keza 80' lerin ortalarında ilk Thrash Metal olma grubu özelliğini taşıyor. Pentagram bu konuda albüm çıkaran ilk grup  konumunda olsa da , Kroniğin kuruluş tarihi Pentagram’dan daha önde. Elbette burada amaç yarıştırmak değil, bu herkesin malumudur.  Kroniğin çıkardıkları ilk albüm Endless War’un bir dönemin tabiri caizse speed/thrash metal adı altında en delirtici albümler arasında rahatlıkla girer.  Masters Of Thrash gecesi ile ilgili yazılacak pek çok şey var. Bu  tam olarak bir kritik niteliği taşımasa da öncellikle kapı önü demlenmeceleriyle  ile konuya dahil olalım.

Maksimum alkolün geceye de sirayet etmesiyle Pentagram , başlardan itibaren  o eski dönemlere anmak mahiyetinde sıkı bir performans ile kendimizden geçirdi.  Bizler için mevzu da ilk başlarda o evil /gaddar sound’dı. Mikrofonu  eskilerdeki gibi Hakan Utangaç’ın alması  sonraları  Anatolia dönemi hitap etmediği için de biz biraz köşemize çekildik.  Demlenmeceler derken alkolün de yüksek miktar da alınmasıyla Metafor’u kaçırmış olduk, sonraları Metafor yeniden sahne alır mı bilinmez. Saatler yavaş yavaş geçerken  alkolün de artmasıyla Kroniğin sahneye çıkma zamanı gelmişti. Kronik; biz girdiğimizde  “ Kavga “ albümünden “ Canın Cehenneme “ ile ortama kısa bir dalış yaptı,   daha sonraları  eski ve kavga dolu günlere,  ucuz bira içilen zamanlara  selam etti ve elbette ki bu eski günleri anmaksa  Endless War dönemi es geçilemezdi,ki, asıl mevzu bahis konusu da o dönemdi.  Dönemin önemli isimlerinden biri de Hakan Şavklı idi , o da bu konserde sürpriz konuk olarak yerini aldı.  

En son grup herkesin bildiği üzere  gaddar soundu ile Metalium idi. Erken bir saat olabilseydi Metalium adına belki daha iyi olabilirdi,  ama onlar her konserde olduğu gibi gerekeni yaptılar. Kendi adıma  parantez açmam gerekirse; en son Metalium’u 2010’daki Stüdyo Live’daki  konserde izlemiştim,  yıllar sonra o konserdeki dönüşün izi bir yana sonrasında bir türlü denk getirememiştim. İsminin hakkını o gaddard sounduyla, Mazhar Şiringöz’ün frontmenliği ve grubun uyumuyla birlikte  adeta gecenin o saatine kalan insanların üstünden silindir gibi geçerek tekrardan görüşeceklerini söylediler. Bunun yanında  Suffer, Pessımıstıc Warnıng,  Star The Slaughter , The End derken grubun o gaddard sound’u  sahnedeki performansı görülmeye değerdi.  İnternet ortamına yeni düşen “ Fallen “  ı dinlemişken, daha sonraları “ The Frozen Souls “ şarkısı da tabiri caizse görücüye yeni çıkan ve  bu konserle birlikte dinlenilmiş olundu.

Sonuç olarak; alkolün maksimum seviyeye ulaştığı, grup performanslarından herkesin memnuniyet  duyduğu “ Masters Of Thrash “ umarım bir kez daha izlemiş oluruz. Bunun için daha öncelerinde Dr. Skull’un konser vermesinde emeği geçenler,bu konserde de iyi bir işe imza attıkları için onlar da en az bu konserin çalanları kadar teşekkür edilmesi gereken kişiler arasındadır

Cem Kurtuluş, 2019 Aralık 


29 Ocak 2011

Kronik - Endless War (1992)

























Dünyada 80’ler müzikte ne kadar önemli bir dönemse Türkiye’de 90’lar rock/metal müzik olarak önemli bir dönemdi. Barlara çıktıklarında 15 kişiye çaldıkları  olan gruplardan tutun, sadece demo çıkarıp dağılan gruplardan, albüm çıkarmak için imkanları zorlayan gruplara kadar uzanır bu mevzu. 80’lerin sonuna doğru meşhur Speed Metal Attack konseri bir dönemin kırılma noktalarından birini oluşturmuştu, Kroniğin geçmişi bundan önceye dayanıyordu. Bu konserde yer almamıştı,ama en eski thrash metal grubu olarak tarihte yerini almıştı.  Kısaca Kroniğin kurulması 1985’lere dayanıyor. O zamanlar imkanların kısıtlı olduğu, darbeden sonra  80’lerde bu işlere girişen Kronik grubu ilk demosunu 1989 yılında çıkardı. Demonun ismi “ Do They Deserve it’’   ve o dönemden sonra klas bir kayıtla karşımıza çıkacaktı Kronik. 1990’da Körfez savaşının da olmasının sonrasında Kronik “Endless War “ albümünü yaratmıştı. Sıkı olmanın ötesinde klas bir işi ortaya koyacaktı.

