// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

Old School Death Metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Old School Death Metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Şubat 2012

Abhorrence - Evoking the abomination (2000)




















Brezilya piyasasının yer altı çeteleri bitmek bilmiyor. Bunlardan birisi de  “  Abhorrence “   1997 yılında kurulan grup  death metal ‘in  öldürücü atmosferi  içinde barındırıyor.  Öldürücü sound,   ölüm  kusan vokaller, liriklerde  satanizm, savaş, ölüm temaları…   Asıl patlamayı  “ Evoking The Abomination’’  albümüyle yapıyorlar.  Bu grubun aynı zamanda üç demo kaydettikten sonra ilk albümleri olması özelliğini taşıyor.

Albümün açılış şarkısı olan  “ Abattoir’’  albümün nasıl gideceğine dair fikir veriyor.  Makineli tüfek gibi davullarla sarsan soundla   bir cehennem yaratılıyor. Sepultura, Morbid Angel eski okul dönemlerinin etkilerini bariz hissediyoruz.  Davulda Arroyo sınırını zorluyor, üç kişilik ekipte riff manyaklığı araya sıkıştırılan sololarla cehennem vari ortam yaratılıyor. “ Evoking the Abomination’’  tahribatıyla, Arroyo’nun davulda  kafamıza indirdiği balyozun devamı niteliğinde sözlerinde anti-religion teması hakimiyetinde, ki bu albümün geneline yansıyor.  Nefret ,bütün hızıyla “Sacrificial Offerings’’ ile  devam ediyor.  Kötülük, nefret, şeytan ve kiliselere duyulan nefret azalmıyor- büyük nefretle devam ediyor ve  " Rise Satan! Master of evil enthroned!’’ sözüyle özetleniyor.

Kaos’un içine  blasphemy temalı sözleriyle  bizi karşılayan bir yok oluş resitali sunan “  Hellish Annihilation’’ Fernando Arroyo’nun ölümcül davul darbelerinin devam ettiğini göstererek,vokalin ölüm kusmaya devam ettiğinin kanıtı.   Bunu takip eden nefret ordularını harekete geçiren sözleriyle “ Storming Warfare “ kaosun içinde kalmamızı sololarıyla da kendinden de söz ettiriyor.  “ Abhorrer Existence’’   Arroyo kardeşlerin delice performanslarıyla devam eden İsa’nın  lanetinden, şeytanın yeniden doğuşundan bahseden temasıyla öne çıkıyor.

Sepultura, Morbid Angel,Deicide gibi grupların bariz etkilerini hissedeceğiniz, Blashhemy temalı sözleriyle  kin kusan “ Evoking The Abomination”   Abhorrence grubunun ilk icraatı. Arroyo kardeşlerin öncülüğünde terör,pislik ve kaos karmasyonu vaat ediyor bize.  Güney Amerika death metal- brutal death metal  ihtişamını yaşamak için   yarım saatlik kaosa tanıklık edin!


Cem Kurtuluş, 2012

12 Ekim 2011

Morbid Flesh - Reborn in Death (2011)





















Siyah beyaz kapaklar her zaman ilgimi çekmiştir. Grubu bilmeyenler için kısa bir özet geçelim. 2007 yılında kurulan İspanyol Old School Death Metal grubu 2009’da bir demo yayınlamış, 2011 yılında ilk albümleri olan  " Reborn In Death"  albümünü yayınlarlar. Kronolojik sıralama olarak grubun bu ikinci ürünü. Ruh sağlıkları bozuk olan bu herifler " biz karanlık işlere bakarız’’ mesajı vermişler.

 Sound olarak eski okul izinden gidiyorlar. Bolca Dismember, Autopsy,Bolt thrower,Entombed etkileri var grupta. Grup ,İsveç death metal’inin karanlık yönünü almış.  Hızıyla birlikte o kükremelerle mezarlıkların içine dalmak istiyorsanız  Beneath the Earth’’ i  es geçmeyin derim, o kasvetli ve karanlık sololarıyla da başınız dönebilir bunun tedbirini alın veya almayın. Şarkının sonlarına doğru kendinizi mezarlığın içinde bulacaksınız.

Kendinizi hem kilisenin içinde gibi hissettiren hem zombilerle savaşıyor gibi hissettiren parçalardan biri de  Dying Lapidation’’. Yavaş tempoyla  başlayıp ,daha sonra tempo yükseliyor bu da delirmemiz için iyi bir neden.  Delirmeye  Impaled Ratzinger’’ ile devam ediyoruz, uğultulu gitar melodilerinin davulun hızı ile birleşmesiyle kendimizi mezarlıkların arasında buluyoruz.

