// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

27 Ocak 2010

Southern Rock Şahaseri: The Outlaws - The Outlaws (1975)


 


Yorucu geçen bir gün ve  yorucu geçen günün ardından izleyeceğiniz  bir Western filmi ve yanınızda Jack Daniels içkisi  belki bazen bazı yorgunlukları azaltabilir belki biraz da olsa bazı durumları hafifletebilir.  İşte “The Outlaws” grubunun “Outlaws” albümünü anlatmaya yeterli olacak kelimeler bunlar olabilir belki de.

  1970'lerin başında Florida'da Hughie Thomasson, Henry Paul, Monte Yoho ve Frank O'Keefe tarafından kuruluyorlar.  1972 yılında Thomasson'un isteği ile Colorado'dan Tampa'ya yerleşen Billy Jones ile grup orjinal beşli dizilişine sahip oluyor. “Southern Rock” denince bir çoğumuz aklına  Lynyrd Skynyrd   geleceği muhakkaktır, en azından bilinen bu yönde.

Blues müzikten çok Country’e yakın müzikleriyle bilinirler. Basit sözleri ve eğlenceli müzikleri  içindeki  Western havası sizi uçurmaya yeter. Bazı albümler sizi baştan itibaren yakalamayı başarırlar, pek de ispata gerek olmadığını soundundan nasıl gideceğinizi anlarsınız. Yapacağınız tek şey bir yolculuk sırasında albümü müzik listenize atmanız.”There Goes  Another Love Song”  ile başlayan albüm Southern Rock rüzgarının estiğine işaret, gitarların önde olduğu özellikle  Hughie Thomasson’un sesiyle de ayrı çığır açıyor.

Billy Jones ile Hughie’nin yarattığı kusursuz soloların öne çıkmasıyla bir rock’n roll şöleninin içine çekiliyoruz. Hughie ile Billy’nin yarattığı uyumu rock’n roll camiasında  az kişi yaratır belki,biri grubun beyni olsaydı,biri de grubun kan pompalayıcısı olurdu. “There Goes Another Love Song” ise grubun en büyük hitlerinden biri oldu. Bassın ön planda olduğu “Song for you” ince bir solo ile açılıyor. Bass oyunları,sololar, sonrasında gelen “I don't hear no lies, there's just love in your eyes/Or am I seeing this wrong?” nakaratıyla da özetliyor durumu. Bir yaz akşamı yalnız hisseden bireyi temsil etme kıvamına geliyor.

Henry Paul harikası olan “Song in the Breeze”  sade,gösterişsiz, bir o kadar Henry Paul’un vokalindeki sakinliğiyle hüzünlü bir gece vaktine nişanlıyor adeta. “When the night time closes in/And the loneliness begins” nakaratlarıyla da hüznü olduğu yere bırakır. Albümün ağır toplarından, balladlarından duygu yüklü esintili bir şarkı Billy Jones bestesi olan  “It Follows from Your Heart” gecenin yalnızlığı için ideal ve melankolisini içine çekmenizi istiyor. (Billy Jones, 1995 yılında kendini vurarak kendi hayatına son veriyor)  Billy Jones bestesi olan “Cry No More’’  yalnızlığına dair şarkı söyleyen lirikleriyle, ama soundu itibariyle dans veri notaları merkeze taşıyan hissiyatıyla hareket ediyor. Hughie ve Billy ikilisinin gitarda  yarattığı uyumu burada görmek kaçınılmaz. Belki de gitardaki sadeliğin hissedilmesi de burada belirginliğe ulaşıyor.

Albümün ikinci yarısının başlangıç şarkısı  ve albümün en kısa şarkısı olan “Waterhole” duygusal yüklü ağırlıktan sonra Western filmlerini andıran eğlenceli ritimleriyle öne çıkıyor.Henry Paul’un şahaseri olan “Stay With me” Henry Paul’un ne kadar önemli biri olduğunu kanıtlarcasına sadeliğiyle, rock’n roll ritimlerini hissedercesine ,geçmişi geride bırakmış isteyen özgürlüğün rüzgarını aşkın içinde bulmak isteyenlere yol gösteriyor. “Knoxville Girl’’ başlangıç yavaş ritimlerle, daha sonrasında gitarların hızlanmasıyla eğlenceli haliyle dans vari şekilde devam ederek dozunu arttırıyor.  

Enstrüman hakimiyetinin hıza dönüştüğü transta devam ederek daha da sertleşiyor. Albümün finali ve en uzun şarkısı bir Hughie Thomasson  harikası olan ”Green Grass And High Tides “ile son buluyor. Lirikleriyle alakalı Henry Paul” benim şarkı sözlerim daha çok Steinbeck’e ait doğruluk ve gerçeklik üzerine kurulu” diyor. Bu şarkının hikayesiyle alakalı durumu da Rolling Stones’ın 1966’larda “ High Tides and Green  Grass” diye çıkan albüm isminin tersine çevirdiğinde bu şarkının isminin böyle çıktığını söylüyor.

 

1970’lerin Rock grupları çeşitlilik halindeydi. The Outlaws da Hughie ve Billy başta olmak üzere iki süper gitarist ve Henry Paul gibi önemli isme sahipti, bunun üstüne  The Doors’un ilk albümlerinin prodüktörü olan Paul A.Rothchild bu albümünde prodüktörü olunca temiz prodüksiyonla ilk albümlerindeki olağanüstülüğü yakaladı.

Cem Kurtuluş, 2010 Ocak

0 yorum: