// body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...
// etiketinden önce aşağıdaki kodu ekleyebilirsiniz. // body elementide aşağıdaki şekilde düzenlenmelidir. ...

Etiketler

Tarih

Kategoriler

24 Kasım 2014

Acı Hissedilmeyi Talep Eder: The Fault In Our Stars (2014)











Bir ilişki yaşıyorsunuz, ilişki süresince ölümcül bir hastalığınız var ve  yine de arzuladığınız şeyleri yapmaktan vazgeçmiyorsunuz.  Her ne kadar ölümcül hastalığınız olsa da bunları yapıyorsunuz. Mevzu bahis konumuz  John Green’in aynı isimli gençlik romanından Josh Boone yönetiminde beyazperdeye uyarlanan filmi  “ The Fault  In Our Stars”  ( Aynı Yıldızın Altında )

“ The Fault In Our Stars “  oksijen tüpü çantasıyla gezen akciğer kanseri genç kız Hazel ile  geçirdiği operasyon sonucu sağ bacağını kaybetmiş Augustus’un hikayesini anlatıyor.  Filmin başlarından itibaren  “ Acıklı hikayeleri nasıl anlatacağımız bize kalmıştır”. Sözüyle film bizi acıya davet ediyor. Kanser hastası olan, ölümcül hastalığını yenemeyeceğine inanan Hazel Grace Lancaster’in  hayatı destek grubunda karşısına çıkan Augustus  Waters ile değişiyor, kendisi için umut oluyor.

Augustus’un eğlenceli ve pozitif bakış açısı bir süre sonra Hazel Grace Lancaster’ı değiştiriyor, böylelikle birbirlerini tamamlıyorlar.  Birbirlerini tanıma süreci kendileri için uzun sürüyor, çünkü karşısında ölüme karşı yenilen Hazel Grace Lancester gerçeği var, bir nevi Hazel Grace için umut Augustus Waters oluyor. Birbirlerini tanıma süreçlerinde iki karakter arasında bilgi alışverişi oluyor, birbirlerine kitap hediye ediyorlar. Augustus Waters’ın Hazel Grace’dan aldığı kitap sonrasında filmin boyutu  kitabın yazarının hikayesine odaklanıyor . Hikayeye odaklanma sürecinde Augustus Waters’ın yazar Peter Van Houten’la mesajlaşarak görüşme ayarlaması Hazel Grace Lancester için tarifi olmayan bir mutluluk oluyor.  

Augustus Waters,  Hazal Grace’ın en büyük hayali olan kitabın yazarı Van Houten ile Amsterdam’a doğru ailesiyle yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk filmin ikinci bölümünde küstah bir yazarın macerası olarak yansıtılıyor seyirciye.  Peter Van Houten’in hikayeye hiçbir şey katmaması filmin hayal kırıklığıydı, aynı zamanda   Peter Van Houten’i canlandıran Willem Dafoe perde de fazla gözükmemesi film adına eksiklik olarak göze çarpıyor.

 Filmin ilk yarısı Augustus Waters’ın Hazel Grace’dan kitap  ödünç alıp okuduğu kısımda ilerliyor, filmin ilerleyen zamanlarında yönetmen bizi acıya davet ediyor. Bunları yaparken hem güldürüyor, hem üzmeyi başarıyor.  Yazar Peter Van Houten için gittikleri Amsterdam’da gençlerin hayal kırıklığına uğramasının film adına beni de hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim.  İlk günden beri bu anı bekleyen, kitabın sonunu merak eden gençlerin bu hayal kırıklığı ancak o sahneyle anlaşılabilir.

Amsterdam yolculukları her ne kadar Augustu Waters ve Hazel Grace ikilisi için hayal kırıklığıyla sonuçlansa da onlar için mutluluk verici olan ilişkilerini ileri boyuta taşımaları oluyor.  Amsterdam dönüşlerinde ise iki genç hastadan biri ölüme yaklaşıyor, bu gençlerden biri Augustu Waters. Ölümü arzulayan, ölüm kelimesi ağzından düşmeyen Hazel Grace’ın ölmemesi şaşırtıyor seyirciyi.  Hazal Grace’in Augustu Waters’a okuduğu William Carlos Williams  şiiri  ve Filmin bitimine yakın kilise de Augustu Waters’e ölmeden önce okuduğu mektuplar etkileyici sahneler arasında yerini alıyor.