 1985’te kurulan Kronik, o dönemler ilk thrash metal gruplarından biri olma özelliğini taşıyor.  Venom, Motörhead, Slayer ve Judas Priest gibi grupların etkileriyle birlikte çok az Alman Thrash Metali ve yoğun olarak Punk etkilerinin bir araya geldiği bu albüm toplam 11 parça içeriyor. Prodüksiyondaki dönemine göre başarılı olmasının yanında thrash metal ruhunun gerekliliğini yerine getiriyor.  Albümün  kasetinin kapağında grup “ mamüllerimizde domuz yağı yoktur” ibaresi notuyla karşılar.  Döneminin klasik lafları vardır, bunlardan en yakın örneği “ Müslüman mahallesinde salyangoz satan satıcılar “ ibaresi bir açıdan döneme bu açıdan yer açar.

 Albüm “Death's Scythe”  80'li yılların thrash gruplarında moda olan harika bir çığlık, saldıran gitarlar, lezzetli ve baş döndürücü sololar ile kaosun içinde var olmamızı istiyor.  Gitarlarda Özer ve Ozan uyumu ile birlikte rifflerin yardırırcasına gitmesiyle tempo bir an olsun durmuyor ,saldırıya geçmek için tam zamanı diye haykırıyor. Bir savaş alanı düşünün o alanda durmadan saldırıyorlar.  Hükümetlerin insanları savaşması yönünde lirikler  ile içeriğini oluşturuyor şarkı.

 "Lie" ise çaldığı gitar ve dinlediği müzik için annesinden eleştiri gören ve buna karşı tepkisini koyan bir çocuğu anlatıyor." You gonna die, I want that's why Fly, then I'll just fly "  nakaratlarına sahip. Gitar oyunlarının yükseldiği, Ozan’ın vokalleri punk tarzı bir havaya bürünmüş. Şarkının genel içeriği vokalist Ozan Çırak’a ait.

 “Disorder “ dünya düzenine dair sözünü söyleyen,  beyin yıkayan din adamlarına yönelik liriklerindeki “ canavarı öldür “ sözüyle adres gösteriyor. Saldırgan ve  keskin gitarlar eşliğinde şarkıya giriliyor. “Last Hope’’  müzikleri tamamen Özer Sarısakal’a ait olan,  sadece clean gitarla çalınmış duygusal, hüzünlü atmosfere sahip enstrümantal bir o kadar dokunaklı bir ballad hüznünü taşıyor.

 “ Into Darkness”  bass gitarının ağırlığını hissettiğimiz kasvet tonlarıyla karşılıyor. Ozan Çırak’ın şahaseri olan bir o kadar  dokunaklı enstrümantel yapısıyla ve solosuyla başlı başına kasvetli. Albümün ilk yarısının sona gelen “ The Executioner's Song’’ eskilere selam çakan sağlam speed metal saldırganlığıyla gitarlardaki hızlılığındaki işle gaza getiriyor. Lirikler; şair ve çevirmen olarak bildiğimiz Dost Körpe’ye ait.

 Albümün ikinci yarısında " Soldier " güçlü bir o kadar güçlü thrashy rifflerle döşeli  Soldier, gonna die/For our nations honour’’  lirikleriyle  ana fikrini anlatıyor. Daima saldırganlık rifflerle ortalığı dağıtma hissinin fazlasını yaşatan bir öfke tufanının izlerinin hissiyatını yaşatıyor. “The Powers That Be” dokunaklı,ballad havasıyla lirikleri Dost Körpe’ye ait olmakla asla özgür olamayacağımıza dair olan duygulu atmosferiyle “ hayatımızı boşa harcıyoruz “ cümlesini araya sıkıştırıyor. Albümün en sıkı şarkılarından  ve Dost Körpe imzalı “Dance of Death” klas sololarıyla kendinden söz ettiren, bir atari oyunu misali gitardaki oyunlarla “ duygularını değiştirirler, aşk bazen nefrettir” lirikleriyle duygusal yönünü anlatıyor.

