Bazı gecelerin sabahı yoktur, böyle gecelerde radyo tek sığınağınız olur. Biraz cızırtı, biraz sessizlik anı ve birkaç şey. Radyolarda çalan şarkılar bitmez, gece biter ve sabah olur. Radyo dinleyen çağa Çağan Irmak ilk kısa metraj filmi “ Bana Old And Wise’ı Çal “ filmiyle sesleniyor. Yönetmenin kariyerine başlangıcı bu film aynı zamanda, sonrasında yönetmen kendini başarılı filmlerinden söz ettiriyor. Elinizdeki film kurgu yönünden başarılı, müzikleriyle 90’lar dönemine selam eden ve aynı zamanda bir mekan içinde anlatılan olaylara tanıklık etmemizi sağlıyor.
Filmin kahramanı
öğlene kadar uyuyup, sabaha kadar radyo programı yapan Oğuz karakteri. Dinleyicilerin radyoda isteklerine cevap verip,
istediklerini çalıyor. Filmin ilk çeyreğinde radyo programının " Yalnızlar saati " olmasıyla ilgisiyle ilgili,olgun bir o kadar kendi içinde yalnız bir karakter olan Oğuz'un dinleyicisine cevabı " Programın saatinin yalnızlar saati oluşu şeyden kaynaklanıyor. hani bilirsin, insan düşünceleriyle yalnız başına kalır ya işte bu saatlerde biz de yayına geçtiğimiz için o yüzden böyle bir isim koyduk" cümlesinden ibaret oluyor. Annesinin kendisini anlattığı bölümde " artık gülmüyorsun sadece başını eğiyorsun " cümlesi bir o kadar hüzün kokuyor ve bunun devamında " dışarda bir dünya var insanlar yaşıyor " cümlesi bir o kadar depresifliğin bağrından gelip hüznün merkezi oluyor. Oğuz'un hayatının özeti " hem çalışıp,hem okumaya daldım" sözünde yatıyor.
Alan Parsons’dan “ Old And Wise “ çalınmadan önce ve
çaldıktan sonra olarak kısa filmi iki bölüme ayırmak mümkün. Old And
Wise isteği bulunan kişi ile kadın
arasında süregelen gerçek ve rüya
aleminde dolaşan hikayeye yalnızlık, depresif, melankolik bir şekilde işliyor. Oğuz'un " birlikteliğimiz her geceki gibi sabah 5 sularına değin sürecek " cümlesi bir nevi,hüzünden fazlasını hissettirir.
Erkan
Can , Derya Alabora başrollerde etkili bir oyunculuk dersi
verse de Tomris İncer anne rolüyle filmde unutulmazlar arasına girmeyi
başarıyor. Özellikle çocuğuna “ Uyanmalısın dışarda bir dünya var, insanlar
yaşıyor, onları görmelisin oğlum! Uyanmalısın! “ seslenişi filmin en
etkileyici sahneler arasında yerini alıyor. Bu sahnenin haricinde filmin finali
de bir o kadar etkileyici şekilde hafızalarda yerini korumayı başarıyor.
Sonuç olarak; bazı gecelerin sabahı olmadığını, bazı
sabahların da acımasız olduğunu depresif şekilde dile getiren bir film “ Bana Old And Wise’ı Çal “ çok
başarılı bir şey beklenmesi lüks kaçar, İçinizi cız ettiren, gece izlendiğinde
bünyeye etkisi olan filmlerden. 30 dakikada içinizi cız ettiriyor, depresif
havaya sokmayı başarıyor.
Altını
Çizdiklerim:
“ Sen büyüdün sokak aynı kaldı. Köşedeki
sevdiğimiz büyük ağaç aynı kaldı.İlkokulda yaptığında o resmi çerçeveletip
duvara asmıştım, aynı kaldı. Değişen sadece bu ev! Artık çok sessiz, sana bakıyorum artık
gülmüyorsun! Sana burada dostlarının olduğunu söylemiş miydim? Evet burda
bile.. Onlarla konuşuyorum,seni
anlatıyorum. Bişeyler yap, bunu hak etmiyorsun.Bu ev artık çok sessiz, bak
burdayım! Uyanmalısın dışarda bir dünya var, insanlar yaşıyor, onları
görmelisin oğlum! Uyanmalısın! “
" artık gülmüyorsun,sadece başını eğiyorsun"
“
Uzun zamandır her şeyi, hayatı tek başıma sırtlamaya alıştım zaten. Annemi
kaybettikten sonra babam başka bir kadınla gittiğinden beri yani. Hem çalışıp,
hem okumaya daldım. Olmadı. Ben de okulu bıraktım. Tek şikayetim gündüzleri
uyuyup geceleri çalışıyor olmam. Oysa bütün insanlar gündüzleri yaşıyor.
Geceleri öyle sessiz oluyor ki. O kimsesizliği bilir misiniz siz? Hiç
yaşamıyormuş gibi, dışardaki bütün yaşam benden habersiz geçip gidiyor, ben de
ondan habersiz… “
" dışardaki yaşam benden habersiz geçip gidiyor..."
CEM KURTULUŞ, 2014








