Bir
ilişki yaşıyorsunuz, ilişki süresince ölümcül bir hastalığınız var ve yine de arzuladığınız şeyleri yapmaktan
vazgeçmiyorsunuz. Her ne kadar ölümcül
hastalığınız olsa da bunları yapıyorsunuz. Mevzu bahis konumuz John
Green’in aynı isimli gençlik romanından Josh Boone yönetiminde beyazperdeye uyarlanan filmi “ The
Fault In Our Stars” ( Aynı Yıldızın Altında )
“ The Fault In Our
Stars “
oksijen tüpü çantasıyla gezen akciğer
kanseri genç kız Hazel ile geçirdiği operasyon sonucu sağ bacağını
kaybetmiş Augustus’un hikayesini
anlatıyor. Filmin başlarından
itibaren “ Acıklı hikayeleri nasıl anlatacağımız bize kalmıştır”. Sözüyle
film bizi acıya davet ediyor. Kanser
hastası olan, ölümcül hastalığını yenemeyeceğine inanan Hazel Grace
Lancaster’in hayatı destek grubunda
karşısına çıkan Augustus Waters ile değişiyor, kendisi için umut
oluyor.
Augustus’un
eğlenceli ve pozitif bakış açısı bir süre sonra Hazel Grace Lancaster’ı
değiştiriyor, böylelikle birbirlerini tamamlıyorlar. Birbirlerini tanıma süreci kendileri için uzun
sürüyor, çünkü karşısında ölüme karşı yenilen Hazel Grace Lancester gerçeği var, bir nevi Hazel Grace için umut Augustus Waters oluyor. Birbirlerini
tanıma süreçlerinde iki karakter arasında bilgi alışverişi oluyor, birbirlerine
kitap hediye ediyorlar. Augustus Waters’ın Hazel Grace’dan aldığı kitap
sonrasında filmin boyutu kitabın
yazarının hikayesine odaklanıyor . Hikayeye odaklanma sürecinde Augustus
Waters’ın yazar Peter Van Houten’la mesajlaşarak görüşme ayarlaması Hazel Grace
Lancester için tarifi olmayan bir mutluluk oluyor.
Augustus
Waters, Hazal Grace’ın en büyük hayali
olan kitabın yazarı Van Houten ile Amsterdam’a doğru ailesiyle yolculuğa
çıkıyor. Bu yolculuk filmin ikinci bölümünde küstah bir yazarın macerası olarak
yansıtılıyor seyirciye. Peter Van
Houten’in hikayeye hiçbir şey katmaması filmin hayal kırıklığıydı, aynı
zamanda Peter Van Houten’i canlandıran Willem Dafoe perde de fazla gözükmemesi
film adına eksiklik olarak göze çarpıyor.
Filmin ilk yarısı Augustus Waters’ın Hazel
Grace’dan kitap ödünç alıp okuduğu
kısımda ilerliyor, filmin ilerleyen zamanlarında yönetmen bizi acıya davet
ediyor. Bunları yaparken hem güldürüyor, hem üzmeyi başarıyor. Yazar Peter
Van Houten için gittikleri Amsterdam’da gençlerin hayal kırıklığına
uğramasının film adına beni de hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim. İlk günden beri bu anı bekleyen, kitabın
sonunu merak eden gençlerin bu hayal kırıklığı ancak o sahneyle anlaşılabilir.
Amsterdam
yolculukları her ne kadar Augustu Waters
ve Hazel Grace ikilisi için hayal
kırıklığıyla sonuçlansa da onlar için mutluluk verici olan ilişkilerini ileri
boyuta taşımaları oluyor. Amsterdam
dönüşlerinde ise iki genç hastadan biri ölüme yaklaşıyor, bu gençlerden biri
Augustu Waters. Ölümü arzulayan, ölüm kelimesi ağzından düşmeyen Hazel Grace’ın
ölmemesi şaşırtıyor seyirciyi. Hazal
Grace’in Augustu Waters’a okuduğu William Carlos Williams şiiri ve Filmin bitimine yakın kilise de
Augustu Waters’e ölmeden önce okuduğu mektuplar etkileyici sahneler arasında
yerini alıyor.