İki Kanser hastası genci etkili bir şekilde oynayan Shailene Woodley ve Ansel Elgort  film adına iyi bir iş çıkarıyorlar, ama ebeveyn görevi gören karakterler olmak üzere diğer yan karakterler de filmin geri planında kalıyor.  Anne görevini etkileyici biçimde oynadığını düşündüğüm  Laura Dern ‘de filmde rolün hakkını veren karakterlerden. Müziklerin iyi seçildiğinin, filme uyum sağladığını söylemek gerekir. John Green’in The Fault In Out Stars kitabını okumamış olanlar için film seyirciyi etkilemeyi başarırken kitaptan alıntılar sunmayı unutmuyor. Ayrıca  senaryoda katkısı bulunan Scott Neustadter ve  Michael H. Weber ikilisini es geçilmemelidir! 
  
Özetlemek gerekirse;  Drama ve trajik olaylardaki durumu zaman zaman mizahi anlatımla sunan  “ The Fault  In Our Stars”   başrollerde  Shailene Woodley ve Ansel Elgort  ikilisinin müthiş uyum sağladığı yer yer mizah örneği sunan dram yapımlarından. 

 Altını Çizdiklerim:

“ Öyle bir zaman gelecek ki hepimiz bir gün öleceğiz. İnsanların olmadığı zamanlar vardı , insanlık sonrası zamanlar olacak. Kim bilir belki yarın, belki bir milyon yıl sonra.Bu gerçekleştiğinde kimse hatırlanmayacak. Ne Kleopatra, Ne Muhammed Ali, ne Mozart, ne de buradakiler.”

“ Yağmur suyuyla parlamış kırmızı el arabasının
Ne çok şey yığılmış üstüne beyaz tavukların yanında
Ağaçlarının dallarının arasından çıkan gökyüzünün
Ne çok şey yığılmış üstüne
Mavi dudaklı bir çocuğun
Karnında fırlayan borunun
Ne çok şey yığılmış üstüne
Bu evren gözlemleyicisinin ne çok şey yığılmış üstüne”

“ Kanser janrının  en boktan olmayan geleneklerinden biri de  ‘ Son iyi gün ‘ olarak bilinen gelenektir.  Kişinin amansız kötüye  gidişatının birden durduğu  acının bir dakikalığına da olsa  dayanılabilir olduğu zamandır. Tabii ki bunda ki eksi de son iyi gününüzün  son iyi gün olduğunu bilemiyorsunuz.Onu yaşadığınız anda sizin için normal bir gündür. “

“ Acilde size sordukları ilk şeylerden biri de  acınızı bir ile on arasında derecelendirmeniz olur. Bu soruya yüzlerce kez maruz kaldım ve bir keresinde nefesimi toplayamamıştım ve sanki göğsüm cayır cayır yanıyordu. Hemşire acıyı derecelendirmemi istedi. Konuşamasam da dokuz parmağımı kaldırmıştım. Durumum biraz daha iyi olunca hemşire geldi bana ‘ savaşçı ‘ diye hitap etti. ‘ Nereden biliyorum,biliyor musun’ diye sordu. 10’luk bir acıya 9 dedin. Ama doğru değildi. Cesur olduğum için dokuz dememiştim. Dokuzla derecelendirmemin sebebi 10’u sonraya saklıyor olmamdı ve bu da oydu. Büyük, korkunç 10 buydu.”

“ Önemli mi bilmiyorum onun kız arkadaşıydım. Gus’ın evinde şöyle bir söz vardı;  ‘ Gökkusağı istiyorsan ıslanmasını bileceksin’ son günlerinde bile tek kelimesine inanmamıştım. Her zaman gülebilmesini becermişti. Ama önemli değildi. Çünkü doğru şeyin bu olduğunu biliyordum. Cenazelerin ölü için olmadığına karar verdim. Kalanlar içindi. “

Vizyon Tarihi: 27 Haziran 2014
Yapımı: 2014 – ABD
Tür: Dram
Süre: 126 Dak.
Yönetmen: Josh Boone
Oyuncular: Shailene Woodley, Ansel Elgort, Willem Dafoe, Nat Wolff, Laura Dern
Senaryo: Scott Neustadter, Michael H. Weber
Yapımcı: Wyck Godfrey, Marty Bowen


CEM KURTULUŞ

1 yorum:

"Sayılı günler içinde bana bir sonsuzluk verdin ve bunun için sana müteşekkirim."