// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Mad Max etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mad Max etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2015

“ Ben hem ölülerden hem dirilerden kaçan kişiyim…” Mad- Max : Fury Road (2015)













Dünya kara bir pislik, bu pisliğin ortasında bir yığın insan var. Birileri, birileri için ölüyor, dünyada geçerli olan iki şey için kavga ediyorlar. Bu ikisi de bir toplamanın eşitlemesi oluyor. Petrol’un paraya denk geldiği ya da paranın petrolü satın aldığı kapitalist kanunun geçerli olduğu dünyada, dünya sadece kara kuyudan ibaret hepimiz için.

 

 Bu kısa faslı geçersek; yazıya şöyle bir soruyla başlamak gerekebilir;  “ Mad Max 3 ‘ün üzerinden geçen 30 kusur sene sonra ne beklerdiniz “ . Sorunun cevabını filmi izleyenlere yöneltmek gerekir. Çünkü bu 30 sene içinde dünya düzeni dahil her şey değişti.  1985’te Mad Max  Beyond Thunderdome’ı çeken George Miller yine yönetmenlik koltuğuna geçti. Bu defa farklı işlerin peşine düştü.  Kapitalist düzene tokat atan sözlerle açılan “ Mad Max Fury  Road “ filmin başında   Max’ın kendini tasvirlediği, Petrol için birbirini öldüren ahmak insanların olduğu dünyaya sesleniyor. Bu dünyada yerimizi filmin başından itibaren alıyoruz. Çünkü bu dünyada yeterince zehirli atık var.

 

“ Mad Max Fury Road”  petrolün dünyayı ele geçirdiği ve insanların kendini kaybettiği bir çağda geçiyor. Bir ordu görevi gören bu petrol çılgını insanlar Ölümsüz Joe’ta itaat ediyorlar. Filmin başlarında Ölümsüz Joe’nun aç ve susuz kalmış insanlara  su vermesi nükleer bir çağda neler olabileceğini filmin başlarından itibaren seyirciye gösteriyor.  Ölümsüz Joe, elinde tas olan suya bağımlı olan insanlara “ Sakın ola dostlarım suya bağlı olmayın. Sizi kavrar ve yokluğunda kırılgan olursunuz “ diyor.  İlk yarım saat içinde Fury Road bol  aksiyon vaat ediyor seyirciye, daha sonraları olay perdesi çözülüyor. Ölümsüz Joe’nun elinde olan Max’ı bu filmde soğukkanlılığıyla takip ediyoruz. Bu filmde aykırı karakterse Furiosa ( Charlize Theron)   oluyor. 

 

Furiosa ile Max’ın hayatları düşman oldukları kişinin aynı olduklarını öğrendiğinde kesişiyor. Maceraları bu şekilde devam ediyor. Max, Furiosa ve arkadaşları, Ölümsüz Joe ve kendisine itaat edenler çevresinde ilerliyor “  Mad Max Fury Road” . George Miller bu filmde  en uca gidebildiği kadar gitmek istemiş. Miller atmosferi harika şekilde yaratıyor, yer yer renk tonları kısa bir süre değişiklik gösterip eski halini alması da filmin kısa detaylarından.

 

 Bol aksiyon ve adrenalin içinde ilerleyen filmde daha çok gördüğümüz George Miller’in nasıl bir dünya kurguladığı ve nükleer bir dünyada nasıl bir gelecek sorusunu Miller bize açık kapı bırakarak soruyor. Alev püskürtmeleri, petrol araçları, havadan yere inen patlayıcılar,paramparça olan arabalar, bol kan ve birçok malzeme filme başarılı şekilde aktarılmış.  Filmin  finaline doğru Ölümsüz Joe’nun öldürülüşünü ve Max’ın  Furiosa’ya ismini söylediğini öğreniyoruz. “ Benim Adım Max “ .

 

Filmde makyaj ve kostümler dahil her şey üstünde ince ince çalışılmış. Detaylar iyi hesaplanmış.  Max karakteri için düşünülen Tom Hardy bu filmde daha çok öne çıkan isim olsa da rol ya da senaryo gereği Furiosa’yı canlandıran Charlize Theron’un gerisinde kalıyor. Makyajı o kadar başarılı olmuş ki Charlize Theron’un, bu açıdan George Miller’ın  “ güçlü kadın “ imajı mesajı da bu makyaja yansımış.  Başka bir soruyu da şöyle sormak gerekir; “ Tom Hardy’den Max olur mu? “ olabildiği kadar olmuş, ama Mel Gibson’un Max’ı gibi bir kıyaslama içerisine girmemek doğru olacaktır. Çünkü buradaki Max biraz da soğukkanlılığıyla öne çıkan, gerektiği zaman konuşan bir Max.