 Albümün  ana düşüncesi grubun savaşlara karşı olduğunu açık sözlülükle dile getirmek ve savaşın elbette müzikle durduramayacağını bilseler de albümün çıktığı dönemler 1990’da Körfez Savaşı yaşanıyordu dünyada. Albüme ismini veren parça “  Endless War’’ albümün kapanış parçasına uygun ve hızlı gitarların etkisini gösterdiği speed/thrash metal gruplarından etkilenim bariz etkiyi bırakıyor.

Dünyada körfez savaşı patladığında Kronik “ Endless War” ile savaşı durdurun çağrısı yapıyordu. Albümün kayıt aşamasında kasette yazıldığı gibi grup “ Fevzi Ilgın, Özgünay Ünal, ve Levent Atılgan” gibi grubun eski elemanlarını selamlıyor bununla birlikte Engin Tanrıkulu ve Ragıp’ı da teşekkür borcunun olduğunu söylüyor. Bunun haricinde bu kişiler haricinde “hiçbir kuruma teşekkürümüz yoktur” diye de sözünü söylüyor. Yazının başında olduğu gibi belirtmekte yine de yarar var; “ Mamüllerimizde domuz yağı yoktur “ diyerek bir dönemin yobaz kafalarına bunu belirtiyor.   

 Sonuç olarak; 1990’da çıkan Körfez Savaşıyla birlikte dünya açısından sıkıntılı şeyler yaşanıyordu. Böyle bir dönemde Kronik, “ Endless War “ albümünü çıkarmıştı. 80’lerden gelen saldırgan gitar, old school ruh, ve bununla birlikte akılların bir köşesinde yer alacak o söz her zaman yankılanacak

 “CANAVARI ÖLDÜR “

 Kadro

 Lead Guitar/ Back Vokal- Özer Sarısakal

Lead Gitar& Lead Vokal – Ozan Çırak

Bas Gitar/Back Vokal – Tolga Soyhan

Davul& Back Vokal – Torab Majlesi

 Hades Records, 1992

 

Cem Kurtuluş,2011

27 Kasım 2010

Kronik - Fena (2010)



Bir döneme Endless War albümüyle damgasını vuran thrash metal grubu Kronik, " Kavga " albümünden sonra  aradan geçen altı sene sonra Fena adlı  yeni albümüyle geri döndü.  Bunu bir arkadaşın evinde dinlediğimde "bu Kronik mi yoksa" dedim.  Biraz da eski kafalı biri olduğum için ilk dinlediğimden bana hitap etmemiş gibiydi. En azından "Kronik " ismi genelinde bahsedecek olursak buna " vasat " demek kimseyi şaşırtmaz. İlk dinlediğimden hafızada canlı dururken de o zamanki halimi hatırlıyorum,gerçekten haksız ve ağır bir eleştiri yapmıştım. En azından merkeze " Endless War " gibi savaş karşıtı, ve speed/thrash harikuladesi bir albümü baz almıştım. 

Bu yoldan gidecek olursam Dr. Skull’da bir dönem çıkardığı ilk iki albümle adından epey söz ettirmişti. Hatta o albümler Dr.skull’un efsane bir grup olduğunu ortaya koyuyor. Sonra Türkçe sözlü albüm yapmışlardı, yabancı albüme göre kıyaslayınca o albüm benim için Dr. Skull'un biraz daha uzağındaydı. 2008’deki Kronik konserinde  "İstanbul'da Aşk", "Memlekette Rock 'N Roll" şarkısı ilk olarak görücüye çıkmıştı, albümün en dinamik parçalarından birini de bu oluşturuyor.   Vasat bulduğum parçaların başında "2050"geliyor.  Kronik soundundan uzak olduğunu söylemek yanlış olmaz.  " İşin Başı " albümde Kronik klasına yakışan şarkılardan biri olarak öne çıkıyor,  "  ol, tavizsiz yaşayanlardan " sözüyle de nokta atış yapıyor.  Albüme ismini veren "  "Fena"  çok klaslık barındırmasa da yine de dinlenilmeyi hak edenlerden. 

Toparlarsak; Endless War gibi merkeze speed/thrash işini koyup,üstüne Punk merkezli " Kavga " albümünü yerleştirip bu albümü baz alırsak vasat bir albüm karşılıyor bizi. Kimse buna ne alınsın,ne gücensin! yine de denemeye değer. 

Cem Kurtuluş, 2010