İki
Kanser hastası genci etkili bir şekilde oynayan Shailene Woodley ve Ansel Elgort film adına iyi bir iş
çıkarıyorlar, ama ebeveyn görevi gören karakterler olmak üzere diğer yan
karakterler de filmin geri planında kalıyor. Anne görevini etkileyici biçimde oynadığını düşündüğüm
Laura Dern ‘de filmde
rolün hakkını veren karakterlerden. Müziklerin iyi seçildiğinin, filme uyum
sağladığını söylemek gerekir. John Green’in The Fault In Out Stars kitabını
okumamış olanlar için film seyirciyi etkilemeyi başarırken kitaptan alıntılar sunmayı unutmuyor. Ayrıca senaryoda katkısı bulunan Scott Neustadter ve Michael H. Weber ikilisini es geçilmemelidir!
Özetlemek gerekirse; Drama ve trajik olaylardaki durumu zaman
zaman mizahi anlatımla sunan “ The Fault
In Our Stars” başrollerde Shailene Woodley ve Ansel Elgort ikilisinin müthiş uyum sağladığı yer yer mizah örneği sunan dram yapımlarından.
Altını Çizdiklerim:
“ Öyle bir zaman
gelecek ki hepimiz bir gün öleceğiz. İnsanların olmadığı zamanlar vardı ,
insanlık sonrası zamanlar olacak. Kim bilir belki yarın, belki bir milyon yıl
sonra.Bu gerçekleştiğinde kimse hatırlanmayacak. Ne Kleopatra, Ne Muhammed Ali,
ne Mozart, ne de buradakiler.”
“ Yağmur suyuyla
parlamış kırmızı el arabasının
Ne çok şey yığılmış
üstüne beyaz tavukların yanında
Ağaçlarının
dallarının arasından çıkan gökyüzünün
Ne çok şey yığılmış
üstüne
Mavi dudaklı bir
çocuğun
Karnında fırlayan
borunun
Ne çok şey yığılmış
üstüne
Bu evren
gözlemleyicisinin ne çok şey yığılmış üstüne”
“ Kanser
janrının en boktan olmayan
geleneklerinden biri de ‘ Son iyi gün ‘
olarak bilinen gelenektir. Kişinin
amansız kötüye gidişatının birden
durduğu acının bir dakikalığına da
olsa dayanılabilir olduğu zamandır.
Tabii ki bunda ki eksi de son iyi gününüzün
son iyi gün olduğunu bilemiyorsunuz.Onu yaşadığınız anda sizin için
normal bir gündür. “
“ Acilde size
sordukları ilk şeylerden biri de acınızı
bir ile on arasında derecelendirmeniz olur. Bu soruya yüzlerce kez maruz kaldım
ve bir keresinde nefesimi toplayamamıştım ve sanki göğsüm cayır cayır
yanıyordu. Hemşire acıyı derecelendirmemi istedi. Konuşamasam da dokuz
parmağımı kaldırmıştım. Durumum biraz daha iyi olunca hemşire geldi bana ‘
savaşçı ‘ diye hitap etti. ‘ Nereden biliyorum,biliyor musun’ diye sordu.
10’luk bir acıya 9 dedin. Ama doğru değildi. Cesur olduğum için dokuz
dememiştim. Dokuzla derecelendirmemin sebebi 10’u sonraya saklıyor olmamdı ve
bu da oydu. Büyük, korkunç 10 buydu.”
“ Önemli mi
bilmiyorum onun kız arkadaşıydım. Gus’ın evinde şöyle bir söz vardı; ‘ Gökkusağı istiyorsan ıslanmasını bileceksin’
son günlerinde bile tek kelimesine inanmamıştım. Her zaman gülebilmesini
becermişti. Ama önemli değildi. Çünkü doğru şeyin bu olduğunu biliyordum.
Cenazelerin ölü için olmadığına karar verdim. Kalanlar içindi. “
Vizyon
Tarihi: 27 Haziran 2014
Yapımı: 2014 – ABD
Tür: Dram
Süre: 126 Dak.
Yönetmen: Josh Boone
Oyuncular: Shailene Woodley, Ansel Elgort, Willem Dafoe, Nat Wolff, Laura Dern
Senaryo: Scott Neustadter, Michael H. Weber
Yapımcı: Wyck Godfrey, Marty Bowen
Yapımı: 2014 – ABD
Tür: Dram
Süre: 126 Dak.
Yönetmen: Josh Boone
Oyuncular: Shailene Woodley, Ansel Elgort, Willem Dafoe, Nat Wolff, Laura Dern
Senaryo: Scott Neustadter, Michael H. Weber
Yapımcı: Wyck Godfrey, Marty Bowen
CEM KURTULUŞ









1 yorum:
"Sayılı günler içinde bana bir sonsuzluk verdin ve bunun için sana müteşekkirim."
Yorum Gönder