 

Sonuç olarak; “ Mad Max Fury Road “  30 yıl sonra gelen en sıkı işler kategorisinde yerini alacak, daha sonra “ George Miller ne iş çıkarmış be! “ diyebileceğimiz türden bir film yaratmasını bilmiş.  30 yıl sonra gelen filmler genellikle aynı klişelerden yola devam eder ama Fury Road’da bol aksiyon, bol adrenalinle bir dağı tırmanırmışçasına bir hisse kapılmanız çok içten.  O yüzden aracınıza binin alevi püskürtmeye hazır olun!


İzlerken Altını Çizdiklerim:

“ Adım Max.  Benim dünyam ateşten ve kandan oluşuyor.
Ne diye insanlara zarar veriyorsunuz?
Petrol için salak herif!
Petrol savaşları
Benzin için birbirimizi öldürüyoruz”

“ Bir zamanlar polistim
Haklı bir sebep arayan yol savaşçısı
Ebedi çıldırma noktası
İnsanlık vahşileşti  kendi kendini terörize ediyor
Nükleer savaş başladı, dünya huysuzlaştı
Kemiklerimiz zehirlendi, ömrümüz yarı yarıya azaldı”

“ Ben hem ölülerden hem dirilerden kaçan kişiyim…”

“ kırılan bir şeyi düzeltemezsen kafayı yersin…”


 Cem Kurtuluş, 2015 Aralık

27 Aralık 2015

Tine Turner'a Saygıyla: Mad Max Beyond Thunderdome (1985)



















“ Kavgalar katiller yaratır
Ve katiller de savaşı…”

Bazı filmler seri itibariyle beğenilir.  Bazılarının yerini ilki, bazılarınınsa bir diğeri tutar. Burada bahsini edeceğimiz mevzu; Mad Max Serisi. Serinin ilk filminin vasat derece olması, ikincisinin ciddi şekilde iyi bir iş ortaya koyması ve son olarak serinin 3.filmi olan “ Mad Max Beyond Thunderdome”  (1985) filmi. Bu filmde kahramanımız Max yine yollardadır, ama bu defa macerasını farklı bir yere taşıyor. Bu seride “ İki kişi girer, bir kişi çıkar “ felsefesi hakim. Filme eklenen Tina Turner ismi ise yabana atılacak bir isim değil.  Nükleer bir gelecekte  geçen Mad Max Beyond Thunderdome’da kahramanımız Max bir arayışın peşine yola çıkıyor, bu yolda Max’i birçok macera, ve tehlike bekliyor. Filmin başlarından itibaren Max hünerlerini girdiği yerde sergilemeye başlıyor, daha sonraları  kanun koyucu  Auntie Entity ismi ile tanışıyoruz. Bu bir nevi nükleer gelecekte yaşayan herkese emir veren bir hanımağa konumunda, Max de bu kanun koyuculara karşı ilk başta tuzağa düşürülüyor ve böylece Bartertown’a bu şekilde seyirci davet ediliyor.

 Bu tuzağa düşürülüşün ardından kanun koyucuya rakip olanlara karşı savaşma mecburiyetinde bırakılıyor. Bütün bu savaş  Bartertown'ın Thunderdome arenasında dönüyor.  “ İki kişi girer, bir kişi çıkar “ felsefesinin hakim olduğu bu arenada film bize bol bol aksiyon, heyecan vaat ediyor. Bu bölümlerde film durağan değil, akıcı bir anlatımla ilerliyor. Lav silahları, elektrikli testereler ve birçok silah filmin kahramanlarının kullandığı araçlar. Filmin heyecanını arttıran da bu tür faktörler oluyor.  

Filmin ilk bölümü bu heyecan dolu dövüş sahneleriyle geçiyor, filmin ikinci yarısında Max bir çöle bırakılıyor, bu çölde yapayalnız şekilde bırakılmış yolunu bulmaya çalışıyor. Birden kendini tanımadığı bir genç grubun arasında buluyor. Bu genç grup Max’in  Kaptan Walker olduğunu düşünse de bu yolculuğun sonu başka yerlere çıkıyor. Çünkü Max Barterdown’ı hafızasında silememiş, genç grubun hafızasına da Bartertown’u “ bok çukuru “ olarak tanımlıyor.  Bu filmde Mel Gibson nasıl bir kahraman olarak görülüyorsa, Tina Turner’da “ Teyze “ karakteriyle anılan ve filmin hakkını veren diğer oyunculardan. Rolünü öyle güçlü oynamış ki eleştirilecek bir şey bırakmamış bize, ama bu kişisel olduğu için değerlendirilmeye açık.  Bu kadar kahraman kelimesinin geçtiği yazı bize  Max serilerinde kahramanlık yaratan Max sayesinde olduğunu hatırlatmak gerekir. Ayrıca Tina Turner ablamızın şarkısına dikkatimizi vermek gerekirse; kendisinin de söylediği gibi  “ Başka bir Kahramana ihtiyacımız yok “  

Sonuç olarak; Mad Max Beyond Thunderdome; ilk bölümünde dövüş sahneleriyle kendinden söz ettiren,ikinci bölümünde durağanlığa geçen izlenebilirliğini halen kaybetmemiş Mad Max serisinin kayda değer filmlerinden.  Ota boka eleştiri yapan eleştirmenleri bir kenara bırakacak olursak Tina Turner ablamızın hatrına izlenmese gözü arkada kalır!