  Aradaki o ilahi konuşmalar şarkıyı daha enfes hale getirmiş.  Mezarlık hikayeleri devam ediyor.    Walking With the Undead’’ yaşayan ölülere ithafen diyelim.   Şarkının karanlık yönü daha ağır basıyor aralardaki  enfes gitar sololar mezardakileri bile ayağa kaldırır.

“ Endless Hate’’ nefret,öfke,intikam üçgeninde birleşen bir şarkı. hız olarak bizi uçuruyor, kendimizi kontrol edemiyoruz.  Şarkı bitmeden gelen enfes sololara diyecek yok. Sonuç itibariyle  Eski okul death metal olarak yapılmış sağlam çalışmalardan biri " Reborn In Death " 

  Mezarlıklar sizi bekliyor, içine dalın!

Cem Kurtuluş, 2011



25 Haziran 2011

Autopsy - Macabre Eternal (2011)






















Death metal’in efsane gruplarından Autopsy  16 yıl sonra geri döndü. Bu geri dönüşler konusunda endişeli biri olsam da ; bazı death metal grupları eskiden kopmayarak olduğu yerden devam ettirmek konusunda ustalaşmış durumdalar. Melodik olarak piyasaya sürülen çoğu death metal adı altındaki ürünler de ruhlarından yoksun oluyor.  Kabul etmeliyiz ki death metal 90’lı yılların başlarındaki gibi değil,bu açıdan  çok değişti, bunu devam ettirenler de azınlıkta. Melodik death metal olarak piyasa ürünü yapanlar death metalin mezarlık hikayelerini öldürmekle kalmıyor, death metalin kendi ruhunu da  öldürüyor. 

Autopsy'nin “  Macabre Eternal “  albümüne dönecek olursak; 16 yıl önceki gibi  kayıtlar ya da dinamik şeyler beklemek saçmalık olur. Ama bunu yapanlar günümüzde var . En basit örnek " Bastard Priest " olur.  Bundan önce 2010 yılında  “ The Tomb Within “ adında EP yayınlayan grup  “  Macabre Eternal “ albümüyle karşımızda.

Autopsy atakları “ Hand Of Darkness”  ile başlıyor.  İlk albümden beri vokal ve davulda olan Chris Reifert  öfkesiyle,saldırganlığıyla nefretin kusarak agresifliğin had safhalarına ulaşıyor. Sözleri Eric Cutler imzası taşıyan   “Dirty Gore Whore “ bol riff ve sololarla kendinden söz ettiren, aynı zamanda sözleri önce öldürüp sonra tecavüz eden birisi üzerine kurulu. Mezardan fırlama vokalleriyle, karanlık atmosferiyle “ Always About To Die’’ yavaş tempolu parçalardan biri olarak   “no one gets out of this world alive “ sözüyle yolu gösteriyor. Albüme ismini veren “ Macabre Eternal “ Chris’in ölüm kusan vokalleri gitarlarda thrashy riffler, hızlı sololarıyla  eski okul işlere yatkın soundda dikkat çekiyor.  Danny Coralles-Eric Cutler ikilisinin işçiliği üst seviyelerde, sadece bu şarkıyla sınırlı değil albüm genelinde de durdurak bilmiyorlar.    “ Deliver Me From Sanity “  karanlık atmosfer vari alt yapısı ve  borderline temalı  insanın kendi ruhuyla çarpışmasına dair özet geçiyor.    Ölüm kusan vokaller ve daul aynı anda nasıl etki eder “ Born Undead “  bunun cevabı oluyor.

Albümde 13 parça mevcut. Albümün yıldızı Chris Reifert oluyor, bunun yanında Danny Coralles- Eric Cutler ikilisi işçilik yanından katkıları tartışılmaz, Joe Allen da bu alanda katkı sağlayan diğer isim. Bir kaptan belirleyeceksek, eski okul death metal soundunu yansıtan ruhuyla Chris Reifert kaptan görevini üstleniyor. Kayıt mezarlıktan fırlamış kadar çiğ, gaddar ve beklentiyi karşılıyor.  Bunun yanında   karanlık riffler, yer yer uzun sololarla birlikte kaotik atmosferin içine  ölüm kusan vokallerle dahil olmuş oluyoruz. 

16 yıl sonra yeni albümle dönen grup için “ Macabre Eternal “ tam da “ death metal nedir, ne değildir “ sorusunu cevabını veriyor.

Cem Kurtuluş,2011

26 Mayıs 2011

Miasmal - Miasmal (2011)



















" Testereyle beyin kazımak " diye bir deyim var mıdır  bilmem ama böyle bir deyim varsa   bu deyimi kesinlikle Miasmal'ın kendi ismine verdiği albüm için  söyleyebiliriz. Eski moda death metal kafasında, testereyle beyin kazımak için bu yola başvuran , d-beat davullar,öfkeli ve oturaklı vokal,fantastik sololar, kaos,intikam,nefret üçgeninde birleşen bir çalışma. İsveç’in 80’lerdeki crust havaları da albümde mevcut. Albümde 14 parçayla bulunmasının yanında Miasmal' ın eski çalışmalarından şarkılar da mevcut. 

 “ Mesmerized’’ ile dalıyoruz ortama. Yavaş yavaş başlayan parça daha sonra hızlanıyor.  Cehennemin öfkeyle yandığını alevlerin yükseldiğini bizlere anlatan bu parça acıyı ruhumuza işliyor.  Ortalığı karıştırıyorlar crusty death metal kısımları ortalığı karıştırmak için müsait.  Parça’nın  sonlarına doğru gelen fantastik soloyla parça bitiyor.
Kaos’a  “  Equinox 432’’ ile devam.  Bodoslama şarkıya giriliyor,davullar iyi iş çıkartıyor. Parça  bitmeden önce gelen sololar epey delirtici. Öfke solodan sonra da devam ediyor. Adamlar işlerini biliyor.

" Blissful Cannonades’’ ile devam ediyoruz yola. Punk etkilerinin daha fazla hissedildiği parçalardan biri.  Gaddar vokaller ,death metal’in crust’ın birleşimi ve farklı bir atmosfer.   
“ We will live forever’’ bodoslama ,yüksek tempo , kaos’un hakim olduğu parçalardan biri,evil death metal kafasında giden parça etrafa öfke saçıyor.  Hep  yüksek tempo gittik  şimdi akustik intro ile başlayan parçalardan biri ‘’Mist’’ile karşı karşıyayız.  Yalnız parça daha sonradan yüksek tempo ile devam ediyor bu da parçayı özel kılıyor. “ Toxic Breed’’ Yardırmaya devam ediyoruz, kaos ve nefretin hakim olduğu parçalardan biri. Gitar riffleri tam delirmelik. 

Eğer modern bir şey ya da melodik şeyler arıyorsanız bu albümden uzak durun. Bu albüm sizi çarpabilir. Eski moda death metal arıyorsanız bu albüm  tam size göre! 


Cem Kurtuluş, 2011





01 Kasım 2010

Autopsy – The Tomb Within (2010)




















Zamanında ‘’ Severed Survival ‘’albümüyle death metal piyasasına damgasını vuran Autopsy uzun bir süreden sonra yeni çalışmasını  yayınladı. ‘’ The Tomb Within’’ adlı ep 13 eylül’den itibaren  piyasaya sürüldü.  Ep’den 1000 tane basıldı yanında posterde hediye.

Kapak fena bir şey . Kapak Matt Cavotta’nın eseri.  Death metal’in paşaları güzel bir dönüş yapmış. Ne kadar death metal ile çok aram olmasada bu ep’nin çok kaliteli çalışma olduğunu başta belirtmem gerek. Ölüyü mezardan kaldırıp  soğuk havada koşturacak kadar güçlü bir çalışma.

 Autopsy’i Uzun bir aradan sonra böyle bir çalışmayla görmek güzel. Taş gibi parçalarla karşı karşıyasınız. ‘’ The Tomb Within’’ile açılışı yapıyoruz  ,aynı zamanda tabutu açan parça oluyor. Tempolu başlıyor, o  karanlık aynı zamanda isyankar haykırışlar ve lezzetli sololar .  Ve şarkının başlarındaki  o haykırışlar ölüyü yerinden kaldırır.

My Corpse Shall Rise, taş,gaddarca  bir parça. Old school death metal’in  son yıllardaki en sağlam parçalarından,davullar balyoz gibi kafanıza iniyor, vokaller kükrüyor içinizde bir aslan çıkartıyor bir bölümünde parçanın slayer etkileri aldım.

Seven skulls, ve 7 kuru kafa aynı zamanda albümün en ölümcül parçası, gitar riffleri ise adamı terletir.  Sıkı bir death metal hayranıysanız bu parçadan sıkılacağınıza ihtimal vermiyorum. 2.kısımda gelen gitar riffleri baş döndürür, dönme dolap gibi.

Human genocide,Autopsy'nin ilk demosunda yer alan parça. Yeniden çalmışlar, taş gibide çalmışlar. Adamlara yıllara meydan okuyor,yine çürümüş ceset kokan bir parçayla ortalığı mahvediyor. Bu adamlar bu işin hakkını veriyor.

Mutant Village, parça ağır açılıyor. Elemanlar bu parçada çok karanlık takılıyor. Çürümüş cesetlerin kokusunu alıyorsunuz. Mezar kadar karanlık tanımı bu parçaya cuk oturuyor.

Autopsy iyi  iş çıkarmış.. Dinlemenizi öneririm.

Yazan:Cem Kurtuluş