Cem Kurtuluş,2015 


02 Ağustos 2015

Geçmişinin Şeytanlarıyla Boğuşan Adam: ( Mad Max I & Mad Max II )













Bazı filmlerin bir dönemi vardır, ve bu dönemlerde çocukluğunu yaşamış insanlara bu filmler şaşkınlık geçirtmeyi başarmışlardır. Post Apokaliptik filmler serisinde önemli bir yeri olan Mad Max film serisi ise bu dönemin önemli film serilerinden. Mad Max serisinin yaşandığı yıllar 1980’li yıllara tekabül ediyor, bu dönemler aynı zamanda türün altın çağını yaşadığı yıllar olarak kayıtlara geçmiştir. “ Mad Max 2 “  hakkında söz etmeden önce Mad Max 1 hakkında söz etmek gerekir.

 “ Mad Max 1 “ ilk çıktığında her ne kadar abartılmış bir film olsa da , izleyenleri hayal kırıklığına uğratan bir film olmuştu. Bu filmde   Max (Mel Gibson)  şehirde anarşinin hakim olduğu bir bölgede barışı sağlamakla yükümlü bir polisi canlandırıyor.  Yabancı motorcular ve Polis arasındaki olayların artmasından sonra Max bu olayları kendi yöntemleriyle çözmek istiyor. Max ile bu çeteler arasında kıyasıya bir yarış yaşanıyor. Max’in karısının başına gelenlerden sonra Max başka bir ruh haline bürünüyor. Mad Max’in birinci filminde müziklerin uyumsuzluğu, aksiyon vari sahnelerin az olması bu filmi vasat olmaya itiyor.

Bu filmin ikinci serisi olan Mad Max 2 : Yol Savaşçısı; birinci filmde ailesine yapılanları unutmayan bir adamın nasıl bir savaşçıya dönüştüğünü izlettiriyor bize. Filmin başlarından itibaren şu sözler beynimizde yer ediniyor. 

“ Hayatım sönüyor görünümler bulanıklaşıyor.
Geriye kalan yalnızca anılar
Hatırladıklarım bir karmaşa zamanı
Yıkılan hayaller o tüketilmiş topraklar
Ama en çok yol savaşçısını hatırlıyorum
Max dediğimiz adamı
Onun kim olduğunu anlamak için başka zamana gitmemiz gerekir
Dünyanın petrolle yaşadığı ve çöllerde boru ve çelikten büyük kentlerin yükseldiği bir zamana
Hepsi bitti geçmişte kaldı.
Çoktan unutulmuş nedenler yüzünden iki güçlü savaşçı kabile savaşa tutuştu, yarattıkları cehennem hepsini birden yuttu
Yakıt olmadan onlar bir hiçti, Kumdan Kaleler yapmışlardı
Gürleyen makineler tekledi ve durdu”

Bu sözlerin ardından filmde eski görüntülerde filmin başına yerleştiriliyor. Bu filmde Max, polisten ziyade içinde nefreti biriken bir adamı hatırlatıyor bize. Bir benzin deposunu savunan Max, The Humungus tarafından yönetilenlere karşı, karşı cephede yer alıyor. Bu cephede ilk başta “ hain “ damgası vurulan bir adam olsa da daha sonraları bir kahramana dönüşüyor. Serinin birinci filmine göre bu film bol bol aksiyon vaat ediyor. Aksiyon bir an olsun düşmüyor. Petrol için savaşan iki kabileye tanıklık ediyoruz film boyunca. Varları yoklukları petrol oluyor. Bu filmde kötü adamlar fazlalaşıyor. Kıyasıya bir mücadele içerisinde silahlar ateşleniyor, bombalar atılıyor, işkenceler sürüyor. Serinin ilk filmine göre bu filmde  kameranın filme etkisini de net görmüş oluyoruz.

 Filmin müzikleri ilk filme göre uyum sağlıyor, müziklerse Queen grubundan tanıdığımız Brian May’e ait. Mel Gibson üzerinden ilerlese de film; kötü adamları oynayanlar da filme uyum sağlamış gözüküyor, bunun yanında  yan karakter olarak Max’ın yanında dolanan küçük kahramanımız ve Max’ın yanında koruyucu görevi üstlenen köpek filme ayrı hava katıyor.


Sonuç olarak;  Post Apokaliptik filmler serisinin önemli filmlerinden biri olan Mad Max; serinin  ilk filmindeki hayal kırıklığını  Mad Max 2 : Yol Savaşçısı’yla atlatmış oluyor.

Cem Kurtuluş,2015